# Milyarlık altın kaçakçılığının altından Hawala çıktı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/milyarlik-altin-kacakciliginin-altindan-hawala-cikti-66535h/
- Yayımlanma: 2021-07-04T08:20:33+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Almanya’da Ocak ayında bazı Türk kuyumcularına düzenlenen baskınlar sonucunda yüklü
miktarda altının yasal olmayan şekilde Türkiye’ye kaçırıldığı ortaya çıkarıldı.

Köln Savcısı René Seppi, 53 sanık hakkında soruşturma açıldığı, üç şüphelinin de
tutuklandığını açıkladı.

Sanıkların, kurdukları bir çete aracılığıyla Türkiye’ye yaklaşık 1 milyar 600 milyon
euro değerindeki 75 ton altını kaçırdıkları iddia ediliyor.

Savcılık, örgütün ele başı olarak İstanbul’da yaşayan kuyumcu toptancısı Turan S.’
den şüphelenildiğini belirtti. Yapılan açıklamada, S.’nin Türkiye’de arandığı kaydedildi.

Kara para aklama, dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı, Ödeme Hizmetleri Denetim Yasası’nın(
ZAG) ihlâli ve çete kurmakla suçlanan zanlılar Hollanda’dan getirilen uyuşturucu
paraları ile kaçak nargile tütünlerinden elde edilen gelirin aklanarak Türkiye’ye
aktarılmasına aracılık etmekle itham ediliyor.

Çetenin para transferi için başvurduğu yöntem ise yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe
sahip olan “Hawala sistemi”. Sistem Ortadoğu kaynaklı olduğu için havalenin Arapça
söylenişi ile biliniyor.

## **Hawala nedir?**

Düsseldorf ve Köln’de mali müşavirlik yapan uluslararası vergi hukuku uzmanı Cevdet
Koçaş DW Türkçe’ye Hawala sistemini şöyle anlattı:

“Hawala sistemi kişi ya da şirketlerin, bulundukları ülkelerin dışındaki kişi ve
kuruluşlara mevcut uygulama ve kuralların dışında, dolasıyla kayıt altına alınmadan
para transfer edilmesini sağlayan sistemin adıdır.” 

Başlangıçta ticaretin oluşabilmesi için bir takım takas yöntemlerinin uygulandığını
belirten Koçaş, günümüzde ise uluslararası düzeyde geçerli olan kanun ve kurallara
göre ticari düzenin para ile işlediğini söyledi.

Özellikle kara para ile mücadele, vergilendirmede adaleti sağlama ve uluslararası
ticarette şeffaf olabilmek amacıyla uluslararası para transferlerinin belli bir 
yasal çerçevede gerçekleşmesi gerektiğini ifade eden Koçaş, “Bu sistemin dışında
kalan bütün çözümler yasalara aykırıdır. Var olan yasalara göre uluslararası alanda
para transferi yapmak mümkün iken bu yasaların dışında kayıt dışı olarak para transferi
yapan kişi suç işlemiş olur. Zira burada bu yöntemle para transfer edilmek istenmesindeki
tek neden paranın kayıt dışı olmasıdır” dedi.

Hawala sistemi günümüzde yaygın olarak kullanılan Pay-Pal adlı ödeme yönteminin 
ilkel bir versiyonu olarak da görülebilir. Sistem şöyle işliyor: Örneğin A adlı 
müşteri Almanya’daki bir finansal hizmet sağlayıcısına veya kuyumcuya nakit ödeme
yapıyor. Türkiye’de bulunan B adlı alıcı ise bulunduğu kentteki anlaşmalı kuyumcudan,
komisyon düşüldükten sonra Almanya’da ödenen miktarın karşılığını teslim alıyor.
İki arabulucu daha sonra komisyonu aralarında pay ediyorlar. Bu şekilde, para akışı
kayıtlara geçmiyor ve transferin takibi mümkün olmuyor.

Kuyumcunun Almanya’da tahsil ettiği havale bedeli ise altına dönüştürülüyor. Bu 
paralar karşılığında Almanya’da satın alınan eski altınlar külçe haline getirildikten
sonra paravan şirketler aracılığıyla Türkiye’ye ihraç ediliyor. Türkiye’de herhangi
bir vergiye tabi olmadan alıcısına ulaştırılıyor.

Almanya’da bu tür ticari para işlemleri için, şirketlerin Bankacılık Denetleme Kurumu’ndan(
BaFin) izin alması gerekiyor. Lisans olmadan yapılan bu tür havale işlemleri yasa
dışı olarak kabul ediliyor.

## **10 yıla kadar hapis**

Suç çeteleri ve İslamcı terörist grupların uzun zamandır yasa dışı para transferlerini
gerçekleştirmek için Hawala sistemine başvurduğu ise biliniyor.

Köln Barosuna kayıtlı Uluslararası Ticaret Hukuku Uzmanı Avukat Dr. Abdullah Emili,
Alman yasalarına göre bu yöntemle para transferi yapılmasının kara para aklama suçu
kapsamında değerlendirildiğini belirtti. 

