# Mevduat faizlerindeki kamusal yük azaltılmalı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/mevduat-faizlerindeki-kamusal-yuk-azaltilmali-16319h/
- Yayımlanma: 2016-11-01T14:42:50+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, finansal istikrarı bozmayacak şekilde,
geleceğin belirsizliklerinin giderilmesi ve yatırım ve harcama iştahının artmasını
teminen, düşük faiz ortamı için çalışmalarının sürdüğünü belirterek, “Bilindiği 
üzere konut kredilerindeki faiz indirimine banka olarak öncü olduk. Sevindirici 
olan, bunu diğer bankaların da takip etmesi olmuştur.” dedi.

Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, basın mensupları ile bankacılık ve reel
sektör hakkında yaptığı değerlendirme toplantısında konuştu.

**Aydın, konuşmasında şunları söyledi:**

“Algının doğru yönetilmesine ihtiyaç var. İçinde bulunduğumuz dönem, kriz dönemi
değildir. 
Asıl olan darbe girişiminin, Moody’s not indiriminin ve sınırlarımızdaki
jeopolitik gelişmelerin ardından oluşan bu psikolojinin doğru yönetilmesidir.

**Büyüme Küresel Ölçekte Bir Sorundur**

Ülkemizin iç dinamikleri dışında esas itibariyle küresel gelişmelere de bakıyor 
olmak gerekir. Dünyadaki asıl sorun ‘büyüyememe’ ve bunun neden olduğu sorunlardır.
Tüm bunlar nedeniyle yavaşlayan büyümeye rağmen, Türkiye büyümede hala OECD ülkeleri
içinde ilk sıralarda yer almaktadır.

**Güçlü Kamu Maliyesi Yönetimi**

Türkiye’nin makroekonomik göstergeleri oldukça güçlüdür. Kamu maliyesi yönetimi 
Türkiye’nin en önemli çıpasıdır.Kamunun borcu, milli gelirinin neredeyse %30’u seviyesindedir.
Bütçe güçlüdür. Bu hem kamunun yatırım ve harcama kabiliyetinin hem de teşvikler
yoluyla özel sektörün yatırım iştahının yüksek olması için önemli bir manevra alanı
sağlamaktadır.

**Özel Sektör Borçluluğu Yönetilebilir Seviyededir**

Evet özel sektörün borcu bulunmaktadır. (Bankacılık sektörünün yaklaşık 1.6 trilyon
TL olan kredi portföyünün %75’i reel sektöre verilmiş kredidir. Bu da yaklaşık 1.2
trilyon TL’dir. Özel sektörün yurt dışı borcu da 100 milyar usd olup toplam özel
sektör borcu yaklaşık 1.5 trilyon TL olmaktadır.) Ama Türkiye geleceğine yatırım
yapmaktadır. Özel sektörün borçları analiz edildiğinde gerek kamu-özel işbirlikleri
ile gerek özelleştirmeden gerekse de üretim kapasite artışı amacıyla yapılan yatırımlar,
orta vadede enerji başta olmak üzere Türkiye’nin üretim kapasitesinin artmasını 
sağlayacaktır.

Bunların karşılığı önümüzdeki dönemlerde alınacaktır. Bu borçlar, dipsiz kuyuya 
atılmış taşlar değildir. Ülkemiz, ağırlıkla yatırım, ara mal ve enerjiye yatırım
yapmaktadır.

Gelişmekte olan Türkiye yatırımlarına devam ederken, küresel ticaret hacminin daralmakta
olması nedeniyle kredilerde oluşan vade uyumsuzluğu gayet doğaldır. Bu süreç içinde
güçlü sermaye ve 
verimlilik yapısı ile Bankacılık sektörü bu geçiş dönemini destekleyebilecek
mali güce sahiptir.

Burada ihtiyaç duyulan esas husus durumun doğru analiz edilip çözümlerin üretilmesinde
soğukkanlı olunmasıdır. Ülkede bir kriz algısının oluşturulması son derece sakıncalı
ve yanlış olduğu kadar işin hafife alınması o derecede sakıncalı ve yanlıştır.

**Reel Sektörün Krediye Ulaşımında Süreklilik Önceliklidir**

Bu çerçevede, kredi kalitesi ve özellikle reel sektörün krediye ulaşımındaki süreklilik
öncelikli konular arasındadır. Reel sektör ve bankacılık sektörü ilişkilerinin daha
hassasiyetle yürütülmesi konusundaki sorumlu davranış, belki her zamankinden daha
fazla önem kazanmaktadır.

Bankacılığın, bir endüstri olması itibariyle günlük, dar sınırlarda ticari düşünmek
yerine iş modelimizi, uzun vadeli sürdürülebilirlik çerçevesinde geliştirmek yönündeki
tavrımızı sürdürmeliyiz ki biz Ziraat Bankası olarak böyle davranıyoruz. Bankamızın,
toplam nakdi kredilerinin yaklaşık %75’i oranında reel 
sektöre kullandırılmış kredisi
bulunuyor.

Bankamız 

(i) ülkenin üretimine, ticaretine ve istihdamına katkı sağlayan reel sektör ile 
(
ii) bireylere kullandırdığı kredilerle birlikte ülkemizin büyümesine ve kalkınmasına
destek vermektedir. Bu çerçevede sermayesi tamamen kamuya ait olan Ziraat bankası,
özellikle de cari dengeye katkı sağlayan sektörde yer alan firmalara destek vermeyi
sürdürmektedir.

