# Reel sektör yatırım için KDV Reform Paketi’ni bekliyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/reel-sektor-yatirim-icin-kdv-reform-paketini-bekliyor-32937h/
- Yayımlanma: 2018-02-19T12:32:19+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, KDV Reform Paketi’nin, bu yılki 
büyümeye pozitif katkısı olacağını, yatırımları hızlandıracağını belirterek, “Bekleyen
KDV’ler şirketler için önemli bir yük. Kamu tarafında iade nakli ya da mahsup sisteminin
devreye alınması reel sektöre önemli bir dolaylı kaynak girişi anlamına gelecek.”
dedi.

Ali Kibar, “İş Dünyası Söyleşileri” kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde 
bulundu.

Geçen yıl devreye giren Kredi Garanti Fonu (KGF) ve piyasalara enjekte edilen 250
milyar liralık finansman kabiliyeti ile özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde
hareketlenme yaşandığını ifade eden Kibar, büyümeyi tetikleyen ve yaklaşık 1,2 milyon
civarında istihdam kazandıran bir süreç yaşandığını kaydetti.

Kibar, bu süreç için finansal anlamda öngörülen potansiyel risklerin oluşmadığına
işaret ederek, “Kamu, potansiyel geri dönmeyecek borçlanma yapılarında yüzde 3,5’
lere kadar finansal kesime taahhütte bulundu ancak bu seviyelerin fevkalade altında
kalındığını görüyoruz. Bu, piyasanın ödeyebilme kabiliyetinin devam ettiğini, hem
finans hem kamu kesimine daha az yük gelecek bir şekilde sürecin ilerlediğini gösteriyor.”
şeklinde konuştu.

Bu yıl için KGF’den gelen ve geri dönen kaynakların, sanayi ile Eximbank da dahil
ihracat ve üretim endeksine katkıda bulunmasıyla ilgili birtakım çalışmalar bulunduğunu
aktaran Kibar, şunları kaydetti:

“Bunun yanı sıra önümüzdeki dönemde ekonomimize çok önemli katkısı olacak, özellikle
KDV’lerin finansmanının flexible (esnek) hale gelmesi ve şirketlerin bilançoları
üzerinde taşıdığı yükün hafifletilmesine ilişkin KDV Reform Paketi var. Bunun önümüzdeki
günlerde Meclis’ten geçmesi ve uygulamaya alınmasına yönelik bir çalışma yapılıyor
diye biliyoruz. Bankacılık sektöründeki TL borçlanma faizlerinin yüzde 16-20’ler
seviyesine geldiği bir ortamda, şirketlerin üzerindeki baskıyı önemli anlamda absorbe
edecek bir süspansiyon… Adeta bir amortisör görevi sağlayabilir. Birçok kuruma endirekt
bir mekanizmayla bağladıkları paranın kendi işlerinde kullanılabilmesi için kısmi
anlamda fırsat yaratacak. Paketin, bu yılki büyümeye pozitif katkısı olacağını, 
yatırımları hızlandıracağını düşünüyorum. Bunların da katkısıyla bu yıl büyümede
yüzde 6,5 seviyelerinin yakalanabileceğini düşünüyorum.”

Bekleyen KDV’lerin şirketler için önemli bir yük olduğunu vurgulayan Kibar, kamu
tarafında iade nakli ya da mahsup sisteminin devreye alınmasının reel sektöre önemli
bir dolaylı kaynak girişi anlamına geleceğini söyledi. 

Kibar, “Bir şirketimize yatırım yapmışız, yaptığımız yatırımın KDV’sini ödemişiz,
bunu yıllardır alamıyorsunuz. Alabilmek için üretime geçirdiğiniz şirketin, üretip
yarattığı karın KDV’si ilk ödediğiniz KDV’ye ulaşana kadar bunu finanse etmek durumundasınız.
Önemli ölçekteki yatırımlarda bu çok büyük rakamlar ediyor. Reel sektör, şu anda
KDV alacaklarından dolayı hem yatırım yapıyor hem iş yapıyor hem de devleti finanse
ediyor. En azından burada AB standartları seviyesine gelebileceğiz. Bu bakımdan 
bu paket çok önemli.” ifadelerini kullandı.

