# Petrol yükselirken dünya ekonomisi nereye gidiyor?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/petrol-yukselirken-dunya-ekonomisi-nereye-gidiyor/
- Yayımlanma: 2026-09-16T23:00:00+03:00
- Yazar: Zeliha SARAÇ

Petrol yeniden dünya ekonomisinin tam ortasına oturdu.Bir süre önce piyasaların 
ana hikâyesi faiz indirimleri, yapay zekâ yatırımları ve büyüme beklentileriydi.
Şimdi bunların yanına çok daha eski ama etkisi çok güçlü bir başlık eklendi: enerji.

Brent petrol 100 doların üzerine çıktı. 16 Eylül itibarıyla Brent vadeli kontratları
108 dolar civarında seyrediyor. Üstelik mesele yalnızca fiyatın yükselmesi değil.
Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiği, Suudi Arabistan’ın petrol ihracat güzergâhlarında
yaşanan sorunlar ve bölgedeki jeopolitik gerilim, piyasaya petrol arzı gerçekten
ne kadar güvenli? sorusunu sorduruyor. 

İşte asıl hikâye burada başlıyor.

Çünkü petrol fiyatındaki yükseliş, ekonomiye tek bir kanaldan girmiyor. Önce akaryakıt
fiyatlarını etkiliyor. Sonra taşımacılık maliyetlerini. Ardından üretimin maliyeti
yükseliyor. Plastik, kimya, lojistik, havacılık, tarım gibi enerji kullanan sektörlerde
baskı artıyor.

Bir süre sonra bu maliyetlerin bir kısmı tüketiciye yansıyor.

Yani petrolün 100 dolardan 110 dolara çıkması, tüketicinin markette karşılaştığı
fiyatların da aynı oranda artacağı anlamına gelmiyor. Etki çok daha dağınık ve zamana
yayılmış oluyor. Fakat petrol yüksek kalırsa, ekonominin farklı noktalarında aynı
anda küçük küçük maliyet artışları birikiyor.

**Enflasyon açısından tehlikeli olan da bu.**

Petrol 110 dolar olunca enflasyon hemen patlar mı? Hayır.

Burada piyasaların yaptığı en büyük hatalardan biri, petrol fiyatı ile enflasyon
arasında bire bir ilişki kurmak.Petrol yükselir, enflasyon yükselir diye basit bir
denklem yok.Önemli olan petrolün hangi seviyede olduğu kadar, o seviyede ne kadar
kaldığı. Petrol birkaç hafta 105-110 dolar arasında kalır ve sonra gerilerse merkez
bankalarının işi başka olur. Ama fiyat 110-120 dolar bandına yerleşir, hatta daha
yukarı gider ve enerji şoku ekonominin diğer alanlarına yayılırsa o zaman hikâye
değişir.Çünkü merkez bankaları bu kez talebin fazla olmasından kaynaklanmayan bir
enflasyonla karşı karşıya kalır.

Bu çok zor bir durum.

Faizi artırırsınız, petrol üretimi artmaz.

Faizi artırırsınız, Hürmüz Boğazı açılmaz.

Faizi artırırsınız, Suudi Arabistan’daki petrol altyapısı bir gecede normale dönmez.
Ama faiz artırmak, ekonominin diğer taraflarını yavaşlatabilir.

**Tam bir merkez bankası ikilemi.**

Nitekim Avrupa Merkez Bankası’nın son dönemdeki adımları bu tartışmanın ne kadar
ciddiye alındığını gösteriyor. ECB, enerji kaynaklı enflasyon baskısına karşı eylül
ayında faiz artırdı. Reuters’ın aktardığı değerlendirmelerde enerji fiyatlarının
enflasyonu hedefin üzerinde tutabileceği ve sıkı para politikasının gündemde kalabileceği
belirtiliyor. 

**Enflasyon mu, stagflasyon mu?**

Bence petrol hikâyesinin asıl dikkat edilmesi gereken tarafı burada.Eğer petrol 
yüksek kalırken dünya ekonomisi de güçlü büyümeye devam ederse, merkez bankaları
açısından tablo görece daha kolay. Enflasyonla mücadele için faizler yüksek tutulabilir.
Ama petrol yükselirken büyüme de yavaşlarsa?İşte o zaman “stagflasyon” kelimesi 
yeniden daha fazla duyulabilir. Yani yüksek enflasyon, zayıf büyüme.

Bunun vatandaş açısından karşılığı oldukça basit. Enerji pahalıdır, üretim maliyetleri
yükselir, şirketlerin marjları daralır, bazı ürünlerin fiyatı artar. Aynı zamanda
yüksek faizler kredi maliyetlerini yükseltir ve tüketim ile yatırımı yavaşlatır.

Ekonomi iki taraftan sıkışır.

