# Ofis seçiminde maliyet değil rekabet avantajı dönemi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ofis-seciminde-maliyet-degil-rekabet-avantaji/
- Yayımlanma: 2026-04-08T15:22:11+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

İş dünyasında ofis kavramı köklü bir dönüşümden geçiyor. Trendofis tarafından düzenlenen“
Ofis Yatırımları, Yönetimi ve Çalışma Kültürü Zirvesi”, sektörün önde gelen temsilcilerini
İstanbul’da bir araya getirdi. Zirvede, geleneksel ofis anlayışından “hizmet olarak
ofis” (Space-as-a-Service) modeline geçiş süreci tüm boyutlarıyla ele alındı.

8 Nisan 2026’da Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenen zirvede; yatırımcılar,
geliştiriciler, şirket yöneticileri ve insan kaynakları liderleri, ofis ekosistemindeki
dönüşümü değerlendirdi. Panellerde özellikle mülkiyet odaklı yatırımlardan, esnek
ve çevik kullanım modellerine geçişin hız kazandığına dikkat çekildi.

## Yeni düzende hazır ofis gereklilik mi?

Zirvede öne çıkan başlıklardan biri, şirketlerin sermayelerini yüksek kurulum maliyetlerine
bağlamak yerine operasyonel esnekliğe yönelmesi oldu. Katılımcılar, “tak-çalıştır”
ve hazır ofis modellerinin artık bir tercih değil, finansal bir gereklilik haline
geldiğini vurguladı.

Sevent Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Bayoğlu, yeni dönemde başarının
güçlü ekosistem kurabilen şirketlerin olacağını belirterek, “Artık mesele ofis değil,
iş yapma biçiminin yeniden yazılması. Şirketler ya sermayelerini sabit maliyetlere
bağlayacak ya da büyümeye yönlendirecek. Bu noktada CAPEX’ten OPEX’e geçiş kritik
hale geliyor” dedi.
Bayoğlu, İstanbul’da bir ofis açmanın kira dışında dekorasyon
ve operasyonel giderlerle birlikte ciddi bir maliyet yarattığını hatırlatarak, “
Yeni model açık: Ofise yatırım yapma, işine yatırım yap” ifadelerini kullandı.

## Milyonlarca lira betona bağlanır mı?

Bayoğlu sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Çünkü artık mesele ‘ofis’ değil, mesele 
iş yapma biçiminin yeniden yazılması. Ve açık konuşalım. Bu değişimi doğru okuyanlar
kazanacak. Okuyamayanlar ise sadece izlemekle yetinecek. Bugün şirketler bir kararın
eşiğinde: Milyonlarca doları beton, dekorasyon ve sabit maliyetlere mi bağlayacaklar?
Yoksa sermayelerini özgür bırakıp büyümeye mi yatıracaklar? İşte, tam bu noktada
karşımıza çok net bir kavram çıkıyor: CAPEX’ten OPEX’e geçiş. Yani yatırım yükünden
kurtulup, çevikliğe geçiş. Bugün İstanbul’da bir ofis açmanın maliyeti sadece kira
değil; dekorasyon, kurulum, operasyon.

Daha kapıyı açmadan milyonlarca dolarlık bir yük. Ama yeni model şunu söylüyor: 
Ofise yatırım yapma, işine yatırım yap. İşte bu yüzden ‘tak-çalıştır’, ‘hazır’, ‘
hizmet olarak ofis’ modelleri artık bir trend değil, bir zorunluluk”.
Şirketlerin
insan kaynakları departmanlarının görevinin işe alım yapmak değil, deneyim tasarlamak
olduğunu ifade eden Bayoğlu, “Çünkü yeni nesil çalışan şunu soruyor: ‘Ben bu ofise
neden geleyim?’ Eğer cevap yoksa, gelmiyor. Ama doğru kurgulanmış bir ofis ne yapıyor,
biliyor musunuz? Yetenek çekiyor, bağlılığı artırıyor. Performansı yükseltiyor. 
Ofis artık bir maliyet kalemi değil, bir rekabet avantajı” şeklinde konuştu.

## Dünya çapında bir ofis şehri: İstanbul

Dünyanın yeniden şekillendiğine ve jeopolitik kırılmalar, savaşlar, belirsizlikler
nedeniyle küresel sermayenin yön değiştirdiğine vurgu yapan Bayoğlu, Türkiye’nin
krizi fırsata çevirme şansı olduğunu söyledi. Fiziksel altyapının hazır olduğunu
kaydeden Bayoğlu şöyle devam etti: “İstanbul Finans Merkezi’nde ve İstanbul genelinde
A sınıfı, hazır ofis stoku mevcut. Üstelik yalnızca ofis binası değil; burada çalışacak
insanların oturacağı evler, çocuklarının gidebileceği okullar, güvenli ve yaşanabilir
bir şehir hayatı da hazır. Başka ülkeler böyle bir ekosistemi kurmak için on yıllar
harcar.

