# MHP’den AKP ile ittifakta önemli karar

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/mhpden-akp-ile-ittifakta-onemli-karar-31374h/
- Yayımlanma: 2018-01-08T12:12:44+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini açıkladı.
Bahçeli, “Benim aklım hep Türkiye’dir arkadaşlar. MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı yoktur.
Genel başkan aday olmayacaktır. MHP ittifak olursa ittifakla, olmazsa kendi partisi
olarak milletvekilliği seçimlerine girer, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Yenikapı
ruhuyla hareket ederek, Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı alır. Bu kadar 
nettir” dedi

MHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Yenikapı ruhuyla hareket ederek, Recep Tayyip
Erdoğan’ı destekleme kararı alacağını belirten Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sistemi, anayasa değişikliği ve halkoylamasıyla kabul edilmiştir. Bu süreç 3 Kasım
2019 tarihinde yapılacak olan milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle uygulamaya
bütün kurum ve kurallarıyla beraber geçecektir. Böyle bir süreci gölgelemek, tartışmak,
farklılaştırmak, demokrasiden yana bilmem kimden yana diye ayrımlarla her türlü 
kaosu, krizi davet etmek doğru bir şey değildir. “Siyasi şartlar değişti, ben şöyle
düşünüyorum” demek durumunda değillerdir. MHP, Cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir.
MHP’nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır. Yenikapı diye başlayan bir
ruhla hareketle anayasada beraber hareket ettiğimiz, halkoylamasında beraber hareket
ettiğimiz, uygulamasına önderlik yapan parti ile beraber sonuç almak Türkiye’nin
hayrına olacağı inancındayız. Daha net olarak ifade ediyorum, herhangi bir sebeple
Recep Tayyip Erdoğan aday olmaktan vazgeçerse, “ben böyle bir yola girmek istemiyorum”
der ise o kendisinin bileceği iştir. Ama başlatılan bir ruha MHP sadıktır. Bu yeni
ruh, Yenikapı meselesini de iyi anlamak lazımdır” dedi.

**2018 SİYASİ OLARAK HAREKETLİ YIL OLACAK**

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, medyanın Ankara temsilcileriyle sohbet toplantısında
açıklamalarda bulundu. Bahçeli sözlerine şöyle başladı: “Bazen yanlış yorumlarla
MHP’yi küçültücü ve karalayıcı üsluplara da şahit oluyoruz. Anında cevap verme imkanımız
olmuyor olsa da arkadaşlarımıza tavsiyemiz sabırlı olmalarıdır. Birçok yanlış bilgi
akışı var. Haksız değerlendirmeler var. Gerçekleri belirten konuşmalar var ama bazen
de olayları saptıran konuşmalar olmaktadır.Burada bulunan, güzel sofrayı şereflendiren
arkadaşlarımız olarak aklınızda ne varsa, ne merak ediliyorsa bunu açıklıkla sormanızı,
samimi bir üslupla cevap vermeyi tercih etmekteyim.2018 yılı siyasi olarak çok hareketli
olacaktır. TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin kurultay süreci bu yıl içinde
yaşanacaktır. Belki de 2018 yılının yarısına kadar siyasi partiler büyük kurultaylarını
tamamlayacaklardır. Büyük kurultaylarını tamamlamış olan partiler önemli hedefler
ortaya koyacaktır. Türkiye’yi ve dünyayı yorumlamanın gayreti içerisinde olacaklardır.
Türkiye’nin siyasi gündemi olan 3 konu üzerinde faaliyetlerini sürdüreceklerdir.
Yerel yönetimler seçimi bir tanesidir. Bugünkü takvime baktığımızda bunun günü 30
Mart 2019’dur. Diğer ise Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleridir.
Bunun da tarihi 3 Kasım 2019’dur.”

