# Merkel’siz dönem Ankara’yı zorlar

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkelsiz-donem-ankarayi-zorlar-71547h/
- Yayımlanma: 2021-09-29T07:20:26+03:00
- Yazar: Selim Soydan

BirGün’ün haberine göre Almanya’da Maliye Bakanı Olaf Scholz liderliğindeki Sosyal
Demokratlar’ın 2005’ten bu yana ilk kez bir seçimden zaferle ayrılmasının yankıları
sürerken koalisyon çalışmaları da başladı. Angela Merkel yönetimindeki 16 yıllık
CDU/CSU saltanatının sona ermesinin iç politikadan dış politikaya pek çok alanda
bir takım değişimlere yol açacak. Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden
Doç. Dr. Sinem Kocamaz ile Merkel’siz Almanya’yı konuştuk.

**►Merkel dönemini sona erdiren seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?**

Almanya’da gerçekleşen seçimler, AB’nin geleceği ve Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği
açısından oldukça önemli bir gündem konusu. Seçimlerden yüzde 25,9 oy oranı ile 
birinci parti olarak çıkan Sosyal Demokratlar’ın Yeşiller ve Hür Demokratlar ile
koalisyon hükümeti kuracağı söylenebilir. Önemli olan soru ise Sosyal Demokrat koalisyonunun
Almanya ve AB açısından neleri değiştireceği… Merkel sonrası AB içerisinde bir liderlik
krizi yaşanması söz konusu olabilir.

**►Seçimler sonrası Ankara’nın Berlin ile ilişkisinde olası bir değişiklik bekliyor
musunuz? Akabinde Türkiye’nin AB ile ilişkiler nasıl etkilenir?**

Türkiye, AB açısından önemli bir ortak olmaya devam etmekte ve Türkiye ile pozitif
gündemin devam ettirilmesi için Erdoğan ile görüş ayrılıklarına rağmen Merkel yönetiminin
AB üzerinde etkin ve ısrarcı olduğu göz ardı edilemez. Bu bağlamda yeni hükümet 
döneminde Türkiye mevcut sorunlar üzerinde Merkel yönetimine göre daha fazla zorlanabilir.
Zira Yeşiller’in içerisinde olduğu bir koalisyon hükümetinde Türkiye’ye karşı eleştirilerin
de artması ihtimaller içerisinde. Yine de mülteci sorunu, Afganistan’dan kaynaklanan
mülteci dalgası ihtimalleri ve jeostratejik konumu düşünüldüğünde Türkiye gözden
çıkarılmayan bir ortak olmaya devam edecek. İlişkilerdeki gerilimin dozunu Türkiye’nin
demokrasi konusundaki uygulamaları, pozitif gündem konularında devamlılığın sağlanabilmesi
gibi unsurlar belirleyecektir. 

**►AB demişken Türkiye hâlâ ‘aday ülkeler listesi’nde. ‘Kırılma noktaları’ bağlamında
son süreç için neler söylenebilir?**

AKP iktidarı döneminde AB ile pek çok sorun ve kırılma yaşanmıştır. Otoriterleşen
iktidar, ilişkilerin gerilmesine neden oldu. 2013 yılında Suriye iç savaşında ABD
ve Avrupalı liderler Suriye politikalarını değiştirirken Türkiye’nin Suriye konusunda
Batı’dan ayrışan politikaları, Batı ittifakında memnuniyetsizlikle karşılanmıştır.
Bu dönemde iktidar, iç politikada otoriterleşme eğilimini arttırmış; yargı bağımsızlığı,
gazetecilerin tutuklanması, hak ve özgürlükler alanındaki sınırlandırıcı uygulamalar
AB’nin Türkiye’yi daha fazla eleştirmesine neden olmuştur. OHAL dönemi uygulamaları
da karşılıklı olarak ilişkilerin yıpranmasına neden olmuştur. Bu dönemde AB, Türkiye’ye
olan eleştirilerini arttırmış, Türkiye’nin üyelikle ilgili isteğinin ve kararlılığı
da giderek azalmıştır. Yaşanan bu zorluklar üyelik sürecinde daha fazla zorluk yaşanmasını
beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede üyelik sürecinde gelinen olumsuz noktada en
önemli iki faktörün altı çizilebilir. Bunlar; Türkiye’nin demokrasi konusundaki 
giderek kötüleşen performansı ve AB’nin süreci siyasallaştırarak başka üyelerine
uygulamadığı kriterler ve standartları Türkiye’den beklemesidir.

**►Mülteciler, Doğu Akdeniz, Kıbrıs sorunlarının etkisi ne olur?**

Güncel problemlere bakıldığında ise mülteci krizi konusunda yaşanan anlaşmazlıklar
ve Doğu Akdeniz’de yaşanılan kriz son dönemin önemli sorunları olarak nitelendirilebilir.
Bütün bu krizlerin arka planına AB içerisinde giderek güçlenen ve yabancı düşmanlığını
körükleyen radikal sağ partilerinin etkisini de eklemek gerekir. Ayrıca Fransa ve
Yunanistan gibi Türkiye ile ikili ilişkilerinde problem yaşayarak Kıbrıs-Doğu Akdeniz
gibi sorunları AB’ye yansıtan ülkelerin de rolünü unutmamak gerekir. Bütün bu krizler
ve sorunlar üyelik sürecinde yol kat edilememesine neden olmuş, taraflar pozitif
gündem çerçevesinde Gümrük Birliği’nin yenilenmesi, mülteci sorunu ve vize serbestisi
gibi işbirliğinin öne çıkabileceği konular üzerinden yürütmeye karar vermişlerdir.
Ancak pozitif gündem de siyasi sorunlardan ve krizlerden etkilenmektedir. Özellikle
Yeşil Mutabakat ve dijitalleşme gibi konuların AB ajandasında daha fazla yer aldığı
konjonktürde Türkiye’nin de bu konulara ağırlık vermesi işbirliği imkânlarını arttıracak
formüller oluşturabilir. Ancak üyelik sürecinin pozitif anlamda devam etmesi için
Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi çetin konular Türkiye’nin demokrasi konusundaki performansı
gibi mevcut sorunlar hâlâ devam etmektedir.
