# Prof. Dr. Ceyhan’dan ‘üçüncü doz’ açıklaması

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/prof-dr-ceyhandan-ucuncu-doz-aciklamasi-67650h/
- Yayımlanma: 2021-07-28T15:36:49+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’a konuşan Prof. Dr. Ceyhan, şu ifadeleri kullandı:

 * Geçen haziran döneminde binler civarında takılmıştık.Şimdi de bir buçuk ay boyunca
   Temmuz başına kadar 5 binler civarına takıldık kaldık bir türlü aşağıya indiremedik.
   Böyle dönemlerde ek tedbirler alınması gerekir. Yani bir yerde bir problem var
   ve tedbirlerimiz etkili değil, yeni bir tedbir alalım ya da değiştirelim denilmesi
   gerekir. Fakat maalesef böyle yapmak yerine tam tersini yapıp bütün tedbirleri
   kaldırınca bu işin bir matematiği var mutlaka vaka sayılarında bir artış gözlemlenir.
   Buna etki eden başka faktörler de bu işin daha hızlı ya da yavaş olmasını belirliyor.

## ‘Yeni çıkan varyant, bir öncekinden daha bulaşıcı olmak zorunda’

 * Yeni çıkan Delta virüsünün daha bulaşıcı olması durumu var ve şaşırılacak bir
   durum değil. Çünkü yeni bir mutasyon ve varyant daha bulaşıcı olmazsa zaten farkına
   varmazsınız. O yayılacak fırsat bulamaz, çoğunluğu kıramaz ve kaybolup gider.
   Bu nedenle yeni çıkan varyant, bir öncekinden daha bulaşıcı olmak zorunda. Bir
   başka faktör de; virüsün hızla yayıldığı ve vaka rekorları kırıldığı dönemde,
   bizim Rusya’ya ‘vatandaşlarınızı gönderin, bizden size hastalık bulaşmaz’ dedik.
   Halbuki durum tam tersiydi. Onlar bize göre çok daha kötü durumdaydı. Onların
   bizi ikna etmesi gerekiyordu. Öyle olmadı. Bilim kurulu üyeleri dahil Rusları
   ikna etmeye çalıştılar.

#### ‘Böyle devam edersek ne olur?’

 * Sonuç olarak da delta virüsünü alıp buraya geldiler ve onların bulunduğu tatil
   yörelerinde de vakaların hızla artmaya başladığını görüyoruz. Üçüncü faktör de
   kurban bayramıydı. Geçen sene kurban bayramında da aynı olayı yaşadı ama vaka
   artışları biraz daha geç olmuştu. Delta virüsünün özelliği daha erken bulaşmaya
   başlaması ve belirtilerin daha erken ortaya çıkmasıdır. Tabii daha Ruslarla aynı
   otellerde kalıp kendi şehirlerine dönen vatandaşların ortaya çıkaracağı negatif
   etkiyi görmeye başlamadık. Bunlar da ortaya çıkınca artışın devam edeceğini söylemek
   zor değil. Böyle devam edersek ne olur? Biz yeni bir tedbir almadık ve vaka sayısı
   da geçen sonbaharda olduğu gibi artar, belli bir noktaya gelir. Sonra yine azalmaya
   başlar ama bu süreçte epeyce insan hayatını kaybeder ve hastanelere ciddi bir
   yük oluşur.

##### ‘Toplumun yüzde seksenini aşılayana kadar, yeni artış dönemleri göreceğiz’

 * Biz her halükarda, toplumun yüzde seksenini aşılayana kadar, yeni artış dönemleri
   göreceğiz. Şimdi dördüncüyü görüyoruz. Belki beşinciyi de göreceğiz. Buradaki
   dalganın büyüklüğünü belirleyen bizim alacağımız tedbirlerdir. Halk, günlük vaka
   sayılarının kontrolünde aşıyı tedbirlerin önüne koydu. Bu durum da biraz devletin
   verdiği mesajlardan kaynaklandı. ‘Tedbirleri kaldırdık ve geri kalanını aşı halledecek’
   dendi. Halbuki aşının böyle bir özelliği yok. Aşı yüzde seksenlere ulaşıldığında
   etkisini gösterir. Aşılamayı yüzde 30’dan, yüzde 40’a ulaştırdığınızda bir şey
   değişmiyor. O yüzden tedbirleri aksattık. Gerek devlet kısıtlamaları kaldırdı.
   Gerekse de vatandaşlar maske ve mesafe önlemlerini bıraktılar ve ortaya bu sonuç
   çıktı

## ‘Salgın yönetiminin bir planı olmalı ve bunlar da tarihler vererek yapılamaz’

Eylül ayında kapanma gelir söylemlerine ilişkin konuşan Ceyhan şunları kaydetti:

Ben bu tarihlere gülüp geçiyorum. Bu deneyimsizlikten kaynaklanan bir durum. ‘Şu
tarihte okulları açacağız, kısıtlamaları koyacağız’ derseniz, virüsle şakalaşmış
olursunuz ve neticede bunu ağır bir şekilde ödersiniz. Bu bilimsel gerçeklerle yönetilmeli.
Salgın yönetiminin bir planı olmalı ve bunlar da tarihler vererek yapılamaz. Vaka
sayısı bir kriter olabilir mesela. Önceden hazırlanmış bir planla bu işleri yapmak
zorundasınız. Okulların açılması için tarih veriliyor. Bu durum bizim bunu yanlış
yönettiğimizi gösteriyor. Okulların açılması bilimsel kriterlerle olur. Bu işi geçen
sene de böyle yapıldı ve tarih vererek ve tarih geldiğinde de ‘uygun değil’ dendi.
Söz ağızdan çıktı diye de bir gün kala ‘okulları açıyoruz’ dediler. Restoranları
kaç defa açıp kapattılar mesela. Buna kapanma dememek lazım. Eğer insanları eve 
kapatıp bir taraftan risk taşıyan toplantılar, kutlamalar, iş yerlerindeki ve toplu
taşıma araçlarındaki kalabalıklar devam edecekse bu önlemlerin hiçbir anlamı olmaz.