Bahçeli daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bahçeli’nin verdiği
yanıtlar şöyle…

**AK PARTİ İLE SEÇİM İTTİFAKI OLACAK MI?**

(Cumhurbaşkanı’nın önemli bir ifadesi oldu. “Kimse sürece limon sıkmasın” dedi. 
Nasıl bir adım süreci izlenecek? Sizin bir cumhur ittifakı ifadeniz var. Bir çalışma
yapılacak belli ki. MHP ilk turda kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracak mı? Yoksa
Erdoğan’ı mı destekleyecek? sorusu üzerine) 

“Sualiniz büyük oranda basınımızın yapmış olduğu tartışmalar ve MHP hakkında vermiş
olduğu hükümleri kapsayan bir sual. Bunun net ifade edilmesi gerekiyor, size teşekkür
ediyorum. MHP olarak şu an Adalet ve Kalkınma Partisi sayın genel başkanı ve Sayın
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey ile ittifak konusunda ve siyasetin geleceği
konusunda herhangi bir görüşmemiz olmamıştır. Ancak kamuoyunda tartışılan konular
dolayısı ile sayın cumhurbaşkanının gündemine veya bizim gündemimize de düşmektedir.
Onun için bu konuyu ilerki günlerde arzu ediliyorsa bir görüşme talebi olduğu takdirde
görüşülür. Olmadığı takdirde biz inandığımız konular üzerinde görüşlerimizi tekrarlayarak
Türkiye’nin istikrarlı bir ortama kavuşması açısından yükleneceğimiz sorumluluğu
yerine getirme gayreti içerisinde olabiliriz. 12 Eylül ara rejimi veyahut darbe 
sonrası Türkiye’nin yeniden siyasi yapılanma sürecine girdiği ortamda seçim mevzuatı
üzerinde görüşmeler olmuş ve bazı kararlar oluşmuştur. Bunu sözün başlangıcı olarak
hatırlatmakta yarar görüyorum. Arzulanan ne idi? Arzulanan 12 Eylül ruh ve felsefesini
devam ettirebilecek bir siyasi yapının oluşması amacıyla bu düşünülmüştür.

 Bir matris düşünün. Matrisin dikey kısmında 1977 yılının TBMM’de temsil edilen 
partilerin adları yazılı, bu adalet partisi CHP ve MHP’dir. Yatay kısmında ise bilinen
ve Türkiye’de uygulanan seçim sistemleridir. Zannediyorum 12 Eylül yönetiminin sorusu
şu olmuştur. Kamuoyunda bu da tartışılmıştır ve doğruluk payı da çok yüksek olarak
görülmüştür. Denmiştir ki biz Türkiye’de yeni bir 12 eylül felsefesine uygun bir
siyasi yapı düşünüyoruz. Bu yapının oluşabilmesi için TBMM’de bulunan siyasi partiler
veri kabul edilerek, Milli Selamet Partisi ve MHP dışında iki partili bir parlamenter
sistem nasıl olur? Bu seçim sistemi ne olmalıdır? Zannediyorum uygun buldukları 
çalışmaları ilgili kişilerle yapmışlardır ve sonucunda Türkiye genelinde yüzde 10
barajı seçim çevrelerinde ise yüzde 20-25 barajı öngören çift barajlı uygulamasına
geçilmiştir. Buradaki sonuç itibariyle de Türkiye’de Adalet Partisi veyahut o düşüncenin
çevreleriyle beraber kapsayacak tarzda bir yapı olarak Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni,
gelişen sol hareketleri temsilen ve köklü geleneği olan CHP’yi içine alacak tarzda
Halkçı Partiyi ön gören bir çalışmanın arzusuyla bunlar yapılmıştır. Merhum Özal
Anavatan’ı kurmak suretiyle sürece girmiştir. Bir seçim sonucu elde edilmiştir. 
Beklenen Milli Selamet Partisi ve MHP dışında, kapsamları aynı olan partilerle sonuç
alınmıştır. O zaman yüzde 10 barajı çok yüksek görülmüştür.

