# Küresel ekonomiyi bekleyen 5 büyük tehdit

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kuresel-ekonomiyi-bekleyen-5-buyuk-tehdit-86798h/
- Yayımlanma: 2022-06-28T16:15:28+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[Covid-19](https://www.borsatek.com/japonyada-karantina-uzatiliyor-59867h) salgınının
neden olduğu krizle sarsılan dünya ekonomisi, yeni risklere karşı toparlanma mücadelesini
sürdürüyor.

[Küresel ekonomi](https://www.borsatek.com/imf-kuresel-ekonomik-buyume-tahminini-dusurebilir-85924h)
nin toparlanma sürecinde patlak veren ve 5’inci ayına giren Rusya-Ukrayna savaşının
kısa vadeli şoku, küresel ekonomi üzerinde kalıcı yük oluşturma tehdidi taşıyor.

Rusya-Ukrayna savaşı, Çin’de Covid-19 salgınına karşı uygulanan politikalar ve tedarik
zincirinde devam eden sıkıntılar dünya ekonomisinde enflasyon endişelerini körüklerken,
merkez bankalarının yükselen enflasyona karşı izledikleri sıkı para politikası da
resesyon korkularını derinleştiriyor.

Yükselen enflasyon, Almanya’nın ev sahipliğinde Bavyera eyaletindeki Elmau Sarayı’nda
düzenlenen G7 Liderler Zirvesi’nin de ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.

G7 liderleri, ABD hükümetinin Rus petrolü için uluslararası bir tavan fiyat uygulaması
önerisini tartışırken, sorunun daha çok Moskova’ya yönelik yaptırımları daha etkili
kılmakla ilgili olduğu belirtiliyor.

Küresel ekonomiyi desteklemek söz konusu olduğunda, ABD, İngiltere, Kanada, Fransa,
Almanya, İtalya ve Japonya’dan oluşan G7 ülkelerinin sınırlı seçeneklere sahip olduğu
dikkati çekiyor.

### 5 faktör küresel ekonomide toparlanmayı tehdit ediyor

Küresel ekonominin uzun bir resesyona girme tehlikesinin bulunduğu bir dönemde, 
siyasi ve jeopolitik risklerin aşağı yönlü sarmalı tetikleyebileceğine işaret ediliyor.

Dünya ekonomisi için düşük ancak hala pozitif olan büyüme beklentileri, öncelikle
gelişmekte olan ülkelerdeki iyimser tahminlere dayanıyor.

Uzmanlar, belirsizliklerle dolu büyüme tahminleri, stagflasyon tehlikesi, yükselen
faiz oranları, küresel gıda krizi ve Covid-19 salgını gibi faktörlerin küresel ekonomideki
toparlanmayı tehdit ettiğini belirtiyor.

### Belirsizlikle dolu büyüme tahminleri

Politika yapıcılar yükselen enflasyona karşı resesyon riskini göze alırken, Uluslararası
Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi pek çok kuruluş büyüme tahminlerini düşürerek
birçok ülke için resesyondan kaçınmanın zor olacağı uyarısında bulunuyor.

Enflasyon ve kısıtlayıcı para politikalarının dünya ekonomisinin büyüme hızını düşüreceği
öngörülürken, Covid-19 salgını ve Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş da küresel
ekonomiye ilişkin belirsizliğin sürmesine neden oluyor.

IMF, Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle bu yıla ilişkin küresel büyüme tahminini 
yüzde 4,4’ten yüzde 3,6’ya indirirken, Fon yetkilileri, bu tahminin temmuzda aşağı
yönlü revize edilmesinin beklendiğine işaret ediyor.

Dünya Bankası, daha önce bu yıl yüzde 4,1 büyüyeceğini öngördüğü küresel ekonominin
Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşının etkileri nedeniyle yüzde 2,9 büyümesini
bekliyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının Covid-19 salgınının küresel ekonomiye verdiği 
zararı artırarak uzun süreli bir zayıf büyüme ve yüksek enflasyon dönemine dönüşebilecek
küresel ekonomideki yavaşlamayı artırdığına dikkati çeken Dünya Bankası, stagflasyon
riskinin yükseldiği uyarısında bulunuyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, enflasyon ve kısıtlayıcı
para politikasının dünya ekonomisinin büyüme hızını azaltacağını belirtiyor. Fitch
de küresel ekonominin bu yıl yüzde 2,9 büyüyeceğini öngörüyor.

