# MSCI uyarısı: Asıl mesele satış değil, güven

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/msci-uyarisi-asil-mesele-satis-degil-guven/
- Yayımlanma: 2026-10-19T23:12:52+03:00
- Yazar: Zeliha SARAÇ

MSCI’nin 15 Ekim’de Türkiye ile ilgili aldığı karar, ilk bakışta teknik bir endeks
düzenlemesi gibi görünebilir. Ancak konu bundan ibaret değil. Karar, yabancı yatırımcının
Türkiye piyasasında işlem yaparken ihtiyaç duyduğu şeffaflık ve güven meselesini
yeniden gündeme getirdi.

MSCI, Türkiye endekslerinde bazı değişiklikleri ikinci bir duyuruya kadar durdurdu.
Yabancı yatırımcıya açık kabul edilen pay oranlarında artış yapılmayacak. Türkiye
Yatırım Yapılabilir Piyasa Endeksi’ne yeni hisse eklenmeyecek. Şirketlerin küçük,
orta ve büyük ölçekli piyasa segmentleri arasındaki yukarı yönlü geçişleri de şimdilik
yapılmayacak.

Gerekçe, 2026 piyasa sınıflandırması incelemesi sırasında yatırımcılardan gelen 
geri bildirimler. Bazı küçük ölçekli şirketlerde ve bunlarla bağlantılı fonlarda
koordineli işlemler yapılmış olabileceği yönündeki endişeler, fiili dolaşımdaki 
pay oranlarının ne kadar sağlıklı hesaplandığı sorusunu gündeme getirdi. MSCI açısından
burada önemli olan, bir hissenin yalnızca kâğıt üzerinde ne kadarının dolaşımda 
göründüğü değil, gerçekten yatırım yapılabilir durumda ne kadar pay bulunduğu.

Üstelik bu ilk uyarı değil. MSCI, ağustos ayında Tera Yatırım, Tera Finansal Yatırımlar
ve Kardemir B hisselerinin küçük ölçekli endekse eklenmesini de uygulamamıştı. O
dönemde de yatırım yapılabilirlik konusunda soru işaretleri vardı. Son karar, meselenin
tek bir endeks değişikliğiyle sınırlı olmadığını gösteriyor.

Şimdi gözler kasım ayındaki endeks incelemesinde. MSCI, o tarihe kadar somut bir
ilerleme görmezse Türkiye’nin endekslerdeki konumuyla ilgili bir istişare süreci
başlatabileceğini belirtiyor. Haziran 2027’ye kadar yeterli adım atılmaması halinde
ise gelişen piyasa statüsü yeniden değerlendirilebilir. S&P Dow Jones’un temmuz 
ayında Türkiye’yi benzer bir izleme sürecine almış olması da dikkate alınmalı.

Piyasada doğal olarak satış ihtimali konuşuluyor. Türkiye’nin statüsünde olası bir
değişiklik yaşanırsa hangi hisseler etkilenir, pasif fonlar ne kadar satış yapar,
yabancı çıkışı ne boyuta ulaşır? Bunlar önemli sorular. Fakat yalnızca olası satış
tutarına odaklanmak, kararın nedenini ikinci plana atmak olur.

Yabancı yatırımcı bir piyasaya ucuz olduğu için gelebilir. Ancak ucuzluk, tek başına
yatırım yapma gerekçesi değil. Şirketlerin ortaklık yapısının ne kadar şeffaf olduğu,
fiili dolaşım hesaplarının güvenilirliği ve kuralların bütün yatırımcılar için aynı
şekilde uygulanıp uygulanmadığı da önemli. Özellikle kurumsal yatırımcılar açısından
bu konular, fiyat kadar belirleyici olabiliyor.

Türkiye’nin önünde bu nedenle iki farklı ihtimal var. Düzenleyici kurumlar şeffaflığı
artıran, fonlar üzerinden gerçekleştirilen işlemleri daha görünür kılan ve gerçek
pay sahipliği konusunda soru işaretlerini azaltan adımlar atabilir. Tespit edilen
usulsüzlükler varsa bunların nasıl ele alındığı da kamuoyuyla paylaşılabilir. Böyle
bir yaklaşım, MSCI’nin endişelerinin giderilmesine yardımcı olabilir.

Diğer ihtimal ise düzenlemelerin teknik değişikliklerle sınırlı kalması. Mevzuatta
yeni kurallar getirilmesi elbette önemli. Ancak yatırımcı uygulamanın gerçekten 
değiştiğine ikna olmazsa, bu adımlar tek başına yeterli olmayabilir. Böyle bir durumda
endeks değişikliklerinin ertelenmesiyle konu kapanmaz. Türkiye’ye yatırım yapan 
fonlar daha temkinli davranabilir, aktif portföy yöneticileri risklerini yeniden
hesaplayabilir. Bunun hisse fiyatlarına ve piyasaya gelen yabancı sermayeye nasıl
yansıyacağı da zaman içinde ortaya çıkar.

SPK’nın fonlardaki payların hesaplanmasına ilişkin daha önce başlattığı düzenleme
çalışmaları bu açıdan önemli. Ancak MSCI’nin beklediği yalnızca bir mevzuat değişikliği
değil, yapılan düzenlemelerin sonuçlarını görebilmek. Dolayısıyla önümüzdeki haftalarda
atılacak adımlar kadar, bunların uygulamada neyi değiştirdiği de belirleyici olacak.

Burada Türkiye açısından gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var. Gelişen piyasa
statüsü yalnızca uluslararası bir sınıflandırma değil. Bu statü, yatırım kararlarında
kullanılan ölçütlerden biri. Olası bir değişikliğin etkisi her fon için aynı olmayacaktır;
bazı yatırımcılar portföylerini yeniden düzenlemek zorunda kalabilir, bazıları ise
kararını beklemeyi tercih edebilir. Bu nedenle şimdiden kesin bir satış tutarı üzerinden
konuşmak doğru olmaz.

Benim açımdan asıl önemli olan, kasım ayına kadar hangi somut adımların atılacağı.
MSCI’nin uyarısı ciddiye alınmalı. Çünkü konu yalnızca endekse hangi hissenin girip
çıkacağı değil, Türkiye piyasasındaki verilerin ne ölçüde güvenilir bulunduğu.

Yabancı yatırımcı yeniden alıma geçebilir, hatta uygun fiyatları fırsat olarak da
değerlendirebilir. Fakat piyasada kalıcı olmak için daha fazlasını görmek isteyecektir.
Türkiye’nin önündeki dönemde bu güveni güçlendirecek adımlar atıp atamayacağı, endeks
kararlarından çok daha uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.
