# Merkez Bankası reel sektörün kur riskini sınırlayacak

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-reel-sektorun-kur-riskini-sinirlayacak-29422h/
- Yayımlanma: 2017-11-15T11:08:06+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), üzerinde çalıştığı Türk lirası (TL) uzlaşmalı
vadeli döviz işlemleri ile hem spekülatif alımların bir kısmını engelleyecek hem
de reel sektörün kur riskini sınırlayacak.
      TCMB’nin reel sektörün kur riskinin
yönetilmesi amacıyla yeni bir ürün üzerinde çalışmaya başladığını açıklaması, bu
enstrümanın niteliği, nasıl çalışacağı ve sonuçlarının neler olabileceği tartışmalarını
da beraberinde getirdi.               Merkez Bankası, üzerinde çalıştığı TL uzlaşmalı
vadeli döviz işlemleri ile rezervlerini azaltmadan spekülatif kur talebini sınırlarken,
aynı zamanda döviz pozisyon açığı olan reel sektörün de kurlardaki aşırı oynaklıktan
zarar etmesinin önüne geçecek.               Analistler, döviz kuru ile borçlanma
dinamiklerinin kur riskinden korunma (hedge) mekanizmasını önemli hale getirdiğini
belirterek, özel sektörün 200 milyar doları aşan döviz pozisyon açığı göz önüne 
alındığında bu enstrümanların makroekonomi ve finansal istikrar için ne kadar önemli
olduğunun anlaşılabileceğini ifade etti.               Yeni mekanizmanın nasıl çalışacağına
ilişkin yapılan değerlendirmeler, Merkez Bankası’nın TL uzlaşmalı döviz vadeli işlemler
için belirli vade ve kur seviyesinden piyasa yapıcı bankalara düzenleyeceği ihaleler
ile talep toplaması yönünde yoğunlaşıyor.               Söz konusu mekanizmayı bankalar
üzerinden kullanan reel sektör, döviz kuru borcuna ilişkin risklerini belli bir 
seviyede sabitleyebilecek ve hala devam eden vadeli işlemlerden farklı olarak da
vade sonunda döviz kuru talebi oluşturmayacak.               Döviz kurunun, vadeli
işlem ile belirlenen vadede daha yüksek bir seviyede olması durumunda oluşacak zararın
Merkez Bankası tarafından üstleneceği belirtilirken, söz konusu zararın, Merkez 
Bankası’nın rezervleri ve karlı işlemleri dikkate alındığında çok önemli bir tutar
olmayacağı tahmin ediliyor.                     **TCMB, veri setini de güçlendiriyor**
Reel sektörün döviz borçluluğunun yüksek olması, kurlardaki oynaklıklarda çok ciddi
zararlar yazmasına neden oluyor.             Şirketlerin finansal giderlerinin 2015
yılından bu yana hızlı şekilde arttığı görülüyor. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın(
Fed) parasal genişlemeden çıkış ve faiz artırım beklentilerinin artmaya başladığı
2013’ten bu yana kur ve faizlerde dönem dönem artan oynaklıklar finansman giderlerinin,
sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmasına neden
oldu.             Merkez Bankası, uzun süredir finansal istikrarın korunması için
reel sektörün risklerinin hedge edilmesinin önemine dikkati çekerken, ihracatçıları
desteklemek ve elindeki veri setini güçlendirmek için de düzenlemeler yapıyor.  
Ekim ayında reeskont kredilerinin geri ödemesinde kuru sabitleme ve Rezerv Opsiyon
Mekanizması’nda yaptığı değişikliklerin ardından son olarak da çalışmalarına başladığı
TL uzlaşmalı döviz vadeli işlemler ile ihracatçılar başta olmak üzere reel sektöre
desteğini sürdüren Merkez Bankası, torba yasa ile kanunlaşan döviz işlemleri ile
ilgili bilgi toplama düzenlemesiyle de veri setini güçlendirecek.               
Merkez Bankası’nın, gerçek ve tüzel kişilerin döviz pozisyonunu etkileyen işlemlerini
izlemek amacıyla belirleyeceği gerçek ile tüzel kişilerden her türlü bilgi ve belgeyi
isteyebileceği, aynı zamanda bu bilgi ve belgelerin kapsamı, toplanması ve izlenme
yöntemi, doğruluğunun denetimi, paylaşımı, destek hizmeti temini de dahil usul ve
esasları belirleyebileceğine ilişkin yasa düzenlemesi de TBMM’de kabul edildi.  

