# MB’sı PPK toplantı özetleri yayımlandı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/mbsi-ppk-toplanti-ozetleri-yayimlandi-22549h/
- Yayımlanma: 2017-04-28T15:59:41+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde,
gelecek dönemde, uygulanmakta olan üretim ve istihdam teşvikleri ile kredi piyasasını
canlandırıcı önlemlerin toplam talep koşulları üzerindeki etkisinin yakından takip
edileceği bildirildi. 

Kurul’un 26 Nisan’daki toplantısına ilişkin yayımlanan özette, ABD’nin seçim sonrasında
uygulayacağı ekonomi politikalarına ilişkin beklentilerin finansal piyasalar üzerindeki
etkilerinin 2017 yılının başından itibaren azalmaya başladığı belirtildi.

Özette, bir önceki rapor dönemi ile kıyaslandığında, iktisadi faaliyete dair göstergelerin
küresel büyümenin 2017 yılında özellikle gelişmiş ülkeler kaynaklı olarak bir miktar
güçleneceği, ancak İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkış sürecine ilişkin belirsizlikler
ve ABD’nin seçim sonrası ekonomi politikalarını nasıl şekillendireceğinin henüz 
netlik kazanmamış olması nedeniyle küresel büyüme için aşağı yönlü risklerin halen
mevcut olduğu kaydedildi.

Fed politikasına dair belirsizliklerin azalması ve piyasalardaki iyimser beklentilerin
de etkisiyle gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil getirilerinde kasım ayından sonra
yaşanan hızlı artış eğiliminin durduğu, gelişmekte olan ülke borçlanma senedi ve
hisse senedi piyasalarına portföy girişlerinin gözlendiği ifade edilen özette, şu
ifadelere yer verildi:

“Son dönemde küresel finansal koşullar bir miktar iyileşmekle birlikte Fed’in para
politikasında girdiği sıkılaştırma döngüsünün hızı, gelişmekte olan ülkelere yönelen
portföy akımlarının yönü ve hacmi üzerinde belirleyici olacaktır. Küresel finansal
koşullardaki göreli iyileşmeye karşın, döviz kuru piyasasındaki hareketliliğin kısmen
devam etmesi ve para politikasındaki sıkılaşma adımlarının etkisiyle yurt içinde
finansal koşullar 2017 yılının ilk çeyreğinde sınırlı miktarda sıkılaşmıştır.

Diğer taraftan, son dönemde Türk lirası diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinden
olumlu yönde ayrışarak geçmiş dönem kayıplarını kısmen telafi ederken, finansal 
sistemi destekleyici makroihtiyati politikalar, kamu maliyesi teşvikleri ve kamu
kredi garantileri sayesinde, kredi koşulları toparlanmaya devam etmektedir. Tüketici
kredileri ve Türk lirası cinsinden ticari kredilerde 2017 yılının ilk çeyreğinde
kaydedilen canlanmanın toplam talep ve iktisadi faaliyete ne ölçüde yansıyacağı 
yakından takip edilmektedir.” 

Özette, yakın dönemde iktisadi faaliyete dair aşağı yönlü risklerin zayıfladığının
gözlendiği aktarılarak, “2017 yılında büyüme görünümünün birçok olumsuz şokun bir
arada yaşandığı 2016 yılına kıyasla daha olumlu olacağı tahmin edilmektedir. Turizm
gelirlerinin göreli olarak istikrara kavuşması, güven kanalının güçlenmesi, birikimli
değer kaybının net ihracata olumlu etkisi ve Rusya ile ticari ilişkilerin normalleşme
sürecine girmesi büyümeye olumlu katkı yapacaktır. Ayrıca, tüketim ve yatırım harcamalarını
artırmaya yönelik alınan önlemler ve uygulanan teşvik paketleri, belirsizlik algısındaki
zayıflama ve finansal koşulların sıkılığındaki iyileşme de büyümeyi destekleyecektir.
Bu çerçevede, iktisadi faaliyetin yılın ikinci çeyreğinden itibaren güç kazanması
beklenmektedir. Öte yandan, turizm gelirlerindeki toparlanmanın hızı, gelişmiş ülke
para politikalarına ilişkin belirsizlikler, sermaye akımlarının seyri ve jeopolitik
gelişmeler, yakın dönemde olduğu gibi 2017 yılında da büyüme üzerinde aşağı yönlü
risk teşkil etmektedir.” denildi.

Tüketici enflasyonu 2016 yılının kasım ayından itibaren hızlı şekilde yükselerek
Ocak Enflasyon Raporu tahminlerinin üst bandının üzerinde gerçekleştiği belirtilen
özette, enflasyondaki yukarı yönlü seyirde Türk lirasındaki değer kaybı ve ithalat
fiyatlarındaki yükselişin yanında gıda fiyatlarındaki artışın etkisi belirgin şekilde
hissedildiği, Türk lirasındaki hızlı değer kaybının etkilerinin başta enerji ve 
dayanıklı mallar olmak üzere endeks geneline yayıldığı kaydedildi.

