# Merkez Bankası rezerv-kur artışı açmazında

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-rezerv-kur-artisi-acmazinda-15919h/
- Yayımlanma: 2016-10-19T13:17:58+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Hürriyet yazarı Uğur Gürses, Merkez Bankası’nın 15 Temmuz sonrası aldığı likidite
önlemlerinin sonrasında bugün rezervi koruma veya DTH faizi ile kurdaki yükseliş
arasında seçim yapma noktasına geldiğini yazdı. İşte Gürses’in o yazısı

 

“Merkez Bankası, ‘Döviz getirip teminata koyarak istediğiniz kadar Türk Lirası alabilirsiniz’
deyince bankalar Avrupa’dan negatif faizle borçlanıp Merkez Bankası’na verdi. Böylelikle
tam 7.2 milyar Euro Merkez Bankası’na getirildi.

Malum 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ertesinde Merkez Bankası geniş bir likidite
önlem paketi açıklamıştı. O paket içinde, daha önce bilançoları oranında limitleri
olan bankaların, Merkez Bankası’na döviz getirerek bunu teminata koyup istedikleri
kadar, limitsiz TL alabilecekleri de vardı. Bu pencere ilk defa açılmıştı. Bu pencere,
diğerleri ile birlikte doğru bir adımdı.

Gidişattan da görüldü ki, öyle çok yüksek bir para talebi ortaya çıkmadı. 15 Temmuz’u
izleyen bir aylık dönemde, vatandaşın cebinde tutmak için talep ettiği nakit para
miktarı ortalamada sadece yüzde 3.8, yani 5 milyar TL artmış.

İşin doğrusu bankaları likidite açısından sıkıştıran bir durum olmadığı görülüyor.
İlave verilen TL likiditesinin de bankaların mevcut imkanları çerçevesinde sağlanmış
olduğu çok açık. Durum böyle iken; haziran sonundan eylül sonuna, Merkez Bankası’na
götürülen ilave döviz miktarının kabaca 7 milyar dolar olduğu görülüyor. Bunun resmi
rezervleri artırıcı yönde olduğunu da not düşelim.

Peki madem para talebi sınırları zorlayacak kadar değildi de, Merkez Bankası bilançosundan
gördüğümüz 7 milyar dolarlık döviz teminat artışı ne demek oluyor?

Anlatalım.

Merkez Bankası “siz dövizi getirin, size uyguladığım limitlere tabi olmadan sınırsız
TL alabilirsiniz” deyince, bankalara çok güzel bir arbitraj kapısı açıldı. Bankalar
ellerindeki dövizleri Merkez Bankası’na getiriyorlar, ki neredeyse tamamı Euro; 
bunun karşılığında TL borçlanıyorlar. Sonra bu TL’leri yurtdışındaki bankalara borç
verip karşılığında döviz (Euro) borçlanıyorlar. Sonra aynı döngü, bu Eurolar Merkez
Bankası’na götürülerek tekrarlanıyor.

Böylelikle tam 7.2 milyar Euro Merkez Bankası’na getirildi.

**PEKİ NEDEN KAZANÇLI BU İŞ**

Malum Avrupa Merkez Bankası kendisinde tutulan mevduata geçen yıl negatif faiz uygulamaya
başladı; Avrupa’da bir bankada Euro hesabı tuttuğunuzda üste faiz ödemek zorundasınız;
binde 4’e (Yüzde 0.40) yakın. Euro cinsi libor faiz oranı negatif; yani Euro cinsi
borç para alanlar faiz ödemiyor, üste faiz tahsil ediyorlar.

Böyle olunca, bankalar Merkez’den TL borç alıyor; bu TL’leri yurtdışında borç vererek(
Swap işlemleri) Euro borçlanıyorlar. Bu Eurolar ise yeniden Merkez’e götürülüyor.
Merkez Bankası Avrupa Merkez Bankası gibi kendisinde mevduat tutanlardan faiz almak
yerine, tersine yüzde 0.03 faiz verdiğinden, bankalar bu işten kâr ediyor. Bu Euroları
teminat olarak Merkez’e yatırıyorlar.

15 Temmuz sonrasında artık ihtiyaç kalmadığı bir iki haftada ortaya çıkan bu pencereyi
Merkez Bankası kapatmadığından, bankalar bu arbitraj kapısını sonuna kadar kullanarak
para kazanıyor. Bankalar, bulabildikleri eldeki tüm dövizlerini buraya yatırdıklarından,
müşterilerine verdikleri döviz hesabı faizleri yüzde 3.5’e fırladı. Olasılıkla bankalardaki
likiditeyi de azaltan bu kayma, döviz kurundaki yukarı yönlü baskının da nedenlerinden
biri oldu. Merkez Bankası, kur zıplayınca bunun farkına varıp, “limitiniz artık 
eskisinin 4 katı ile sınırladık” diye haber göndermiş. Ama uygulamada fiilen sona
erdirilmiş değil, hâlâ devam ediyor.

**KARŞILIKLARA VE REZERVLERE NE OLDU?**

Siyasetçiler “vatandaş döviz bozdurdu” diye sevinirken, bunun döviz rezervlerine
etkisini ve DTH faizlerine etkisinin farkında değil.
15 Temmuz-7 Ekim arasında bankacılık
sistemindeki döviz hesapları 14. 2 milyar dolar azaldı. Bunun büyük kısmı TL karşılığı
satış, bir kısmı da zaten TL hesabı olup da döviz olarak kaydedilen ama yeniden 
TL kaydına dönen hesaplardan kaynaklanıyor.

Bankalar döviz hesapları için de zorunlu karşılık tutuyorlar; bu hesaplardaki azalış
nedeniyle kabaca 2 milyar dolarlık bir döviz yükümlülüğü azaldı. İkincisi, bankalar
TL mevduatlar için tutulması gereken yükümlülüklerin büyük bölümünü tercihan döviz
olarak tutuyorlar. 15 Temmuz’dan itibaren kur artışı yüzde 7’ye ulaşınca, tutmak
zorunda oldukları döviz miktarı da kabaca 2 milyar dolar azaldı.

Kimi bankalar da olasılıkla yurtdışından borçlanarak yatırdıkları zorunlu karşılık
dövizlerini çekmek zorunda kalıp, yerine TL yatırmaya başlamış görünüyorlar.

Sonuçta, döviz ve altın cinsi yatırılan zorunlu karşılıklarda toplamda gözlenen 
çekiliş 9.5 milyar dolara ulaştı.

Ancak, ilk bölümde anlattığım ‘döviz getir, TL al; limitsiz’ döngüsü ile gelen dövizler
aynı dönemde 6.2 milyar dolarlık rezerv girişi sağladığından, toplam rezerv değişimi
15 Temmuz-7 Ekim arasında sadece 3.2 milyar dolar olarak kaldı.

İşte Merkez Bankası’nın açmazı şu; resmi rezervler mi azalsın? Yoksa bankalara sağlanan
bu kazanç ‘havucuyla’ rezervi elde tutalım ama likidite azalışıyla DTH faizleri 
ve kur yükselişini mi seyredelim?” (Uğur Gürses/Hürriyet)