O zaman bir çok arayışlar olmuştur. Hatta seçim beyannameleri incelendiğinde bir
çok parti barajın aşağıya çekilmesi konusunda vaatlerde bulunmuşlardır kimisi yüzde
5 ile 3 olabilir, kimisi bu hal böyle kalırsa daha iyi olur, kimisi de biraz daha
yumuşatılması lazım şeklinde yaklaşmışlardır. Bu gerçek karşısında parlamentodaki
partiler beklenilen sonucu verememiştir, toplam seçmenin en az yüzde 20’si dışında
parlamento dışında temsil kabiliyetini kaybetmiştir. Bu çok tartışılmıştır, hala
da tartışmalar devam etmektedir. Böyle bir durum karşısında partiler çok farklı 
arayışlara girmişlerdir. Mesela bir parti çıkmıştır. “Ben yüzde 10 barajını aşamam,
yüzde 20-25 ağırlığımız olmakla beraber oradan sonuç almış olsak da yüzde 10 barajına
takılabiliriz” diyerek kendilerinin bağımsız adaylar göstermek suretiyle Türkiye’nin
bir çok bölgesinde bağımsız adaylarla TBMM’de temsil edilmişler ve o günkü şartlarda
grup kurabilecek niteliğe de kavuşmuşlardır. Ama bu arada yasada yeri olmayan bir
arada hareket etme yönüyle ve öndeki engelleri aşabilme amacıyla partiler bir ittifak
kavramı üzerinde çalışmaya başlamışlardır. İşte 91 yılındaki ittifak budur. Yani
yüzde 16’ya yakın bir oranda parlamento dışında kalmış olan partiler “Bu seçimde
ne yapabiliriz? Sonucu elde edemezsek daha farklı sonuçlar doğabilir. Partilerde
bir yok oluş, tükenişe doğru gidebilir. Onun için ya barajı aşağı indirebilecek 
bir yapıyı mevcut parlamentoda bulunan siyasi partilere ve iktidara anlatmak suretiyle
bunu değiştirmeliyiz. Ya da bir başka yol bulmalıyız.

** İTTİFAK YAPTIK YARDIMDAN MAHRUM KALDIK**

91 yılında Refah Partisi, MHP ve ıslahatçı demokrasi partisi ittifak oluşturmuşlardır.
Bu ittifak yasal değildir. yasal olmamakla beraber o zamanki tartışmalar içerisinde
zorunlu bir ittifak olarak da nitelendirilmiştir. Ama siyasi partiler önlerindeki
engeli aşmak ve demokrasiyi tıkayan unsurları kırmak amacıyla bir çok şeye katlanmışlardır.
Söz gelimi MHP gibi, bu sefer Refah Partisi adı altında seçime girilmiştir. Netice
itibariyle üç partiden oluşan bu ittifak 62 milletvekili ile TBMM’de temsil edilmiştir.
Ancak sonuç itibariyle seçimden Refah Partisi adıyla girildiği için seçim sonuçları
Refah Partisi’nin adına yazılmıştır. MHP ile Islahatçı demokrasi partisi’nin ne 
kadar oy aldıkları belli değildir. hazineden yardım siyasi partiler için yüzde 7
oy oranına sahip partiler yararlanır demiştir fakat yüzde 16 küsür oy oranıyla TBMM’de
temsil edilen partilerin oylarının ne olduğu belli olmadığı içindir ki hazine yardımından
da mahrum kalmışlardır.

