# NATO Suriye konusunda anlaşamıyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/nato-suriye-konusunda-anlasamiyor-13009h/
- Yayımlanma: 2016-07-10T18:49:51+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

NATO ülkeleri Varşova’daki zirvede, doğu kanadında Rusya tehdidine karşı kararlık
sergileyerek caydırıcılık amaçlı askeri birlikler konuşlandırmayı kararlaştırdı.
Türkiye’nin güvenliği açısından büyük öneme sahip güney kanadında ise aynı kararlılığı
sergilemeyerek konseptini “İstikrarı yansıtmak” olarak nitelendirmekle yetindi.

IŞİD ve Avrupa’yı hedef alan terör saldırıları, Suriye’deki savaş, mülteci akını
NATO müttefiklerinin güvenliğini derinden sarsıyor.

Ancak güney kaynaklı tehditlerin NATO’nun konvansiyonel tehdit algısından farklı
yeni unsurlar içermesi, müttefikler arasında hangi tehdidin öncelikli olduğu ve 
NATO’nun üstleneceği rol konularında mutabakat sağlanamaması caydırıcılık hamlelerini
engelliyor.

**IŞİD’e karşı AWACS ve eğitimli destek**

Varşova’da IŞİD’e karşı atılacak adımlar konusunda NATO’nun AWACS erken uyarı uçaklarının
görevlendirilmesi ve bölge ülkelerinin güvenlik güçlerinin eğitimine destek verilmesi
kararlaştırıldı. AWACS’lar Türk ve uluslararası hava sahasında uçuşlar gerçekleştirerek,
Suriye ve Irak’taki IŞİD hedefleri ile ilgili istihbarat çalışması yürütecek, verileri
operasyonları yürüten uluslararası koalisyona verecek. Ayrıca bölge ülkelerindeki
yerel güvenlik güçlerinin eğitimi sadece Ürdün değil aynı zamanda Irak’ta da gerçekleştirilecek.
Ayrıca Libya ve Tunus’ta da askeri güvenlik yapılarının geliştirilmesi için işbirliği
güçlendirilecek.

**Batı hassasiyetinin nedeni**

Gayet tabii ki dünyanın en güçlü askeri ittifakının IŞİD’e karşı yapabilecekleri
bununla sınırlı değil. Ama geçmişte Afganistan ve Irak’ta yapılan hatalar tekrarlanmak
istenmiyor. Varşova zirvesi kapsamında düzenlenen bir forumda konuşan Norveç Dışişleri
Bakanı Borge Brenge de bunun altını çizdi.

Brenge, NATO’nun IŞİD’le mücadeleye hangi alanlarda katkı sağlayabileceğine yönelik
arayışını sürdürdüğünü söylemekle birlikte şunları kaydetti: “IŞİD’e karşı NATO’nun
yani tek başına Batının değil Arapların ve Sünnilerin yer aldığı daha geniş bir 
koalisyonlu mücadelenin yapılması gerektiği kanaati hâkim, doğru olan da bu. IŞİD
ve El Kaide’nin ‘bu Müslümanlar ile Batı arasında bir savaş’ demesine yol açmamamız
gerekiyor. Çünkü bu gerçekten hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar olarak hepimizin
sahip olduğu evrensel değerler adına yürüttüğümüz bir mücadele.”

Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu uzmanı Derek Chollet de Afganistan’daki ISAF
örneğinde olduğu gibi IŞİD’e karşı mücadeleyi NATO’nun üstlenmesinin doğru olmayacağını
vurgulayarak, “Bu El Kaide ve diğer terör gruplarının ‘medeniyetler çatışması’ propagandasını
besleyebilir” dedi.

**Güneyde caydırıcılık ihtiyacı**

Bu arada IŞİD’in roket ve terör saldırılarına hedef olan, mülteci akınıyla karşı
karşıya kalan Türkiye, müttefiklerinden yeterli desteği göremediği görüşünde.

NATO’daki foruma katılan Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz, ittifakın doğu kanadındaki
caydırıcılık hamlelerine benzer adımların güney için de değerlendirilmesi gerektiğini,
doğuda olduğu gibi güneyde de çok uluslu birliklerin görevlendirilmesinin de değerlendirilebileceğine
işaret etti. Çeviköz, “Güneyde sadece mülteci akını ve terör kaynaklı tehditler 
yok. Rusya’nın, doğuda olduğu gibi Suriye’de, güneyde de varlığını güçlendirdiğini
görmek zorundayız” diye konuştu.

