# PPK toplantı tutanakları yayımlandı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ppk-toplanti-tutanaklari-yayimlandi-32030h/
- Yayımlanma: 2018-01-25T18:31:22+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde,
enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama davranışları
üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği bildirildi.

Kurulun 18 Ocak’ta gerçekleştirdiği toplantısına ilişkin yayımlanan özette, aralıkta
tüketici fiyatlarının yüzde 0,69 arttığı ve yıllık enflasyonun 1,06 puan düşerek
yüzde 11,92 olduğu anımsatıldı.

Bu dönemde yıllık enflasyonun gıda ve enerji gruplarında gerilediği, temel mal grubunda
ise yükseldiği belirtilen özette, gıda enflasyonundaki düşüşte işlenmemiş gıda fiyatlarının
belirleyici olduğu, temel mal grubunda ise Türk lirasındaki birikimli değer kaybının
yansımalarının izlendiği bildirildi.

Özette, bu gelişmelerle, çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonunun bir miktar 
yükseldiği, ana eğilimlerin ise yüksek seviyesini koruduğu kaydedildi.

Aralık ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyonun 1,99 puan azalarak
yüzde 13,79 olduğu hatırlatılan özette, bu düşüşte, baz etkisinin yanında kırmızı
et fiyatlarında devam eden gerilemeye bağlı olarak işlenmemiş gıda fiyatlarının 
belirleyici olduğunu vurgulandı.

Özette, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Bir süredir yüksek aylık artışlar gösteren işlenmiş gıda fiyatları da aralık ayında
ılımlı bir oranda yükselmiştir. Son aylarda belirgin artış gösteren peynir ve diğer
süt ürünlerinde, çiğ süt fiyatlarındaki artışın durmasıyla bu dönemde fiyatlar yatay
seyretmiştir. Kırmızı et fiyatlarındaki görünüm çerçevesinde işlenmiş et ürünleri
fiyatları ise gerilemiştir. Ekmek Tebliği’ndeki gramaj değişikliğine bağlı olarak
işlenmiş gıda fiyatlarının ocak ayında yüksek bir oranda artma riski bulunmaktadır.
Ancak ocak ayına ilişkin ilk göstergeler gıda yıllık enflasyonunun işlenmemiş gıda
grubu kaynaklı olarak gerileyeceğine işaret etmektedir. Uluslararası petrol fiyatlarındaki
yukarı yönlü seyir enerji fiyatlarını olumsuz etkilemektedir. Bu çerçevede, enerji
fiyatları aralık ayında bir miktar yükselse de grup yıllık enflasyonu baz etkisiyle
gerilemiştir. Öncü göstergeler, elektrik fiyatlarındaki artışa rağmen, enerji enflasyonunun
benzer şekilde ocak ayında da baz etkisiyle gerileyeceğine işaret etmektedir.”

**“Yükselen akaryakıt fiyatları ulaştırma hizmetleri enflasyonunu olumsuz etkiledi”**

Özette, hizmet grubu fiyatlarının aralık ayında yüzde 0,43 arttığı, grup yıllık 
enflasyonunun yüzde 9,47 ile önemli bir değişim göstermediği belirtildi.

Bu dönemde yıllık enflasyonun ulaştırma hizmetlerinde arttığı, lokanta-otel ve haberleşme
grubunda görece yatay seyrettiği, diğer gruplarda ise azaldığı ifade edilen özette,
Türk lirasındaki değer kaybı ve uluslararası petrol fiyatlarındaki artışlara istinaden
önemli ölçüde yükselen akaryakıt fiyatlarının ulaştırma hizmetleri enflasyonunu 
olumsuz etkilediği bildirildi.

Özette, bunun yanında, belirli gruplarda talep koşullarının güçlü seyri ve genel
enflasyona endeksleme davranışının hizmet enflasyonundaki yüksek düzeyleri desteklediği
aktarıldı.