**“Faiz oranlarının yüksekliği, kuru yukarı çekiyor”**

Ali Kibar, Türkiye’de mevcut faizlerle iş yaşamının sürdürülebilirliğinin sıkıntılı
olduğunu vurgulayarak, “TL faizlerin mutlaka aşağı inmesi lazım. Gerekiyorsa endirekt
bir destek mekanizmasıyla bu sorunu ivedilikle çözmeye çalışmamız lazım.” dedi.

Yüksek faizin dolaylı olarak kur üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Kibar, “Faiz
oranlarının yüksekliği, kur üzerinde baskı oluşturuyor ve kuru yukarı çekiyor. Bir
müddet kurlar durağan gitse de kar realizasyonu dönemleri geldiğinde hızlı bir şekilde
yabancı para birimine dönüş olabiliyor. Bu da esasında tüm halkımız dahil hepimize
enflasyon ya da dolaylı maliyetler olarak yansıyor. Faizlerin, gelişmekte olan ülkelerdeki
seviyelere indirilmesi çok önemli. Faizler, maliyet anlamında da makul seviyelere
geldiği zaman yeni yatırımların önü açılır. TL’de yüzde 15-16 faiz vererek, yeni
yatırımı uzun vadeli geri ödeme planıyla öngörmem ne kadar realistik olabilir? Yatırımcı
faizi yüzde 6-8’ler seviyesinde görürse, bunları realize edebilirsiniz ve birçok
alanda yeni yatırım ve istihdamın önü açılmış olur.” şeklinde konuştu.

Faizlerin düşürülmesi için yapılabilecekler konusuna değinen Kibar, şunları kaydetti:

“Bankaların, Merkez Bankası’nda tuttuğu karşılıklarda birtakım iyileştirmeler olabilir.
Bankaların topladığı mevduatın belirli bir oranını sanayi üretimi yapan kitleye 
verilmesi için sınırlar getirilebilir. Sadece zincirin tek halkasını yöneterek olmaz.
Daha harmonize bir formatta, bankaların da makul karlılık seviyesinde çalışacağı
bir yönlendirme yapılabilir ve buna da kamu bankaları öncülük edebilir. Kalkınma
Bankası gibi bir banka kurulabilir. Böyle bir bankanın kurulmasıyla sanayicinin 
yeni yatırımlarına orta vadeli kaynak sağlanabilir.

Neticede insanların yatırım yapma ortamıyla ilgili sıkıntısı yok ama yatırıma girerken‘
Ben bu yaptığım yatırımı kaç yıl içerisinde geri alabileceğim?’ diye düşünülüyor.
Bugün önemli ölçekteki yatırımları 10-14 yılda ancak geri alıyorsunuz. Türkiye’nin
global oyuncular içine girmesi için ölçekli yatırımlar yapılması lazım. Bunları 
yapmak için de kaynak maliyeti ve kaynağın bulunabilirliği önemli. Yurt içindeki
yeni, önemli ve ölçekli yatırımlar için birtakım talep sahibi kurumlara bu ay sonuna
doğru Sayın Cumhurbaşkanımızın bir programı olacağına ilişkin duyum aldık. Ülkeye
katma değer yaratacak, yeni yatırım seferberliği gibi… Henüz davet gelmedi ancak
toplantıda kısmet olursa biz de olacağız.”

**“Türkiye, çok önemli bir dönüşümün arifesinde”**

Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kibar, Türkiye’nin çok önemli bir dönüşümün
arifesinde olduğunu belirterek, 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayacak yeni 
sistemle daha proaktif çözümler üretileceğini düşündüğünü söyledi.

