# Küresel gıda krizi Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kuresel-gida-krizi-turkiyeyi-nasil-etkileyecek-85852h/
- Yayımlanma: 2022-06-08T13:20:15+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[Buğday](https://www.borsatek.com/bugday-fiyatlarini-yetersiz-bulan-ciftciden-ithalat-uyarisi-85730h),
dünyanın en büyük ihracatçıları Ukrayna ve [Rusya](https://www.borsatek.com/abd-hazinesinden-rusya-icin-kotu-karar-85813h)‘
nın savaşı; en çok üretim yapan ülkelerden Hindistan’ın iç piyasayı dengelemek için
uyguladığı ihracat yasağı; tüm dünyada enerji ile gübre fiyatlarının artması ve 
iklim krizi nedeniyle yaşanan sorunlarla birlikte son günlerde küresel gıda krizinin
en ciddi ayağını oluşturuyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci
Yardımcısı Ayşegül Selışık, FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin Mart 2022’de büyük ölçüde
Ukrayna’daki savaşın etkisiyle tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını, ancak
tüm olumsuzluklara rağmen önceki yıl 777 milyon ton olan küresel buğday üretiminin,
2022’de 782 milyon tona çıkmasını beklediklerini belirtiyor.

Dünya buğday ihraç fiyatları, koronavirüs pandemisi nedeniyle artan talebi takiben
bir önceki sezona göre yüzde 9,2 yükselmişti.

Geçtiğimiz ay Hindistan’ın ihracat yasağını duyurmasının ardından Chicago’da işlem
gören buğday fiyatlarının yaklaşık yüzde 6 artmasıyla küresel piyasaları tedirgin
etmişti.

Türkiye ise hem buğday üreten ve ithal eden hem de buğdayı işleyip ihraç eden bir
ülke. En çok buğdayı ise Rusya’dan ithal ediyor.

TÜİK’in, Mayıs ayı sonunda açıkladığı 2022 yılının ilk bitkisel üretim tahminlerine
göre, buğday üretiminin bir önceki yıla kıyasla yüzde 10,5 oranında artarak 19,5
milyon ton olması bekleniyor.

Fakat üretimin artması, küresel buğday fiyatlarının yükselmesinin Türkiye’ye etkilerini
hafifletecek mi?

‘Üretim geçen seneye göre artsa da önceki yılların altında’

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de buğday üretimi 2015’te 22 milyon; 2020’de ise 20
milyon 500 bin; 2021 yılında ise 17 milyon 650 bin tondu.

Tarım ve gıda sektörüne yönelik çalışan gazeteci İrfan Donat, “Geçen yıl kuraklıktan
17 milyon 700 bin ton gibi bir buğday üretimi vardı. Evet geçen seneye göre daha
iyi bir rekolte bekleniyor ama uzun yıllar ortalamasının, yani 20 milyon ton seviyesinin
biraz altındayız” diyor.

Tarım verileri araştırma grubu Gro Intelligence geçtiğimiz günlerde, küresel gübre
fiyatlarının geçen yıl üç katına çıktığını ve bu yıl dünya genelinde mahsul veriminde“
önemli” bir düşme riski olduğuna dikkat çekmişti.

FAO’dan Selışık da artan gübre ve nakliye maliyetlerinin, üretici kar marjları üzerinde
önemli bir baskı oluşturduğunu vurguluyor.

Donat ise gübre hammaddelerinin küresel bazda yaşadığı fiyat artışında, Rusya gibi
önemli bir hammadde ihracatçısının savaşa girmesinin ve Çin’in hammadde ihracatlarında
kısıtlamaya gitmesinin etkili olduğunu ifade ediyor.

“Tedarik tarafında yaşanan sıkıntılar, stokların zayıf olması, talebin artması gübre
fiyatlarını ister istemez yükseltti” diyen Donat, gübre kullanımının azalmasından
ve yağış azlığı gibi iklimsel sebeplerden verimin düşebileceğini belirtiyor.

