# Netice alıncaya kadar OHAL sürecek

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/netice-alincaya-kadar-ohal-surecek-19180h/
- Yayımlanma: 2017-01-27T03:48:20+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Afrika gezisi dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan
OHAL uygulamasına netice alıncaya kadar devam edileceğini söyledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üç ülkeyi kapsayan Doğu Afrika gezisinden dönüşte
uçakta gazetcilerin gündemle ilgili sorularını yanıtladı. Olağanüstü Hal’in (OHAL)
netice alınıncaya kadar süreceğini belirten Erdoğan, OHAL’in referanduma da engel
olmadığını söyledi. 

Erdoğan’ın açıklamaları özetle şöyle:

**NETİCE ALANA KADAR: **Bizim güzel sözümüz var: Su uyur düşman uyumaz! Bunlar bu
milletin, bu vatanın düşmanları. Tüm tedbirlerimizi alıyoruz. Şu anda yargının, 
güvenlik güçlerimizin yaptığı nedir? Bu anlamda gerekli adımları atmaktır. Burada
şu kadar kişi alınsın sonra duralım, asla böyle bir şey söz konusu değil. Aynı şekilde
OHAL ile ilgili olarak da, ‘şurada keselim’ diye bir şey de yok. Biz burada netice
alana kadar yola devam edeceğiz.

**REFERANDUM VE OHAL:** Referanduma OHAL ile gidilmesi çok daha rahat bir zemin 
de hazırlayabilir. Hükümetin de bu inançta olduğu kanaatindeyim. Çünkü OHAL ile 
seçim olmaz diye bir şey yok. Hatırlayın biz iktidara gelmeden önce de Türkiye’de
OHAL vardı; seçim de OHAL ortamında yapılmıştı. OHAL’i o dönemde biz iktidara geldikten
sonra kaldırdık.

**HESAP MİLLETE VE ALLAH’A**

Avrupa Konseyi’nin, Avrupa Parlamentosu’nun, ‘Şunu şöyle yapsanız, yoksa sizinle
ilgili bir gözlemci süreci başlatacağız’ şeklindeki yaklaşımları da hoş değil. Neticede
bu millet kendi göbeğini kendi keser. Benim şehitlerimin hesabını onlar mı verecek?
Bizim millete ve Allah’a hesap vermek dışında, hiçbir merciye hesap verme durumumuz
yoktur. Yunanistan oraya sığınan sekiz alçağı hâlâ bize vermiyor. Ben kendilerini
daha ilk akşam aradım, bana verdiği söz ‘15-20 gün içerisinde biz çözeriz’. Bunlar,
Türkiye’de terör eylemi yapmışlar, burada yargılanmaları gerekir. İade işlemindeki
gecikme, tabii ki güvenin de sarsılmasına neden olur.

**SAMİMİ OLANLAR ÇIKABİLİR**

İtirafçılar içerisinde elbette samimi olanlar çıkabilir. Ama geneli itibariyle hepsinin
samimi oldukları da söylenemez. Aralarında ‘Buradan bir şey çıkar mı ya da ben buradan
yırtar mıyım’ düşüncesiyle itirafçı olmaya kalkmış olanlar da bulunabilir. Yargı
mensubu arkadaşlar, itirafçıların anlattıklarından, önümüzü açacak bazı şeyleri 
de yakaladıklarını söylüyorlar. Dolayısıyla onların bakışı çok daha farklı. Hakikaten
itiraflar sayesinde ön açıcı ve yararlı bazı bilgilere de ulaşmış olabilirler.”

**MEYDANLARA ÇIKMAK İÇİN İSTİŞARE**

Öncelikle onu bağlayıcı bir şey aslında yok. Seçim noktasına gelince, seçim noktasında
konu 2019. Hükümette ya da parlamentoda seçimi erkene almak söz konusu mu? Şu anda
öyle bir şey söz konusu değil. Bence milletimizin kararını görmemizde çok büyük 
fayda var. Bunu gördükten sonra, bunların değerlendirmesi de yapılabilir. Şu anda
görünen o ki, millet kararlı. 7 Şubat itibariyle herhalde kampanyalar başlayacak,
meydanlar hareketlenecek, Meydanların dili her zaman farklı olmuştur. Burada da 
yine meydanlara saygı duymak, meydanların dilini hep birlikte takip etmekte fayda
var.(Meydanlarda olacak mı?) Benim meydanlara inip inmeyeceğim konusunu arkadaşlarımla
istişare eder ona göre karar veririm. İstişare neticesinde gerekli olduğuna inanırsak,
meydanlara çıkarız. Zira bizim de bu konuyla ilgili olarak, ta belediye başkanlığımızdan
bu yana söylediklerimiz var. Bundan sonra da söyleyeceklerimiz olabilir.