Bu yıldan itibaren sanayide büyük bir dönüşüm hamlesine girileceğini ifade eden 
Kibar, “Türkiye, yakın çevremizdeki karmaşa süreci biraz iyileşmeye ve mutabakatlara
doğru giderse bölgenin parlayan yıldızı olacak. Bütün çevre coğrafyamızda, en rahat
iş yapabilme kültürüne, tecrübesine, bilgi becerisine sahip ülke Türkiye’dir. Biz
bu bölgeden çok imkanlar sağlayabiliriz. Yeter ki çevremizdeki hareketlilik, sakin
hale dönüşsün.” diye konuştu.

Kibar, işsizliğin Türkiye’nin gündeminden çıkmasının yatırım, yeni iş alanları, 
hizmet sektörlerinde büyüme ve eğitimle mümkün olabileceğini kaydetti. 

Eğitimin önemini vurgulayan Kibar, “Dünyadaki en iyi makineyi getirin, kullanacak
operatör yoksa ne yazar… Ara kademe, teknik ve mesleki eğitimle gençlerimizi gelişmiş
teknolojideki ürünleri de çalıştırabilir formata getirmemiz lazım. Katma değerli
ürünleri üretme noktasına gelirken, bu makine, ekipman ve donanımları da devreye
alabilecek, oluşan her türlü datayı toplayıp, o datalardan elde edilecek sonuçlardan
işlerini yönetebilme trendlerinin oluşturulması icap ediyor. Bunları yaptığın zaman
gelişmiş toplumlarla mesafeyi yaklaştırabilirsiniz.” ifadelerini kullandı.

**“Yeni hurda teşviki yerli sanayi mamullerine kullandırılabilir”**

Ali Kibar, kapasite kullanım oranları açısından belirli bir doygunluğa ulaşıldığını,
bu nedenle yeni yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Özellikle otomotiv sektörü
iş hacminin 28 milyar dolar seviyelerine geldiğine dikkati çeken Kibar, devamla 
şunları kaydetti:

“Artık bu doygunluğa ulaşmış. Türkiye’nin yeni bir hamle yapması lazım. Şu anda,
iç pazarda tükettiğimiz aracın yüzde 70-75’inde ithalata bağımlıyız. Halbuki 1 milyon
800 bin civarında üretim kapasitesi realizasyonumuz var. Burada ne yapılması lazım
diye baktığımızda, örneğin, yeni verilen hurda teşvikini yerli sanayi mamullerine
kullandırabilirsiniz. Bazı ülkeler kendi ekonomik geri dönüşümünü sağlarken, bu 
anlamda da birtakım kullanımlarla ilgili altyapıyı kurgulamayı realize edebilir.
Bunu yapabiliriz. Siz içerideki segmentsel tüketimi artırdığınızda, o segment büyüdüğünde
en azından bir model segmentinde 25-30 bin aracı, tüketiciye bir marka sunabilirse
yeni platform gelmesi o derece rahatlar.

Dolayısıyla Türkiye’de A,B,C segmentlerinde üretim var ama D segmentinde yok. SUV
ile ilgili bazı çalışmalar var. Bir de CDV ağırlıklı bir pazarımız var. Nasıl bizim
mücadeleyi bilen, hayatını hiçe sayarak ülke menfaatlerini düşünen insanımız varsa,
Türkiye’nin müteşebbisi de ülkesini düşünüyor. Herkes bu mücadelenin bir tarafından
tutmak durumunda. Bu da yeni yatırım, aktivite, yeni istihdam alanları demek. Demoralize
olmadan bunları yapmamız lazım. Herkes üstüne düşen vazifeyi daha iyi yapmaya yönelik
bir telaş, bir gayret içerisinde. Ülkesini seven, bu topraklardan başka yerde yaşama
imkanı olmadığını bilen herkes çaba içinde. Bizim insanımızın bizden başka dostu
yok.”