**MHP’NİN BARAJ SORUNU YOK**

Bu tecrübeyi yaşayan birisi olarak, çekilen sıkıntılar olarak Türk siyasi hayatındaki
demokrasinin kökleşmesi siyasi yapının normalleşmesi ve zenginleşmesi açısından 
bir deneyimi yaşayan bir kişi olarak, önümüzdeki yıllarda göz önüne aldığımız takdirde
MHP bir ittifak olayı söz konusu olacaksa bu yasal olmalıdır. Bu yasal olmanın bugünkü
imkanı nedir? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uygulamaya geçeceği süreç içerisinde
çıkartılacak olan uyum yasalarından seçim ve siyasi partiler, milletvekilliği seçimi,
cumhurbaşkanlığı seçimi gibi kanunlar olacak ise o zaman siyasi partilere ittifak
yapma imkanı, seçim sistemine de bu ittifakın nasıl gerçekleşeceğine dair maddelerin
konulması gerekmektedir. MHP üzerinde tartışılması mümkün olabilecek bir yaklaşımı
ortaya koymuştur.  Bu ittifakı izah edebilmek için partilerin aldıkları oy oranıyla,
Türkiye genelindeki geçirdikleri sıkıntıları ifade ederken bir cümle sarf etmişizdir.
Hala doğru bir cümledir, “Yüzde 10 barajı ağır bir barajdır” Bu ifadeyi kullandığımız
zaman basında yer alır almaz, TV’de daimi personeli haline gelmiş olan yorumcular“
MHP barajı endişesine sahiptir. Onun için yüzde 10 barajı ağır demektedirler” Neye
göre yorum yapıyorsunuz? 5 tane değerli kamu araştırmacısı değil, kamuoyunu yönlendirmeyle
görevlendirilmiş şahsiyetler “MHP çıkış yolu olarak başka bir şey söylüyorlar” diye,
sanki 15 günlük parti barajı aşıyor, ama MHP aşamayacak gibi ters bir yorum içerisine
giriyorlar. Bu haksızlıktır. MHP’nin baraj diye bir sorunu yoktur. O zaman mesele
barajın aşılıp aşılmaması MHP’nin meselesidir. Bir başkasının meselesi olmamalıdır.
Eğer Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uygulama sürecine girdiğimizde Meclis’teki
içtüzük değişimiyle beraber uyum yasaları da gündeme gelecek ise MHP diyor ki bugün
veya yarın bazı gelişmeleri de göz önüne alarak seçim kanununda, siyasi partiler
kanununda acaba bir ittifak kavramı yer alabilir mi? Bu nasıl olabilir sorusunu 
soruyor. Ve kamuoyunda da tartışılmasını istiyor. Hem kalkacaksınız 16 Nisan referandumunda
yüzde 49 oyla hayır kampanyasının önderi olduğunuzu, arkasından da ona destek veren
aydınlar ve gazeteciler olarak değerlendirmelerde bulunacaksınız. Bunun gerçekleşmesi
içinde yine yasal olmayan yollarla ittifak arayışına gireceksiniz.

**OYLAR BELLİ OLSUN**

Bunu yapacağınız yerde buyrun Meclis’te bir ittifakı nasıl yapılabileceğine dair
yasal ve ahlaki boyutunu ortaya koyalım. MHP’nin söylediği budur. A Partisi seçime
girecek, B Partisi seçime girecek, C partisi seçime girecek. Alfabe 29 istediğiniz
partiyi koyabilirsiniz. Ama A Partisi seçime girerken; böyle bir durum karşısında
MHP C Partisi’ni ittifak olarak takdim ediyor. Yani oy pusulasını gözümüzün önüne
getirdiğinizde, bir tarafta A, bir tarafta B partisi bir tarafta da C ittifakı var.
Geçmişle mukayese ettiğimiz vakit partilerin siyasi kimliğini ortadan kaldırmadan,
yasal haklarına kavuşturarak, varlıklarını sürdürebilmek için C ittifakının altında,
hangi partiler var ise o zaman ittifak E ve F partisi ile gerçekleşecek demektir.
Devlet Bahçeli olarak sandığa gittiğimde ittifaktaki parti, oy pusulasına bakacağım.
MHP’li olduğum için önce MHP’ye vereceğim, sonra da C ittifakını verecek. Bir başkası
gelecek F’ye vuracak, diğeri C’ye verecek. İki partinin de oyları belli olacak. 

Efendim C Partisini neden kullandınız… Bazı gazeteciler var C’yi sulandırmak için
A’dan niye başlamadınız diyor. C’de bir sır vardır o da cumhurbaşkanlığı seçimidir
değerli arkadaşlar. Bu önemlidir, bu önemli bir çağrıdır. Kimse farklı farklı yorumlamaya
girmesin. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ortamda, cumhurbaşkanının halk tarafından
seçildiği uygulamalarda her olayı yakından inceleyen MHP, cumhurbaşkanlığı hükümet
sistemine geçişin doğru olacağı kanaatiyle bir çağrıda bulunmuştur. Adalet ve kalkınma
partisi, 32 maddelik bir hazırlıkla bizlere gelmişlerdir. Üzerinde uzman arkadaşlarımızla,
sayın başbakan ile çalışmalarım sonrasında 18 maddeye düşülmüştür.