Temel mal grubu yıllık enflasyonunun aralık ayında 0,40 puan yükselerek yüzde 15,45’
e ulaştığı hatırlatılan özette, “Bu gelişmede, otomobil ve beyaz eşya fiyatlarındaki
yüksek artışa bağlı olarak dayanıklı mal grubu fiyatları belirleyici olmuştur. Böylelikle,
dayanıklı mal grubunda enflasyon yüzde 18’e ulaşmıştır. Bu dönemde diğer temel mallar
grubundaki fiyat artışları, ithal bileşeni yüksek ürünlerdeki birikimli döviz kuru
etkilerine bağlı olarak hızlanmıştır. Giyim fiyatlarındaki yöntemsel değişikliğin
etkisi daha zayıf olmakla birlikte sürmüş, giyim sektöründe üretimin güç kazanması
ve turizmde gözlenen iyileşme, grup enflasyonunda yıl genelinde kaydedilen yükselişi
destekleyen unsurlar olmuştur. Özetle, enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu
yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir.”
denildi.

**“Net ihracatın büyümeye katkısı artacak”**

PPK toplantı özetinde son dönemde açıklanan verilerin iktisadi faaliyetin gücünü
koruduğuna işaret ettiği belirtildi. Ekim ve kasım ayları birlikte değerlendirildiğinde,
dördüncü çeyrekte sanayi üretimindeki artışın bir miktar ivme kaybederek sürdüğü
anımsatılan özette, şunları kaydedildi:

“Ancak, bu yavaşlama başta mobilya olmak üzere vergi teşviklerine konu olan sektörlerin
faaliyetindeki yavaşlamadan kaynaklanmakta, diğer sektörlerde ivme kaybı gözlenmemektedir.
Anket göstergeleri bu görünümün Aralık ayında da sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet
ve ticaret sektörlerine ilişkin göstergeler ılımlı seyrini korurken, turizm sektöründeki
toparlanma iktisadi faaliyeti desteklemektedir. İç talep büyümeye devam etmektedir.
Dördüncü çeyrekte, özel tüketim büyümesinin beyaz eşya ve mobilya sektörlerine uygulanan
vergi indirimlerinin sona ermesi sonrası bir miktar hız kesmesi beklenmektedir. 
Diğer taraftan, mevcut göstergeler makine-teçhizat yatırımlarında üçüncü çeyrekte
gözlenen toparlanmanın devam ettiğine işaret etmektedir.

Başta Avrupa Birliği bölgesinde iyileşen büyüme görünümü olmak üzere küresel ölçekte
gözlenen toparlanma eğilimiyle birlikte dış talepteki artışın ve dış piyasalarda
pazar çeşitlendirme esnekliğinin ihracat üzerindeki olumlu etkisi sürmektedir. İktisadi
faaliyetin seyrine bağlı olarak ithalat talebinde gözlenen toparlanmaya rağmen, 
mal ihracatındaki artışların çekirdek cari açık göstergelerindeki bozulmayı yavaşlattığı
görülmektedir. Turizmde süregelen toparlanmaya ek olarak, mal ihracatındaki artış
eğiliminin önümüzdeki dönemde cari dengeye olumlu katkı vermeye devam etmesi beklenmektedir.
Kurul, ihracattaki güçlü seyrin yanı sıra altın ithalatının yavaşlamasıyla birlikte
dördüncü çeyrekte net ihracatın dönemlik büyümeye katkısının artacağını not etmiştir.”

**“İşsizlik oranlarındaki düşüş kademeli bir biçimde gerçekleşecek”**

Özette, iş gücü piyasasında ikinci ve üçüncü çeyrekte gözlenen iyileşmenin ekim 
dönemi itibarıyla devam etmesinin, iktisadi faaliyetin gücünü koruduğuna dair değerlendirmeleri
teyit ettiği belirtildi.

Bu dönemde, hizmet ve sanayi sektörlerinde istihdamın arttığı, inşaat sektöründe
istihdamın bir önceki döneme göre gerilediği bildirilen özette, “Anket verileri,
istihdam artışlarının ve işsizlik oranlarındaki düşüşün devam edeceğine işaret etmektedir.
Kurul, iş gücüne katılım oranındaki artış eğilimi nedeniyle istihdam artışlarının
işsizlik oranlarına yansımasının nispeten sınırlı kaldığının altını çizmiştir. Bu
çerçevede önümüzdeki dönemde işsizlik oranlarındaki düşüşün kademeli bir biçimde
gerçekleşeceği öngörülmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Özette, son dönemde açıklanan verilerin iktisadi faaliyetin gücünü koruduğuna işaret
ettiği bildirilerek, “İç talep büyümeye devam ederken dış talepteki artışın ihracat
üzerindeki olumlu etkisi sürmektedir.” denildi.

