# Mehmet Şimşek Merkez Bankası’na güveniyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/mehmet-simsek-merkez-bankasina-guveniyor-16406h/
- Yayımlanma: 2016-11-03T16:55:41+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, enflasyon hedefine ilişkin, ‘Bu sene öyle görünüyor
ki Merkez Bankamız hedeflerini tutturabilecek’ dedi

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, enflasyon hedefine ilişkin, “Bu sene öyle görünüyor
ki Merkez Bankamız hedeflerini tutturabilecek. Bu son liradaki değer kaybının etkisini
bile dikkate alırsak, umut ediyoruz ki yüzde 7,5 civarında uzun bir süre sonra ilk
defa hedefler tutturulmuş olacak.” dedi.

Şimşek, A Haber’de katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Enflasyon rakamlarını nasıl değerlendirdiğinin, yıl sonu enflasyon tahminin tutup
tutmayacağının sorulması üzerine Şimşek, bu sene Merkez Bankasının hedeflerini tutturabileceğinin
öngörüldüğünü söyledi.

Enflasyonda yıl sonu hedefinin yüzde 7,5 olduğunu hatırlatan Şimşek, “Şu anda yüzde
7,2 civarındayız. Dolayısıyla bu son liradaki değer kaybının etkisini bile dikkate
alırsak, umut ediyoruz ki yüzde 7,5 civarında uzun bir süre sonra ilk defa hedefler
tutturulmuş olacak.” dedi.

Bunun önemli olduğuna, hedefleri tutturarak kredibilite inşasının mümkün olduğuna
işaret eden Şimşek, son aylardaki trendin destekleyici ve olumlu olduğunu söyledi.

Bankaların faiz indiriminin büyümeyi ne kadar etkileyeceğinin sorulması üzerine 
Şimşek, kalıcı düşük faizin, makul fiyatlarda finansmana erişimi, yatırımları, büyümeyi
destekleyeceğini, ancak yatırımları belirleyici tek değişkenin faiz olmadığını vurguladı.
Şimşek, şunları kaydetti:

“2003-2007 döneminde Türkiye’de reel faizler yıllık yüzde 14-15 civarındayken yatırımlar
reel olarak bir kattan fazla artmış, ama 2008-2016 döneminde reel faizlerin yüzde
1,5-2 civarında olduğu yani 10 kat daha düşük olduğu bir dönemde maalesef yatırımlardaki
artış yüzde 30 civarında. Dolayısıyla bütün dünyada yatırımlarda bir zayıflama var
çünkü talep zayıf, belirsizlik çok. Yani talebe ilişkin belirsizlikler, yatırım 
yaparsanız elde edeceğiniz getiriye ilişkin kaygılar, yatırımların önündeki en büyük
engeldir. Türkiye olarak biz yatırım teşviklerini devreye soktuk. Yatırım ortamını
iyileştirmeye yönelik önemli adımlar attık, finansmana erişim noktasında da aslında
çok önemli bir reformu ekim ayında yaptık. “

Dünyada birçok ülkede faizlerin şu anda sıfır ya da eksi olduğuna işaret eden Şimşek,“
Fakat o ülkelerde yatırımlarda tık yok. Dolayısıyla tek başına yeterli değildir.
Geleceğe ilişkin güven, olumlu beklentiler, kar marjları, talebe ilişkin beklentiler
daha belirleyicidir.” görüşüne yer verdi.

**Dolardaki artış**

Şimşek, dolardaki artışa ilişkin bir soru üzerine de günübirlik piyasa hareketleri
üzerine yorum yapmanın anlamlı olmayacağını söyledi. Geçen sene gelişmekte olan 
ülkelerde 650 milyar dolarlık fon çıkışı olduğunu anlatan Şimşek, Türkiye’den de
fon çıkışı olduğunu belirtti. Bu sene gelişmekte olan ülkelerden yaklaşık 250 milyar
dolarlık fon çıkışının öngörüldüğüne dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:

