# Merkel varken ne olmuştu, gidince ne olacak?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkel-varken-ne-olmustu-gidince-ne-olacak-71382h/
- Yayımlanma: 2021-09-26T09:20:36+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Almanya tarihinde bir sayfa kapanıyor. Avrupa’nın en büyük ekonomisine 16 yıl boyunca
liderlik eden Angela Merkel’in başbakanlık görevi sona eriyor. 16 yıllık dönemde
birçok krizle karşılaşan Merkel, ülkesinin ekonomik performansını geliştirmeye devam
etti. Onun döneminde ülkesi Avrupa ekonomisindeki lokomotif rolünü daha da pekiştirdi.

Bloomberg HT’nin haberine göre bu durum ihracatının önemli bölümünü Avrupa Birliği’ne(
AB) yapan Türkiye için de önemli bir katalizör işlevi gördü. 16 yıllık dönem boyunca
Almanya ile Türkiye arasındaki dış ticari ilişkiler rekor seviyelere yükseldi. Türkiye’de
tarihleri 150 yılı aşan Alman şirketleri yatırımlarına devam etti.

Bununla birlikte muhafazakar lider Merkel, Türkiye’nin AB üyeliğini bloke eden, 
Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik talepleri de baskılayan bir tutum takındı.
Son dönemde mülteci krizinin Avrupa kamuoyunun gündeminde ön plana çıkmasıyla, bu
konuda Türkiye’yi önemli bir ortak ve aktör olarak konumlayan Merkel, AB içinde 
Türkiye’ye yükselen sesleri de bastıran bir denge siyaseti izledi.

Peki şimdi ne olacak? Merkel gidince özellikle ekonomik ilişkiler nasıl bir seyir
izleyecek? Tüm bu soruları yanıtlamaya Almanya’da yeni oluşması beklenen siyasi 
tabloyu tarif etmekle başlanabilir.

### **Almanya sosyal demokratların liderliğine hazırlanıyor**

Merkel’in muhafazakar blok liderliğini terk etmesi ve halefinin kendisi kadar güçlü
bir figür olmaması ibreyi Sosyal Demokrat Parti’ye (SPD) çevirdi. Anketler her ne
kadar muhafazakarların arayı kapattığına işaret etse de sosyal demokratların liderliği
devam ediyor.

FW anketine göre SPD yüzde 25 destek seviyesini korurken, Merkel ittifakına olan
destek 1 yüzde puan artarak yüzde 23’e yükseldi. Geçtiğimiz ay Merkel ittifakı anketlerde
ilk kez yüzde 20’nin altına gerilemişti.

Berenberg Başekonomisti Holger Schmieding, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden 
Olaf Scholz’un büyük ihtimalle seçimlerden sonraki şansölye olmasını bekliyor, fakat
seçimlerin hala sürprizlere açık olduğunu ve farklı koalisyonların da kurulabileceğini
düşünüyor.

Yenilenen bir Hristiyan Demokrat ve Sosyal Demokrat koalisyonu dışında Yeşillerin
yüzde 85 ihtimalle her türlü koalisyon senaryosunda yer aldığını belirten Schmieding,“
Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Sol Parti arasında bir koalisyon olma ihtimalini
yüzde 20 olarak görüyoruz ama bu senaryo Almanya’ya daha fazla regülasyon ve yüksek
vergi oranları getirebilir” ifadelerini kullanıyor. 

Sosyal Demokratlar ve Hristiyan Demokratlar’ın birbiriyle anlaşmaya çalışmadan önce
diğer bütün koalisyon seçeneklerini değerlendirmeye çalışacaklarını belirten Schmieding,“
Bu iki parti arasında koalisyon ancak Federal Başkan’ın seçimleri tekrar etmemek
için iki parti üzerinde baskı kurmasıyla mümkün olacaktır” yorumunu yapıyor.

Schmieding, anayasa mahkemesinin denetimi düşünüldüğünde gelecek herhangi bir koalisyonun
maliye politikasıyla ilgili yapabileceklerinin çok sınırlı olduğunu da vurguluyor.

### **Türkiye ile ilişkiler nasıl olacak?**

Sosyal demokratların iktidarında Türkiye ile ilişkilerin tonunun değişmesi bekleniyor.

Bu açıdan ilk sinyaller seçim programlarında ortaya çıkmıştı. SPD’nin programında
Türkiye’nin iç ve dış politikadaki tutumunun kaygıyla izlendiği belirtilirken, bu
konuların eleştirel bir yaklaşımla ele alınacağı AB-Türkiye diyalogunun geliştirilmesi
de vurgulanmıştı.

Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin olarak ise programda herhangi bir ifade yer almadı.
Programda Türkiye’nin Avrupa’nın “komşuları” başlığı altında konumlandırılması, 
AB adaylığından, üyelik müzakerelerinden hiçbir şekilde söz edilmeyerek diyalog 
vurgusuyla yetinilmesi dikkat çekti.