**Konjonktürel Nedenlerle Yapılandırma İhtiyaçlarına Pozitif Ayrımcılık**

Şüphesiz ki mevcut yeni koşullar nedeniyle ortaya çıkan stok büyümesi ve alacak 
sürelerinin uzaması ek finansman ihtiyacı doğurmaktadır. Bu durum, Bankamızca hassasiyetle
değerlendirilmekte 
olup böyle yapılmaya da devam edilecektir. Özellikle konjonktürün
getirdiği finansal sorunlara çözüm konusunda pozitif ayrımcılık yapılmaktadır.

Bu nedenle her vakaya özel farklı çözüm önerileri olmakla beraber firmalarla olan
mevcut pozisyonumuzu koruyacak ve desteğimizi artırarak devam ettiriyor olacağız.

**Ziraat’te Yapılandırma**

Müşterilerimizin sağlıklı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilecekleri her türlü
yapılandırma, Bankamızda destek bulmakta olup bulmaya da devam edecektir.

Bireysel kredilerde yapılandırma özellikle vadenin uzatılması yönündeki ihtiyaçlar
ve ödeme aksaklıklarının giderilmesi nedeniyle yapılıyor. Kredinin kullandırıldığı
tarihteki Faiz oranından bağımsız 
olarak, bir yapılandırma faiz oranı belirledik
ve bu faiz oranından yapılandırmalar gerçekleştiriliyor. Piyasa koşullarını da zorlayarak
bu faiz oranlarının daha da düşürülmesi konusunda çalışmalarımız sürmektedir.

Sektörde farklı uygulamalar mevcut olmakla birlikte banka olarak, kredi kartlarındaki
yapılandırma taleplerini bir kerelik ve belirli bir süre için olmak üzere tüketici
kredi ürünü üzerinden ve uygun 
koşullarla gerçekleştiriyoruz. Kredi borçlarını 
geri ödeme konusunda sıkıntı yaşayan tüm müşterilerimizin, hem faaliyetlerine devam
edebilmesine hem de kredi geri ödeme güçlerinin geliştirilmesine imkan sağlamak 
üzere, mevzuatın elverdiği imkanlar dahilinde kredi yapılandırma enstrümanları uygulana
gelmektedir. Güncel olarak 5,4 milyar TL’lik kredi riskimiz yapılandırılmış olup,
geri ödeme süreçleri devam etmektedir. Yapılandırılan kredilerimizin geri dönüş 
oranları % 90’ları aşmakta olup, başarılı sonuçları görülmektedir.

**Mevzuatın da Sektörü Destekliyor Olması Önemli**

Canlı krediden yapılandırmaları düzenleyen BDDK mevzuatında bireysel krediler için
bir sürü detay ve bağlayıcı – alternatifli hükümler varken kurumsal kredilerin mevzuatında
hiçbir düzenleme olmaması büyük eksikliktir. Farklı nedenlerle bireysel öne çıktı
ama bu durum sektörü kurumsal kredilerin yapılandırmasından uzaklaştırıyor. Özellikle
de, aynı firmadan alacaklı olan birden fazla bankanın müşterek yapılandırma uygulamasına
yönelik mevzuat eksikliği, pratikte ciddi sorunlara neden oluyor.

**Düşük Faiz Ortamı İçin Çalışıyoruz**

Finansal istikrarı bozmayacak şekilde, geleceğin belirsizliklerinin giderilmesi 
ve yatırım ve harcama iştahının artmasını teminen, düşük faiz ortamı için çalışmalarımız
sürdürülmektedir. Bilindiği üzere konut kredilerindeki faiz indirimine Banka olarak
öncü olduk. Sevindirici olan, bunu diğer bankaların da takip etmesi olmuştur.

Kredi faiz oranı, kaynak maliyeti ile yakından ilgilidir. Kaynak maliyeti sadece,
mevduata ya da kaynağa ödenen faiz değil. Kamusal yükler, operasyonel giderler, 
sermaye maliyeti unsurlarını şu ya da bu 
şekilde dikkate almak zorundayız. Ödenen
faiz, başa baş noktası analizinde toplam maliyetinin yarısının altında bir seviyededir.
Bu tespitler yapılmadan, analitik çözümler üretilmesi çok zordur. Diğer maliyet 
de sermayenin maliyeti. Bu maliyetin geçerli olan düzenlemelerle bu maliyetin artmaması
gerek. Yapılan son hesapta, sermaye maliyeti %15’ler seviyesinde. Öz kaynak, en 
önemli cephanemiz olup kredi verme kabiliyetimizi belirliyor. Basel uygulamalarının,
ulusal inisiyatifler kullanılarak bünyemize uygun olacak şekilde düzenlemesi gerekmektedir.

Daha iyiyi yapmak için tabi ki koşulları zorlayacağız. Sadece bankamızın bilançosuna
değil, tabi ki müşterimizin bilançosuna, sektörün bilançosuna ve ülkemizin bilançosuna
da bakıyoruz. Sorumlu davranıyoruz. Sorun çözümü adına ağzımızdan ilk çıkan ‘evet’tir.
Bunları biz banka olarak yapmaya hazırız ve yapıyoruz. Belki bu noktada firmalara
düşen, ihtiyaç halinde eldeki işletme dışı varlıklarının satılarak öz kaynaklarının
güçlendirilmesi konusunda daha cesur davranmaları olacaktır. “