Peki, NATO üyeleri neden Türkiye’nin güneyde beklediği caydırıcılık hamlelerine 
yanıt veremiyor? Norveçli Bakan Brenge şu dikkat çekici değerlendirmeyi aktardı:

“Şimdi odadaki devasa boyuttaki fil konusu hakkında ayrıntılı konuşmak istemiyorum,
değinmekle yetineceğim. Suriye söz konusu olunca NATO için çok çetrefilli bir hal
alıyor. Çünkü her zaman öncelikler üzerinde mutabakat sağlayamıyoruz. Norveç için
öncelik IŞİD’den kurtulmak. Sonra El Kaide ve El Nusra var. Ama aramızda başka öncelikleri
olanlarımız var. Önceliklerimizi uyumlaştırdığımız takdirde NATO rolünü de daha 
net bir şekilde ortaya koyacağız.”

Bu noktada söze giren Büyükelçi Çeviköz, “Çok diplomatik konuştunuz Sayın Bakan,
Türkiye demediniz ama sizi anladım. Ama konu çok zor çünkü Türkiye sadece IŞİD tehdidiyle
değil PKK terörüyle de karşı karşıya kalıyor ikili tehditle karşı karşıya kalan 
tek ittifak üyesi” dedi. Çeviköz, Türkiye’nin değişen Suriye politikaları ışığında
çok daha güçlü bir uzlaşı yolunun açılabileceği görüşünü sözlerine ekledi.

**Ege operasyonu yük mü işlevsel mi?**

NATO’nun güneye yönelik oluşturduğu stratejinin bir diğer halkasını mülteci krizi
ve Ege operasyonu oluşturuyor. Bu konuda müttefikler arasında son dönemde görüş 
ayrılıkları bulunuyordu. Ege misyonuna gönderilen gemiler nedeniyle diğer bazı operasyonların
sınırlandırılmak zorunda kalınmasını eleştiren bazı müttefikler mülteci akınının
durdurulduğunu, gemilerin asıl askeri operasyonel faaliyetlerine yönelmesi gerektiğini
savunuyor.

Ege misyonu ekim ayına kadar sürdürülecek ancak Ekim ayında yapılacak savunma bakanları
toplantısında konu gözden geçirilecek. Varşova zirvesinde, Orta Akdeniz’de görev
yapacak Deniz Muhafızı (Sea Guardian) olarak adlandırılan yeni bir görev gücünün
oluşturulması kararlaştırıldı. Bu daha önceki Active Endeavor görev gücünün yerini
alacak, daha da güçlendirilecek. Üst düzey NATO yetkilileri Akdeniz’de bundan sonra
oluşturulacak yeni Sea Guardian gemilerinin Ege görevini devralabileceğini söylüyor.

Bu konu NATO zirvesi kapsamında forumda tartışan uzmanların da gündemindeydi. Elcano
Kraliyet Enstitüsü uzmanı Felix Artega, “NATO askeri operasyonlar mı yoksa insani
yardım misyonları mı yürütecek? NATO Avrupa güçlerine özel operasyonlar için katkı
sağlayabilir. Bence özellikle Portekiz’den Türkiye’ye, güneydeki ülkelere, bir Avrupa
gücü oluşturulması için liderlik üstlenmek görevi düşüyor” diye konuştu.

**Batı değerlerine tehdit sadece dışardan mı?**

Bu arada Batı, demokratik ve özgürlükçü düzenine karşı dış tehditlere karşı koyma
arayışında NATO’nun rolünü tartışa dursun hem ABD’de hem de Avrupa ülkelerinde artan
sağcı popülizm ve korumacılık karşı karşıya olunan tehdidin salt dış kaynaklı olmadığını
gözler önüne seriyor.

“İstikrar ihraç etmemiz gerekirken istikrarsızlık ithal ediyoruz” diyen Norveç Dışişleri
Bakanı Borge, 1945 öncesi Avrupa’nın bugünün Ortadoğu’su olduğunu söyleyerek şu 
çarpıcı değerlendirmeyi aktardı:

“Biz bu filmi izledik. BM, NATO ve AB ile oluşturduğumuz düzen ve değerler sayesinde
en barışçıl bölgeye dönüştürdük. Şimdi bu değerler hedef alınıyor. Brexit sonrasında
çok daha net görülüyor, geçmişte yaşadıklarımız tekrar yaşama ihtimalimiz var. Milliyetçilik
ve popülizmin yayıldığını görüyoruz. Gerçekten değerlerimizin arkasında durmalı 
onlar için mücadele etmeliyiz. Çünkü gerçekten de tehlikede olan demokrasimiz ve
özgürlüğümüz.” (DW Türkçe)
