# NTV Erdoğan’a pusunun merkezi oldu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ntv-erdogana-pusunun-merkezi-oldu-8504h/
- Yayımlanma: 2015-11-11T16:08:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Star Medya Grubu eski Başkanı Mustafa Karaalioğlu’nun 7 Haziran sonrasında bir ‘
savrulma’ya girdiğini söyleyen Star yazarı Cem Küçük, “7 Haziran’dan bugüne inanamadığım
sözleri ve cümleleri duydum özellikle NTV ekranlarında Karaalioğlu ve saz arkadaşlarından.
Ferit Şahenk’in NTV’si Recep Tayyip Erdoğan ve ailesine karşı pusu kurmanın ve sinsi
karşıtlığın merkezi haline gelmişti” dedi.

Cem Küçük, yazısında “7 Haziran’da Erdoğan’ın tökezlediğini ve bir daha da ayağa
kalkamayacağını düşündüler ve tam anlamıyla Erdoğan’ı arkadan hançerlediler. Bu 
açıkça bir ihanetti. Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran sonrası en zor günlerinde
Erdoğan’ı sattılar Karaalioğlu ve saz arkadaşları” ifadelerine yer verdi.

Cem Küçük’ün Star gazetesinin bugünkü (11 Kasım 2015) nüshasında yayımlanan yazısı
şöyle:

Son yazdığım makaleyi kaleme almadan önce uzun uzun düşündüm. Bugüne kadar hep ertelediğim
bir yazı içeriğiydi. Daha önce hep ima ile ifade etmiştim bazı şeyleri. Bu imalar
neticesinde bazı arkadaşların bazı skandal tavırlarının değişeceğini ümit etmiştim.
Özellikle Mustafa Karaalioğlu’nun savrulmakta olan kendi saz arkadaşlarını toparlayacağını
ummuştum. Karaalioğlu’nun sağduyusuna ve zekasına inanmak ve güvenmek istemiştim.
Fakat her geçen gün toparlanma olacağı yerde savrulma daha da feci bir hal almaya
başladı. Belli ki bu ekibin şefi Karaalioğlu da büyük bir savrulmanın tam ortasındaydı.
7 Haziran’dan bugüne geçen 5 ay boyunca görmek istemediğim haince yazıları okudu
gözlerim. 7 Haziran’dan sonra sözde muhafazakâr bildiğimiz kalemler geldikleri yere
sırt dönüp Beyaz Türklere yaltaklanma yönünde korkunç işler yapmaya başladılar. 
7 Haziran’dan bugüne inanamadığım sözleri ve cümleleri duydum özellikle NTV ekranlarında
Karaalioğlu ve saz arkadaşlarından. Ferit Şahenk’in NTV’si Recep Tayyip Erdoğan 
ve ailesine karşı pusu kurmanın ve sinsi karşıtlığın merkezi haline gelmişti.

7 Haziran’da ilk kez tökezlemişti AK Parti ve koalisyona düşmüştü. Bu tökezlemeden
Karaalioğlu ve saz arkadaşları doğrudan Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı ve daha da tuhaf
biçimde Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini sorumlu tuttular. Başka hiç kimsenin
suçu yoktu. Tek suçlu Erdoğan ve çok yakını olan aile bireyleriydi. Karaalioğlu’nun
adamı Ocaktan açık açık doğal olarak Cumhurbaşkanımızın en yakınları olan Erdoğan
Ailesi’nin bu sonuçlara yol açtığını demeye getirdi ekranlarda. Erdoğan’ın pasif
bir manevi lider pozisyonuna geçmesi gerektiğini açık açık savundu NTV’de Karaalioğlu
ve saz arkadaşları. Zaten Erdoğan nefretiyle kafayı yemiş olan Aydın Doğan ve Fethullah
Gülen medyası ve beyaz Türk çevreler de bu tezin üstüne atladı. Bu söylemi yaygınlaştırdılar
ve adeta Cumhurbaşkanımız ve ailesi 7 Haziran’dan sonraki her gün linç edildi. AK
Parti’den başka hiçbir ismin üzerine gidilmiyordu. Varsa yoksa Erdoğan ve ailesi
topa tutuluyordu.

Karaalioğlu ve saz arkadaşları, özellikle de Akif Beki ve Mehmet Ocaktan birbirinden
çirkin yazılar yazdılar 7 Haziran sonrası. Akif Beki daha önce her türlü yalakalık
yaptığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok önemsediği “üst akıl ve faiz lobisi” gibi kavramlarla
dalga geçen kaç tane yazı yazdı. Oysa 7 Haziran öncesi uçakta Erdoğan’ın her dediğine
kafa sallıyordu. 7 Haziran’da Erdoğan’ın tökezlediğini ve bir daha da ayağa kalkamayacağını
düşündüler ve tam anlamıyla Erdoğan’ı arkadan hançerlediler. Bu açıkça bir ihanetti.
Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran sonrası en zor günlerinde Erdoğan’ı sattılar Karaalioğlu
ve saz arkadaşları…

O 5 aylık süreçte defalarca uyardım ve kendilerine gelmeleri yönünde çağrı yaptım.
Fakat sinsi faaliyetleri daha da arttırdılar. Öte yandan biz biliyorduk ki, bu işin
öncesi vardı. 26 Kasım 2014’te başarısız yönetimleri dolayısıyla bizim gruptaki 
işlerine son verilmesinden ötürü toplam 5 kişiye büyük bir kin bilemişti Karaalioğlu
ve saz arkadaşları. Önce Ethem ve Murat Sancak, sonra alakasız biçimde Serhat ve
Berat Albayrak ve tüm bu sürece onay verdiği için Recep Tayyip Erdoğan. Oysa yine
Karaalioğlu ekibini gücendirmeden yapılmaya çalışılmıştı her şey. Ortada büyük bir
başarısızlık vardı. Manzara felaketti ve grup inanılmaz seviyede para kaybediyordu.
Bu başarısız yönetimde sorumluluğu olanlar ise burnundan kıl aldırmıyordu. Bazıları
10’da başlayan yönetim kurulu toplantısına saat 14’te geliyorlardı.

Tüm bunlara rağmen asla bu gerçekler ifade edilmeden tatlı bir ayrılık yaşandı. 
Fakat bu kovulan ekip ilk iş olarak hırsız dedikleri Levent Gültekin’in Cumhurbaşkanımız
ve ailesine saldıran yazısına destek çıktılar. Karaalioğlu’nun baş adamı İbrahim
Kiras ve diğerleri överek RT’ledi bu iğrenç yazıyı. Buna rağmen Kiras küfrettiği
insanlar sayesinde bir gazeteye daha yerleştirildi. Ama Kiras ihanet sürecine devam
etti ve son olarak FETÖ’ye destek tweet’leri bile atacak kadar savruldu. Ülkesine
bağlı bir adam olan Erdoğan Demirören de elbette gereğini yaptı bu skandal tavra
karşı. Hülasa sevgili okurlarım işte bu üzücü tablo yüzünden bu gerçekleri yazmak
zorunda kaldım. Çok hazin bir savruluş bu…
