# Küresel ekonomi ABD-Kuzey Kore gerilimine odaklandı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kuresel-ekonomi-abd-kuzey-kore-gerilimine-odaklandi-26043h/
- Yayımlanma: 2017-08-11T14:31:58+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

ABD ile Kuzey Kore arasındaki diplomatik kriz karşılıklı açıklamalarla tırmanırken,
yaşanan gerilimin Doğu Asya ekonomileriyle birlikte küresel ekonomiyi de olumsuz
etkilemesinden endişe ediliyor. Uluslararası ilişkiler ve ekonomi uzmanları, gerilimin
daha da büyümesi ve sıcak çatışmaya dönüşmesi halinde Doğu Asya’daki ticaret hatları,
tedarik zincirleri ve bölgesel üretim ağlarının sekteye uğrayacağını, ciddi bir 
borçlanma riskiyle karşı karşıya kalabilecek ABD ekonomisindeki gelişmelerin de 
tüm dünyayı etkileyebileceğini belirtiyor.

Diplomatik krizin taraflarından ABD’nin milli geliri Dünya Bankası verilerine göre
geçen yıl 18,5 trilyon doları buldu. Kuzey Kore’nin 2016’daki milli geliri ise Güney
Kore Merkez Bankasının yaptığı hesaplamalara göre 32 trilyon won (yaklaşık 29 milyar
dolar) seviyesinde gerçekleşti.      
         Uzmanlar, uluslararası yaptırımların
hedefindeki Kuzey Kore ile dünyanın en büyük ekonomisine sahip ABD arasında yaşanan
gerilimin büyümesinden en fazla etkilenecek ülkenin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi
durumundaki Çin olacağını tahmin ediyor. Kuzey Kore’nin, uluslararası ticaretinin
yüzde 90’ını Çin ile gerçekleştirdiği belirtiliyor. Çin’in, bu ülkeye yönelik ticaretinde
kısıtlamaya gitmesinin, Kuzey Kore yönetimi üzerinde büyük baskı oluşturacağı kaydediliyor.
ABD’nin de, Çin’in Kuzey Kore ile ticaret yapmasını onaylamadığı ve bu ülkeyle alışverişte
bulunan Çin şirketleriyle bankalarına yaptırım uygulama ihtimalinin bulunduğu öne
sürülüyor.      

**Piyasalarda kriz gerilimi      **
         Dünya piyasaları ABD ile Kuzey Kore
arasında yaşanan diplomatik gerilimi yakından takip ediyor.               İki ülke
arasında gerginliğin büyümesiyle oluşan belirsizlik ve jeopolitik risk algısının
piyasalara satış yönlü negatif baskı yaptığı kaydediliyor. Rakamlar, piyasalardaki
belirsizlikle doların, gelişmekte olan ülke para birimleri karşısında değerlenmesine
yol açtığını ortaya koyuyor.              Analistler, söz konusu gerilime piyasaların
verdiği negatif yönlü reaksiyon nedeniyle altın fiyatlarının hem Türkiye’de hem 
de yurt dışında haftayı yükselişle tamamlamasının güçlü ihtimal olduğunu dile getiriyor.
Global jeopolitik risklerin, petrol fiyatlarında daha büyük oynamaya yol açmasından
endişe ediliyor.      

