# Merkez Bankası PPK toplantı özetini yayımladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-ppk-toplanti-ozetini-yayimladi-98692h/
- Yayımlanma: 2023-06-01T14:04:59+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

[TCMB](https://www.tcmb.gov.tr), fiyat istikrarının kalıcı ve sürdürülebilir bir
şekilde kurumsallaşması için Liralaşma Stratejisi’nin tüm unsurlarıyla uygulanacağını
bildirdi.

21 Mayıs’ta gerçekleştirilen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası PPK Para Politikası
Kurulu Toplantısının Özeti yayımlandı.

Özette, “Kurul, 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi metninde belirttiği
üzere, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla
kullanmaya devam edecek ve fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç
setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getirecektir. Bu süreçte, politika araçlarının
Türk lirası mevduat gelişiminin desteklenmesi, Açık Piyasa İşlemleri fonlamasının
teminat yapısında Türk lirası cinsi varlıkların artırılması, fonlamanın kompozisyonunda
para takası (swap) ağırlığının azaltılması ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi
istikametinde geliştirilmesine odaklanılmaktadır.” denildi.

Özetin tamamı şu şekilde:

“Tüketici fiyatları nisan ayında yüzde 2,39 oranında artış kaydederken yıllık enflasyon
6,83 puan düşüşle yüzde 43,68 seviyesine gerilemiştir. Yıllık enflasyon enerji ve
gıda gruplarında daha belirgin olmak üzere tüm gruplarda azalmıştır. Aylık bazda
fiyatlar incelendiğinde, enerji grubunda gerilerken, gıda ve hizmet gruplarında 
artmıştır. Enerji fiyatlarındaki belirgin düşüşün devam etmesiyle üretici fiyatlarındaki
aylık artış sınırlı olmuş ve yıllık üretici enflasyonundaki gerileme eğilimi sürmüştür.
Bu görünüm altında, mevsimsellikten arındırılmış verilerle aylık artışlar B göstergesinde
yavaşlama eğilimini korurken C göstergesinde sınırlı bir miktar yükselmiş, her iki
göstergenin de yıllık enflasyonu gerilemiştir.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları nisan ayında yüzde 3,95 oranında artmış,
grup yıllık enflasyonu 13,97 puan düşüşle yüzde 53,92 olmuştur. Yıllık enflasyon,
işlenmemiş gıdada 13,24 puan azalışla yüzde 52,70, işlenmiş gıdada ise 13,93 puan
düşüşle yüzde 57,75 olarak gerçekleşmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler,
sebze grubu kaynaklı olarak, taze meyve ve sebze fiyatlarının nisan ayında arttığına
işaret etmiştir. Taze meyve ve sebze dışı işlenmemiş gıda fiyat gelişmeleri incelendiğinde,
kırmızı ve beyaz et fiyatlarındaki yükselişlerin devam ettiği izlenmiştir. İşlenmiş
gıda alt grubunda aylık fiyat artışı yavaşlama eğilimini sürdürerek yüzde 0,97 ile
sınırlı bir yükseliş sergilemiştir. İşlenmiş et ürünleri haricinde grup genelinde
ılımlı fiyat hareketleri izlenirken, ekmek ve tahıllar kaleminin fiyat artışındaki
yavaşlama dikkat çekmiştir. 

Enerji fiyatları aylık bazda yüzde 3,86 ile yüksek bir oranda gerilemiş, grup yıllık
enflasyonu 14,47 puan azalışla yüzde 21,19 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmede
olumlu seyreden küresel fiyat hareketlerinin etkisi hissedilmiştir. Bu dönemde meskenlere
yönelik elektrik tarifeleri yüzde 15 oranında gerilerken, akaryakıt (yüzde -1,24)
ve tüp gaz (yüzde -4,66) fiyatları da azalış sergilemiştir. Şebeke suyu ise fiyat
artışıyla (yüzde 1,74) grup görünümünden ayrışmaya devam etmiştir. Enerji fiyatlarındaki
gerilemenin mayıs ayında da devam edeceği değerlendirilmektedir.