Biz yarın başlayabiliriz. Türk Hava Yolları’nın bugün dünyada ulaştığı ağ, İstanbul’u
sadece bir şehir değil, global bir kavşak haline getiriyor. Bir yönetici sabah Londra’da
toplantı yapıp akşam İstanbul’da olabilir. Bir yatırımcı aynı hafta içinde 3 kıtada
iş yönetip merkezini burada kurabilir. İstanbul’un sunduğu avantaj yalnızca güçlü
hava yolu bağlantılarıyla sınırlı değil.

Aynı zamanda uluslararası standartlarda otelleri, dünya çapında fuar ve kongre merkezleri,
gelişmiş lojistik altyapısı, limanları ve çok modlu ulaşım ağlarıyla uçtan uca kurgulanmış
bir iş ekosistemi sunuyor. Küresel şirketlerin operasyonlarını rahatlıkla yönetebileceği,
büyük ölçekli organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek kapasitesi ve hizmet kalitesiyle
İstanbul; sadece bir geçiş noktası değil, işin planlandığı, geliştirildiği ve büyütüldüğü
tam donanımlı bir ticaret ve yatırım merkezi olarak öne çıkıyor”.

## Ofisler yaşam alanı oldu

Zirvenin ana konuşmacısı olan, Kobi Karp Mimarlık Kurucu Ortağı ve CEO’su Kobi Karp
tasarladıkları ofisleri, çalışma alanı kavramını yeniden tanımlayan; onu bir ‘yaşam
tarzı’ deneyimine dönüştüren yeni nesil mekânlar olarak kurguladıklarını belirtti
ve “Bu yapılar, insanların yalnızca çalıştığı değil, aynı zamanda yaşadığı, bağ 
kurduğu ve gün boyunca yüksek bir yaşam kalitesini sürdürebildiği bütüncül alanlar
sunuyor” dedi.
Resort otellerin DNA’sından ilham alan bu ofislerde; günün farklı
anlarına yayılan yeme-içme alanları, duş imkânları ve alternatif ulaşım seçenekleriyle
desteklenen akışkan bir yaşam deneyimi bulunduğunu ifade eden Karp, bu konuda şu
bilgileri verdi:

“Thalassotherapy, pilates ve yoga gibi iyi oluş odaklı alanlar ise kullanıcıların
gün içinde fiziksel olarak aktif kalmasına olanak tanıyor. Aynı zamanda bu ofisler,
bireysel odaklanma ve zihinsel yenilenme ihtiyacını gözeten özel alanlar da sunuyor.
Mahremiyet sağlayan bu alanlar, kullanıcıların dış dünyanın stresinden uzaklaşarak
düşüncelerini toparlayabildiği, zihinsel ve duygusal olarak dengelenebildiği bir
atmosfer yaratıyor. Kurgulanan mekânlar, bir yandan iş birliğini ve etkileşimi teşvik
eden ortak alanlar sunarken, diğer yandan derin odaklanma için tasarlanmış sessiz
ve özel ‘breakout’ alanlarıyla dengeli bir çalışma deneyimi sağlıyor.

Sürdürülebilirlik ve dayanıklılık ise bu yapıların temelini oluşturuyor. Gelişmiş
cam teknolojileriyle güvenlik ve akustik konfor artırılırken, güneş panelleri ve
enerji depolama sistemleri sayesinde binalar yüksek enerji verimliliğine sahip, 
gerektiğinde şebekeden bağımsız çalışabilen yapılara dönüşüyor. Bu yaklaşım hem 
operasyonel maliyetleri optimize ediyor hem de acil durumlarda kesintisiz kullanım
imkânı sağlıyor. Artık ofis, yalnızca çalışılan bir yer değil; iş, yaşam ve kişisel
ihtiyaçların entegre olduğu, günün en verimli ve dengeli şekilde geçirilebildiği
yeni nesil bir yaşam alanıdır.”

## Çalışanları hangi mekanlar çekiyor?

Zirvede daha sonra söz alan Alkaş-Han Spaces Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş ise“
Bugün ofisi konuşurken aslında yalnızca bir çalışma alanını değil, iş dünyasının
değişen anlamını konuşuyoruz. Çünkü artık mesele sadece nerede çalıştığımız değil;
hangi mekânların bizi çektiği, zamanı nasıl daha değerli kıldığımız ve insanı nasıl
merkeze aldığımız. Ofis, bir metrekare meselesi olmaktan çıkıp; aidiyetin, üretimin
ve anlamın tasarlandığı bir ekosisteme dönüşüyor.

Bu dönüşümün merkezinde ise üç temel unsur var: Mekân, Zaman ve İnsan. Önümüzdeki
dönemde farkı yaratacak olanlar, ofisi bir maliyet kalemi olarak yönetenler değil;
bu üçlü dengeyi doğru kurarak onu bir çekim merkezi ve değer üretim platformuna 
dönüştürebilenler olacak” dedi.
Zirve’nin sonunda, ünlü komedyen ve influencer Kaan
Sekban, ‘Ofiste Hayatta Kalmak” stand-up gösterisi gerçekleştirdi