**“Kriz, piyasadaki güvenli varlık talebini canlandırdı”      **
         KapitalFX
Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, küresel
piyasaların iki ülke arasındaki krizin çok yakından takip ettiğini söyledi.     
Krizin piyasadaki güvenli varlık talebini canlandırdığını belirten Erkan, şöyle 
devam etti:             “Rusya ve Çin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlar karşısında
sessiz kaldığını görüyoruz. Bu nedenle sıcak çatışma ihtimali çok az görünüyor. 
Gelişmeler, ağustos ayında piyasalarda kalıcı etki yapmayabilir. Buna karşın Asya
Pasifik’teki finansal varlıklar, Kore Yarımadası ve Pasifik bölgesindeki gelişmelere
ciddi reaksiyon veriyor. Günümüzde savaşlar daha çok ekonomi kanalıyla yapılıyor.
ABD’nin ise bu noktada sıcak müdahaleden çok yaptırımlarla Kuzey Kore’nin durumunu
daha da zorlaştırma ve rejimin bu şekilde değişmesini sağlama planı var ancak Venezuela’daki
gibi dış destekli bir darbe Kuzey Kore gibi dış dünyayla bağlantısı kesik bir ülkede
yapılamaz.”      **“Olası bir savaş Doğu Asya’daki tüm aktörlere zarar verir”   **
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Araştırma Uzmanı Dr. Altay Atlı,
iki ülke arasında yaşanan gerilimin krizinin piyasaları henüz ciddi bir şekilde 
etkilemediğini belirtti.               Krizin daha da tırmanmasının bundan sonra
bölge ekonomileriyle küresel piyasaları olumsuz etkilemeye başlayacağını dile getiren
Atlı, “ABD ile Kuzey Kore arasında nükleer silahlar kullanılmasa bile çıkacak bir
savaş, öncelikle Doğu Asya’daki ticaret hatlarını, tedarik zincirlerini ve bölgesel
üretim ağlarını sekteye uğratıp bölgedeki tüm aktörlere zarar verecektir. Küresel
krizin etkilerinden yeni kurtulmaya başlayan ABD ekonomisi ciddi bir borçlanma içine
girecek ve bu da zaten kırılgan ekonomiyi tekrar olumsuz bir sarmalın içine itecektir.”
dedi.             Asya borsalarındaki 2016 yılı başından bu yana çıkışa işaret eden
Atlı, Japon yeninin bu sürede yüzde 5-6 oranında değerlendiğini, ABD ile Kuzey Kore
arasında tırmanan gerilimin, ihracatını artırmaya çalışan Japonya için iyi bir haber
olmadığını söyledi.             Atlı, muhtemel bir çatışma durumunda Çin’in nasıl
konum alacağının büyük önem taşıdığını, Kuzey Kore ekonomisinin bu ülke sayesinde
ayakta durduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:             “Kuzey Kore, ihracatının
yüzde 90’ını Çin ile yapıyor. Çin bu ülkeden kömür, tekstil ve gıda ürünleri alıyor.
Bir çatışma ortamı oluşur, Çin Kuzey Kore’ye aktif destek verirse, bu durum Çin 
ile Japonya ve Güney Kore arasındaki bağların iyice zedelenmesine yol açar ve Doğu
Asya’daki bölgesel ekonomik entegrasyon süreçlerini durdurur, hatta tamamen sona
erdirir. ABD ile Kuzey Kore arasındaki krizin sıcak savaşa dönüşmese bile, bu noktadan
sonra ekonomik olarak ciddi etkileri olur, bölgedeki güveni iyice zedeleyerek ticaret
ve yatırımları olumsuz etkileyebilir.”               Atlı, krizin bölge ülkelerinin
askeri harcamalarında da ciddi artışlara yol açacağına işaret ederek, “Bu da ekonominin
diğer alanlarını olumsuz etkileyecektir. Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler iç tüketimi
canlandırmaya ve ihracatlarını kuvvetli bir seviyede tutmaya çalışırken, askeri 
harcamalardaki ani artış tüm bu süreçlere olumsuz yansır.” diye konuştu.      

**“Çin’e yaptırım ihtimali küresel ekonomiyi olumsuz etkiler”      **
         Ankara
Politikalar Merkezi Doğu Asya Analisti ve Uzmanı Dr. Ümit Alperen dış ticaretinin
çoğunu Çin ile yapan Kuzey Kore’nin tek başına küresel ekonomiye ciddi bir etkisinin
olmadığını söyledi.               Buna karşın, Kuzey Kore’nin jeopolitik olarak 
Çin, Güney Kore ve Japonya’nın yer aldığı dünya endüstriyel güç merkezinin ortasında
bulunmasının gerilimin küresel ekonomiye yansıma ihtimalini artırdığına dikkati 
çeken Alperen, “Şu an için üzerinde durulması gereken husus, bu krizin artması halinde
Güney Kore ekonomisinin nasıl etkileneceği ve bunun dünya ekonomisine nasıl yansıyacağıdır.
Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın görevi devralmasından itibaren Çin’e karşı ekonomik
tepkiselliği dolaylı da olsa devam etmektedir. Trump, Kuzey Kore sorununda Çin’e
yönelik baskılarını artırmaya ve ABD içinde de buna destek bulmaya çalışmaktadır.
Trump’ın Çin’e karşı ekonomik yaptırımlara gitme ihtimali, gerilimin dünya ekonomisi
üzerindeki olumsuz etkisini artıracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.Alperen, Kuzey
Kore’nin Japonya ve Güney Kore’yi tehdide devam etmesinin bölgedeki siyasi belirsizlik
ve sıcak çatışma ihtimaliyle birlikte ekonomik riskleri de artıracağını vurgulayarak,
bunun da kısa ve orta vadede Doğu Asya’daki yatırımların bu bölgeden kaçmasını, 
daha güvenli liman olarak görülen Avrupa gibi yerlere gitmesini beraberinde getirebileceğini
bildirdi.                 ABD ile Kuzey Kore arasında küçük çaplı da olsa nükleer
silahların kullanılabileceği bir savaşın çıkması ihtimalini de değerlendiren Alperen,
şunları kaydetti:               “Bu durumun dünya ekonomisinde tartışmasız yıkıcı
bir etkisi olacaktır. Kore Yarımadası’nda patlak veren bir savaşta dünyanın en büyük
siyasi ve ekonomik devleri arasında bulunan Çin, Japonya, Güney Kore doğrudan etkilenecektir.
Bir savaş olasılığında dünyanın fabrikası olarak nitelendirilen Çin’in ve hatta 
Japonya ile Güney Kore’nin limanlarına ticari gemilerinin yaklaşamaması bile küresel
ekonomideki arzın karşılanmasını zorlaştıracaktır.”      