Almanya Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW), küresel GSYH’de bu yıl yüzde 3’lük
artış bekliyor. IfW Başkan Yardımcısı Stefan Kooths, risklerin hala yüksek olduğunu,
jeopolitik çatışmaların genişlemesinin halihazırda ısınan ekonominin motorunu durduracağını
savunuyor.

Çin’deki ekonomik büyüme yavaşlarken, ABD’de Covid-19 salgınının ardından gelen 
hızlı toparlanmadan sonra ekonominin “sert iniş” gerçekleştireceğine dair endişeler
artıyor.

Avrupa’da ise Rus enerji kaynaklarına olan yüksek bağımlılık fiyatların yükselmesine
neden oluyor ve fiyat artışlarının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakında
gaz tedarikini tamamen durdurabileceği endişeleriyle ivme kazanıyor.

### Stagflasyon tehlikesi

Yükselen enflasyon ve ekonomik büyüme hızındaki düşüş beklentisi, “ekonomilerde 
durgunluk ve yüksek enflasyonun bir arada gerçekleşmesi” olarak bilinen stagflasyon
endişelerini de gündeme getiriyor.

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, Ukrayna’daki savaş, Çin’deki Covid-19 karantinaları,
tedarik zinciri aksamaları ve stagflasyon riskinin ekonomik büyümeyi baskıladığını
belirtti.

Stagflasyon tehlikesinin önemli olduğunu vurgulayan Malpass, bastırılmış büyümenin
dünyanın çoğu yerindeki zayıf yatırımlar nedeniyle 10 yıl boyunca devam edebileceğini
ve enflasyonun daha uzun süre daha yüksek kalma riski olduğunu kaydetti.

Yükselen enflasyon beklentileri ve ücret-fiyat sarmalının, uzun vadede daha da yüksek
fiyat artışlarına neden olabileceğine işaret ediliyor.

Stanford Üniversitesi Ekonomi Profesörü John Taylor, yükselen enflasyon oranlarının
piyasaları verimsiz ve tüketicileri daha yoksul hale getirdiğini belirtiyor.

Stagflasyon konusunda uyarı yapan ekonomistlerin sayısı her geçen gün artarken, 
enflasyon beklentilerindeki yükseliş ve daha uzun süreli bir enflasyonist ortamın
varlığına işaret eden gelişmelere dikkati çekiliyor.

Ekonomistler, tedarik zincirindeki aksamalar, yüksek enerji fiyatları ve iş gücü
piyasasında devam eden sorunlar gibi risklerin ciddiye alınması ve hükümetlerin 
arz yönlü tedbirleri devreye sokması gerektiğini belirtiyor.

### Faiz oranlarının yükselmesi yük getiriyor

Yükselen enflasyon, merkez bankalarını para politikası duruşlarında değişikliğe 
gitmeye zorluyor.

Hızla yükselen enflasyona karşı ABD başta olmak en az 45 ülke merkez bankasının 
talebi zayıflatmak için faiz oranlarını artırdığı kaydediliyor.

28 yılın ardından ilk defa 75 baz puanlık faiz artışına giden ABD Merkez Bankası(
Fed), faiz oranlarını artırmayı bu yıl sürdüreceğine işaret ediyor.

Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) 11 yıl aradan sonra ilk kez temmuzda faiz artırması
bekleniyor.

Faiz artırımlarıyla borçlanma maliyetleri artarken, bu durumun tüketici talebi ve
işletmelerin büyümesini baskılayarak ekonomik büyümeyi yavaşlama eğilimine sokacağı
belirtiliyor.

ABD’de agresif faiz artışlarıyla resesyon endişeleri derinleşirken, Avrupa’da artan
faiz oranlarıyla birlikte yeni bir “euro krizi” korkusu da geri dönüyor.

Avrupa’nın parasal birliği içindeki bazı ülkelerin, borçlar için yeniden yüksek 
faiz oranları ödemek zorunda kalacağı belirtiliyor. İtalya, Yunanistan, İspanya 
ve Fransa gibi Güney Avrupa’daki ağır borçlu ülkelerde 10 yıllık devlet tahvillerinin
getirileri keskin şekilde yükseliyor.

Fed’in faiz oranlarını ECB’den daha hızlı yükseltmesinin de Avrupa’da ek enflasyonist
baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuluyor.

ECB’nin bilançosu, özellikle son 10 yılda tahvil alımları nedeniyle 5 katına çıkarak
8,8 trilyon (17 Haziran 2022 itibarıyla) euroya ulaştı. Euro krizinin yaşandığı 
2012’de Euro Bölgesi ülkelerinin ulusal borçları 9 trilyon euro iken, bugün bu borçların
toplamının Covid-19 salgınında kamu teşviklerinin etkisiyle 12,4 trilyon euroya 
çıkması dikkati çekiyor.

