# Kurtulmuş: Türkiye’nin önlenemez yükselişi başlıyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kurtulmus-turkiyenin-onlenemez-yukselisi-basliyor-59064h/
- Yayımlanma: 2020-12-31T10:03:03+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, “Yeniden güçlü, büyük Türkiye istikametinde
çok büyük adımlar attık. Önümüzde inşallah Türkiye’nin önlenemez yükselişi diyebileceğimiz
bir dönem geliyor” dedi.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, “Yeniden güçlü, büyük Türkiye istikametinde
çok büyük adımlar attık. Önümüzde inşallah Türkiye’nin önlenemez yükselişi diyebileceğimiz
bir dönem geliyor. Tabiri caizse köprünün yarısını geçtik ama tam manasıyla başarıya
ulaşabilmek için daha gidecek çok yolumuz var.” dedi.

Kurtulmuş, Cihannüma Sohbetlerinin “Türkiye’yi Yarınlara Taşımak, Medeniyetimizin
üçüncü koşusu” konulu programa katıldı. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Yusuf Tekin’in moderatörlüğünde yapılan program, Cihannüma Derneğinin 
sosyal medya hesaplarından da canlı yayınlandı.

Programda, çoğunluğu gençler, akademisyenler ve düşünce insanlarıyla yapılan konuşmalarından
derlenen “Türkiye’yi Yarınlara Taşımak” isimli yeni kitabı hakkında konuşan Kurtulmuş,
Türkiye’nin büyük bir mücadeleden geçerek bugünlere geldiğini söyledi.

Hatalarıyla, sevaplarıyla, eksikleriyle geldikleri noktanın bundan 20-30 sene öncesinde
hayal dahi edilemeyeceğini söyleyen Kurtulmuş, geldikleri noktanın kıymetini çok
iyi bilmek ve bundan sonraki sürece çok daha nitelikli bir şekilde hazırlanmak zorunda
olduklarını ifade etti.

Kurtulmuş, Türkiye’nin “Yeniden güçlü, büyük Türkiye” istikametinde çok büyük adımlar
attığını vurgulayarak, “Önümüzde inşallah Türkiye’nin önlenemez yükselişi diyebileceğimiz
bir dönem geliyor. Tabiri caizse köprünün yarısını geçtik ama tam manasıyla başarıya
ulaşabilmek için daha gidecek çok yolumuz var. Allah nasip eder, karşı kıyıya geçersek
de bir daha eski günler gelmesin diye, bir daha Türkiye’nin o karanlık dehlizlerine
tekrar bu millet girmesin diye Tarık bin Ziyad’ın gemileri yakması gibi biz de köprüyü
yakarak yeniden güçlü büyük Türkiye sahiline selametle ulaşırız ve ondan sonraki
hedefimizi sonraki nesiller gerçekleştirmek için yoluna devam eder diyerek ümit 
ve temenni ediyorum.” dedi.

“Bu anlamda bizim arkadaşlarımıza, camiamıza, bizim kardeşlerimize, çok büyük bir
sorumluluk düşüyor.” diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Herkes bulundukları pozisyonda bu mücadelenin esas sahibi, bu mücadelenin merkezi
olarak kendisini görmek durumundadır. Fedakarlıkla, samimiyetle, adanmışlık ruhuyla,
gayretle, ilimle, irfanla şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da çok daha güçlü
bir şekilde yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Arkadaşlarımız, dostlarımız arasındaki
networkun daha da kuvvetlendirilmesi gerektiği kanaatineyim. Herkes bulunduğu yerden
bireysel anlamda mücadelesini en yüksek şekilde devam ettirecek ama kim nerede, 
ne yapıyor, ne yapıyoruz? Bunları bilerek inşallah daha güçlü bir dayanışma ile 
Türkiye’nin yarınlarını hazırlayacağı bir kadro ile yola devam edeceğiz. Ben bütün
arkadaşlarımıza bulundukları pozisyonlarda, bulundukları mevzilerde üstün başarılar
diliyorum.”

“Türkiye’yi Yarınlara Taşımak” isimli yeni kitabıyla ilgili sohbet eden Kurtulmuş,
siyasi hayatı boyunca çok farklı ortam ve platformlarda konuşmalar yaptığını söyledi.

Kurtulmuş, bunların içinde siyaseti ve siyaset yapma iddiasının esasını oluşturan,
medeniyeti yeniden ihya ve inşa edecek perspektife hizmet edecek kalıcı metinler
arasından seçtiği bazı konuşmalarına kitapta yer verdiğini dile getirdi.

Pandemi sırasında ortaya çıkan ve giderek derinleşmekte olan bu kriz olmasaydı bile
esasında son birkaç on yıldır bütün dünyada, modern düşüncenin krizlerinin her alanda
yaşandığını belirten Kurtulmuş, modern insanın zihnini inşa eden temel değerlerin
aslında eski dönemlerde söylendiği kadar insanların hayrına olmadığının ortaya çıktığını
kaydetti.

“Yeni finansal mimari” önerisi

Kitapta yer verdiği “Yeni finansal mimari” önerisi hatırlatılan Kurtulmuş, şöyle
devam etti:

“Yeni dönemlerdeki emperyalizmin gelişme şekline batığımızda nitelik değiştirerek,
şekil değiştirerek, devam ediyor. Dünyada şu anda en temel mesele, denge durumunda
olan bir dünya sisteminin olmaması. Bu, yeni bir dengenin hatta denklemin kurulmasını
zorunlu kılıyor. Bölge bölge çok farklı denklemlerin olduğu, çok fazla değişkenin
işin içerisine girdiği bir denklemin kurulması aşamasındayız.”