**TÜRKİYE’DE CUMHURBAŞKANIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ VARDİR**

Şimdi Türkiye’nin bir gerçeği şudur. Bu çalışmanın sonucunda TBMM’de 3 madde geçici,
18 madde esas olarak bir anayasa değişikliği yapılmıştır. Bu anayasa değişikliği
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir. Bu kadar nettir bu. Bunu farklı farklı yorumlamaya
gerek yoktur. Hayır diyenler buna gölge düşüremez, Evet diyenler ise şımaramaz. 
Yani Cumhurbaşkanlığı Sistemi, TBMM’de kabul edilmiştir anayasa değişikliği olarak.
Sonra referanduma gidilmiştir. Kabul oyu çıkmıştır ve şu an cumhuriyetin kuruluş
dönemi 46 çok partili hayata geçiş, şimdi de Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi olarak
cumhuriyet tarihinin üçüncü evresi oluşmuştur. Bu yasal yönden doğrudur, irade yönünden
kabuldür, üzerinde itiraz söz konusu olmamalıdır. Söz konusu yapmaya çalışanlar 
zaten başka amaçlara dolaylı veya dolaysız hizmet etmeye gayret edenlerdir.

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi vardır. Efendim referandumda yüzde 49
ile yüzde 51. E olabilir, bir oy dahi geçerli kabul edilmeyecek ise o zaman ne yapacağız?
Yani 49 bin 999. Öbür tarafta da 50 bin oldu. Aradaki bir oy bu milletin evladının
oyu değil midir? Bir de buna geçmişte örnek göstermek de lazım. Siyasi yasaklar 
kalktığı zaman, siyasi yasaklarla alakalı referandum yapıldı. Yüzde 49-51 oranında
çıktı ve siyasi partiler tekrar partilerinin genel başkanları konumuna geldi. O 
zaman Doktor No diye de tişört türemişti, bir kısım da evet demişti. Siyasi yasaklar
kalktı ve partilerin hepsi genel başkan olma noktasına geldi. Bu gerçeği hatırlamak
lazım. Böyle bir durumda yüzde 49 ile 51 arasında Hayır ve Evet farkı vardı. Şimdi
hayır diyenler dahil, hiçbir genel başkan ben bu halkoylamasını kabul etmiyorum,
partimin de başına geçmiyorum diyen çıktı mı? Hepsi koşarak gitti. Şimdi o dönemde
o geçerli, bu dönemde bu anormal. Böyle bir demokratik anlayış olmaz.

**MHP ADAY GÖSTERMEYECEK**

Buradan özetle ifade ediyorum. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, anayasa değişikliği
ve halkoylamasıyla kabul edilmiştir. Bu süreç 3 Kasım 2019 tarihinde yapılacak olan
milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle uygulamaya bütün kurum ve kurallarıyla
beraber geçecektir. Böyle bir süreci gölgelemek, tartışmak, farklılaştırmak, demokrasiden
yana bilmem kimden yana diye ayrımlarla her türlü kaosu, krizi davet etmek doğru
bir şey değildir. “Siyasi şartlar değişti, ben şöyle düşünüyorum” demek durumunda
değillerdir. MHP, Cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir. MHP’nin genel başkanı
Cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır. Yenikapı diye başlayan bir ruhla hareketle anayasada
beraber hareket ettiğimiz, halkoylamasında beraber hareket ettiğimiz, uygulamasına
önderlik yapan parti ile beraber sonuç almak Türkiye’nin hayrına olacağı inancındayız.
Daha net olarak ifade ediyorum, herhangi bir sebeple Recep Tayyip Erdoğan aday olmaktan
vazgeçerse, “ben böyle bir yola girmek istemiyorum” der ise o kendisinin bileceği
iştir. Ama başlatılan bir ruha MHP sadıktır. Bu yeni ruh, Yenikapı meselesini de
iyi anlamak lazımdır.