“2017 yılında tüketici enflasyonu dalgalı bir seyir izleyecektir”

Özette, Kurul’un, toplantıda Nisan Enflasyon Raporu’nda yer alması öngörülen orta
vadeli tahminleri değerlendirdiği ifade edilerek, bu çerçevede, 2017 ve 2018 yılsonu
enflasyon tahminleri 2017 Ocak Enflasyon Raporu’na göre sırasıyla 0,5 puan ve 0,4
puan yukarı yönlü güncellendiği bildirildi.

Enflasyonu düşürmeye odaklı ve sıkı bir politika duruşu altında, enflasyonun yüzde
5’lik hedefe kademeli olarak yakınsayacağı, 2017 yılsonunda yüzde 8,5 olarak gerçekleşeceği,
2018 yılsonunda ise yüzde 6,4’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde
istikrar kazanacağı öngörüldüğü belirtilen özette, şunlar kaydedildi:

“Önceki raporda da öngörüldüğü üzere, işlenmemiş gıda, tütün ürünleri, giyim fiyatları
ve geçici vergi indiriminden kaynaklanan baz etkileri nedeniyle 2017 yılında tüketici
enflasyonu dalgalı bir seyir izleyecektir. Özellikle işlenmemiş gıdadan gelen baz
etkisi ve döviz kurunun gecikmeli etkileriyle enflasyonun Nisan-Mayıs aylarında 
en yüksek seviyesine ulaşacağı, sonrasında ise enerji, alkol-tütün ürünleri ve gıda
fiyatlarında 2016 yılındaki artışların yıllık enflasyon üzerindeki etkisinin kademeli
olarak azalmasıyla birlikte tüketici enflasyonunun düşeceği öngörülmektedir. Para
politikasındaki sıkı duruşun enflasyondaki düşüş eğilimine destek vereceği değerlendirilmektedir.

Orta vadeli enflasyon tahminlerinde esas alınan görünümde toplam talep koşulları
Ocak Enflasyon Raporu dönemine kıyasla daha sınırlı olmakla birlikte, enflasyon 
üzerinde düşürücü yönde etkili olmaya devam etmektedir. Geçtiğimiz yıla dair mili
gelir verilerinde yapılan yukarı yönlü revizyon ve kredilerdeki ivmelenme iktisadi
faaliyetteki toparlanmanın tahmin edilenden daha güçlü olabileceğine işaret etmekle
beraber, işsizlik oranlarındaki yüksek seyir, enflasyon üzerindeki talep kaynaklı
risklerin dengeli olduğuna işaret etmektedir. Önümüzdeki dönemde, uygulanmakta olan
üretim ve istihdam teşvikleri ile kredi piyasasını canlandırıcı önlemlerin toplam
talep koşulları üzerindeki etkisi yakından takip edilecektir.”

 “Gıda enflasyonu üzerindeki riskler yukarı yönlü”

Özette, tahminler üzerinde bir diğer belirleyici unsur olan gıda enflasyonu üzerindeki
risklerin yukarı yönlü olduğu değerlendirildiği belirtilerek, gıda ürünleri ihracatındaki
toparlanma ve döviz kuru yansımalarına bağlı olarak gıda enflasyonunun öngörülenden
daha yüksek gerçekleşmesi olasılık dahilinde olduğu, gıda enflasyonu varsayımları
oluşturulurken, Gıda Komitesi’nin almakta olduğu tedbirlerin gıda fiyatları üzerindeki
yukarı yönlü riskleri büyük ölçüde dengeleyeceği bir görünüm esas alındığını belirtildi.

Yakın dönemde risk iştahında gözlenen artışın maliyet kaynaklı baskıları bir miktar
sınırlasa da enflasyonun bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama davranışlarına dair
risk oluşturduğuna işaret edilen özette, bu çerçevede Kurul’un nisan ayındaki toplantısında,
enflasyon görünümündeki bozulmayı sınırlamak amacıyla parasal sıkılaştırmanın güçlendirilmesine
karar verdiği ve geç likidite penceresi uygulaması çerçevesinde borç verme faiz 
oranını yüzde 11,75’ten yüzde 12,25’e yükselttiği bildirildi.

Özette, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki
sıkı duruşun sürdürüleceği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

“TCMB, para politikasını oluştururken orta vadeli enflasyon görünümünü dikkate almakta
ve dolayısıyla enflasyonda yıl içinde gözlenmesi beklenen baz etkileri kaynaklı 
dalgalanmalardan ziyade enflasyonun ana eğilimindeki gelişmelere odaklanmaktadır.
Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki
gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma
yapılabilecektir. Maliye politikasına ve vergi düzenlemelerine ilişkin gelişmeler
enflasyon görünümüne etkileri bakımından yakından takip edilmektedir. Para politikası
duruşu oluşturulurken, mali disiplinin korunacağı ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlarda
öngörülmeyen bir artış gerçekleşmeyeceği varsayılmaktadır.

Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun
orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun
da güncellenmesi söz konusu olabilecektir. Son yıllarda mali disiplinin sürdürülmesi
Türkiye ekonomisinin olumsuz dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan
biri olmuştur. Mali disiplinin sağlamış olduğu alan kullanılarak yakın dönemde dengeleyici
maliye politikası uygulanabilmiştir. Döngü karşıtı maliye politikası uygulama kapasitesini
güçlendirecek yapısal tedbirler, maliye ve para politikası eşgüdümüne katkıda bulunarak
makroekonomik istikrarı destekleyecektir.”
