# Küresel şirket iflasları 10 yılın zirvesinde

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kuresel-sirket-iflaslari-10-yilin-zirvesinde-109238h/
- Yayımlanma: 2024-06-04T16:10:57+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Dun & Bradstreet tarafından açıklanan “Küresel İflas Raporu”, 2023 yılında küresel
anlamda şirket iflaslarının son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktığını ortaya koydu.
Rapora göre, 2023 yılında incelenen 45 ülkenin yüzde 50’sinde şirket iflaslarında
yüksek oranda artış yaşanırken, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı 11 ülkede ise
şirket iflaslarında düşüş yaşandı.

Türkiye’de faaliyetleri CRIF grubu bünyesinde yer alan Dun & Bradstreet, “2023 Küresel
İflas Raporu”nu açıkladı. 2021-2023 dönemi iflas verilerini kapsayan rapor, Dun &
Bradstreet Worldwide Network (WWN) üyeleri tarafından derlenen ve küresel GSYİH’nın
yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan 45 ülkenin iflas verileri, Dun & Bradstreet’in deneyimli
ekonomistleri tarafından analiz edilerek hazırlandı. Dun & Bradstreet, “2023 Küresel
İflas Raporu”na göre, 2023 yılında bir önceki yıla kıyasla küresel anlamda şirket
iflaslarında yüzde 12 oranında artış yaşandı. Rapor, küresel anlamda şirket iflaslarının
son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktığını ortaya koydu. Raporda, 2023 yılında 
söz konusu 45 ülkenin yüzde 50’sinden fazlasında bir önceki yıla kıyasla şirket 
iflaslarında artış yaşandığına, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı 11 ülkede ise
şirket iflaslarında düşüş yaşandığına dikkat çekildi. Rapora göre, geçen yıl küresel
anlamda yaşanan iflaslardaki artışta; salgın sonrası normalleşme süreci, sıkı para
politikaları ve yüksek faiz oranlarının uzun süreli baskısı, zayıf küresel talep
gibi olumsuz birçok faktörün etkisi oldu.

ABD, yüzde 79 artışla şirket iflaslarında birinci sırada

Dun & Bradstreet, “2023 Küresel İflas Raporu”nda, ABD, Kanada, Polonya, Hindistan
ve Hollanda başta olmak üzere 20 ülkede, 2023 yılında bir önceki yıla göre şirket
iflaslarının yüzde 12 olan küresel ortalamanın üzerine çıktığına dikkat çekildi.
ABD, 2023 yılında bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında yüzde 79 artışla incelenen
ülkeler içerisinde birinci sırada yer aldı. 2023 yılında bir önceki yıla kıyasla
şirket iflaslarında yüzde 70 artışla Kanada, incelenen 45 ülke içerisinde ikinci
olurken, onu yüzde 56 artışla Polonya izledi. Rapora göre, 2023 yılında bir önceki
yıla kıyasla şirket iflaslarında Hindistan ve Hollanda’da yüzde 53, Ukrayna’da yüzde
48, Fransa’da yüzde 36, Avustralya’da yüzde 34, Güney Kore’de 27, Japonya’da yüzde
23, Almanya’da yüzde 21, Endonezya’da yüzde 20 artış yaşandı.

Rapora göre, 2023 yılında başta ABD, İngiltere, Fransa, Kanada gibi gelişmiş ülkeler
olmak üzere toplamda 14 ülkede iflas eden şirket sayıları pandemi öncesi seviyelerin
üzerine çıktı.

Türkiye’de iflas eden şirket sayısında düşüş

Dun & Bradstreet “2023 Küresel İflas Raporu”, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı
11 ülkede ise şirket iflaslarında düşüş yaşandığını ortaya koydu. Rapora göre, Hırvatistan,
şirket iflaslarında 2023 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 35 düşüşle en iyi
performans gösteren ülke oldu. Belarus’ta 2023 yılında bir önceki yıla göre şirket
iflasları yüzde 29, İtalya’da yüzde 23, Arjantin’de yüzde 20 düşüş yaşandı. Rapor,
Türkiye’de ise 2023 yılında şirket iflaslarında yüzde 19 azalma yaşandığını gösterdi.
CRIF İzleme Servisi tarafından, ticari sicil verileri ve Ticaret Sicil Gazetesi’ne
yansıyan değişikliklerin detaylı incelenmesiyle oluşturulan analize göre, Türkiye’de
geçen yıl toplamda 343 şirket iflas etti.