**DÜŞÜNCEMİZ CUMHUR İTTİFAKI**

4’ncü Murat ile bir kayıkçı… Sandalcı arasında gelişen bir olayı vardır. İncelenmesinde
de yarar vardır. 4’ncü Murat kayığa biner, denizde gezmeye çalışır bir de kayıkçı
vardır. Onunla da sohbet eder. Sohbetler sırasında İstanbul’da çok kapı vardır. 
Herkes Ağırkapı’yı bilir, Kumkapı’yı bilir. Ama o diyalog sırasında der ki “Şuradan
yeni bir kapı açın, ben oradan İstanbul’a gireceğim” der. Sonra bu kapının, bunun
hikayesi uzundur. Kayıkçıya da derki nereden gireceğimi bir kağıda yaz ver der. 
O da bir kâğıt bir şey yazar verir. Herkes Kumkapı ağırkapı zanneder. 4’ncü Murat
şuradan gireceğiz der orası Yenikapı olarak. Sonra kayıkçının başını vurdurur. Bir
de bakar ki, hangi kapıyı yazmış. Bakın bakalım bunun kağıdına der. Kağıdına bakarlar
ki yazdığı Yenikapı’dır.  Türkiye’de yeni bir kapı açılmıştır. Bu uygulamalardan
doğan aksaklıklardan, faydalardan özetlenerek gelinmiş olan bir yapıdır. Tekraren
ifade ediyorum. MHP, Türkiye’nin geleceğini dikkate alarak, birliğini dikkate alarak,
eğer yeni bir sürece girilmişse, bunun başlangıcı 3 Kasım 2019 olacaksa, o zaman
MHP cumhurbaşkanlığı veya milletvekilliği seçiminde bu yönüyle hareket edecektir.
Düşüncemiz, cumhur ittifakıdır. Bu partileri ilgilendiren bir konudur. Cumhur ittifakında
büyük bir birlik, anayasa değişikliğindeki birlik devam etmesi gözüküyor ise o zaman
cumhurbaşkanlığının ittifakı da bu ittifak olur.

** ERDOĞAN’I DESTEKLEME KARARI ALIR**

Tekraren söylüyorum, artık o  5 tane televizyoncu, akşam programa başlıyor. Bahçeli
ne demek istedi? AKP’nin içerisinde şöyle olur, bunlara benim aklım ermez. Benim
aklım hep Türkiye’dir arkadaşlar. MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı yoktur. Genel başkan
aday olmayacaktır. MHP ittifak olursa ittifakla, olmazsa kendi partisi olarak milletvekilliği
seçimlerine girer, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Yenikapı ruhuyla hareket ederek,
Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı alır. Bu kadar nettir.”

**TERÖRLE MÜCADELE**

(Sayın Cumhurbaşkanı çok önemli bir konu kullandı terörle mücadeleyle ilgili. “Vurduk
mu oturturuz” dedi. PKK, YPG ile mücadelesini, terör koridoruna karşı kararlılığını
ortaya koyuyordu. Siz terörle mücadele sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? İlave
önerilerde bulunuyor musunuz? Olası terör koridorunun, bu sürecin nasıl gelişeceğini
değerlendiriyorsunuz. Ve ABD’nin bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
FETÖ ile mücadele komsunda ABD’nin tutumunu da değerlendirirseniz, çok memnun olurum…
sorusu üzerine) MHP olarak kesintisiz ve kararlı mücadelenin gerçekleştirilmesi 
için bugünkü siyasi iktidara tam destek vermektedir. Terörün kökü kazınmalıdır. 
İç ve dış unsurları tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Bu PKK terörü geçerli olduğu
kadar FETÖ terörüyle de geçerlidir. Türkiye’nin önemli konularının başında, ekonomik
ve sosyal konular olduğu kadar terörle mücadele de vardır. 20 Temmuz’dan bugüne 
kadar geçen süreç itibariyle, önemli başarılar elde edilmiştir. Terör odakları tamamen
tüketilmek üzere yok edilmek gibi bir faaliyetin içerisinde sürdürülmektedir. 15
Temmuz ise Türkiyemiz açısından bir yüzkarasıdır. Milletimizin kabul etmeyeceği 
bir davranıştır. Buna sebep olan her unsur tamamen yargı önünde hesap vermelidir
ve terörün bu boyutunun yani FETÖ’nün bütün unsurlarının yargı yoluyla cezalandırılmasındaki
kararlılık sürdürülmektedir. FETÖ’nün başı Amerika’dadır, ABD eğer Türkiye ile değerlendirme
yapmayı tercih ediyorlarsa, Pensilvanya’yı Türkiye’ye göndermeli ve Türk yargısının
önüne çıkarmalıdır. Bunun haricindeki ABD’nin takip ettiği yol yol değildir. Nereye
kadar varırlar bilemem. ama Amerika’nın da bu davranışlarla fazla huzur bulacağını
zannetmiyorum. Suriye’yi İran’ı FETÖ’yü terörü karıştıran Amerika. Böyle bir gerçeklik
karşısında nasıl dost müttefiklik ise Amerika buna karar vermelidir. Amerika Türkiye’yi
dost ve müttefik olarak görüyorsa, o zaman Ortadoğu politikasında diğer politikalarda
Türkiye ile samimi ve dürüst bir işbirliği içinde olmasında yarar vardır diye düşünürüz.