## ‘Restoranlar, kafeler, kuaförler salgının esas yayıldığı noktalar değil’

“Restoranlar, kafeler, kuaförler salgının esas yayıldığı noktalar değil. O yüzden
bir plan hazırlanacak. Örneğin ‘Önce en riskli olanlardan başlanacak. Şu vaka düzeyinde
toplu taşımada sayı kısıtlamaları başlayacak ve iş yerlerinde kademeli mesai uygulamasına
geçilecek.’ diye bir plan hazırlanmalı” diuem Ceyhan, şunları ekledi:

“Biz başından beri bir önceki hatamızdan ders almadık. Hastanelerde sağlık sistemi
durma noktasına yaklaştı. Zaten baştan beri salgını yanlış değerlendirdik. Salgınla
mücadelede şu an hastane bazlı mücadeleden bahsediyoruz. Halbuki mücadeleyi böyle
yaparsanız, hiçbir ülkenin ekonomisi buna dayanmaz. Salgınla mücadele, önleyici 
şekilde üretilmelidir ve bununla ilgili bir bilim kurulu oluşturulmalıdır. Bugünkü
bilim kurulunun görevi daha çok önlem protokolleri hazırlamak gibi bir amaçla kurulmuş.
Başka dalda uzmanlar var ama pandemi önlemek için kurulmuş bir kurul olması lazım.
Yoksa bu iş bu kadar hatayı kaldırmaz.”

## **‘Uğur Şahin bu sorulara cevap verebilecek makam değil’**

“Maalesef bizim halkımız basın da buna dahil insanların uzmanlık alanına falan bakmadan
aşıyı geliştiren kişi aşıyı en iyi bilir diye düşünüyor ya da başında prof. ünvanı
varsa her şeyi bilir diye düşünüyorlar ancak böyle değil. Uğur Şahin çok değerli
bir bilim insanı, meslek hayatı boyunca bir laboratuvarda çalışmış” diye devam eden
Ceyhan, şu ifadeleri kullandı:

 * “Dolayısıyla sahada hangi aşının tekrarı gerekir, gerekir mi gerekmez mi? bu 
   sorulara cevap verebilecek makam değil. Kaldı ki bir de böyle soruları, böyle
   bir dönemde firmayla bağlantısı olan firma sahiplerine o aşıları geliştiren devlet
   yöneticilerine sormamak lazım. Çünkü bu ister istemez, ne yaparsanız yapın neticede
   bu iş bir ticari olaydır ve o söylemlere yansır.
 * Çünkü bu dönemde işte ‘Uğur Şahin şunu dedi ki’…diye referans göstermek yerine,
   yapılan bir çalışmada ‘şöyle bir sonuç bulunmuş, bu bize uygun mudur’ diye değerlendirmek
   çok daha doğru diye düşünüyorum.
 * Devletimiz tarafından karmakarışık hale getirilen bir üçüncü doz uygulaması var.
   Aslında bu bir üçüncü doz uygulaması değil. Henüz hiçbir uygulamada 3. doz aşı
   uygulaması diye bir olay yok zaten. Bizim yaptıgımızın adı 3. doz aşılama degil.
   Bizim yaptığımız Sinovac aşısı olmuş kişilerde bir ek doz mRNA aşısı yapmak.
 * 2 doz Sinovac aşısı olmuş kişilere ek bır doz mRNA aşısı yapıp bağışıklığı yeteri
   kadar güçlendirebiliriz diye bir uygulama yapılıyor. İki doz Sinovac aşısının
   üzerine BionTech yapıldığıda bağışıklık ne kadar artıyor? Böyle bir veri elimizde
   yok, kimsenin elinde yok. 

## **‘Danışman pozisyonunda öngörüsü böyleyse onların alacağı kararlar çok doğru olmayacaktır’**

Bilim Kurulu üyelerinin açıklamalarındaki çelişkilere de değinen Ceyhan, yapılan
açıklamaların deneyimsizlikten kaynaklandığını belirtti:

“Bakanlık biz yeni bir bilim kurulu oluşturuyoruz dedi ve oluşturdu. Bilim kurulundaki
bir kişinin geçen haziran ayında ‘bu bir kış virüsü, yazın ortadan kalkacak’ demesi
zaten kabul edilebilecek bir şey değildi. Bu arkadaşlarımızın danışman pozisyonunda
öngörüsü böyleyse onların alacağı kararlar çok doğru olmayacaktır.

Maskelerin kalkmasıyla ilgili mesajlar verildi. Aşıda biraz tecrübesi olan insan
bunun böyle devam etmeyeceğini bilir. Aşıyla ilgilenmemiş birine bilim kurulu üyesi
diye soruyor ve halka Eylül’de maskeleri atacağımızın mesajını veriyor. Bizde sürekli
bir moral verelim isteği var. Halkın morali bozulmasın deyip gerçekleri saklarsanız,
halktan önlemlere uymasını bekleyemezsiniz.”