**ECB beklenenden daha önce para politikasında sıkılaşmaya gidebilir**

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde,
Avro Bölgesi için büyüme görünümünün güçlenmesi nedeniyle Avrupa Merkez Bankası (
ECB) para politikasının beklentilerden daha önce sıkılaşabileceğinin değerlendirildiği
bildirildi.

Kurulun 18 Ocak’ta gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin yayımlanan özette, küresel
büyümeye ilişkin verilerin, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde büyümenin eş
anlı olarak devam ettiğini gösterdiği belirtildi.

Küresel enflasyonun, emtia ve petrol fiyatlarındaki değişimlere bağlı olarak dalgalanmakla
birlikte düşük düzeyini koruduğu kaydedilen özette, küresel çekirdek enflasyonun
ise yatay seyir izlediği vurgulandı.

Özette, gelecek dönemde olumlu küresel büyüme görünümüne dair aşağı yönlü risk oluşturabilecek
unsurların başında, Orta Doğu ve Kore yarımadası ile ilgili jeopolitik gelişmeler
ve dış ticarette artan korumacı söylemlerin çeşitli dış ticaret müzakerelerine yansımasının
geldiği, ABD vergi reformunun ise küresel ekonomik görünüm açısından pozitif bir
risk unsuru olarak değerlendirildiği belirtildi.

Başta ABD Merkez Bankası (Fed) ve ECB olmak üzere, gelişmiş ülke merkez bankalarının
para politikasında normalleşme adımlarını devam ettirdiği vurgulanan özette, şu 
değerlendirmelere yer verildi:

“Söz konusu adımların beklentiler paralelinde gerçekleşmesi nedeniyle mevcut durumda
piyasa tepkisi ılımlı seyretmektedir. Ancak sıkılaşma eğilimi üzerindeki riskler
yukarı yönlüdür. ABD’de istikrar kazanan ekonomik canlanma ile birlikte Fed, politika
normalleşmesi konusundaki kararlılığını ortaya koymuştur. Avro Bölgesi için de büyüme
görünümünün güçlenmiş olması nedeniyle Avrupa Merkez Bankası para politikasının 
beklentilerden daha önce sıkılaşabileceği değerlendirilmektedir. Gelişmiş ülkelerde
iş gücü piyasasındaki olumlu seyre karşın ücret artışlarının sınırlı kalması, fiyat
artışlarını sınırlamakla birlikte önümüzdeki dönemde enflasyon açısından yukarı 
yönlü risk oluşturmaktadır. Son dönemde petrol fiyatlarında gözlenen hareketler 
de küresel enflasyondaki istikrarlı seyri bozabilecek temel unsurlardan biri olarak
görülmektedir.”

**“Portföy girişlerinin süreceği değerlendirilmektedir”**

Özette, küresel iktisadi faaliyet ve ticaret hacmindeki olumlu görünümün yanı sıra
küresel risk iştahının sürmesi sayesinde gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy
girişlerinin güçlü seyrettiği bildirildi.

Bu yıl, büyüme görünümündeki olumlu seyrin korunması ve gelişmiş ülke para politikalarındaki
normalleşmenin ılımlı seyretmesi durumunda portföy girişlerinin süreceğinin değerlendirildiği
aktarılan özette, “Türkiye’ye yönelik portföy akımları, özellikle jeopolitik risklere
bağlı olarak dönem dönem dalgalı bir seyir izleyebilmektedir.” denildi.

Küresel finansal koşulların yanı sıra yurt içi finansal koşulların da genel olarak
iktisadi faaliyeti destekleyici yönde gerçekleştiği belirtilen özette, şunlar kaydedildi:

“Aralık ayı PPK toplantısından bu yana olumsuz haber akışının durması ve TCMB politikalarının
da katkısıyla döviz kuru oynaklıkları, piyasa faizleri ve risk primi gibi finansal
göstergelerde iyileşme kaydedilmiştir. TCMB’nin para politikasındaki sıkı duruşunu
güçlendirmesinin etkisiyle getiri eğrisinin negatif eğimi belirginleşmiştir. 2017
ortalarından itibaren Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletli kredilerde limitlere yaklaşılması
nedeniyle geçmiş yıllar ortalamalarına yakın seviyelerde dengelenmiş görünen kredi
büyümesinin toplam talep ve iktisadi faaliyet üzerindeki etkileri yakından takip
edilmektedir.

