# OECD’den Türkiye’ye güvenilirlik uyarısı 

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/oecdden-turkiyeye-guvenilirlik-uyarisi-112742h/
- Yayımlanma: 2024-09-16T14:53:22+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türkiye’nin daha geleneksel makroekonomik politikalara dönüş yapmasının, yatırımcıların
moralini artırdığına işaret eden OECD yetkilileri, CNBC-e.com’a gönderdikleri e-
posta değerlendirmesinde “Türkiye’nin CDS primleri düşüş gösterdi ve Haziran ayında,
takas işlemleri hariç net uluslararası rezervler 2020 başından bu yana ilk kez pozitif
oldu. Son aylardaki olumlu gelişmelere rağmen, ekonomik zorluklar devam ediyor. 
Uluslararası ortamdan tam anlamıyla faydalanmak ve daha fazla not artışı sağlamak
için makroekonomik istikrar politikalarının devam etmesi gerekiyor” ifadelerine 
yer verdi.

Türkiye, ekonomik dönüşüm sürecinde önemli bir dönemeçte bulunuyor. Faiz oranlarının
artışı ve enflasyonun düşürülmesi beklentisi, para ve maliye politikalarıyla desteklenen
enflasyonla mücadele çabalarını hızlandırıyor. Bu süreçte yatırımcılar ve sektör
profesyonelleri, sanayi üretimi, işsizlik oranı, enflasyon ve kredi eğilimleri gibi
ekonomik göstergeleri yakından takip ederek Türkiye ekonomisinin geleceğine dair
öngörülerde bulunuyor. Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının, Türkiye’ye
yönelik kredi notlarını yukarı yönde revize etmesi, uygulanan ekonomik programların
olumlu etkiler yarattığını gösteriyor.

CNBC-e’den Safa Gümüş’ün haberine göre; son dönemde yayımlanan raporlar, enflasyonun
düşürülmesi yönünde adımlar atıldığını ortaya koysa da halk nezdinde enflasyonun
hala yüksek ve inatçı olduğu algısı devam ediyor. Ekonomi çevrelerinde tanınan isimlerden
Mahfi Eğilmez gibi ekonomistler, Türkiye’nin stagflasyon riskiyle karşı karşıya 
olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Bu ekonomik tablo içinde, küresel ekonomi ve Türkiye’nin durumu üzerine kapsamlı
analizler sunan OECD, Türkiye’nin mevcut ekonomik görünümünü ve ekonomi yönetiminin
hamlelerini CNBC-e’ye değerlendirdi.

**“Portföy yatırımları doğrudan yatırımlara dönüşebilir”**

Türkiye’nin daha geleneksel makroekonomik politikalara dönüş yapmasının, yatırımcıların
moralini artırdığına işaret eden OECD yetkilileri, CNBC-e.com’a gönderdikleri e-
posta değerlendirmesinde “Türkiye’nin CDS primleri düşüş gösterdi ve Haziran ayında,
takas işlemleri hariç net uluslararası rezervler 2020 başından bu yana ilk kez pozitif
oldu. Son aylardaki olumlu gelişmelere rağmen, ekonomik zorluklar devam ediyor. 
Uluslararası ortamdan tam anlamıyla faydalanmak ve daha fazla not artışı sağlamak
için makroekonomik istikrar politikalarının devam etmesi gerekiyor” ifadelerine 
yer verdi.

Özellikle ekonomi politikasındaki istikrar ve öngörülebilir bir çerçevenin yatırımcı
güvenini artırabileceği ve uluslararası sermaye akışlarını hızlandırabileceği vurgulanırken,
bu güven ortamının, kısa vadeli finansal akışların doğrudan yabancı yatırımlara 
dönüşmesini de sağlayabileceği ifade edildi.

**“TCMB’nin enflasyon hedefi ulaşılabilir”**

Yakın zamanda açıklanan Orta Vadeli Program’da, Türkiye’nin 2024 yılı için enflasyon
beklentisi yüzde 41,5 olarak belirlendi. Bu oran, önceki OVP raporunda 2024 yılı
için öngörülen yüzde 33 seviyesinin oldukça üzerinde yer alıyor. Dolayısıyla, enflasyon
beklentisinde ciddi bir artış -850 baz puan- söz konusu. Bu artış, gelecek yıllar
için de yukarı yönlü revizyonlarla kendini gösteriyor; 2025 yılı için beklenti yüzde
15,2’den yüzde 17,5’e, 2026 yılı için ise yüzde 8,5’ten yüzde 9,7’ye yükseltildi.
Piyasa aktörleri, OVP’deki bu yukarı yönlü revizyonu gerçekçi bir yaklaşım olarak
değerlendiriyor.

