# Merkez Bankası Şubat’ta faiz artırımına gidecek mi?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-subatta-faiz-artirimina-gidecek-mi-79062h/
- Yayımlanma: 2022-01-21T11:59:54+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[BBC Türkçe](https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-60079023)‘nin haberine 
göre kararın sürpriz yaratmaması para politikasının anlaşılır ve öngörülebilir olduğu
anlamına gelmiyor. Bilakis, bir taraftan rekabetçi kuru savunurken diğer taraftan“
Türk lirasını önceliklediğini” söyleyen, bir taraftan enflasyonun düşük faizle ineceği
savunulurken diğer taraftan resmi politika metnine bunu koymaktan ısrarla kaçınan
bir merkez bankası var karşımızda.

Hükümet tarafından uzunca bir süredir dile getirilen “enflasyonu düşürmek için faizlerin
inmesi gerektiği görüşü” Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu tarafından da farklı
platformlarda teyit edildi.

Ancak [Merkez Bankası](https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-rezervleri-1095-milyar-dolar-oldu-79000h)
bu görüşte samimi ise o zaman yüzde 36’ya vurmuş ve ilk çeyrekte daha da artması
beklenen enflasyonla mücadele etmek için Ocak toplantısında da faiz indirmesi gerekmez
miydi?

Bu görüşü savunan bir merkez bankasının faiz indirmesi için bundan daha uygun bir
ortam olabilir mi? Ve nihayet geleneksel görüşten böylesine önemle ayrışan bir söylem
varken Merkez Bankası bu görüşü neden politika metnine taşımıyor?

“Faiz indirimleri ile enflasyon düşecektir” demek yerine enflasyonun “baz etkileri
ile” düşmesinin beklendiğini söylemek kendi içinde bile tutarsız değil mi?

Cevapsız kalan bu sorular Merkez Bankası’nın ileriye yönelik planlarına ilişkin 
ciddi belirsizlik ve soru işaretleri yaratıyor.

### Para politikası nasıl işler?

Geleneksel iktisat, enflasyon ve politika faizi arasında negatif bir ilişki öngörür.
Enflasyon yükseldiği zaman merkez bankası politika faizini artırır.

Bu durum piyasa faizlerini yükseltir. Artan faiz bir yandan yerli parayı değerlendirerek
ithal girdi fiyatlarını düşürürken diğer taraftan talebi yavaşlatır. Talep zayıfladığı
zaman fiyatlama davranışlarında aşağı yönlü baskı oluşur. Bu şekilde enflasyon inişe
geçer.

Kredibilitesi olan bir merkez bankası çoğu zaman daha faizi artırmadan bile doğru
iletişimle bu dezenflasyonist süreci devreye sokar.

Piyasa faizleri merkez bankasının faiz artıracağı beklentisi ile yükselmeye başlar.
Tıpkı şu anda ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artıracağı beklentisi ile ABD piyasa
faizlerinin yükselmekte olması gibi. Bu durumda arzu edilen düzeltme önceden geleceği
için merkez bankası asgari faiz artışları ile enflasyonist baskıları bertaraf edebilir.

Fed yetkililerinin şu anda tüm ağırlıklarını koyarak faiz artışı mesajı vermelerinin
ardında bu motivasyonun yattığını düşünüyorum.

Piyasalar Fed’in enflasyonu düşüreceği konusunda ikna olurlarsa enflasyon beklentileri
düşüşe geçecektir. Bu durumda ise şu anda sözü edilen 5-6 faiz artışına gerek kalmadan
enflasyon kontrol altına alınabilir.

Bu güveni oluşturmak için muhtemelen Mart ayında faiz artışları başlayacak, kademeli
faiz artışları ile güven tesis edilmeye çalışılacaktır.

### Neden kademeli?

Enflasyona karşı faiz silahını çıkaran merkez bankası tüm kurşunlarını bir anda 
boşaltmayıp kademeli hareket eder.

