# New York Times’tan çok sert Türkiye yazısı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/new-york-timestan-cok-sert-turkiye-yazisi-22127h/
- Yayımlanma: 2017-04-19T00:40:42+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Türkiye’de Pazar günü gerçekleşen anayasa referandumunun ardından Salı günü Amerika’nın
önde gelen gazetelerinden New York Times’ta çok sert ifadelerle dolu bir başyazı
yayınlandı. ‘Türkiye’de Demokrasi Kaybetti’ başlıklı yazıda seçimin sonuçları değerlendirilirken,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da ağır ifadeler kullanıldı.

Bugünkü manşetine de Türkiye’deki referandumun sonucuyla ilgili bir haber koyan 
gazetenin başyazısı, ‘Avrupa ve Müslüman dünyası arasında önemli bir köprü olan 
Türkiye, tutarsız ve kinci bir adamın ellerinde’ ifadesiyle başlıyor.

**‘Tek İyi Sonuç Yüzde 48,7’nin Erdoğan’a Karşı Çıkması’**

Gazetenin başyazısı şöyle devam ediyor: ‘Türkiye’deki referandumla ilgili olarak
söylenebilecek en iyi şey, seçmenlerin yüzde 48,7’sinin Recep Tayyip Erdoğan’ın 
otokratik yönetimini daha da pekiştirmek için yaptığı bu aşırı harekete karşı çıkması
oldu. Erdoğan, seçimden yüzde 60 oy oranıyla zafer kazanarak çıkmayı bekliyordu 
ama Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde kaybetti. Öte yandan Erdoğan’ın meşruluğu
da uluslararası gözlemcilerin seçime ilişkin usulsüzlük iddialarıyla zarar görmüş
oldu. Sonuçta referandumu Erdoğan’ın kazandığının resmi olarak ilan edilmesinden
sonra yıllardır Avrupa ve Müslüman dünyası arasında önemli bir köprü olan bu ülkenin
bundan sonra demokratik yapı ve değerlere saygılı olabileceği konusunda soru işaretleri
doğdu.

Referandum, Erdoğan’ın uzun zamandır Türkiye’deki parlamenter sistemi başkanlık 
modeline çevirme çabalarıyla sonuçlandı. Referandum sonuçları 2019 yılında yapılacak
başkanlık seçimlerinde tam olarak yürürlüğe girmiş olacak, ancak mevcut durum Erdoğan’ın
konumunu güçlendirdi ve ona yönetim konusunda tarihin en önemli reformlarını yapma
gücü verdi.

Bu, önemli evet, ama olumlu anlamda değil. Bu sonuçlar, 1982 yılında kabul edilen
Türk anayasasının 76 maddesini değiştirerek başbakanlık makamını ortadan kaldırıyor
ve başbakanın gücünü cumhurbaşkanına devrediyor. Ayrıca cumhurbaşkanına, kararname
yayınlama, olağanüstü hal ilan etme, bakanları atama, üst düzey bürokratları belirleme
ve anayasa mahkemesinin üyelerinin yarısını seçme hakkı veriyor.

**‘Erdoğan’ın Diktatörlük İçgüdüleri Daha da Güçlenebilir’**

Uygulamada zaten parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran Erdoğan’ın İslami kökenli
partisi AKP, dolayısıyla Erdoğan, zaten büyük bir güç sahibiydi. Ancak referandumun
ardından anayasal olarak da resmiyet kazanan durumla birlikte Erdoğan’ın diktatörlük
içgüdüleri daha da güçlenebilir ve liberal demokrasinin dayanak noktası olan güçler
ayrılığını daha da tehdit eder bir duruma gelebilir.

2003 yılında ilk seçildiğinde Tayyip Erdoğan Türkiye’yi modern, müslüman demokratik
bir ülke yapmaya bağlı kalacak gibi görünüyordu. Ancak Erdoğan, son yıllarda sert
bir biçimde muhaliflerinin, akademisyenlerin, ordunun ve basının üzerine gitti. 
Geçen yaz yaşanan başarısız darbe girişimi ona daha da ileri gitme hakkı verdi. 
Olağanüstü hal ilan edildi, darbe girişimiyle bağlantısı olduğu şüphesiyle 130 bin
kişi görevden alındı ya da işten çıkarıldı, 45 bin civarında kişi tutuklandı ve 
Türkiye sert biçimde kutuplaştı.

Referandum kampanyası da tehdit ortamı içinde yürütüldü.Erdoğan’ın destekçileri 
medyada baskın durumdaydı, muhalif olanlar vuruldu ya da dövüldü. Muhalefet partileri
mühürsüz oylar kullanıldığını ve en az 3 yerde oylarda yapılan sahteciliğin kameralarla
tespit edildiğini açıkladı. Uluslararası gözlemci grubuna başkanlık eden Tana de
Zulueta da yaptığı açıklamada ‘Referandum, gerçek bir demokratik sürecin temel özgürlüklerinin
olağanüstü hal altında kısıtlandığı ve iki tarafın da davasını seçmenlere anlatmada
eşit fırsata sahip olmadığı bir siyasi ortamda gerçekleşti’ dedi.

**‘Türkiye NATO’dan Uzaklaşıyor’**

Türkiye NATO’nun önemli bir üyesi olmasına ragmen demokratik değerler üzerine kurulmuş
bu ittifaktan gittikçe uzaklaşıyor. Erdoğan, Amerika ve Avrupa’yla kavgaya tutuştu,
batı karşıtlarını heveslendirdi ve Rusya’yla flört etti. Ama Türkiye hala Suriye
ve NATO’nun güney sınırlarının korunması konusunda, ayrıca Avrupa’ya göçmen akışının
engellenmesinde baş aktör durumunda. NATO ülkeleri, Erdoğan’ın otokratik eğilimlerini
hafifletmek için ellerinden gelen her şeyi yapmalı ve Türkiye’deki demokrasi yanlılarını
teşvik etmeli. Beyaz Saray Pazartesi günü Başkan Donald Trump’ın referandum sonuçlarıyla
ilgili olarak kutlamak için Erdoğan’ı aradığını açıkladı. Bu şok edici nitelikte
yanlış bir hareket. Sonuç olarak eğer Türkiye’de demokrasi yeniden canlanacaksa 
bu, ülkede milyonlarca Türk vatandaşının Erdoğan’ın dayattığı otoriter sistemi istemiyor
olmasından kaynaklanacak ve onlar hak ve özgürlükleri geri kazanmanın bir yolunu
bulacaklar.” (VOA)