“Küresel ekonomi 2024’e bir önceki yıla göre daha güçlü bir zeminde başladı”

Dun & Bradstreet COO’su Julian Prower, Küresel İflas Raporu’na yazdığı önsözde, 
düşük faiz sürecinde yüksek oranlarda borçlanan, ancak finansman koşullarının sıkılaşması,
faizlerin artması ve talepteki daralmayla borçlarını sürdüremeyen şirketlerin iflas
riskinin arttığına dikkat çekti. Küresel enflasyondaki düşüşün sürmesi ve bir istikrar
kazanmasının beklendiğine dikkat çeken Prower, “Küresel ekonomi 2024’e bir önceki
yıla göre daha güçlü bir zeminde başladı ve yumuşak iniş olasılıkları arttı. Zor
ekonomik koşullara rağmen alacak yönetiminin iyi yapılması; nakit akışını iyileştirme,
borçluluk seviyesini düşürme ve risklerin yönetilmesinde faydalı olacaktır” değerlendirmesinde
bulundu.

Yüksek faizler ve jeopolitik risklerdeki artış şirketler için büyük risk oluşturuyor

Dun & Bradstreet Baş Ekonomisti Dr. Arun Singh ise “2024 Küresel İflas Raporu” için
yaptığı değerlendirmede, küresel ekonominin geçen yıl beklenenden daha iyi performans
gösterdiğini ve 2024 yılında kademeli olarak iyileşeceğini vurguladı. 2022 yılında
hızla yükselen emtia fiyatlarının talepteki yumuşama ve arzdaki iyileşmeye bağlı
olarak 2023 yılında istikrara kavuştuğunu, enflasyonda da istikrarlı bir düşüş yaşandığını
hatırlatan Singh şunlara dikkat çekti; “Bu durum, şirketler için teşvik edici olmalıydı.
Ancak merkez bankalarının dezenflasyon politikalarıyla gerçekleştirdikleri hızlı
faiz artışları, finansmana erişimde sorun yaşanmasına ve maliyet artışlarına neden
olduğu için şirketler üzerinde baskı yarattı. 2024 yılında da likidite ve ödeme 
üzerinde bu baskı devam edecek, ancak yılın ilerleyen döneminde bu durumun iyileşmesi
bekleniyor. Küresel ekonomi, 2024’te bir yıl öncesine göre beklenenden daha güçlü
başladı ve anlamlı bir durgunluk olmadan daha düşük enflasyonla, büyümede yumuşak
iniş şansı arttı. Ancak yüksek faiz oranlarının tam etkisi henüz hissedilmedi. Daha
geniş bir şekilde düşürülmeye başlandığında bile, para politikası uzun bir süre 
sıkı kalacaktır. Sürdürülebilir yüksek borçlanma maliyetleri ve düşük piyasa likiditesi,
özellikle zor durumdaki işletmeler için nakit akışı yönetiminde önemli zorluklar
oluşturabilir. Borç maliyeti, yeni yüksek oranlarla finansman risk ve mali konsolidasyon
karşısında sınırlı kamu harcama desteği, zaten hali hazırda zorda olan birçok firmayı
iflasa sürükleme riski taşıyor. Diğer yandan jeopolitik risklerdeki artışta 

küresel iflaslar konusundaki beklentimizi büyük ölçüde etkiliyor. Orta Doğu ve Ukrayna’daki
çatışmalar, tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması ve sıkıntılı finans ve enerji
piyasaları yoluyla işletmeler için en büyük riski oluşturma eğilimindedir.”

 
