# Makine ihracatı 9 ayda 17 milyar dolara ulaştı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/makine-ihracati-9-ayda-17-milyar-dolara-ulasti-72927h/
- Yayımlanma: 2021-10-19T14:48:42+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Geçmiş iki yılda aylık
1,5 milyar dolar civarında olan makine ihracat ortalamamızı, bu yıl 2 milyar dolara
ulaştırdık. Bu ivmenin devam etmesi ile yıl sonunda 5 milyar dolara yakın ek gelir
sağlayıp, seneyi 23 milyar dolar ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz.” ifadelerini
kullandı.

Makine İhracatçıları Birliği’nden (MAİB) yapılan açıklamaya göre, yılın ilk 9 ayı
itibarıyla ihracatını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30,2 artıran makine
sektörünün serbest bölgeler dâhil toplam ihracatı 17 milyar dolar oldu. Salgın etkisinden
arındırılmış rakamlarla, makine ihracatındaki artış 2019’a kıyasla yüzde 18,8 olarak
gerçekleşti.

Sektörün Almanya ve ABD’ye yaptığı ihracat 9 ay sonunda 3 milyar doların üzerine
çıkarken, Birleşik Krallık, İtalya ve Fransa gibi diğer ana pazarlardaki ihracat
artışı da ortalama yüzde 40 seviyesine ulaştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu,
bölgesel taleplere hızlı yanıt vererek makine ihracatında bir ivme kazandıklarını
ve artışın 2022 yılının ilk yarısında da hız kesmeden süreceğini belirtti. Dünya
ticaretinde yaşanan son gelişmelere dair bilgiler veren Karavelioğlu, şunları aktardı:

“Dünya mal ticareti son 12 ayda değer bazında yüzde 23, miktar bazında yüzde 14 
artış yaşadı. Bu da yaşanan yükselişte, fiyat artışının önemli bir payı olduğunu
gösteriyor. Fiyatlarda özellikle AB ve ABD’de yükselen üretici enflasyonunun, başta
bakır ve çelik olmak üzere emtia fiyatlarındaki artışın ve lojistikteki yüksek maliyetlerin
etkisi büyük. Ham madde ve komponentlerde stoklu çalışma döneminin başlaması da 
ilave bir işletme sermayesi ihtiyacı doğuruyor. Bu ihtiyaç makine imalatı gibi KOBİ
tabanlı sektörlerde ihmal edilemeyecek büyüklükte bir maliyet unsuruna dönüştü fakat
tedarik güvenliğine yönelik tedbirlerin, yani zincirlerin kısalarak alternatifli
hale getirilmesinin ve lojistik sektöründeki bu çeşitlenmeyi destekleyen sıkıntıların,
bizi özellikle AB ile ticari ilişkilerde daha fazla öne çıkardığını söyleyebiliriz.”

**“Giderek pahalanacak bir dünyanın eşiğindeyiz”**

Tedarik güvenliği açısından bölgesel ilişkilerin öne çıktığı bu dönemi çok iyi değerlendirdiklerine
dikkati çeken Karavelioğlu, “Geçmiş iki yılda aylık 1,5 milyar dolar civarında olan
makine ihracat ortalamamızı, bu yıl 2 milyar dolara ulaştırdık. Bu ivmenin devam
etmesi ile yıl sonunda 5 milyar dolara yakın ek gelir sağlayıp, seneyi 23 milyar
dolar ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz. Pandemi dış pazarda elimizi güçlendiren
bir unsur oldu, yeşil ve dijital dönüşümlerin bir parçası olarak bu yükselişi kalıcı
hale getirmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Dünyanın hızla yeni bir yaşam süreci
içine girdiğine ve herkes için çok daha pahalı ve mücadele gerektiren bir dönem 
başladığına işaret eden Karavelioğlu şunları aktardı:

“Giderek daha pahalı yaşayacağımız bir dünyanın eşiğine palas pandıras gelen toplumlar,
karbon salınımını sınırlandırmanın maliyetlerine zamanında katlanmış olsaydı ve 
sorunlar ötelenerek biriktirilmeseydi, bugün ne kadarını kaldırabileceğimizi kestiremediğimiz
bir büyük yükün altında olmayacaktık. Sürdürülebilirlik, üretim zincirinin bütün
halkalarını pahalılaştıran ve neticede ürün fiyatlarını önemli ölçüde artıran bir
konsept. Bazı maddelerin kullanımının sınırlanacak olması ve alternatiflerindeki
arz noksanı hızla maliyetlere yansıyor.

Enerji kaynaklarında yaşanmakta olan değişimlerin, yani fosil yakıtlardan yenilenebilir
kaynaklara dönüşün etkilerini şimdiden görüyoruz. İklim krizini kontrol altına almak
üzere yapılacak yeni yatırımların maliyeti ise başlı başına bir pahalılık unsurudur.
Bu dönüşüme ayak uydurma çabasının tüm toplumlara getirdiği telaşın farkında olmalı,
bu sürecin başrolünde ise makinelerin olacağını iyi bilmeliyiz.”

**“Yeşil ve dijital dönüşüm konusunda çekincemiz yok, ancak…”**

Karavelioğlu, sanayide yeşil ve dijital dönüşüme çok önceden hazırlananların telaş
yapmadıklarına dikkati çekerek “Karbon ayak izini nötrlemenin gereklerini yerine
getiren ve bu günlerin geleceğini bilenlerin sayısı Türkiye’de sanıldığından daha
fazla. Hazırlıklı olanlar, aldıkları mesafeyi ortaya koyacak ve kendilerini rakiplerinden
avantajlı hale getirecek sertifikasyon ve ticaret sistemlerinin hayata geçmesi için
sabırsızlanıyorlar. AB mevzuatındaki gelişmeleri başından itibaren takip eden bir
sektör olarak biz bu tartışmalara, proaktif bir tavırla 2018 yılında başlattığımız
Karbon Ayak izi kampanyamızla dikkat çekmeyi sürdürüyoruz. İkiz Dönüşüm’ün dijital
ayağı için geliştirdiğimiz Dijital Kılavuzumuz üç aydan fazladır erişime açık. Yeşil
Dönüşüm’ün pratiği üzerine hazırladığımız Ur-Ge projemizin çağrılarını henüz yaptık.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarını yüzde 50’nin üzerine çıkarmış olmasını
da önemli bir avantaj olarak görüyoruz; AB’nin karbon nötr kıta hedeflerine uyum
konusunda bir çekince taşımamakla birlikte, rakiplerimize kendi ülkelerinde sağlanacak
desteklerin ülkemizde de bize sağlanmasının şart olduğuna inanıyoruz.” açıklamasında
bulundu.
