# “Okullarımız açık, çünkü öğretmenlerimiz aşılı”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/okullarimiz-acik-cunku-ogretmenlerimiz-asili-71139h/
- Yayımlanma: 2021-09-22T19:22:00+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Özer, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin “Eğitimde Yeni Eğilimler, Mesleki ve
Teknik Eğitimde Paradigma Değişiminin Sanayimiz Açısından Önemi” ana gündemiyle 
yapılan aylık olağan toplantısına iştirak etti.

Bakan Özer, konuşmasında pandemi sürecine de değinerek, geçen yıl mart ayından itibaren
dünyanın hiç deneyimlemediği, dolayısıyla hazırlık da yapmadığı bir süreçle yüz 
yüze kaldığını dile getirdi.

Çok farklı sektörlerin bu süreçten etkilenerek farklı çözüm yollarıyla ayakta durmak
için yeni yaklaşımlar üretmeye çalıştığına işaret eden Özer, bu süreçte en fazla
etkilenen sektörlerden birinin de eğitim olduğunu, yaklaşık 1.5 yıldan beri Bakanlığın
süreci yönetebilmek için inanılmaz bir çaba sarf ettiğini anlattı.

Özer, “Gelinen noktada artık aşı çok kolay erişilebilir bir nesneye dönüştü ve vatandaşlarımızın
aşılanma oranı giderek artmaya başladı. Şu anda bilimsel yaklaşımlar içerisinde 
başka bir çözüm yolu da yok. Aşı olacağız, maske, mesafe ve hijyene dikkat edeceğiz.
Dolayısıyla 6 Ağustos tarihinden itibaren Bakanlık görevini devraldıktan sonra, 
devir teslim töreninde açıkladığım gibi okullar ilk açılan ve son kapatılan yerler
olmak zorundadır.” diye konuştu.

Ülkenin milli eğitim sisteminin kapasitesinin çok yüksek olduğunu, öğrenci, öğretmen,
idari ve servis personeli olmak üzere 20 milyonluk bir kitleden bahsedildiğini dile
getiren Özer, “Dolayısıyla eğer biz hayatı normalleştireceksek mutlaka eğitimi normalleştirmek
durumundayız.” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı olarak Sağlık Bakanlığıyla birlikte bu süreçte sınıf bazlı
vaka yaklaşımını geliştirdiklerini aktaran Özer, Sağlık Bakanlığı ile bu süreçte
alınması gereken önlemler rehberini hazırladıklarını, daha sonra da herhangi bir
vaka olması durumunda uyulması gereken prosedürleri ayrıntılı şekilde belirleyerek,
tüm okullara ve valiliklere gönderdiklerini aktardı.

Bakan Özer, eğitim sisteminde 57 bin 108 devlet okulu olmak üzere 71 bin 320 okul,
yaklaşık 850 bin de derslik bulunduğunu dile getirerek, yeni yaklaşımla sadece vakanın
veya yakın temasında olduğu sınıflarda 14 gün yüz yüze eğitime ara verildiğini, 
bu 14 günlük arada canlı sınıflarla öğrencilerin eğitime devam etmesiyle ilgili 
her türlü desteği verdiklerini anlattı.

14 günlük ara verilen sınıfların bu sürecin ardından yeniden sistemin içine dahil
edildiğini belirten Özer, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“3. haftadayız, 6 Eylül’de eğitim-öğretim başladı. Kurulan mekanizma hakikaten çok
sağlıklı bir şekilde işliyor. Kamuoyunda zaman zaman farklı iddialar ortaya atılıyor.
Onlara burada değinmek isterim. İşte ‘Başlangıçta 2 haftada 200’ün altında sınıf
yüz yüze eğitime ara verirken, daha sonra bu sayılar arttı.’ Bu sayıların artması
okullarda Kovid-19 salgınıyla ilgili alınması gereken önlemlerin alınmamasından 
kaynaklanmıyor. Virüs okulu seçmiyor, virüs toplumun her yerinde, kafede, restoranda,
sinemada, kültür sanat etkinliklerinde yani insanların bir araya geldiği her noktada
virüsün yayılma imkanı var. Virüsün nereden başlayıp okula nasıl geldiğiyle, hangi
noktada olduğuyla ilgili hiçbir bilimsel veri yok. Dolayısıyla bizim okullardaki
eğitim sistemimizdeki sınıfların kapanma sayısı, toplumdaki vaka sayısının artışıyla
doğrusal ilişkiye sahip. Toplumda vaka sayısı arttığı zaman yüz yüze ara veren sınıf
sayımız artıyor, azaldığı zaman yüz yüze eğitime ara veren sınıf sayımız azalıyor.
Ama burada enteresan bir nokta var, 14 gün sonra bu çocuklarımız tekrar yüz yüze
eğitime devam ediyorlar. Yani okul kapatılmıyor. İnşallah bunu kararlılıkla uygulamaya
devam edeceğiz.”

## **‘Okulları açık tutmalıyız’**

Sağlık ve İçişleri bakanlıklarıyla süreci koordineli şekilde yönettiklerini belirten
Özer, “Şu anda okulları açık tutmamızla ilgili en büyük avantajımız öğretmenlerimizin
aşılanma oranı. Hem birinci doz hem de ikinci doz aşılanma oranlarında öğretmenlerimizin
yakalamış olduğu oran Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Birinci dozda yüzde 92,
ikinci dozda veya aşı olmadan bağışıklık kazanıp antikor oluşturmuş olan öğretmen
oranımız yüzde 85’lerde. Özellikle 6 Ağustos ile bugün arasında öğretmenlerin aşılanmasında
da ciddi bir ivmelenme var. Yani öğretmenlerimiz okulların açılmasıyla ilgili irade
gösterildiği zaman sadece kendi sağlıkları için değil, topluma örneklik oluşturma
bağlamında da sorumlulukları üzerine alarak çok hızlı bir şekilde aşılarını tamamladılar.”
diye konuştu.

Vakalara bakıldığı zaman öğretmenlerdeki vaka sayılarının çok düşük olduğunu vurgulayan
Özer, şöyle devam etti:

“İşte bizim okulları açık tutmayla ilgili en büyük avantajımızı öğretmenlerimizin
aşılanma oranlarının yüksek olması oluşturuyor. Öğretmenlerimizin aşılanma oranının,
İsveç, Finlandiya ve Almanya’daki öğretmenlerin 2 doz aşılanmalarından çok daha 
yüksek olduğunu görüyoruz. İnşallah bu kararlılıkla okullarımız hep açık olur, öğrencilerimiz
arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle, öğretmenlerimiz öğrencileriyle, okullarıyla buluşur
ve eğer Türkiye’nin bir gelecek iddiası varsa bu iddia beşeri sermayenin niteliğinden
geçiyor. Eğer okulları kapalı tutarsak bu iddiamızı kaybederiz. Onun için ben dedim
ki ‘Okulların açık olması bir milli güvenlik meselesidir.’ Okulları açık tutmalıyız.
Öğrencilerimizi sadece öğrenme olarak değil, psikolojik, sosyal, kültürel, sanatsal
etkinliklerle sürekli destekleyip tam bir insan olarak Türkiye’nin geleceğinin inşasında
rol alacak, sorumluluk alabilecek niteliklere sahip insanlar olarak yetiştirmek 
durumundayız.”