Hizmet grubunda fiyatlar yüzde 3,89 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu 1,31
puan düşüşle yüzde 58,62’ye gerilemiştir. Bu dönemde, yıllık enflasyon ulaştırmada
daha belirgin olmak üzere ulaştırma ve lokanta-otel alt gruplarında gerilemiş, diğer
hizmetler grubunda yatay seyretmiş, kira ve haberleşmede ise yükseliş kaydetmiştir.
Aylık bazda incelendiğinde, karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığındaki artışın
sürüklediği ulaştırma hizmetlerinde fiyatlar yüzde 3,08 oranında yükselmiş, alt 
grup yıllık enflasyonu 11,68 puan azalışla yüzde 45,44 seviyesine gerilemiştir. 
Kırmızı et başta olmak üzere gıda fiyatlarındaki görünüm ile birlikte lokanta-otel
grubunda aylık fiyat artışları yüksek seviyesini (yüzde 4,24) korumuş, alt grup 
yıllık enflasyonu 4,32 puan düşüşle yüzde 66,41 olmuştur. Diğer hizmetler alt grubundaki
artışta (yüzde 2,70) temelde paket tur, bakım-onarım ve eğitim kalemleri öne çıkmıştır.
Kiralarda aylık bazdaki yüzde 4,37’lik artışla birlikte yıllık enflasyon yüzde 66,76
oranına yükselmiştir. Haberleşme alt grubunda fiyatlar yüzde 8,02 ile belirgin oranda
yükselirken, bu gelişmede cep telefonuyla yapılan görüşme ile internet ücretlerindeki
artışlar belirleyici olmuştur. 

Temel mal grubunda yıllık enflasyon 2,42 puan azalışla yüzde 34,16 olmuştur. Yıllık
enflasyonun alt gruplar genelinde gerilediği gözlenmiştir. Dayanıklı mal fiyatları(
altın hariç) aylık bazda yüzde 3,05 oranında yükselirken, alt grup yıllık enflasyonu
2,74 puan düşüşle yüzde 37,47 olarak gerçekleşmiştir. Nisan ayında fiyat artışları
otomobil ve beyaz eşya kalemlerinde güçlenmiş, mobilyada ise yavaşlamıştır. Diğer
temel mallar alt grubunda fiyatlar yüzde 1,09 oranında yükselirken yıllık enflasyon
1,15 puan gerileyerek yüzde 43,33 olmuştur. Perakende ilaç satımında uygulanan yasal
karlılık baremlerinde mart ayı ortasında yapılan güncellemenin sarkan etkileriyle
ilaç fiyatları yüzde 5,36 oranında artmış ve alt grup aylık fiyat yükselişinde öne
çıkan kalem olmuştur. Giyim ve ayakkabı alt grubunda, fiyatlar yüzde 3,80 oranında
artış kaydederken yıllık enflasyon 3,49 puan düşerek yüzde 12,77 seviyesine gerilemiştir.
Giyim ve ayakkabı grubunda yazlık ürünlerin endekse giriş ayının nisan ayından mayıs
ayına kaymasını içeren yöntem değişikliğinin bu iki ayda endeks üzerinde beklenen
etkileri de söz konusudur.

Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre on iki ay sonrasına ilişkin
enflasyon beklentisi 1,18 puan düşüşle yüzde 29,84’e gerilemiştir. Gelecek yirmi
dört aya ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 17,74, beş yıl sonrasına ilişkin enflasyon
beklentisi ise yüzde 8,22 seviyesinde ölçülmüştür.

Enflasyonu Etkileyen Unsurlar ve Riskler

Yakın dönemde iktisadi faaliyete ilişkin açıklanan veriler tahmin edilenden daha
olumlu seviyelerde gerçekleşmesine rağmen, jeopolitik risklerin ve faiz artışlarının
da etkisi ile gelişmiş ülke ekonomilerinde resesyon endişeleri sürmekte, birbirini
takip eden banka iflaslarının tetiklediği finansal istikrarı tehdit eden koşulların
oluştuğu gözlenmektedir.

Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda
başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış
olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici enflasyonu yüksek seviyelerini 
sürdürmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası
finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez
bankalarının para politikası adım ve iletişimlerindeki ayrışma devam etmekle birlikte,
takas anlaşmaları ve yeni likidite imkânları ile finansal istikrarı öncelikleyen
eşgüdümlü adımlar atılmaktadır. Finansal piyasalar, merkez bankalarının faiz artırım
döngülerini yakında sonlandıracağını beklentilerine yansıtmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarında, mayıs ayında hisse senedi 
piyasalarına girişler devam ederken borçlanma senedi piyasalarından çıkışlar gözlenmiştir.
Bununla birlikte gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil faizlerindeki oynaklık ve
küresel finansal koşulların seyri gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarına
ilişkin riskleri canlı tutmaktadır.