### Küresel gıda krizi

Rusya-Ukrayna savaşının özellikle yoksul ülkeleri tehdit eden küresel gıda ve enerji
krizini tetiklediği de dikkati çekiyor.

Yetkililer, savaşın dünya genelinde gıda güvenliği sorunlarını daha da kötüleştirdiğine
işaret ediyor.

Artan petrol, gaz, kömür ve gübre fiyatları gıda fiyatlarını da artırıyor. Bu yılki
G7 Liderler Zirvesi’nde gıda güvenliği de masaya yatırılacak konular arasında yer
alırken, G7’nin küresel gıda güvenliğine yönelik artan tehditlere karşı Rusya’yı
suçlamaktan başka bir şey yapamaması dikkati çekiyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin, G7 ülkelerinin son yıllarda ekonomide sorumsuz politika
izlediklerini ve bunun küresel enflasyonda artışa neden olduğunu savunuyor.

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM), “benzeri görülmemiş bir
küresel açlık krizi” konusunda uyarılarda bulunurken, G7 liderlerinin gıda güvenliği
ve artan enerji fiyatlarıyla mücadele konusunda yeni taahhütlerde bulunması öngörülüyor.

Rusya ve Belarus’tan gübre gelmemesi halinde gelecek aylarda durumun daha da kötüleşmesi
bekleniyor. Kuzey ve Güney Amerika, Afrika ile Asya’da daha düşük hasat riskine 
de dikkati çekiliyor.

### COVID-19 salgını

Neredeyse tüm ekonomik tahminlerin, Covid-19’a karşı kapsamlı kısıtlamaların sona
ermesi gibi çok önemli bir varsayıma dayandığı belirtiliyor.

Bilim insanları, virüsün yeni varyantlarının her zaman ortaya çıkabileceğine dair
uyarıda bulunurken, uzmanlar, Çin’deki Covid-19 karantinalarının devam eden tedarik
zinciri kesintilerini daha da kötüleştirmesinin muhtemel olduğunu ifade ediyor.

IfW Başkan Yardımcısı Stefan Kooths, sonbaharda önemli “çalkantıların” olup olmayacağının
sadece virüsün varyantlarına değil, aynı zamanda siyasi tepkilere de bağlı olduğunu
belirtiyor.

Sonbaharda sert önlemler alınması halinde ekonomilerin tekrar altüst olabileceği
uyarısı yapılıyor. Buna karşın dönem başkanı olarak bu yıl G7 Liderler Zirvesi’ne
ev sahipliği yapan Almanya, G7 ülkelerinden serbest ticaret için açık bir taahhüt
talep ediyor.

### “Hem üreticiler hem de hanehalklarını zor günler bekliyor”

Dünya Bankası Kıdemli Ekonomisti Sibel Kulaksız, küresel olarak yüksek enflasyon
ve düşük büyümenin aynı anda yaşandığını söyledi.

Kulaksız, “Çoğu ekonomist, yaklaşmakta olan bir küresel resesyon konusunda alarm
veriyor ve gelişmekte olan ülkeler için bundan kaçınmanın zor olacağını savunuyor.”
dedi.

Bunun temelinde veri analizi olduğunu belirten Kulaksız, şunları kaydetti:

“İşsizliğin yüzde 4’ün altında ve enflasyonun yüzde 4’ün üzerinde seyrettiği dönemlerin
ardından 2 yıl içinde her zaman resesyon yaşanacağı tahmin ediliyor. Benim görüşüm,
ABD için Fed’in para politikası kararları enflasyonu kontrol altında tutabilir ama
faiz hadlerinin yükselmesi gelişmekte olan ülkelerin ödemeler dengesi üzerinde negatif
etki yaratabilir.

Şu andaki sinyallere baktığımızda küresel enerji fiyatlarının ikiye katlandığını
görüyoruz. Bu bile tek başına resesyonu tetikleyebilir. Küresel gıda fiyatlarının
da bu sene yüzde 37 artması bekleniyor. Hem üreticiler hem de hanehalklarını zor
günler bekliyor.”

Dünya Bankası tahminlerine göre 2022’de 100 milyona yakın kişinin aşırı yoksulluk
sınırına düşeceğinin öngörüldüğüne dikkati çeken Kulaksız, bunun sosyal güvenlik
transferlerinin güçlendirilmesi gerektiği anlamına geldiğini, ülkelerin maliye politikalarını
doğrudan etkileyen bir durumun ortaya çıkacağını söyledi.
