# Otomotiv sektöründe iki rekor birden

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/otomotiv-sektorunde-iki-rekor-birden-8514h/
- Yayımlanma: 2015-11-12T09:45:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türkiye’de toplam araç üretiminin ve ihracatının önümüzde yılda da, yeni yatırımlar
ve Avrupa pazarındaki toparlanma sayesinde bu yıl ulaşacağı öngörülen rekor seviyelere
yakın düzeyde olacağı tahmin ediliyor.

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Genel Koordinatörü Süheyl Baybalı,“
Gelecek yıl toplam araç üretiminin yaklaşık 1.3 milyon adet, ihracatın ise yaklaşık
900,000 adet olacağını tahmin ediyoruz” dedi. Toplam otomotiv pazarının ise 900,000
ile 950,000 adet aralığında olması bekleniyor.

Otomotiv Sanayi Derneği’nin Temmuz’da açıkladığı tahminlere göre yeni yatırım projeleri
ve modellerin yanı sıra Avrupa pazarındaki canlanmanın etkisiyle ihracatın bu yıl
925,000; üretimin ise 1.225 milyon adetin üzerine çıkarak rekor kırması bekleniyor.

Otomotiv sektörü Türkiye’nin 2023 hedefleri açısından özel bir öneme sahip. Sektörün
2023 yılında yıllık 4 milyon üretim ve 3 milyon adet ihracat yapması hedeflenirken,
75 milyar dolarlık ihracat geliri hedefi bulunuyor.

Bu kapsamda önce 2012 daha sonra 2013’te devreye sokulan yatırım teşvikleri sektörde
yatırımların hızlanmasını desteklemiş; Tofaş, Ford Otosan, Renault , Toyota gibi
pekçok otomotiv ana ve yan sanayi şirketi yatırım kararı açıklamıştı.

Ülkenin en çok ihracat yapan sektörü olan otomotivde ihracat yılın ilk dokuz ayında
TİM verilerine göre geçen yıla göre yüzde 9 azalarak 15.4 milyar dolar olurken, 
taşıt yan sanayi ihracatın yaklaşık yüzde 40’ını gerçekleştirdi.

Otomotiv ana sanayi ve tedarik sanayi ihracatını değerlendiren Baybalı, hem adet
hem de euro bazında ihracatın arttığını, buna karşılık doların küresel çapta değer
kazanması nedeniyle dolar bazında ihracat tutarının düşüş kaydettiğini ifade etti.

Otomotiv yan sanayi euro ağırlıklı ihracat gelirlerinde doların payını artırmak 
için ABD, İran ve Afrika ülkelerine ihracatı artırmak istiyor.

**ABD’YE İHRACAT GÜÇLENECEK**

Otomotiv sanayinin ağırlıklı olarak ihracat yaptığı geleneksel Avrupa pazarının 
ardından ABD geliyor. Bu ülkeye ihracat yılın ilk 9 ayında yüzde 90’a yakın artarak
560 milyon dolara çıkarken, yeni ticaret ilişkileriyle ihracatta gelecek yıl belirgin
yükseliş bekleniyor.

Baybalı, Ford Otosan’ın Transit modelini ihracatı ve yeni ticaret bağlantılarıyla
artışa geçen ABD’ye ihracat hacminin, ABD’nin başlıca otomobil üretim merkezi Detroit
ile başlatılacak işbirliğiyle büyümeyi sürdüreceğini ifade etti.

TAYSAD, Detroit kentinin bulunduğu Michigan eyaletinde sanayinin geliştirilmesinden
sorumlu kuruluş MEDC ile ticaret hacminin artırılması için çalışmalara başladı. 
Çalışmalar kapsamında iki ülkenin yan sanayi üreticilerinin ana sanayi ile eşleştirilebileceği
bir kalifikasyon programının kurulması yer alıyor.

MEDC’in başında bulunan Steve Arwood, kentte merkezi bulunan Ford, Fiat Chrysler
gibi şirketlerin Türkiye’de de faaliyet gösterdiklerine dikkat çekerek, “Türkiye’deki
yan sanayi Michigan’a çok benziyor. Alanlar örtüşüyor. Ana sanayi, mesela Detroit
merkezli Ford iki ülkede de faaliyet gösteriyor. ABD’de Türk yan sanayinin becerilerine
olan talep, ikili ticaretin artması için potansiyel yüksek” dedi.

Şu anda MEDC ile TAYSAD arasındaki çalışmaların başlangıç aşamasında olduğunu ifade
eden Arwood, farklı ülke pazarlarına nasıl girilebileceği konusunda çalışma yapılacağını
ve ABD’li otomobil üreticilerinin de bu konuda destek olabileceğini belirtti.

Arwood Michigan’daki yan sanayi şirketlerini birbirleriyle ve ana üreticilerle eşleştiren
bir sistem üzerinden çalıştığını ve bunu Türk üreticilere de açmak için çalıştıklarını
belirterek, “Bilindik bir sistem ama sonuç veriyor. Üreticiler birbirleriyle eşleşerek
sonuç alabilecekler” dedi.

Detroit dünyanın en büyük otomobil pazarlarından Kuzey Amerika’da otomotiv üretiminin
yüzde 25’ini, ar-ge çalışmalarının ise yüzde 75’ini gerçekleştiriyor.

Arwood öncelikli olarak yakıt tüketimini azaltmayı amaçlayan ABD’li ana ve yan sanayi
üreticilerinin aracı hafifletecek teknolojiler ve aktarma organları alanında işbirliğine
gidebileceklerini, işbirliğinin orta uzun vadede ise “akıllı ulaşım” ve sensör teknolojilerine
yayılabileceğini belirtti.
