# ODTÜ’den İstanbul depremi açıklaması

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/odtuden-istanbul-depremi-aciklamasi-47601h/
- Yayımlanma: 2019-09-28T18:44:58+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İnşaat ve Jeoloji Mühendisliği bölümlerinden
yapılan ortak açıklamada, 26 Eylül’de Marmara Denizi’nde meydana gelen deprem sonrası
ortaya çıkan teknik verilerin değerlendirilmeye devam edildiği ifade edildi.

Kamuoyuyla bir an önce paylaşmak üzere ilk görüşlerin sunulması için bir açıklama
hazırlandığına işaret edilen açıklamada, 26 Eylül’deki depremin orta büyüklükte 
olduğu hatırlatıldı.

Kandilli Rasathanesi ve AFAD tarafından elde edilen ilk veriler ışığında depremin
Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun (KAFZ) Kumburgaz bölümünün batı ucunda meydana geldiğinin
anlaşıldığına işaret edilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“Söz konusu depreme ve artçılarına ait ilksel çözümler, deprem sırasındaki hareketin
yanal bileşenli olduğunu göstermiştir. KAFZ’ın Kumburgaz bölümünün uzun zamandır
büyük bir depremle kırılmadığı ve güncel deprem aktivitesi açısından suskun olduğu
bilinmektedir. Son deprem sonrası geometrisi daha net hale gelen bu fay bölümünün,
boyutları göz önüne alındığında, 7’den büyük bir deprem üretme potansiyeline sahip
olduğu görülmektedir. Mevcut teknik bilgi birikimiyle depremlerin oluş zamanının
yönetilebilir bir hassasiyette ve güvenilir şekilde belirlenmesi bugün için mümkün
değildir. Bu hususlara yönelik yapılan değerlendirmeler toplumu yanlış yönlendirebilmektedir.”

Yapısal tasarım ve zemin koşullarının deprem sonrası hasarda belirleyici rol üstlendiğine
vurgu yapılan açıklamada, “Yapıların ve temel sistemlerinin, olası bir depremde 
hasar riskinin disiplinler arası bir yaklaşımla hassas olarak belirlenmesi ve iyileştirici
önlemlerin ivedilikle alınması önceliğimiz olmalıdır” denildi.

“SON 20 YILDIR DAHA KALİTELİ İNŞAATLAR YAPILMASI SAĞLANDI”

ODTÜ akademisyenlerinin açıklamasında, deprem sonrasında 500’e yakın binada hasar
oluşmasına ilişkin de değerlendirmeler yapıldı.

Betonarme yapılarda taşıyıcı özelliğe sahip kolon, kiriş, perde duvardaki ve bağlantılardaki
hasarların yapısal açıdan öncelikli olarak önem taşıdığı ve uzmanlarca değerlendirilmesi
gerektiği belirtilen açıklamada, yapısal olmayan tuğla gibi bölme duvarların, sıvaların
hasarlarının ikincil öneme sahip olduğu ve katlar arası ötelenme ve kalıcı deformasyon
seviyesi hakkında fikir verebileceği bildirildi.

Özellikle 1998, 2007 ve 2019 yıllarında yürürlüğe giren Afet Bölgelerinde Yapılacak
Yapılar Hakkında Yönetmelik’in, önceki yönetmeliklere göre yenilikler ve üstünlükler
getirdiği kaydedilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“Türkiye Deprem Tehlike Haritası, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği, yapı denetim
firmaları ve hazır beton kullanımının yaygınlaşması ile özellikle son 20 yıldır 
daha kaliteli ve dayanıklı inşaatların yapılması sağlandı. Bunların dışında kalan
ve mühendislik hizmeti almamış yapıların kentsel dönüşüm kapsamında güçlendirilmesi
ya da yıkılarak yenisinin yapılması memnuniyet verici. Yapıların güvenliğinin değerlendirilmesi
ve güçlendirme tasarım çalışmaları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından akredite
firmalar ve üniversitelerimizce yapılmaktadır. İnşaat Mühendisliği bölümümüzde ‘
burkulması önlenmiş çelik çaprazlar’, karbon fiber, çelik ve betonarme manto, perde
duvar, modüler panelle güçlendirme gibi uygulamalar geliştirilmekte ve uluslararası
işbirlikleri kurulmaktadır. Sürekli Yapısal Sağlık İzleme ile depremden hemen sonra
dakikalar içinde hasar tespiti, akıllı ikaz sistemleri, köprü baraj ve tünel yapılarının
deprem güvenlikleri gibi araştırmalarımız bulunmaktadır. Tecrübeli akademisyen kadromuzla
geçmiş deprem tecrübelerimizi İstanbul da dahil olmak üzere ülkemizde farklı şehirlerde
ve Pakistan, Mısır, Nepal, Nikaragua gibi ülkelerde yapılar, tarihi binalar, okullarda
değerlendirmek ve güçlendirmek için kullanıyoruz. Betonarme yapıların yanı sıra,
yığma, ahşap yapılar ve tarihi yapılarla ilgili de tecrübe birikimimize dayanarak
yardıma açık olduğumuzu vurgulamak isteriz.”