DW Türkçe’ye konuşan Dr. Emili, “Alman yasalarına göre kara para aklayan ya da aklanmasına
katkıda bulunanlar 3 ay ila 5 yıl hapis cezasına çarptırılabilir. Ancak suç örgütlü
bir şekilde işlenmişse bu ceza 6 aydan 10 yıla kadar hapis olabilir. Şu anda Almanya’daki
soruşturma da çete üzerine işliyor” dedi.

Üç şüphelinin halen cezaevinde olduğunu aktaran Emili, “Başta 7 kişi gözaltına alınmıştı.
Kısa süre önce dördü serbest bırakıldı. Üç kişi ise tutuklu. Çete lideri olduğu 
belirtilen kişi ise Türkiye’de” diye konuştu.

2019’dan bu yana yapılan telefon dinlemeleri ve polis muhbirlerinin verdiği bilgiler
doğrultusunda Köln Savcılığı tarafından yaklaşık 30 bin sayfalık dosya hazırlandığını
kaydeden Emili, çete lideri olmakla suçlanan kişinin Türkiye’de arandığını belirterek,“
Uluslararası hukuka göre, suçun işlendiği yer olan Almanya’nın o kişiyi Türkiye’den
talep etme hakkı var. Ancak Türkiye’de yakalanır mı? Türkiye iade eder mi? Onu bilemiyorum”
diye konuştu.

Hawala sistemi aracılığıyla Almanya’daki bazı Türk kuyumcularının büyük bir suçun
içine çekildiğini anlatan Emili, “Kolay para kazanılacak bir yöntem. Üstelik belge
yok, fatura yok. Al gülüm ver gülüm. Tabii meblağ da öyle 3 bin 5 bin değil, 100
bin 500 bin, bir milyon euro. Böyle olunca bazı kuyumcu esnafı kolay para kazanma
hayaliyle bu işlere bulaşabiliyor. Oysa bunlar yasal değil ve dediğim gibi büyük
cezaları var” dedi.

## **“Varlık Barışı suça teşvik ediyor”**

Aynı zamanda Köln merkezli Türk Alman İş İnsanları (TDU) Derneği Başkanı olan Dr.
Emili, Türkiye’de yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer
sermaye piyasası araçlarını vergi incelemesine tabi olmadan Türkiye’de değerlendirmek
üzere başlatılan Varlık Barışı uygulamasının da bu yöntemi bir şekilde teşvik ettiğini
söyledi. Emili, “Hükümet söz konusu uygulamayı 6 ay daha uzattı. Amaç Türkiye’ye
kaynak sağlamak. Ama ne yazık ki böyle kötü emellere de alet edilebiliyor. Uygulama
bu bağlamda yanlış. Çünkü Türkiye, ‘Benim amacım paraları çekmekti, kara para aklamak
değil’ diyebilir. Ancak o zaman şöyle sorarlar, ‘Sen kaynağını denetlemeyerek kara
paranın da gelmesini teşvik ettin’. Bu durum Türkiye’nin uluslararası itibarına 
zarar veriyor” şeklinde konuştu.

## **“Kolay para cazip oluyor”**

Köln yakınlarında uzun süredir kuyumculuk ve toptan altın satışı yapan S.C. ise 
DW Türkçe’ye sistemin nasıl işlediğini anlattı.

S.C. şunları kaydetti:

“Almanya’da kuyumcular ağır bir vergi yükü ile karşı karşıya bulunuyor. Rekabet 
de artınca, bazı meslektaşlarımız ne yazık ki bu tür yasal olmayan yöntemlere başvurabiliyor.
Kolay bir para çünkü. Elbette burada bir kara para aklama niyeti var. Yoksa niye
insanlar bize başvursunlar bankadan havale etmek yerine. Ama işte kolay para cazip
geliyor.”

Kendisine de bu yönde teklifler geldiğini anlatan S.C, “Kısa süre önce iki kişi 
geldi dükkâna. Türkiye’de zor durumda olan bir esnaf akrabalarına para yollamak 
istediklerini, bu konuda yardımcı olup olamayacağımı sordular. Sistemi bildiğim 
için bunun olamayacağını söyledim. Bankaya gitmelerini tavsiye ettim. Sonra duydum
ki bu iki kişi, Türkiye’de bir tarihi eseri satın almak için bu parayı yollamak 
istiyormuş. Yani illa bir çete ya da organize olmadan her meslektaşımızın kapısını
bu tür insanlar çalabiliyor” dedi.

S.C. bu tür yöntemlere başvuran kuyumcular nedeniyle bütün sektörün itibar kaybettiğini
belirterek, Almanya genelinde 2 bin 700 civarında Türk kuyumcu dükkânı var. Bu işi
yapanlar ise çok az. Ama şimdi bunlar yüzünden hepimiz sıkıntı çekiyoruz. Polisin
baskın yapıp temizlemesi iyi. Ancak baskının yapılış şeklini tasvip etmiyorum. 100
polisle bir sokakta kuyumcuları basarsanız insanlar ne düşünür? Yapıcı tedbirlerle
sektörü temizlesinler. Biz de işimizi yapalım” diye konuştu.