** İYİ PARTİ AÇIKLAMASI**

(Israrla partilerin ne oy aldığı belli olsun demeniz “MHP yüzde 10 barajını aşamaz”
sözlerine hodri meydan mı? Temel amaç o mu? İYİ Parti ilk kurulduğunda partinizden
istifa haberleri geliyordu. Sakarya’da 2500 kişi MHP’ye katıldı. Tablo lehinize 
göre mi gelişiyor? sorusu üzerine)  Çok açık ifade ettim. Muhtemelen de akşam söylediğiniz
gibi tartışmalar devam edecektir, adım gibi biliyorum. Kayıtlara böyle düşsün diye
söylüyorum. MHP’nin barajı aşma-aşamama gibi bir meselesi yoktur. MHP inandığı yolda
yoluna devam etmektedir. Ancak sadece bizimle alakalı değil, Türkiye’de barajın 
getirmiş olduğu her partiye sıkıntısı var. Bu sıkıntıyı mevcut partileri gözünüzün
önüne getirin koyun. Bazı ittifakların normal olması isteniyorsa o zaman ittifak
yapılabilinir diyoruz. Geçmiş dönemdeki kaygılarımızı dile getiriyoruz. MHP bu sefer
refah diyecek, seçim sonuçları ortaya çıkacak kendinin oyu belli değil. Bu belli
olsun yani, bunda kötülük var mı? Kendi arasında tartışacak, az mı alacak çok mu
aldım. Ama oyunun ne olacağını bilecek. Madem ki Türkiye’de partiler hazineden yardım
alıyor. Aldığı oy oranı, hazinedeki oy oranına yaklaşmış veya geçmiş ise hazineden
yardımını alsın. MHP, holdinglerin kapısını çalmayan tek siyasi partidir. Bundan
sonra da böyle olacaktır. Öyleyse hakkımı almam lazım. İttifak olacaksa iradeden
bize düşen neyse onu alırız. Yüzde 10 olur, 12 olur, bilmem ne olur. Bundan çok 
daha açık net ifade söz konusu olmaz. MHP üzerinde çok büyük oyunlar var. Bu oyunlar
yeni değil. MHP varoluş gayesini sürdürdüğü sürece, misyon ve vizyonun terk etmediği
sürece üzerinde küresel güçlerin, iç ve dış odakları önemli oyunlar oynayabilir.
Geçmişte olmuştur bu, şimdi de olmaktadır. Eğer bir gün birileri MHP ile uğraşmaktan,
onun faaliyetini engellemekten vazgeçerse biliniz ki MHP misyonunu ve vizyonunu 
kaybetmiş, 87 tane sıradan parti haline gelmiştir, uğraşmaya da gerek yoktur demektir.
MHP inanan insanların partisidir. Benim inancıma göre dualı bir partidir. Bu partiyle
kim uğraşıyorsa iki yakası bir araya gelmez. Cenabı hak da bazen yardım eder. İYİ
Parti diye bir parti kurar, bir hanımefendiyi de koluna takar güle güle der.”

