# Merkez Bankası faiz indirmeli mi?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-faiz-indirmeli-mi-569yy/
- Yayımlanma: 2019-12-10T17:57:00+03:00
- Yazar: Metin TÜRKYILMAZ

“Normal” batı kökenli bir sözcüktür. Anlamı da “alışılagelen, olağan, aşırılığı,
eksikliği olmayan, ortalama durum” demektir. Bu anlamda, aşırılığı, eksikliği olmayan
tabiri faizde normali anlatmakta öne çıkıyor. Ne olması gerekenden aşırı, yüksek
ne de olması gerekenden eksik, düşük.

 

Şu unutulmamalıdır: Faiz, enflasyondan azade düşünülemez. Enflasyon yükselince faiz
yükselir, düşünce düşer. Tabii parayı kullandırma yetkisi olan yani finans kuruluşu,
faiz seviyesini belirlerken, hedef enflasyon tahmininde bulunur. Şu anda geçmiş 
bir yılda gerçekleşen tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 10,56. Banka kredi verirken,
hesabını, bu enflasyonu yani geçmişi baz alarak yapmaz. Eğer yıllık kredi verecekse
gelecek bir yıllık dönemdeki enflasyonun ne kadar gerçekleşeceği tahmin ederek ve
üzerine karını düşünerek faiz oranını belirler. Tabii kredi de sadece faize bakmak
yetmez. Dosya parası, komisyon gibi, hesap işletim ücreti gibi faiz dışı alınan 
paralara da bakmak gerekir. Tabii faizi de net düşünmek gerekir. Banka sigorta muameleleri
vergisi gibi brüt faizden yapılan kesintileri de göz önüne alır.

 

İşin bir diğer yönü de banka cebinden bu parayı kullandırmaz. Mevduat bulması gerekir.
Mevduatı veren tasarruf sahibi ise eğer konunun uzmanı değilse mevcut yani geçmiş
enflasyonu baz alarak ve diğer yatırım araçlarının getirisine de bakarak hesabını
ve tercihini yapar. Şu anda olduğu gibi enflasyon yüzde 10,56 ise para sahibi bu
orandan fazla net faiz elde etmek ister. Ama parasını değerlendireceği daha fazla
getiri sağlayan yatırım aracı yoksa veya o yatırım aracının riskini almak istemiyorsa
enflasyonun altına bir faiz gelirine de razı olabilir.

 

Durum basitçe böyle olduğuna göre, gelelim faizde normale. Geçmiş enflasyon yüzde
10,56, Yeni Ekonomi Programı’na (YEP) göre gelecek bir yıllık dönemde (2020 yılında)
gerçekleşecek enflasyon ise yüzde 8,5. Tabii bu hedef enflasyon tutturulabilir mi
onu bilemem ama en azından maliye ve para politikalarının bu hedefin gerçekleşmesi
yönünde belirleneceğini ve uygulanacağını düşünürsek güçlü bir ihtimaldir.

 

Merkez Bankası da mevcut enflasyona ve gelecek bir yıllık enflasyon hedefine göre
hareket edecektir. Bankanın, bu nedenle yüzde 24’e kadar çıktıktan sonra kademeli
olarak yüzde 14’e indirdiği politika faizini, 12 Aralık Perşembe günü en az yüzde
12’ye çekeceğini tahmin ediyorum. Uzmanların tahminleri 100-200 baz puan arasında
olsa da bence Merkez Bankası politika faizini en az 200 baz puan indirecek. 250 
baz puan indirip faizi yüzde 11,5’e çekerse de benim için sürpriz olmaz. Çünkü, 
bankanın genel politikası enflasyonla mücadele için faizlerin düşürülmesi yönünde.
Yani banka, reel faizin sıfıra yakın olması gerektiğine inanıyor. Böylece hem enflasyonla
mücadele edebileceğini hem de büyümeyi hızlandıracağını sanıyor. Bu bence yanlış.
Faizleri yükselterek, sıkı para politikasıyla enflasyonu düşürebilirsiniz. Örneğin
ikinci petrol şoku sonrasında, 1980’de, ABD, ortalamada yüzde 13,5, yıl sonunda 
yüzde 11,9’a çıkan enflasyonu düşürmek için politika faizini yüzde 15,5’e kadar 
çıkarmıştı. Ve bu politikayla 1983 yılında ortalama enflasyonu yüzde 3,2’ye, yıl
sonu enflasyonunu yüzde 3,9’a çekmişti. Bu politikayı uygulayan dönemin ABD Merkez
Bankası, FED’in Başkanı Paul Volcker, dün 92 yaşında vefat etti.

 

Bence Merkez Bankası’nın enflasyonun en az 2-3 puan üzerinde faiz belirlemeye devam
etmesi gerekir. Aksi takdirde sıkı para politikası sürdürülemez, kısa vadede de 
enflasyondan bu ülke kurtulamaz. Bundan dolayı bence Merkez Bankası faizi daha fazla
düşürmemelidir.

 

Faizi daha fazla düşürebilmek için öncelikle enflasyonu kontrol etmek gerekir.

 

Sonuç olarak, enflasyonun ve dolayısıyla faizin düşük olması için;

 

Madde madde sayacak olursak.

 

İstikrarlı, en azından kısa ve orta vadede geleceği, hedefleri, politikaları belli
bir ekonomik yapı oluşturulmalıdır.

 

Siyasi riskler en aza indirilmelidir.

 

Zamanında sonuçlanan, düzgün işleyen, adil bir adalet sistemi ve insan haklarına
dayanan sosyal hukuk devleti kurulmalıdır.

 

Kontrol edilebilir bir bütçe açığı, uzun vadeli, dengeli, milli gelire uyumlu bir
iç ve dış borçlanma yapısı, sürdürülebilir cari işlemler dengesi hedeflerine ulaşılmalıdır.

 

Kurların ekonominin gereklerine göre dalgalanmasına müsaade edilmelidir. Çok değerli
TL’nin, önünde sonunda devalüasyona ve ekonomik krize neden olacağı unutulmamalıdır.

 

Kredi mevduat dengesi iyileştirilmeli, kredi ihtiyacını karşılayabilecek mevduat
büyüklüğüne ulaşılmalıdır.

 

Hesap verebilen bir yönetim yapısına, adil bir vergi düzenine geçilmeli, kayıtsız
ekonomi sınırlandırılmalıdır.

 

Bağımsız bir Merkez Bankası ve iyi tespit edilmiş, maliye politikasıyla uyumlu bir
para politikası oluşturulmalıdır.

 

Yüksek hızlı ama riskli, kriz potansiyeli barındıran ekonomik büyüme yerine, uzun
vadeli bir süreçte istikrarlı büyüme sağlayan bir ekonomik yapı tercih edilmelidir.

 

İstihdam yaratan, verimlilik ve rekabet odaklı, tasarrufa, yatırıma, üretime ve 
ihracata dayalı bir ekonomik yapı kurulmalıdır.

 

Bu maddelere başka maddeler de eklemek mümkündür.

 

Peki yüksek enflasyon ve yüksek faizden yakınan bizler, bu maddelerin kaçını yerine
getirebiliyoruz.

 

ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa gibi gelişmiş ülkeler bu maddelerin büyük
bölümünü yerine getirdikleri için enflasyonları “normal” düzeylerde yüzde 2’lerde
seyrediyor. Faiz oranları da bu enflasyona uyumlu olarak belirleniyor.

 

Biz de bu ülkeler gibi ülkemizi yönetebilirsek, onlar gibi bir ekonomik yapı kurabilirsek
enflasyon da faiz de sorun olmaktan çıkar.
