# Orta Doğu’daki savaş alüminyum krizi yarattı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/orta-dogudaki-savas-aluminyum-krizi-yaratti/
- Yayımlanma: 2026-03-02T21:46:58+03:00
- Yazar: Selim Soydan

ABD ve İran arasında tırmanan askeri çatışmaların Orta Doğu’daki sevkiyat hatlarını
kesintiye uğratması, başta Avrupa ve ABD olmak üzere [alüminyum](https://www.reuters.com/business/trumps-war-with-iran-major-risk-us-european-aluminium-consumers-2026-03-02/)
krizi yarattığından, küresel sanayi tüketicilerini ciddi bir arz kriziyle karşı 
karşıya bıraktı.

Cumartesi günü ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği operasyonların ardından,
küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı’nın kapanma riski, metal piyasalarında
sert fiyat hareketlerini tetikledi.

Bölgedeki askeri hareketliliğin kalıcı bir arz problemine dönüşmesi ihtimali, otomotivden
inşaata, ambalajdan havacılığa kadar pek çok sektörde üretim maliyetlerini doğrudan
etkilemeye başladı.

BNP Paribas emtia stratejisti David Wilson, Basra Körfezi’nin yıllık yaklaşık 7 
milyon tonluk alüminyum eritme kapasitesine sahip olduğunu ve bunun küresel üretimin
yüzde 8’ine tekabül ettiğini belirtti.

Wilson, bölgeden yapılan sevkiyatlarda yaşanacak uzun süreli bir aksamanın, piyasa
üzerinde hem baz fiyatlar hem de fiziksel primler açısından, özellikle Avrupa pazarında
belirgin bir etki yaratacağını kaydetti.

![alüminyum](https://i1.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/01/7916.jpg)

Analistler, Orta Doğu’daki alüminyum üretiminin yaklaşık yüzde 75’inin ihraç edildiğine
dikkat çekerek, lojistik hatlardaki tıkanıklığın küresel stok dengelerini hızla 
bozabileceği uyarısında bulunuyor.

## Batılı ekonomilerin Orta Doğu alüminyumuna bağımlılığı artıyor

Ticaret verileri, Avrupa ve ABD’nin sanayi üretimi için bölgeye ne denli bağımlı
olduğunu ortaya koyuyor. Trade Data Monitor (TDM) verilerine göre Avrupa, geçtiğimiz
yıl birincil ve alaşımlı alüminyum ihtiyacının yüzde 21’ini Orta Doğu ve Mısır’dan
karşıladı.

ABD cephesinde ise tablo daha kritik bir boyutta; ülkenin geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği
3,4 milyon tonluk toplam alüminyum ithalatının yaklaşık yüzde 22’si yine bu bölgeden
sağlandı.

![eregl, ereğli demir çelik, erdemir](https://i3.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/
2025/04/Is-Yatirim_EREGL_eregli-1024x701.webp)

Sevkiyatların durma noktasına gelmesi, Londra Metal Borsası’nda (LME) işlem gören
alüminyum fiyatlarını Pazartesi günü ton başına 3 bin 254 dolara çıkararak son bir
ayın en yüksek seviyesine taşıdı.

Fiyat artışları sadece borsa değerleriyle sınırlı kalmayıp, fiziksel teslimat maliyetlerine
de yansımış durumda. Avrupalı alıcıların navlun, vergi ve elleçleme giderlerini 
karşılamak için borsa fiyatı üzerine ödediği fiziksel primler, geçen hafta sonu 
ton başına 378 dolara yükselerek hafta başına göre 20 dolarlık bir artış kaydetti.

ABD’de ise Haziran ayında yürürlüğe giren yüzde 50’lik ithalat vergilerinin etkisiyle
halihazırda rekor seviyelerde olan primler, pound başına 1,04 dolar (ton başına 
yaklaşık 2 bin 292 dolar) seviyesindeki seyrini koruyor. Tedarik zincirindeki bu
ek maliyetler, nihai mamul fiyatlarına yansıyarak küresel enflasyonist baskıyı artırma
potansiyeli taşıyor.

## Artan enerji maliyetleri ve üretim üzerindeki baskı

Alüminyum üretim süreçlerinde enerji maliyetlerinin payı, sektörün geleceğine dair
en büyük risk faktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bir alüminyum tesisinin toplam
işletme maliyetlerinin ortalama üçte biri elektrik harcamalarından oluşuyor.

Orta Doğu’daki savaşın doğal gaz ve [petrol](https://www.borsatek.com/petrol-abd-iran-savasiyla-sert-yukseliste/)
fiyatlarını yukarı çekmesiyle birlikte, enerjiye duyarlı bir sektör olan alüminyum
üretimi için maliyet tabanı hızla yükseliyor. Bu durum, sadece arzın fiziksel olarak
kısıtlanması değil, aynı zamanda mevcut üretimin de daha pahalı hale gelmesi anlamına
geliyor.

![Orta Doğu'daki savaş alüminyum krizi yarattı Borsatek](https://i1.wp.com/www.borsatek.
com/app/uploads/2025/06/celik_3-1024x683.webp)

Piyasa uzmanları, Hürmüz Boğazı üzerindeki tehditlerin ciddiyetini koruması durumunda,
alüminyum fiyatlarındaki yükselişin spekülatif bir hareketten öte kalıcı bir maliyet
artışına dönüşebileceğini vurguluyor.

Küresel ölçekte savunma harcamalarının arttığı bir dönemde, stratejik bir hammadde
olan alüminyumun arz güvenliği, hükümetlerin ekonomi ajandalarında üst sıralara 
tırmanmış durumda. Mevcut konjonktürde üreticilerin alternatif kaynak arayışına 
girmesi beklense de kısa vadede Orta Doğu’nun boşluğunu doldurabilecek bir kapasitenin
bulunmaması, piyasadaki volatiliteyi canlı tutmaya devam edecek görünüyor.