**MHP PAZARDA SATILMAZ**

(İttifak görüşmelerinde MHP’nin kabineye girme gibi bir şartı, talebi veya isteği
var mı? sorusu üzerine) Siz bir akşam TV programına çıkarak bu tartışmaları yapmanızda
yarar var hanımefendi. MHP, pazarda satılmaz, pazarlanamaz bir partidir. Bizim yüzde
7 ile 3 ile 5 ile hazine yardımı konusunda bir şeyimiz yok. Genel başkan yardımcımız
var mali işlerden sorumlu olan. Şimdi bir not verdi. Anayasa değişikliğiyle bu yüzde
3’e düşmüş. Demek ki biraz daha düşerse her şey beleş demektir. Bunun için canınızı
sıkmayın. Sizin de arada ittifak yapıyorsunuz şöyle olur filan… Hande hanımın sorduğu
net soruya cevaben söylüyorum. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiği anda,
MHP kimin cumhurbaşkanı olmasıyla alakalı ön çeki sözlerinin arkasında durarak, 
eğer Recep Tayyip Erdoğan veya herhangi birisi cumhurbaşkanı olduğunda, kuracağı
hükümetin içerisinde ‘biz size destek verdik, bu kadar bakanlık isteriz’ gibi ahlaksız
bir davranışın içinde olmayız. Cumhurbaşkanı seçilecek kişi, yürütmeyi kendisi kurar.
Nasıl kuracaksa kendisinin bileceği iştir. Kendisine destek verdik diye, ortaklık
şeklinde, hala koalisyon devam edermiş gibi bir anlayışla sağdan soldan sarkmaları
kabul etmez. Cumhurbaşkanı’na da bunu kabul etmemesini tavsiye ederim. Kendisinin
istediği çalışma arkadaşları olmasında ülkemiz açısından yararları vardır.

**400 VEKİLE SAHİP OLURSAN CUMHURBAŞKANI SEN OL BİRADER**

(Erken seçim beklemiyorsunuz anladığım kadarıyla… Kasım 2019’daki seçimde Tayyip
Erdoğan’ı destekleyerek, sizi HDP ve CHP ile yan yana getirmek isteyenlerin hedefi
olacaksınız. Bunlara nasıl göğüs gereceksiniz?) sorusu üzerine:  Biz her zaman hedefteyiz,
hedefte olmaktan da zevk duyarız. Bizi hedef dışı tutarsa bizde arıza başlamış demektir.
O bakımdan Türkiye’yi normalleşme süreci içerisinde, demokratikleşmeye katkı sağlayabilecek
bir yolu bulmamız lazım. Erken seçim zaten doğru değil. İran karışıyor, Suriye şu,
Türkiye bu. Böyle bir ortamda kim hangi erken seçimi düşünüyor? Hangi maksatla bunu
düşünüyor onu da tartışılması lazım. Türkiye’nin normal sürece geçinceye kadar onu
tartıştıracak bir yola sokmak doğru değildir. “Tekrar parlamenter sisteme döneceğim”
diyor. Ne ile döneceksiniz? 400 milletvekiline sahip olursan döneceksin. 400 vekile
sahip olursan, Cumhurbaşkanı sen ol be birader. Sistemi ne zedeliyorsun? Milletvekilliği
seçimlerinde MHP, TBMM’de anayasada yer alan temsilde adalet ilkesini hayata geçirebilecek
bir konumda olmasını düşünüyor. Ama başka unsurlar önümüze ne getirir ne götürür
bilemeyiz. Aslı yok yaylasında şu kadar sürüm var demenin de bir manası yok. Biraz
sabırlı olalım.  Bundan sonra bu konuyu tartışmaya açan, bu tartışmayı yapıyorsa
hayatı boyunca soru işaretini kafasında taşır.

ABDULLAH GÜL’ÜN ADAY OLMASI KABUL EDİLEMEZ

(2019 senaryoları konuşulurken, Abdullah Gül’ün de aday olabileceği. Hatta geçtiğimiz
günlerde bir çıkışı da yorumları alevlendirdi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu
ihtimali nasıl görüyorsunuz?) Sayın Abdullah Gül bey, Adalet ve Kalkınma Partisi
içinde özel bir yeri olan şahsiyettir. Recep Tayyip Erdoğan bey ve parti kurucusu
arkadaşlarla önemli çalışmalar içerisinde bulunmuştur. Kademe kademe yükselmiştir.
Türkiye’nin bugünkü konjonktüründe, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişinin
sağlıklı olmasında herhangi bir engelleyici yanlışı yaşamamasında yarar vardır. 
Abdullah Gül’ün “ben adayım” diye ortaya çıkması izah edilemez. Sağın solun dolduruşuna
gelmemesinde yarar vardır. AK Parti ve MHP yerel seçimde de işbirliğine girebilir
mi? İttifak hayatın her alanında olacaktır anlamı taşımaz. İttifak herkesin vazgeçtiği
ve hayatımızın gerçeği olarak bundan sonra yaşayacağımız bir kavram da olmaz.”