“Yani gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahı zayıf, fon akışı nispeten zayıf.
İkinci konu Türkiye’nin ciddi bir cari açığı var. Cari açığı azalttık, ama hala 
arzuladığımız, sürdürülebilir bir seviyede değil. Onun için zaten yapısal reformlardan
bahsediyoruz. Bir de buna ek olarak çevrede olup bitenler, jeopolitik gerginlikler…
Bu çerçevede bakarsanız, kısa vadede piyasa, yani bir esnek kur rejiminiz var, piyasa
şartları kuru belirliyor, fakat orta ve uzun vadeli perspektif takınırsanız, reel
olarak büyüyen Türkiye, liranın reel olarak güçlü olacağı bir Türkiye’dir. Yeter
ki biz ticaret ortaklarımızdan daha hızlı büyüyelim, daha doğru şeyler yapalım. 
Onun için geleceğe ilişkin inancımız tamdır. Kısa vadede tabi ki bu belirsizlikler,
bu gelişmeler ister istemez etkili oluyor. Merkez Bankamız bu konuda elinden geleni
yapıyor, gereken tedbirleri alıyor, ama bunların da sınırı var. Orta ve uzun vadeli
bir perspektifle bakmak lazım. Ben günübirlik hareketleri yorumlamanın çok faydalı
olduğu kanısında değilim.”

**“Türkiye’nin uzun vadeli geleceğine güven devam ediyor”**

ABD’nin FETÖ’nün darbe girişimine bakışının sorulması üzerine Şimşek, başlangıçta
darbe girişiminin dışarıdaki algısının farklı olduğunu, ancak bugün gelinen noktada
Avrupa’nın da Amerika’nın da diyalog kurulduktan sonra çok daha iyi bir şekilde 
Türkiye’nin tezlerine kulak açtıklarını, o tezleri satın almaya başladıklarını söyledi.
Bu ülkelerin Türkiye’yi daha destekleyici bir noktaya geldiklerini dile getiren 
Şimşek, başlangıçta söz konusu ülkelerin iyi bir sınav vermediğini belirtti.

Şimşek, Avrupa ve Amerika’dan Türkiye’ye yapılan ziyaretlerin gerçekleri daha iyi
anlamalarına yol açtığına dikkati çekerek, FETÖ’nün kriminal bir network olduğunun
çok daha iyi anlaşıldığının altını çizdi.
Türkiye’nin uzun vadeli geleceğine olan
güven ve inancın devam ettiğini vurgulayan Şimşek, fakat gerek olağanüstü halin 
olması, gerekse Türkiye’ye ilişkin algının son yıllarda sistematik bir şekilde bozulmuş
olmasının bu durumu etkilediğini bildirdi. Şimşek, “İyi bir reform momentumu ile
bu süreç daha güçlü bir demokrasi ve daha güçlü bir hukuk devleti çerçevesinde yürütülebilirse
inanıyorum ki Türkiye tekrar güçlü bir şekilde yatırımcı ilgisine sahip olacaktır.”
dedi.

Şimşek, Amerika’daki görüşmelerinden, FETÖ’nün nasıl bir tehdit olduğunu giderek
daha iyi anladıklarına dair bir izlenim edindiğini belirterek, “(Fethullah Gülen’in)
İade süreci ayrı bir süreç. O konu Adalet Bakanlığı tarafından götürülüyor. Zaten
Türkiye o konuda gerekeni yapıyor.” diye konuştu.

**“Başkanlık sistemi en büyük reformlardan biri”**

Şimşek, başkanlık sisteminin ekonomiye etkisinin sorulması üzerine de yönetimde 
istikrarı, temsilde adaleti sağlamak açısından sistemin en büyük reform olduğunu
söyledi. Başkanlık sistemi tartışmalarının kişiler üzerinden yürüdüğü ve başka taraflara
çekildiği için bu hususların ön plana çıkmadığını belirten Şimşek, “Eğer Türkiye
iyi bir kurguyla başkanlık sistemini oturtursa bu idarede istikrar demektir. Sonunda
bir şahıs başkan olacak, ekibini kuracak ve 5 yıl bu ülkede programını uygulayacak.
Bu istikrarı ve var olan hükümet programının güçlü bir şekilde uygulanmasını garanti
altına alır.” ifadelerini kullandı.

Haziran seçimlerinin ardından hükümetin kurulamadığına dikkati çeken Şimşek, o dönemde
terör örgütlerinin palazlandığını, neredeyse şehirleri işgal etme noktasına geldiklerini
kaydetti. Şimşek, “Ekonomi bu kadar reform yapılmasaydı bu şokları kaldıramazdı.”
dedi.

Şimşek, seçim ve referandumların ister istemez bir miktar öngörülebilirliği azalttığını
belirterek, en öncelikli konulardan birinin başkanlık sistemini getirmek olduğunu
ifade etti.