Hasadın başında olduğumuzu hatırlatarak rekolte tahmininin değişebileceğini ekliyor:

“Bu durumlar tüm dünyada gübre krizi yarattı. Ama Türkiye’deki artışın hem dolar
bazında hem de kur bazında etkisini gördük, özellikle 2021’in son çeyreğinden sonra.

“Üreticinin bu yıl olması gerektiği seviyede gübre kullanamadığı biliniyor. Bu nedenle
bazı senaryolara göre bu rekolte tahmini 18, 18 milyon 500 bin ton civarlarında 
kalabilir.”

Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran ise bu rakamların
17 milyon 600 bin ton olarak öngörüldüğünü, hatta kuraklığın bu yılki üretimi 15
milyon tonun altında bırakabileceğini tahmin ettiklerini belirtiyor.

Ukrayna savaşı ithalat-ihracat dengesini nasıl etkiler?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Haziran 2021’de yayımladığı buğday raporuna göre, Türkiye
2020/21 döneminde dünya buğday ihracatında yüzde 3,3’lük; ithalatında yüzde 4,7’
lik bir paya sahipti.

Raporda ABD Tarım Bakanlığı’ndan aktarılan veriler, Türkiye’nin aynı dönemde 6 milyon
600 bin tonluk buğday ihraç ederek dünya sıralamasında 9. sırada olduğunu gösteriyor.

İrfan Donat geçen yıl Türkiye’nin 9 milyon tona yakın bir ithalat yapıp buğdaya 
2,5 milyar dolar gibi bir döviz ödediğini belirtiyor.

Peki Türkiye bu ihracat ve ithalat dengesinde kendi kendine yetebiliyor mu? Ukrayna
ve Rusya’dan tedarikin riske girmesi yurtiçi kullanımı etkiler mi?

Kapıkıran neredeyse 20 yıldır “nüfus 65 milyondan 85 milyona çıksa da”, hükümetin
kendi kendine yetebilme limitinin 22 milyon ton buğday üretimi olduğunu vurguluyor.
Ancak bu yılki rekoltenin 22 milyona ulaşması beklenmiyor.

Donat ise, “Buğdayda bu sene beklenti kendi kendimize yeteceğimiz oranlarda gibi
görünüyor, baş başa diyebiliriz ama hem iklimsel sorunlar hem de gübre kullanımındaki
azalma sebebiyle verimin düşmesinden dolayı biraz açığımız olabilir. Ancak açık 
olsun olmasın biz Türkiye olarak her yıl buğday ithalatı gerçekleştiriyoruz çünkü
sonra bunu işleyip un, makarna, irmik, bulgur olarak ihraç ediyoruz” diyor.

“Türkiye un ihracatında dünya birincisi, makarnada İtalya’dan sonra dünya ikincisi
ama hammadde tedarikinde Rusya’ya bağımlı” sözleriyle ithalatın önemini vurguluyor.

Kapıkıran ise ithalatın sadece buğdayın işlenip ihraç edilmesine değil aynı zamanda
iç piyasa tüketimine de ayrıldığını belirtiyor:

“Yaptığımız bir çalışmada gördük ki örneğin 9 milyon 200 bin ton ithalat yapıldığında
6, 6 buçuk milyon tonu sanayiciler tarafından kullanılmak için ithal edilmiş, geri
kalan kısmı iç piyasa tüketimine harcanmış ya da iç yetersizliğin karşılanması için
kullanılmış diyebiliriz.

“Son üç, dört yılda yeterlilik yüzde 107 iken önce 102’ye sonra 97’ye ve ardından
yüzde 82’ye kadar indi. Yaklaşık bir buçuk senedir de TÜİK bu konuda bir veri açıklamıyor.”

Kapıkıran ayrıca, “Tarım arazilerinin azalmasında en önemli payı hububat oluşturuyor.
Yaklaşık 2 milyon 300 bin hektar var buğday ekiminden vazgeçilen” diyor.