Almanya’daki yeni siyasi denklemin içinde yer alması beklenen Yeşiller’in seçim 
programında ise Türkiye’nin ciddi bir yer edindiği görülüyor. Yeşiller programda
siyasi hedeflerinin AB üyeliği için görüşmelerin yeniden başlatılması olduğunu söylerken
bunun ancak Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletine geri dönüşü sağlayacak bir “
U dönüş” ile mümkün olabileceğini belirtiyor.

Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen’e göre Almanya’da
SPD ve Yeşiller’in kuracağı bir hükümetin Türkiye’ye bakışı Merkel yönetimine kıyasla
daha sert olacak.

Ülgen, zorlu ilişkiler öngördüğü böyle bir senaryoda, Türkiye’nin AB ile ekonomik
ilişkileri açısından kritik önemdeki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi beklentisinin
gerçekçi olmadığını düşünüyor.

Yeni dönemde Türkiye-Almanya arasındaki ekonomik ilişkileri Bloomberg HT’ye değerlendiren
Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Markus Slevogt ise Merkel döneminde
Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkinin farklı bir aşamaya evrildiğini ve iki ülke
arasındaki ortaklığın güçlü kalmaya devam etmesini beklediğini belirtiyor. 

Seçimlerden sonra Almanya’nın dış politikasının nasıl şekilleneceğini tahmin etmenin
şu anlık zor olduğunu ama ikili ilişkilerin uzun bir geçmişe sahip olduğunu belirten
Slevogt, “Türkiye, Almanya ve Avrupa Birliği için bölgede önemli bir ortak” ifadelerini
kullanıyor.

Slevogt, Türkiye-Almanya ilişkilerinin ekonomik ve stratejik değer taşıdığını belirterek
iki üke arasında diyalog ve işbirliği ortamının inşa edilmesinin her iki ülkenin
ekonomik refahını artırmak için önemli olduğunu da dile getiriyor.

### **Merkel, Türkiye’yi AB’de görmedi**

Türkiye ile Almanya ilişkileri Merkel döneminde genel itibariyle pozitif bir atmosferde
gelişti. Buna rağmen Merkel, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine ve Gümrük Birliği’nin
güncellenmesine engel olan figürlerin başında geldi.

Seçimlerden önce düzenlediği son basın toplantısında Merkel bu konunun altını çizdi.

“Benim siyasi görüşümü ve Türkiye’nin AB’ye üye olmasını geçmişte ve halen öngörmediğimi
biliyorsunuz. Yine de Türkiye ile yakın ilişkilerden yanayım. AB’nin mülteci anlaşmasının
da savunucusu oldum. Gümrük Birliği’ni de konuşmaya başladık.”

EDAM Başkanı Sinan Ülgen, Merkel’in geçmişte Gümrük Birliği’nin modernizasyonu sürecini
tıkadığını, bununla birlikte Türkiye ile AB arasında bir denge unsuru olduğunu vurguluyor.

Ülgen’e göre, 2015’ten sonra etkili olmaya başlayan mülteci krizi sonrasında Merkel,
AB içinde Türkiye’ye yönelik sert tepkileri engelledi ve özellikle Fransa’yı dengeleyen
bir tutum sergiledi. 

Merkel de kamuoyuna verdiği son mesajlarda mülteci anlaşmasının etkilerine dikkat
çekti. Anlaşma dahilinde Türkiye’ye 3 milyar euro ek fon vereceğini de hatırlatan
Merkel, “Mülteciler insan, siyasi araç olarak kullanılmamalı” dedi. Alman lider,
Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan Türkiye’nin bu hususta olağanüstü başarı
sergilediğini, AB’nin küçük ölçekte olsa da Ankara’yı desteklediğini ve anlaşmanın
devamının ilgili tarafların çıkarına olacağını ifade etti.

### **Dış ticaret zirveye çıkmıştı**

AB üyeliği ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda engelleyici tavır gösteren
Merkel’in başbakanlığı döneminde Türkiye-Almanya ilişkileri zirveye çıktı.

2005 yılında Merkel iktidara geldiğinde Türkiye ile Almanya arasındaki dış ticaret
hacmi 23 milyar dolar seviyesindeydi. Bu dönemde Türkiye’nin ihracatı 9 milyar dolar,
ithalatı ise 14 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

Bu hacim kademeli olarak yükseldi ve 2010 yılında 29 milyar dolara, 2015 yılında
ise 35 milyar dolara yükseldi.

Salgın koşullarına rağmen iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2020’de 38 milyar
dolarla zirveye çıktı. Aynı yıl Türkiye’nin Almanya’dan ithalatı da 22 milyar dolarla
rekor kırdı.

Türkiye’nin Almanya’ya ihracatında motorlu kara taşıtları öne çıkarken makinalar
ve örme giyim eşyaları da ihracatın önemli kalemlerinden oldu.