Bunun sebebi, bir anda yüklü faiz artışlarına giderek ekonomiyi boğmak istememesidir.

İkinci olarak ağır ama kararlı adımlarla kredibilite sağlayıp iletişim yolu ile “
düşmanı korkutmak” ister.

Üçüncü sebep ise hızlı faiz artışına gidilmesi durumunda para politikasının gecikmeli
etkileri ile ekonominin kontrol dışında yavaşlaması ve bunun sonucunda enflasyonun
hedefin altına düşmesidir.

### Türkiye’deki durum

Bizim durumumuzda ise bu tür bir bekleyişin sebebini anlayabilmek zor.

Çünkü eğer enflasyonu düşürebilmek amacı ile kullanılacak silah faiz indirimleri
ise normal şartlarda faiz indirimlerinin büyümeyi boğması değil bilakis desteklemesi
beklenir.

İlave olarak enflasyonun hedefin neredeyse 10 katına yaklaştığı bir ortamda “faizleri
çok düşürürsek enflasyon da çok hızlı iner ve hedefin altına düşer” diye endişe 
duyulacak bir durum da yok.

### Merkez Bankası neden bekliyor?

İşte bu sebeplerden ötürü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) neden bir
bekleme sürecine girdiğini anlamak zor.

TCMB’nin bekleyişe geçmesinin bir sebebi bu süreç içerisinde faiz indirimlerinin
kur üzerinde yarattığı baskıları gözlemlemek ve o baskıyı faiz dışı enstrümanlarla
bertaraf edip edemeyeceğini değerlendirmek olabilir.

Nitekim politika metnine yeni koyulan “TCMB’nin tüm politika araçlarında Türk Lirası’nı
öncelikleyen geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülmektedir”
ifadesi bu anlayışı destekliyor.

Kur Korumalı Mevduat aracında da gördüğümüz gibi problemin altında yatan esas sebep
olan enflasyon sorununu çözmeden TL’den kaçışı bu tür enstrümanlarla engelleyebilmek
hem sürdürülebilir değil hem de ciddi enflasyonist riskler taşıyor.

İlave olarak, TL’yi koruyacak bir çerçevenin Yeni Ekonomik Model’de öngörülen rekabetçi
kur kanalı ile enflasyonu düşürme anlayışı ile nasıl bir tutarlılık sağladığını 
anlamak da zor.

Bu tür “geniş kapsamlı” politika çerçevesi arayışları yerine para politikasının “
dar odaklı” fiyat istikrarı hedefine odaklanması, onu da geleneksel faiz aracını
kullanarak gerçekleştirmesi hem TL’yi önceliklendirecek hem de enflasyonu düşürecek
geleneksel bir formül olacaktır.

TCMB’nin bekleyişe geçmesinin altında yatan bir diğer sebep, uygulanan “heteredoks”
görüşün etkinliğinden emin olunamaması ve bir süre bekleyerek bu denenmemiş görüşün
etkilerinin incelenmek istemesi olabilir.

Politika metninde heteredoks görüşün direkt telaffuz edilmemesi bunun bir yansıması
olabilir.

Gerçekten de Eylül sonrası dönemde yapılan faiz indirimlerinin, TCMB’nin iddiasının
aksine enflasyonu daha da körüklediğini, bunun sonucunda ve ortodoks görüşe paralel
olarak, piyasa faizlerinin azalmayıp bilakis artışa geçtiğini görüyoruz.

Bu durumda piyasa beklentileri paralelinde artması beklenen enflasyona cevaben TCMB’nin
ilk çeyrek sonunda ortodoks görüşe geri dönmesi ve enflasyonu düşürmek amacı ile
yüklü bir faiz artışına gitmesi söz konusu olabilir.

Yabancı kurumların tahminlerinde yer alan faiz artışlarını bu mantık ile izah etmek
mümkün.
