# Obama ne dedi, Erdoğan ne anladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/obama-ne-dedi-erdogan-ne-anladi-9973h/
- Yayımlanma: 2016-02-21T13:15:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşen ABD Başkanı Barack Obama’nın “YPG ilerlemesin
ama siz de Suriye’de Kürtlere yönelik topçu atışlarına son verin” dediğini yazan
Hürriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Tolga Tanış, konuşmanın içeriğine ilişkin
olarak “Ne YPG’ye yönelik bir kınama. Ne ABD’nin YPG’ye desteğinin sona ereceğine
dair bir söz. Ne de Erdoğan’ın istediği, Suriye’de bir sınır ötesi kara operasyonuna
yeşil ışık.

Bu iş nereye gider? Washington, bu politikasıyla Ankara’nın önüne tek bir seçenek
koymuş durumda. İçeride Kürtlerle süren gerginliğin azaltılması ve çözüm sürecine
dönüş” dedi. Tolga Tanış, “Erdoğan bu politikasını daha ne kadar devam ettirir, 
Washington’la ilişkileri daha ne kadar tırmandırır kestirmek zor. Ama durum aktardığım
minvalde. Ve Washington’ın tavrı da çok net. Tıpkı brifingde Kirby’nin söylediği
gibi: Kendi tercihi” görüşünü dile getirdi.

Tolga Tanış’ın Hürriyet’in bugünkü (21 Şubat 2016) nüshasında yayımlanan yazısı 
şöyle:

2010 yılından beri Türk-Amerikan ilişkilerini yerinden takip ediyorum.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nda sayısız basın toplantısına katıldım.

Ancak Ankara ve Washington’ın böylesine temel bir ayrılık yaşadığını gösteren perşembe
günkü brifing gibisini hatırlamıyorum.

Hayır.

İki ülke arasında daha önce başka derin farklılıklar da olmuştu.

2010’daki İran krizi gibi.

Ama perşembe günü benim o salonda gördüğüm şu: Washington, Ankara’nın Suriyeli Kürtler
konusundaki pozisyonunu desteklemediği gibi Türkiye’nin öfkesini de umursamıyordu.

Ne dedi Ankara?

1- 17 Şubat saldırısını Suriyeli Kürtlerin kurduğu PYD’nin silahlı kanadı YPG yaptı.

2- Meşru müdafaa hakkımız var. Yani Suriye’deki YPG hedeflerini vurabiliriz.
3- 
Kanıt kesin olduğuna göre ABD de artık YPG’ye desteğini kessin.

Washington cevap olarak ne dedi?

1- YPG’nin yaptığına ikna olmadık.

2- Meşru müdafaa hakkın kendi toprağında geçerli, Suriye’deki hedeflere topçu atışına
son ver.

3- Bizim YPG’ye desteğimiz sürecek.

Üç konuda birden Washington’ın Türkiye’yi geri çevirmesi, Ankara’daki bir şehir 
efsanesinin de sona ermesi anlamına geliyordu:

“ABD’nin bize duyduğu ihtiyaç, bizim onlara olan ihtiyacımızdan daha fazla…”

Eski ABD Büyükelçisi, Washington’da Türk-Amerikan ilişkilerini en doğru izleyen 
isimlerden Robert Pearson’ın 6 Ocak’ta Ortadoğu Enstitüsü için yazdığı yazıda vardı
aslında ipucu.

Aynen şöyle diyordu Pearson:

“Eğer 2015 Washington ve Ankara’nın birbirlerinden daha da uzaklaştıklarına tanıklık
eden bir yıl olduysa, 2016 ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarını Türkiye’ye daha 
az güvenerek şekillendireceği bir yıl olabilir.”

Olan tam da bu.

Bunun hazırlığı elbette yapıldı.

Zira perşembe günkü basın toplantısına tarihi bir özellik kazandıran asıl boyut 
da bu.

Türkiye’nin YPG ayrılığı yüzünden IŞİD karşıtı koalisyondan çekilme ihtimali sorulduğunda
Sözcü John Kirby’nin suratında beliren ifade.

Hiç de önemsiyor gibi değildi.

Türkiye’nin IŞİD’le savaşa katkılarını sıralayıp “Biz bunun olmasını istemeyiz” 
dedi sadece.

Ve “Türkiye’nin kendi kararı” dedi.

İncirlik Üssü’nün kullanımı, Türkiye’nin IŞİD’e karşı savaşa katıldığını göstermesi
nedeniyle asıl sembolik açıdan önemli oldu ABD için.

Yoksa biraz daha riskli ve pahalı bir operasyonla başka seçenekler zor değil.

Ankara bunu yanlış okudu.

Peki ne zaman başladı Washington bu Ortadoğu’da Türklere daha az güvenerek ilerleme
politikasının altyapısını oluşturmaya?

Bunun operasyonel hazırlığı Pearson’ın işaret ettiği gibi muhtemelen ancak geçen
sene şekillendi.

Ancak bana sorarsanız, fikri altyapısı Türkiye’nin Suriye’deki tartışmalı politikalarının
yanı sıra ta 2013 Gezi’ye kadar gidiyor.

Ben Washington’ın, Erdoğan’a yönelik bu yeni yaklaşımı oluştururken, Türkiye’de 
Gezi sonrası şekillenen özgürlük eksenli düşünce iklimini de hesap ettiğine inanıyorum.

Daha önce “Gezi olmasaydı, 2014’de Kobani’de Kürtlere silah vermezlerdi” derken 
de bunu kast etmiştim.

Buna rağmen Ankara durumu farklı yansıtıp içeriye ABD’nin YPG konusunda kendi çizgisine
geldiği izlenimi vermeye devam etti.

Ve bunu da büyük bir riske girip Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkan Obama’yla yapacağı
bir telefon görüşmesiyle tescil etmek istedi.

Sanki John Kirby’nin açıklamaları ABD’nin pozisyonunu yansıtmıyormuş gibi.

Sanki Obama’nın Özel Temsilcisi Brett McGurk, iki hafta önce Kobani’ye kendi başına
gitmiş gibi.

Peki ne oldu?

Tam da beklenen oldu.

Ankara yayınladığı bildiride görüşmenin içeriğini Washington’dan farklı aktardı.

Hükümet yanlısı basın, gazeteciler, “ABD, YPG konusunda Türkiye’nin çizgisine geldi”
iddiasını yine devam ettirdi.

Ancak Obama, içeriğini halen tam bilmediğimiz ve bana kalırsa iki lider arasında
son yıllarda yapılmış en kritik telefon konuşmasında bu sefer Erdoğan’ın yüzüne 
söyledi:

YPG ilerlemesin ama siz de Suriye’de Kürtlere yönelik topçu atışlarına son verin.

Ne YPG’ye yönelik bir kınama.

Ne ABD’nin YPG’ye desteğinin sona ereceğine dair bir söz.

Ne de Erdoğan’ın istediği, Suriye’de bir sınır ötesi kara operasyonuna yeşil ışık.

Bu iş nereye gider?

Washington, bu politikasıyla Ankara’nın önüne tek bir seçenek koymuş durumda.

İçeride Kürtlerle süren gerginliğin azaltılması ve çözüm sürecine dönüş.

Erdoğan bu politikasını daha ne kadar devam ettirir, Washington’la ilişkileri daha
ne kadar tırmandırır kestirmek zor.

Ama durum aktardığım minvalde.

Ve Washington’ın tavrı da çok net.

Tıpkı brifingde Kirby’nin söylediği gibi:

Kendi tercihi. 

 

 