Buna karşılık TCMB’nin enflasyon beklentisi yüzde 38 seviyesinde. Üst bandı yüzde
42 olan bu hedef henüz revize edilmedi, ancak OVP’nin enflasyon beklentisi TCMB’nin
hedefinin üst bandı olan yüzde 42’ye yaklaşıyor. OECD’ye göre TCMB’nin bu hedefe
ulaşması ise ihtimal dahilinde.

**“TCMB sıkılaşmayı sürdürmeli”**

“Para politikası koşullarının sıkı kalması ve enflasyon hedefe sağlam bir şekilde
yönelene kadar mali sıkılaşmanın sürdürülmesi gerekiyor”. OECD’nin bu yorumu, aslında
doğrudan erken bir faiz indirimi ihtimaline karşı olarak gerçekleşti. Nitekim OECD
Türkiye ekonomisinin gidişatına yönelik riskleri ‘erken politika gevşemesi’ ve ‘
Merkez’in güvenilirliğinin sarsılması’ olarak belirtti. Enflasyondaki olası bir 
artışa karşı dikkatli olunması ve bunun hala bir risk faktörü olarak ortada olduğu
da ifade edilen bir başka risk faktörü.

**“Yasal asgari ücretler firmalar için karşılanabilir olmalı”**

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TCMB Başkanı Karahan ve diğer ekonomi yöneticileri,
Türkiye’nin ortodoks politikalara dönüş yaptığını yerli ve yabancı yatırımcılara
anlatmak için yoğun bir çaba sarf ediyorlar. Bu çerçevede TCMB Başkanı Karahan’ın
yaptığı sunumlarda verdiği sinyaller ve Bakan Şimşek’in yabancı yatırımcılarla sık
sık bir araya gelerek ekonomik programı anlattığı görülüyor.

OECD’ye göre, ekonomi yönetiminin bu hamleleri, finansal ve parasal politikalardaki“
güvenilir iyileştirmeler” olarak algılanıyor ve yatırımcı güvenini artırıyor. Ancak,
yatırımcılar yalnızca politika değişikliklerini değil, aynı zamanda yapısal reformları
da görmek istiyor.

OECD, yapısal reformların mevcut makroekonomik çerçeveyi istikrara kavuşturabileceğini
ve uzun vadeli büyüme potansiyelini artırabileceğini belirtti. Özellikle işgücü 
piyasası reformlarının, yüksek kaliteli resmi işlerin ve kadın işgücünün artışına
katkıda bulunabileceği ifade edildi. Sürekli iş sözleşmelerinin daha esnek hale 
getirilmesi, sosyal koruma sisteminin kıdem tazminatından daha geniş kapsamlı işsizlik
sigortasına kaydırılması ve yasal asgari ücretlerin firmalar için karşılanabilir
olmasının sağlanması, daha fazla resmi iş yaratarak refahı ve mali gelirleri artırabilir.

**Türkiye’de asgari ücretin yıllar içindeki durumu ve yoksulluk sınırı**

OECD gerçekleştirmiş olduğu değerlendirmede asgari ücretler konusuna ayrı bir parantez
açarak “Yasal asgari ücretlerin firmalar için karşılanabilir olmasının sağlanması”
ifadesine yer verdi. Değerlendirmede açık bir şekilde belirtilmese de bu ifade dolar
bazında asgari ücretin yüksek seviyede olduğuna ilişkin gözlemlerden kaynaklanıyor
gibi görülüyor. Nitekim Türkiye’de güncel olarak asgari ücret yaklaşık olarak 500
dolar seviyesinde bulunurken, 3 yıllık ortalama 400 dolara yeni yeni yakınsamaya
başlıyor.

Burada aslında başka bakış açılarının da olduğunu söylemek mümkün. Her ne kadar 
dolar bazında asgari ücret ortalamaların üstünde seyretse de, bu bakış açısı şirketlerin
katlandıkları maliyetlere ilişkin de bir gösterge. Eğer yoksulluk sınırı ile asgari
ücret karşılaştırılırsa farklı bir tablo olduğu görülüyor.

2024 yılı Ağustos ayına ilişkin TÜRK-İŞ verilerine göre ‘Açlık Sınırı’ 19.271 TL.
Bunun yanında asgari ücret ise 17.002 TL. Verilere bakıldığında genel olarak asgari
ücretin açlık sınırının altında kaldığı, asgari ücretin bu sınırın üstüne çıktığı
nadir zamanlarda ise ivmenin tekrar tersine dönerek açlık sınırının yükseldiğini
görüyoruz.