**İKİLİ İLİŞKİLERİN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ**

Telefon görüşmesini ilk akşam yapmıştık. Elbette resmi ziyaretimizi de yapalım istiyoruz.
Dışişleri Bakanlığımızın bu konudaki çalışmaları sürüyor. Temennim fazla gecikmeden
sayın Trump ile görüşmeyi yapabilmektir. Görüştüğümüzde ele alacağımız en önemli
konuların başında, Türkiye-ABD ilişkilerini gerçekten stratejik anlamda yeniden 
bir değerlendirmesini yapmak yer alıyor. Şu an itibariyle stratejik anlamda ilişkilerimiz
çok sağlıklı yürüyor mu? Hayır. Bunu sağlıklı bir hale getirmemiz lazım. Ortadoğu’da
Türkiye-ABD ilişkilerini sağlıklı bir konuma getirmemiz lazım. İki NATO ülkesiyiz
ama Ortadoğu meselesinde iki NATO ülkesine yakışır bir dayanışma içinde olduğumuz
da söylenemez. Tabii burada Sayın Trump’ın NATO ile ilgili yapmış olduğu bazı açıklamalar
da var, bunlar neyi kapsar, neyi kapsamaz bunu ikili görüşmemizde çok daha yakından
öğrenmiş olacağız.

**DOSYALARI SORACAĞIZ**

Yüz yüze yapacağımız ikili görüşmelerimizde elbette bu konu da gündeme gelecektir.
Bu meselenin görüşeceğimiz en önemli konulardan biri olacağı muhakkak. Arzumuz, 
bu işin bir an önce neticelendirilmesidir. Verdiğimiz dosyaların, klasörlerin -85
koli verdik- akıbetini soracağız, şu anda soruşturulmakta olan dosyaları da göndermeye
devam edeceğiz.

**ELİ BAĞLI DURAMAYIZ**

Yine koalisyon güçleri ki başını ABD çekiyor, Suriye’de de Libya’da da şu ana kadar
bizim beklediğimiz atılımı ortaya koyabilmiş değil. Son Astana zirvesiyle bir süreç
başladı, Cenevre’de de devam edecek. Görüşmeler nereye varır onu tabii şu anda bilemiyoruz.
Bu olumlu adım, temennim odur ki kısa sürede meyvesini verir. Bu konuda Sayın Putin
ile görüşme yapmayı düşünüyorum. Bu konuda, Trump ile de yüz yüze görüşmeden önce
de belki bir telefon görüşmesi olabilir. El Bab’daki gelişmeler malum, Mümbiç ve
Rakka olayı var. Bizim burada eli bağlı durmamız mümkün değil, atılacak adımları
bir an önce atmamız gerekiyor.

**ESED REJİMİYLE KARŞI KARŞIYA KALMAK: **Rejimle zaten karşı karşıyayız. Orada Cerablus’ta
da biz karşı karşıya kaldık, El Rai’de de, Dabık’ta da kaldık. Görünen değildi, 
maşa kullandı. Mesela Afrin uzantısında PYD, YPG devredeydi. ABD’nin verdiği silahlar
nereye gitti? PYD, YPG hatta DEAŞ’a gitti. Temennim odur ki Cenevre süreci, Rusya
ve İran’la birlikte Astana’da başlatılan süreç, inşallah rejimi olumlu bir noktaya
çeker ve El Bab hallolmuş olur. El Bab’da bundan sonraki süreçte süratle mesafe 
almak suretiyle oradaki işi bitirmek, daha derinliğine gitmemek lazım. Yapılan çalışma
bu istikamettedir.

**ASTANA**

Gazetecilerin Astana’daki toplantıyla ilgili “PYD’nin ‘Biz davet edilmedik, bu mutabakatı
tanımıyoruz’ dediği iddia ediliyor” sorusunu Erdoğan’ın isteği üzerine Dışişleri
Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yanıtladı. Bakan Çavuşoğlu, “YPG’nin Astana’ya katılmasına
biz izin vermedik. Dolayısıyla YPG’nin o tür bir açıklama yapması normaldir” diye
konuştu.

**NİYE AYM’YE KOŞUYORSUN**

Bir defa ana muhalefet partisinin tek müracaat kapısı Anayasa Mahkemesi. Millete
gitmeyi hiçbir zaman tercih etmiş değil. Parlamentoda meydan okudu; ‘Hodri meydan’
dediysen, niye Anayasa Mahkemesi’ne koşuyorsun? Bunların iki kapısı vardır: Ya gensoru
ya Anayasa Mahkemesi. Her ikisinden de ters dönerler, geri giderler, o ayrı. Demokraside
yol, halktır, milli iradedir. Bunlar parlamentoda milli iradeyi bile tartışmaya 
kalktılar ya. Önümüzdeki süreçte milletimiz, bu 18 maddeyi her geçen gün daha iyi
anlayacaktır. Halkımıza iyi anlatılması, bilinçlendirilmesi önem arz ediyor.

**NEYİN İSLAMİ OLDUĞU…**

Sayın Kılıçdaroğlu ‘İslami değildir’ diyor. Acaba neyin İslami olduğundan haberi
var mı, sormak lazım. Diyor ki, ‘Bu işler istişare ile yapılır’. Tamam da sen zaten
teklifin karşısında olan bir partisin. Teklifi hazırlayanlar, akademisyenler, siyasiler
dahil farklı kesimlerle istişarelerini yaptılar. MHP bir isim, AK parti bir isim
tespit etti, onlar çalıştı, sonunda da parlamentoya önce Anayasa Komisyonu’na geldi.
Orada da tartışıldı, ama istişare metodu ile değil, pet şişe atma metodu ile tartışıldı!
Bunların istişareden anladıkları da maalesef bu. Anayasa Mahkemesi de şüphesiz kendi
görevini yapacaktır. Çıkacak neticeye göre de herkes yoluna devam edecektir.