Uluslararası emtia fiyatları nisan ayı ortalarına kadar artış kaydettikten sonra
yeniden gerileme eğilimine girmiştir. Söz konusu gelişme alt gruplar geneline yayılırken,
enerji alt endeksindeki düşüşün daha belirgin olduğu izlenmektedir. Enerji alt endeksinde
gerileme ham petrol ile sınırlı kalmamış, propan, bütan ve doğal gaz gibi ürünlerde
de gözlenmiştir. Küresel arz zincirindeki baskılara dair göstergeler nisan ayında
tarihsel eğiliminin altında seyretmeye devam etmiş, uluslararası taşımacılık maliyetlerindeki
ılımlı seyir korunmuştur. Bu görünüm altında, üretici fiyatları yüzde 0,81 oranında
sınırlı bir şekilde yükselmiş, yıllık üretici enflasyonu 10,34 puan düşüşle yüzde
52,11 seviyesine gerilemiştir.

Uluslararası gelişmelere ek olarak doğal gaz başta olmak üzere enerji tüketimine
verilen destekler, enflasyondaki düşüş sürecini olumlu etkilemektedir. Hanelere 
sağlanan doğal gazın mayıs ayında tamamının, sonraki 11 ay süresince de 25 metreküpünün
bedelsiz sunulacak olması doğal gazın tüketim sepetindeki önemli ağırlığından ve
uygulamanın tüm ülkeyi kapsamasından dolayı gelecek aylarda fiyatlar üzerinde beklentileri
aşan güçlü bir düşürücü etkide bulunabilecektir. Söz konusu düşürücü etki, ilave
destekler söz konusu olmazsa, havaların soğuması ve ısınma amaçlı enerji tüketiminin
devreye girmesiyle birlikte yılın son çeyreğinde kademeli olarak endeksten çıkacaktır.

Uygulanan bütüncül politikaların desteğiyle enflasyonun seviyesinde ve eğiliminde
iyileşmeler devam etmekle birlikte, depremin yol açtığı arz-talep dengesizliklerinin
enflasyon üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Asrın felaketi öncesindeki öncü göstergeler 2023 yılının ilk çeyreğinde iç talebin
dış talebe kıyasla daha canlı olduğuna ve büyüme eğiliminde artışa işaret etmekteydi.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi şubat ayında aylık
bazda yüzde 5,9 oranında düşüş kaydederken mart ayında yüzde 5,5 oranında kayda 
değer bir toparlanma sergilemiştir. Böylelikle yılın ilk çeyreğinde sanayi üretim
endeksi afetin etkilerine rağmen çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında artmıştır. Mevsim
ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacim endeksi ise şubat ayındaki
daralmadan sonra mart ayında aylık bazda yüzde 7,3 oranında artarak afet öncesi 
seviyesini aşmıştır. Böylelikle endeks ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde
6,5 oranında yükselerek iç talepteki güçlü seyri teyit etmiştir. Tüketim talebine
ilişkin diğer göstergeler ve anket verileri şubat ayında afet kaynaklı etkilerle
gerileyen üretim ve tüketimin mart ayından itibaren güçlü toparlanma eğilimi sergilediğine
ve iç talebin dış talebe kıyasla daha güçlü olduğuna işaret etmektedir. 

Güncel veriler deprem bölgesinde ekonomik faaliyetin beklenenden hızlı toparlandığını
göstermekte, orta vadede depremin Türkiye ekonomisinin performansı üzerinde kalıcı
bir etkide bulunmayacağı belirginleşmektedir. Kartla yapılan harcamalar afetten 
daha şiddetli şekilde etkilenen illerde mayıs ayı ortası itibarıyla deprem öncesi
seviyelerine doğru toparlanmayı sürdürürken afet bölgesindeki diğer illerde deprem
öncesi seviyelerinin üzerindedir. Benzer şekilde, mevsimsellikten arındırılmış olarak,
afet bölgesinden yapılan ihracat şubat ayındaki gerilemeden sonra mayıs ayı itibarıyla
afet öncesindeki seviyesine yakınsamaya devam etmektedir. Saha görüşmelerinden edinilen
ayrıntılı bilgiler de afet bölgesinde toparlanma eğiliminin güçlü şekilde sürdüğünü
ve sektörel bazda bakıldığında üretim kapasitesi üzerinde orta vadeli bir kaybın
söz konusu olmadığını teyit etmektedir. 