Ekimin azalmasının yanı sıra iklim krizi ve kuraklık nedeniyle arazi başına düşen
verimliliğin azalması; gübre fiyatlarının önce 12, 13 katına kadar çıkıp sonra üç,
dört kat seviyesine sabitlenmesi; mazot fiyatlarının 6, 6 buçuk liralardan 26, 27
liralara çıkması; elektrik ve tarım ilacı ücretleri gibi arazi fiyatları fahiş olarak
artmasının rekoltenin düşebileceği anlamına gelebileceğini vurguluyor.

Savaşın gidişatı ve Ukrayna’daki ülkeden çıkarılamayan tahılın kullanılıp kullanılamayacağı
Türkiye’yi de etkileyecek.

Ayşegül Selışık, “Türkiye buğday ithalatının yaklaşık yüzde 87’sini Rusya ve Ukrayna’dan
yapıyor. Bu nedenle, iki ülke arasında yaşanan krizin küresel ve ulusal anlamda 
olumsuz etkilerini derinden hissedebiliriz” diyor.

Donat ise, Rusya’dan buğday tedarikiyle ilgili şu an için Türkiye’nin bir problem
yaşamadığını söylüyor:

“Yine de savaşın yarattığı ek maliyet var mı? Evet var. Alternatif konusu Hindistan
düşünülmüştü ama yasak kararı geldi. Kanada, ABD olabilir ama fiyat ve maliyet Rusya
kadar uygun olmayabilir. Yanı başımızdaki Rusya’dan gelecek buğdayın lojistik maliyetiyle
dünyanın diğer ucundan gelecek ürün maliyeti aynı olmaz.

“Üretimin 24, 25, 26 tonlara çıkması lazım ki Türkiye hem iç piyasada kendi kendine
yeterliliğini artırsın hem de o arz fazlasıyla ihracata konu olan hammaddeyi de 
kendi elde etsin.”

Donat ayrıca Ukrayna’daki tahılın kullanılabilmesi durumunda buğday fiyatlarında
kısmi bir gevşeme olabileceğini ancak buradan “çok anlamlı bir geri çekilme beklenmemesi”
gerektiğini belirtiyor.

‘TMO stokları iç piyasadan doldurabilir’

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) geçtiğimiz günlerde hububat alım fiyatlarını açıkladı.
Buna göre ilk kez farklı bir uygulamaya gidildi.

Destek primi, ton başına TMO’ya satışta 1.000, serbest piyasaya satışta 100 lira
olarak sunuldu.

Bu politika açıkça çiftçinin TMO’ya satışını artırmayı hedefliyor.

Donat bu değişimi şu şekilde yorumluyor:

“Geçtiğimiz yıllarda hem iç piyasada hem de dünyada buğday fiyatları aşırı derecede
yükselince çiftçi buğdayı TMO’ya satmak istememişti. TMO fiyat artırımına gitmeyince
stokları dolduramadı ve ithalata yöneldi. Buğdayı yoğunluklu olarak Rusya’dan ithal
etti.

“Bu sefer eleştiri konusu oldu çünkü içeride çiftçiye 2 bin 250 lira verilirken 
Rusya’dan buğday 6 bin liraya alındı. Neden bu para Türk çiftçisine verilmedi dendi.

“Bu sene açıklanan fiyatlar an itibariyle çiftçi tarafından makul karşılanıyor. 
Ama yarın bugün dünyada buğday fiyatları artışa geçerse ya da iç piyasada, borsada
yine fiyatlar hareketlenirse, TMO’nun fiyatı yine piyasanın altında kalırsa, yine
TMO stoklarını iç piyasadan dolduramayabilir.

“Fiyatları gelişmelere göre haftalık ya da aylık revize ederlerse, üretici lehine
bunu sürdürürse o zaman hem üreticinin kazandığı makul ve beklenen bir fiyat oluşur
hem de TMO stoklarını doldurur.”