IMF’nin daha önce yaptığı değerlendirmeler de enerji şokunun özellikle petrol ithalatçısı
ülkeler üzerinde daha ağır hissedilebileceğine dikkat çekiyor. Petrol fiyatlarının
yükselmesinin manşet enflasyonu yukarı çektiği, ancak ülkelerin stoklar, alternatif
üretim ve talebi sınırlayan politikalarla şoku bir süre absorbe edebildiği belirtiliyor.
Fakat bu tamponların sınırsız olmadığı da vurgulanıyor. Tam da bu nedenle bugün 
piyasaların baktığı yalnızca Brent değil.

ABD 10 yıllık tahvil faizi nerede?

Avrupa tahvil faizleri ne yapıyor?

Dolar güçleniyor mu?

Merkez bankaları petrol şokuna nasıl cevap veriyor?

Ve en önemlisi, tüketici beklentileri bozuluyor mu?

Çünkü petrol fiyatındaki artış bir noktadan sonra sadece petrol fiyatı olmaktan 
çıkıyor. İnsanların gelecekte daha pahalı bir hayat yaşayacağını düşünmesine yol
açarsa davranışları değişiyor.

Çalışan daha yüksek ücret talep ediyor.

Şirket daha yüksek fiyat koyuyor.

Tüketici “nasıl olsa daha da zamlanacak” diyerek öne çekilmiş talep yaratıyor.

Ve enflasyonun psikolojik tarafı devreye giriyor.Piyasanın korktuğu senaryo

Bugün piyasanın en çok çekindiği senaryo bence petrolün 100 doların üzerinde olması
değil.Petrolün 100 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi.Çünkü geçici bir enerji 
şoku ile kalıcı bir enerji şoku arasında merkez bankaları açısından çok büyük fark
var.

Petrol bugün 108 dolar olabilir. Yarın 100 dolara, birkaç hafta sonra 90 dolara 
inebilir. Nitekim 16 Eylül’de Suudi Arabistan’ın petrol sevkiyatlarını Umman üzerinden
alternatif yollarla artırabileceğine ilişkin haberler fiyat üzerindeki baskıyı bir
miktar azalttı. Aynı gün Brent 107,92 dolara kadar geriledi. 

Demek ki piyasada hâlâ diplomasi ve alternatif arz kanallarına verilen ciddi bir
fiyatlama var.Ama bunun tersi de mümkün.Jeopolitik gerilim uzarsa, enerji altyapısına
yönelik saldırılar devam ederse veya Hürmüz’deki geçişler daha fazla aksarsa petrol
fiyatındaki risk primi yeniden yükselebilir.O zaman merkez bankalarının önündeki
problem büyür.

Fed’in de işi kolay değil. ABD’de enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi
tartışılırken tahvil faizleri de yüksek seyrediyor. Reuters’ın son verilerine göre
piyasa, Fed’in eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımını büyük ölçüde fiyatlamış
durumda. Yani petrol artık sadece enerji piyasasının meselesi değil.Tahvil piyasasının
da meselesi. Döviz piyasasının da.Hisse senetlerinin de.Ve tabii tüketicinin de.

**Dünya ekonomisinin yeni sınavı**

Ben bu hikâyeyi yalnızca “petrol 110 dolar oldu, enflasyon yükselecek” diye okumuyorum.
Daha büyük bir değişim ihtimali var.Dünya ekonomisi pandemi sonrası enflasyon şokundan
tam anlamıyla kurtulduğunu düşünürken, şimdi arz kaynaklı yeni bir enerji şokuyla
karşı karşıya kalabilir.Bu gerçekleşir mi? Henüz kesin değil.

Petrol fiyatının önümüzdeki haftalarda hangi seviyede kalacağı büyük ölçüde jeopolitik
gelişmelere bağlı. Alternatif sevkiyat yollarının ne kadar kullanılabileceği, üretimin
ne kadar hızlı normale dönebileceği ve özellikle Hürmüz’deki trafiğin nasıl seyredeceği
kritik olacak.

Dolayısıyla bugün için tek bir senaryodan söz etmek doğru olmaz.

Fakat bir gerçek var. Dünya ekonomisi petrolü unutmuştu. Şimdi petrol kendisini 
yeniden hatırlatıyor. Ve eğer fiyatlar yüksek kalırsa, önümüzdeki dönemde merkez
bankalarının karşısındaki soru yalnızca “Faizi ne zaman indireceğiz?” olmayacak.

Asıl soru şu olacak:

Enflasyon yeniden yükselirken, ekonomiyi ne kadar yavaşlatmadan onu nasıl kontrol
edeceğiz?

İşte 2026’nın geri kalanında piyasaların cevabını arayacağı soru, belki de bundan
çok daha önemli.
