# Merkez Bankası faizi neden artırdı, olumsuz enflasyon beklentisi kırılabilir mi?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-faizi-neden-artirdi-olumsuz-enflasyon-beklentisi-kirilabilir-mi-39810h/
- Yayımlanma: 2018-09-15T08:15:45+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Merkez Bankası son dönemde bazen TL likiditesini sıkıştırmaya, bazen döviz likiditesini
gevşetmeye ve bu yolla para politikasını yürütmeye yönelik çeşitli adımlar attı.

Bu adımlara destek olmak üzere Hazine ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
da (BDDK) çeşitli düzenlemeler yaptı. Faiz cephesinde ise Merkez Bankası, bankaları
fonlamada bir süredir yalnızca gecelik borç verme yöntemini kullanarak ortalama 
faizi (Merkez Bankası Ortalama Fonlama Maliyeti) yüzde 19,25 olarak uyguladı.

Böylece adı politika faizi olan ve aslında o konumda çok kısa sürelerle kalabilen
haftalık repo ihalesi faizini uygulamaz oldu.

Merkez Bankası’nın yüzde 19,25 olarak uyguladığı faize karşılık piyasada faizler
2 yıllık tahvil için yüzde 24,5 düzeyinde 10 yıllık tahvil için yüzde 20 düzeyinde
oluşuyordu.

Bankalar mevduata yüzde 20’nin üzerinde faiz verirken kredi faizlerini yüzde 35’
e kadar yükseltmişlerdi.

Bunun temel nedeni TL’nin dış ve iç değerindeki hızlı değer kaybı ve geleceğe ilişkin
risklerdeki artış eğilimiydi.

Ocak ayındaki Merkez Bankası Beklenti Anketine göre 2018 sonu için Dolar/TL kuru
beklentisi 4,12, enflasyon beklentisi yüzde 9,55 idi.

Eylül ayında yapılan ankette bu beklentiler kur için 6,59’a, enflasyon için yüzde
19,61’e yükselmiş bulunuyordu.

Riskleri ölçmekte kullanılan CDS primi yılbaşında 161 iken Merkez Bankası’nın kararı
öncesinde 523 dolayında seyrediyordu.

Merkez Bankası faizleri nereden nereye geldi?
Merkez Bankası, sadeleştirme adımı
çerçevesinde yaptığı düzenlemeyle bir süredir yalnızca politika faizi oranını belirliyor,
öteki faizler buna bağlı tanımlara göre kendiliğinden oluşuyor.

Dün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu kararıyla politika faizi yüzde 17,75’den
yüzde 24’e yükseltildi.

Buna göre Merkez Bankası’nın faizi 6,25 puan artırdığı izlenimi doğdu. Başta yabancı
fonlar olmak üzere piyasanın faiz artışı beklentisi 5 puandı. Bu artış piyasanın
beklentisinin üzerinde olduğu için Dolar/TL kuru bir anda düşüşe geçti ve 6 seviyesinin
altına indi. Bir süre sonra tekrar yükselerek 6’nın üzerine çıktı.

Merkez Bankası gerçekte faizi kaç puan artırdı?
Merkez Bankası’nın gerçek faizi 
gecelik borç verme faizi ile politika faizinin ağırlıklı ortalamasına göre belirlenen
ve adına TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti denilen faiz.

Bu karardan önce Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihalesi yapmıyor ve bankaları
yüzde 19,25’lik gecelik borç verme faiziyle fonluyordu.

Bir başka ifadeyle TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (Merkez Bankası’nın 
gerçek faizi) yüzde 19,25 idi.

Merkez Bankası, politika faizinin artırılmasına ilişkin Para Politikası Kurulu kararının
ardından Türk Lirası Likidite Yönetimine İlişkin bir duyuru yaptı.

Duyuruya göre Merkez Bankası, karar öncesi gecelik vadede gerçekleştirilen fonlamayı
14 Eylül 2018 tarihinden itibaren politika faiziyle yapacak.

Bu durumda TCMB Ortalama Fonlama Maliyeti (Merkez Bankası’nın gerçek faizi) yüzde
19,25’den yüzde 24’e çıkmış, 6,25 puan değil 4,75 puan artmış oldu.

Merkez Bankası faizi neden bu kadar yüksek oranda artırmak zorunda kaldı?

Merkez Bankası’nın son açıklanan beklenti anketine göre ankete katılanların 2018
yılsonu enflasyon beklentileri yüzde 19,61 idi.

Bu ankete katılanlar, kararları alanlar ya da karar alıcılara tavsiyede bulunan 
kişiler.

Dolayısıyla bu beklenti büyük ölçüde gerçekleşecek olanı yansıtıyor. Bu aşamada 
Merkez Bankası’nın bu olumsuz beklentiyi kırması gerekiyordu.

Merkez Bankası bu aşamaya kadar faiz artışı dışındaki yolları denedi ve bu beklentiyi
kıramadı ve sonuçta faizi artırmaktan başka çaresinin olmadığını gördüğü için faizi
artırma yoluna gitti.

Gecikmiş de olsa kısa vade açısından doğru bir adımdır.

Grafik, Merkez Bankası’nın enflasyon hedefini yıllardır tutturamadığını, son iki
yılda hedeften iyice uzaklaştığını gösteriyor.

Merkez Bankası bir kur politikası izlemiyor. Ama enflasyon, kuru izliyor.

Bu durumda Merkez Bankası’nın enflasyon yaratan kuru denetim altına alması için 
de bu faiz artırımına ihtiyacı vardı.

4,75 puanlık bir faiz artışı yüzde 27 dolayındaki bir artışa karşılık geliyor.

Buradaki en ciddi soru şudur: Bir önceki toplantıda niçin faiz artışı yapılmadı?
Durumun buraya gittiği görülememiş miydi? Çünkü bu kadar sorun biriktirmek yerine
önceki toplantıda 2 puanlık bir faiz artışı yapılsaydı büyük olasılıkla bu toplantıda
bu kadar dramatik bir artışa gerek olmayacaktı.

Faizi artırmak sorunu çözer mi?

Faiz artışı öncelikle kurlardaki tırmanışı tersine çevirip enflasyon beklentisini
kırabilir mi?

Bu soruya vereceğimiz yanıt kısa vade için olumlu. Buna karşılık orta – uzun vadede
beklentiyi değiştirebilmek ekonomi politikasının yalnızca para politikası tarafında
değil maliye politikası tarafında da sıkılaştırılmasıyla gerçekleştirilebilir.

O halde faiz artışıyla sıkılaştırılan para politikasına sıkı maliye politikasının
eşlik etmesinin sağlanması gerekiyor.

Bunun da yolu harcama artırıcı projelerin tamamından vazgeçilmesinden geçiyor. Bir
yandan faizi yüzde 24’e çekerken bir yandan harcamaları artırıcı projelere devam
edilirse kısa bir süre sonra piyasa yeni bir faiz artırımı talebini gündeme getirir.

Arabayı çeken iki atın da aynı yöne koşmasının sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde
araba doğru gidemez. BBC Türkçe