Ek kredi ivmesinin büyümeye verdiği desteğin zayıflaması ve dayanıklı mallara uygulanan
vergi teşviklerinin son bulmasıyla yurt içi talepte bir miktar yavaşlama görülmekte
ve ekonominin 2017 son çeyreği ile ana eğilimine yönelmeye başladığı değerlendirilmektedir.
2018 yılında, 2017 yılındaki destekleyici politikaların etkisinin azalacak olmasına
ek olarak para politikasındaki sıkı duruş ve Orta Vadeli Program (OVP) kapsamındaki
mali tedbirlerin kredi büyümesi ve iktisadi faaliyetteki normalleşmenin ana unsurları
olması beklenmektedir.”

Bu yıl KGF desteğinin daha sınırlı da olsa devam edecek olmasının yurt içi talebi
destekleyeceği vurgulanan özette, “Önümüzdeki dönemde, turizmde süregelen toparlanmanın,
küresel büyüme görünümündeki iyileşmenin ve reel kurun destekleyici seyrinin ihracat
kanalıyla büyümeye ve cari dengeye olumlu katkı vermeye devam etmesi beklenmektedir.
Mevcut görünüm altında, gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizlikler,
sermaye akımlarının seyri ve jeopolitik gelişmeler iktisadi faaliyet açısından önemli
rol oynamaya devam etmektedir. Bu faktörlerden kaynaklanabilecek döviz kuru oynaklıkları,
finansal koşulların iktisadi faaliyete verebileceği desteğin zamanlaması ve gücü
üzerinde aşağı yönlü risk oluşmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

**“İhtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir”**

PPK özetinde, enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin,
fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği bildirildi.

Gıda ve enerji fiyatlarının, 2018’in ilk çeyreğinde tüketici fiyatları üzerinde 
belirleyici olabileceği belirtilen özette, ayrıca petrol fiyatlarındaki gelişmelerin
de yurt içinde enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğuna işaret 
edildi.

Özette, birikimli döviz kuru etkileriyle temel mal grubunda enflasyonun yukarı yönlü
eğilimini sürdürdüğü, toplam talep koşullarının da bu yükselişi desteklediği aktarılarak,“
Hizmet enflasyonundaki yüksek seviyeler de dikkate alındığında çekirdek enflasyon
görünümünde henüz belirgin bir iyileşme olmadığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede
kurul, para politikasındaki sıkı duruşun korunmasına karar vermiş ve Geç Likidite
Penceresi uygulaması çerçevesinde borç verme faiz oranını yüzde 12,75’te sabit tutmuştur.
TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya
devam edecektir.” değerlendirmeleri yapıldı.

Enflasyon görünümünde baz etkisi ve geçici faktörlerden bağımsız, belirgin bir iyileşme
ve hedeflerle uyum sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla
sürdürüleceği vurgulanan özette, şunlar kaydedildi:

“Kurul, para politikasını oluştururken orta vadeli enflasyon görünümünü dikkate 
almakta ve dolayısıyla enflasyonda yıl içinde gözlenmesi beklenen baz etkileri kaynaklı
dalgalanmalardan ziyade enflasyonun ana eğilimindeki gelişmelere odaklanmaktadır.
Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki
gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma
yapılabilecektir.

Maliye politikasına ve vergi düzenlemelerine ilişkin gelişmeler, enflasyon görünümüne
etkileri bakımından yakından takip edilmektedir. Para politikası duruşu oluşturulurken,
mali disiplinin korunacağı ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ile vergilerde öngörülmeyen
bir artış gerçekleşmeyeceği varsayılmaktadır. Maliye politikasının söz konusu çerçeveden
belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi
halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir.”

Özette, son yıllarda mali disiplinin sürdürülmesinin, Türkiye ekonomisinin olumsuz
dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri olduğu, mali disiplinin
sağladığı alan kullanılarak yakın dönemde dengeleyici maliye politikasının uygulanabildiği
belirtildi.

Döngü karşıtı maliye politikası uygulama kapasitesini güçlendirecek yapısal tedbirlerin,
maliye ve para politikası eş güdümüne katkıda bulunarak makroekonomik istikrarı 
destekleyeceği aktarılan özette, enflasyondaki katılık ve oynaklıkları azaltacak
yapısal adımlara devam edilmesinin, fiyat istikrarına ve toplumsal refaha olumlu
katkıda bulunacağı kaydedildi.

 