Numan Kurtulmuş, bu anlamda jeopolitik gücü, tarihsel derinliği, kültürel zenginliği
gibi birçok imkanıyla Türkiye’nin de bu denklemin içinde güçlü bir şekilde yer almak
için gayret sarf ettiğini anlatarak, birilerinin de Türkiye’nin bu denklemin içinde
yer almaması için uğraştığına vurgu yaptı.

Daha önce kullanılan argümanlarla şimdi postmodern emperyalist dönemde kullanılan
argümanlar arasında nitelik açısından benzerlik bulunduğunu belirten Kurtulmuş, 
şekil bakımından ise farklılıkların olduğunu söyledi.

“İç sorunlarımızı kendimiz çözebilme imkanına kavuşmamız lazım”

Kurtulmuş, bu coğrafyanın halklarının kendi iç sorunlarını çözme konusunda karşılıklı
müzakere ve rızaya dayalı bir çözüm bulmak zorunda olduğunu anlattı.

Numan Kurtulmuş, “Bizim öncelikle iç sorunlarımızı kendimiz çözebilme imkanına kavuşmamız
lazım. Eğer biz bundan sonraki süreçlerde de Balkanlar, Kafkaslar, Doğu Akdeniz 
olsun sorunlarımızı kendimiz müzakere ile karşılıklı rıza ile çözmeyi başarabilecek
pratikler ortaya koyamazsak her bir çatışma, her bir çelişki emperyalizme yeni bir
davetiyedir.” değerlendirmesini yaptı.

Kurtulmuş, Suriye’deki iç çatışmalar başladığı zaman, bölge ülkeleri olarak Suriye’deki
iç çatışmayı çözebilecek veya en azından hafifletecek bir mekanizmayı kurmuş olsalardı
ABD’nin de Rusların da diğerlerinin de Suriye meselesine müdahil olmasının mümkün
olmayacağını kaydetti.

“Vekalet savaşları emperyalizmin yeni tür aracı haline geldi”

Dünyada yaşanan vekalet ve ticaret savaşlarına ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş,
Arap Baharı’nın ilk başladığı süreçte vekalet savaşları kavramını Türkiye’de ilk
kullananlardan olduğunu hatırlatarak, “Zamanla vekalet savaşlarının, emperyal güçlerin
kendi ellerini ateşe sokmamak için terör örgütlerini maşa olarak kullandığı bir 
durum olduğu anlaşıldı. Bu vekalet savaşları emperyalizmin yeni tür bir aracı haline
geldi. Aynı şekilde ticaret savaşları da.” diye konuştu.

Kurtulmuş, dünyada kaynaklar belli ellerde toplanmışken ve çok büyük bir gelir adaletsizliği
söz konusuyken ticaret savaşlarının artarak devam edeceğini dile getirerek, sözlerini
şöyle sürdürdü:

“Aslına 3. dünya savaşı çoktan başlamıştır. Mesela 2. Dünya Savaşı önce sahada askeri
olarak başladı, sonra çok uzun yıllar ekonomik olarak sürdü. Bu sefer tersi söz 
konusu. Savaş ekonomik olarak başlamıştır. Yeni bir küresel yapıya ihtiyaç var, 
bu yapılmazsa, bu şartlar böyle devam ederse yeni bir denge kurulamazsa dünya hızlı
bir şekilde çatışma ortamına doğru gidiyor. Yüksek teknoloji küreselleşmeyle birlikte
dünyaya yeni imkanlar sunuyor ama aynı zamanda elit bir sınıf da oluşturuyor. Pandemiyle
ortaya çıktı ki bu yürütülemez bir sistem. Dünyanın her yerine eli uzanan süper 
gücü Amerika’da başkentin arka sokaklarındaki insanlara, iki maske gönderilemediğini
gördük. Bu yoksulluk değil, yoksunluk. Daha insani, daha paylaşımcı yeni bir küresel
ve finansal mimariye ihtiyacımız var. Ticaretin büyük bölümü dünyada dolar ile yapılıyor,
niye milli paralarımızı kullanmıyoruz? Mesela altına dayalı para sisteminin yeniden
konuşulması lazım. İşte bu ve benzeri çıkışlar adaleti sağlayacak önemli adımlar
olacaktır. Ancak dünya bu kadar gayri adil bir sistemi test ettikten sonra pandeminin
ardından bu şekilde devam edemez. İnsanlığa ve yardımlaşmaya dayalı bir sistemi 
denemek zorundadır. Bunu bir zorunluluk olarak görüyorum. Yeni dönemde tüm ülkelerde
dayanışmanın, yardımlaşmanın, iş birliğinin güçleneceği kanaatindeyim. İnsan oğlu
artık eski hali sürdüremez.”

Kurtulmuş, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde verilen
mücadele ile bambaşka bir noktaya geldiğinin altını çizerek, “Hayal bile edilemeyecek
bir noktaya geldik. Bu, Türkiye’nin önlenemez yükselişidir. O yüzden bizim ortak
hedeflere kilitlenmemiz ve milletimizin ortak hedefler bünyesinde kenetlenmesini
temin etmemiz gerekir. Türkiye güçlü Türkiye hedefine doğru yürüyor, tam bağımsızlık
istikametinde yürüyor. Sorun olarak görülen her alanda adım atıyoruz, biz bildiğimiz
istikamette yürüdükçe Allah da hayırlı sonuçlar nasip ediyor.” değerlendirmesinde
bulundu.