Mevsimsellikten arındırılmış istihdam şubat ayındaki azalışının ardından mart ayında
nispeten yatay bir seyir izlemiştir. Böylece istihdam ilk çeyrekte 195 bin kişi 
artmış ve çeyreklik bazda yüzde 0,6 oranında yükselmiştir. Mart ayında mevsimsellikten
arındırılmış işgücüne katılım oranı yataya yakın seyrederken istihdamın sınırlı 
artış kaydetmesiyle işsizlik oranı değişmeyerek yüzde 10 düzeyinde gerçekleşmiştir.
Çeyreklik bazda değerlendirildiğinde, ilk çeyrekte işgücüne katılım oranı yüzde 
53,7 düzeyinde gerçekleşmiş, işsizlik oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 9,9 seviyesine
gerilemiştir. Depremin afet bölgesi işgücü piyasası üzerindeki etkisi ilerleyen 
aylarda daha net olarak değerlendirilebilecektir. İstihdama ilişkin veri akışıyla
birlikte, anket göstergeleri ve yüksek frekanslı veriler yakından izlenmektedir.
İstihdam beklentileri, iş ilanı ve iş başvurularına ilişkin veriler ülke genelinde
istihdamdaki artış eğiliminin, afet sonrasında sınırlı ivme kaybına rağmen takip
eden güçlü toparlanmayla birlikte, korunduğunu göstermektedir.

Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı yüksek seyrederken, turizmin
cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı yılın tüm aylarına yayılarak
devam etmektedir. Bunun yanında, iç tüketim talebinde devam eden artış, enerji fiyatlarındaki
yüksek seviye ve ana ihracat pazarlarındaki zayıf iktisadi faaliyet cari denge üzerindeki
riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde 
kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir.

Para Politikası

Para politikası duruşu, enflasyon görünümüne yönelik risklerin kaynağına, kalıcılığına
ve para politikası ile ne ölçüde kontrol altına alınabileceğine dair değerlendirmeler
dikkate alınarak, temkinli bir yaklaşımla sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefine
ulaşılması odağında belirlenecektir.

Para politikasında sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda finansal 
istikrara yönelik riskleri de gözeten liralaşma odaklı bir yaklaşım sergilenmeye
devam edilecektir. Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına
uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir.

Kurul, yaşanan felaketin etkilerinin en düşük seviyelere indirilmesi ve gerekli 
dönüşümün desteklenmesi amacıyla uygun finansal koşulların oluşmasını önceliklendirecektir.
Sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi
açısından finansal koşulların destekleyici olması deprem sonrasında daha da önemli
hale gelmiştir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir.
Kurul, para politikası duruşunun fiyat istikrarı ve finansal istikrarı koruyarak
deprem sonrası gerekli toparlanmayı desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir.
Depremin 2023 yılının ilk yarısındaki etkileri yakından takip edilmektedir.

TCMB, fiyat istikrarının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması için
Liralaşma Stratejisi’ni tüm unsurlarıyla uygulayacaktır. Kurul, 2023 Yılı Para Politikası
ve Liralaşma Stratejisi metninde belirttiği üzere, parasal aktarım mekanizmasının
etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve fonlama
kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu
hale getirecektir. Bu süreçte, politika araçlarının Türk lirası mevduat gelişiminin
desteklenmesi, Açık Piyasa İşlemleri fonlamasının teminat yapısında Türk lirası 
cinsi varlıkların artırılması, fonlamanın kompozisyonunda para takası (swap) ağırlığının
azaltılması ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi istikametinde geliştirilmesine
odaklanılmaktadır.

Uzun vadeli, sabit getirili ve Türk lirası varlıklara talebin yükselerek getiri 
eğrisinin parasal aktarımın etkinliği yönündeki seyri yakından izlenmektedir. Kurul,
kredilerin büyüme hızıyla birlikte, hedefli alanlarda verimlilik kazanımları sağlayan
kredilerin finansman maliyetlerinin de aktarımın korunmasını sağlayacak şekilde 
gelişimini gözetecektir.

Bu çerçevede, Türk lirası likiditesinde ve dağılımında yaşanan gelişmelerin mevduat
ve kredi fiyatlamaları üzerindeki etkileri, döviz kurundaki gelişmelerin enflasyon
üzerindeki etkileri, kur korumalı mevduat ürünlerine yönelik gelişmelerin ters para
ikamesi, döviz piyasalarının derinliği ve istikrarı ile fiyat istikrarı üzerindeki
etkileri analiz edilmekte ve gerekli politika tedbirleri oluşturulmaya devam edilmektedir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret
eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar 
elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters
para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin
kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu
etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir
bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.

Kurul, fiyat istikrarının sağlanması için, güçlü bir politika koordinasyonuyla tüm
paydaşları içeren bütüncül bir makro politika bileşimi oluşturulmasını desteklemektedir.

Kurul, kararlarını şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam
edecektir.”