**“Spekülatif döviz talebini sınırlamada faydası olabilir”      **
             
AA Analisti, ekonomist Haluk Bürümcekçi, TCMB’nin üzerinde çalıştığı TL uzlaşmalı
döviz vadeli işleminin, Brezilya’da uzun yıllardır uygulanan NDF (non-deliverable
forward contract) işlemlerine benzediğini ifade ederek, “TL uzlaşmalı vadeli döviz
işleminin en önemli özelliği, klasik döviz işlemlerinden farklı olarak spot piyasada
veya ileri vadede anapara (döviz) değişimi söz konusu olmaması. İşlem vadesinde,
sadece üzerinde uzlaşılan kur ile o günkü kur arasındaki farkın yol açacağı TL hareketi
gerçekleşecek.” diye konuştu.               Bürümcekçi, TL uzlaşmalı vadeli işlemin
vade sonunda kurun, üzerinde uzlaşılan seviyeden daha yüksek olması durumunda TCMB’nin
aradaki farkı TL olarak ödeyeceğini, düşük olması durumunda karşı tarafın TCMB’ye
ödeyeceğini, söz konusu enstrümanın büyük olasılıkla ihale yoluyla bankalara sunulacağını
bildirdi.               Bu işlemlerin döviz anapara değişimi içermemesi nedeniyle
TCMB’nin brüt ve net döviz rezervlerinde bir azalış olmayacağını vurgulayan Bürümcekçi,
yeni mekanizmanın döviz anapara değişimi içermediğinden gerçek döviz talebini (ithalat,
dış kredi geri ödemesi, portföy çıkışı gibi) karşılamada yardımı olamayacağını savundu.
Bürümcekçi, devamla şunları kaydetti:     “Buna karşılık spekülatif döviz talebini
sınırlamada faydası olabilir. Döviz rezervlerinde bir azalışa yol açmayacak ama 
bu işlemler ulaşacağı boyuta bağlı olarak TCMB’nin kur riskini artırmış olacak. 
Ancak Merkez Bankası, mevcut durumda net döviz pozisyon fazlası taşıdığı, bundan
kar ettiğinden ve APİ işlemleri ile de yüksek gelir elde ettiğinden bu maliyeti 
karşılama cesareti bulmuş olabilir. Yine de belki ileride bütçeye bu işlemler nedeniyle
görev zararı ayırmak gerekebilir. Bankalar, aynı işlemi, karşı taraf olan şirketlere
önererek reel sektörün kur riskini azaltmasına ve vadeli işlem piyasasının derinleşmesine
de yardımcı olacak.”                     **“Faiz politikasını ikame edici değil,
destekleyici bir araç”      **               İş Portföy Başekonomisti Nilüfer Sezgin
de kurdaki oynaklığın yükselmeye başladığı dönemlerde, döviz borcu olan şirketlerin
hem hedge amaçlı hem de spekülatif maksatlı döviz taleplerinin arttığını, kurdaki
yükseliş döngüsünü daha da fazla beslediğini söyledi.               Sezgin, Merkez
Bankası’nın TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerinin böyle dönemlerde oynaklığı azaltıcı
bir rolü olabileceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:               “Bilindiği 
üzere, şirketler döviz borçlarını hedge etmek için bankalarla halihazırda vadeli
döviz kontratları yapmaktadır. Ancak bankalar, vadeli döviz satış kontratı yaptığı
durumda kendi döviz pozisyonu riskini kapatabilmek için piyasadan döviz almaktadır.
Merkez Bankası, vadeli döviz satım kontratı yaptığında ise döviz pozisyonu riskini
kapatmak üzere herhangi bir işlem yapma gereği duymayacağından mekanizmanın, piyasadaki
döviz pozisyonunu destekleyici bir rolü olabilecektir.”               Sezgin, Merkez
Bankası kontratlarının, vade gününde anapara değişimi olmayacak şekilde tasarlandığı
için şirketlerin borç yükümlülüklerine yönelik gerçek döviz talebini ortadan kaldırmayacağını
ancak oynaklıkları frenleyecek bir mekanizma olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Bu yılın ilk aylarında Meksika’da bu metodun uygulanacağına dair açıklama yapılmasıyla
birlikte para biriminde güçlenme eğilimi olduğunu belirten Sezgin, Merkez Bankası’nın
vadeli döviz işlemlerinin miktarının ulaşabileceği seviyenin önemli olacağını vurguladı.
TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemleri ile ilgili açıklama yapılmasının ardından piyasada
faiz artırım beklentilerinin azaldığını belirten Sezgin, şunları kaydetti:      “
Fiili olarak döviz satım kontratlarının ihaleleri başladığında, oluşacak piyasa 
etkisi ile daha net bir değerlendirme yapılabilecektir.  Bununla birlikte enflasyonun
temel eğilimine dair dinamikler para politikasının temkinli bir yaklaşımda olmasını
gerektirmektedir. Vadeli döviz işlemlerinin faiz politikasını ikame edici değil,
destekleyici bir araç olarak kullanılacağını düşünüyoruz.”       
