# Reuters’tan dolar/TL kuru için 7 senaryo

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/reuterstan-dolartl-kuru-icin-7-senaryo-39173h/
- Yayımlanma: 2018-08-09T17:01:08+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reuters, yılbaşından bugüne dolar karşısında yüzde 30 civarında değer kaybeden TL’de
karşısında Merkez Bankası’nın devreye sokabileceği önlemleri 7 senaryoyla özetledi.

Merkez Bankası’nın siyasi çekincelerle gerekli para politikası tepkisini vermekten
çekinebileceği endişesi ve ABD Türkiye ilişkilerinin ambargolarla birlikte daha 
da kötüleşmesi TL’yi sert bir değer kaybına maruz bırakmaya devam ediyor.

TL yılbaşından bugüne dolar karşısında yüzde 30 civarında değer kaybederken nisan
başından beri gerçekleştirilen 500 baz puanlık faiz artışına karşın TL’de satış 
baskısı kuvvetini artırarak devam ediyor.
Dünya gazetesinin Reuters’tan aktardığı
analize göre, TL’deki sert değer kayıplarının bankalara, döviz borçlu şirketlere
ve ekonominin geneline etkisinden endişe ediliyor.

Reuters’a göre, Merkez Bankası’nın kur krizini hafifletmek için devreye sokabileceği
7 senaryo şöyle:

1- SÖZLÜ MÜDAHALE

Sözlü müdahale en kolay ancak en etkisiz yöntemlerden biri olarak görülüyor. Hazine
ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ya da TCMB Başkanı Murat Çetinkaya yapabilecekleri
açıklamalarla piyasayı sakinleştirmeye çalışabilir. Ancak yatırımcılar sözlü müdahalelerin
kalıcı bir etki yaratmayacağını, en iyi ihtimalle geçici bir iyimserlik oluşturabileceğini
düşünüyor.

Capital Economics’ten William Jackson, “Bu süreç sözlü müdahaleden çok daha fazlasına
ihtiyaç duyuyor” diyor.

2- BEKLER-GÖR POLİTİKASI

Sözlü müdahale en kolay ancak en etkisiz yöntemlerden biri olarak görülüyor. Hazine
ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ya da TCMB Başkanı Murat Çetinkaya yapabilecekleri
açıklamalarla piyasayı sakinleştirmeye çalışabilir. Ancak yatırımcılar sözlü müdahalelerin
kalıcı bir etki yaratmayacağını, en iyi ihtimalle geçici bir iyimserlik oluşturabileceğini
düşünüyor.

Capital Economics’ten William Jackson, “Bu süreç sözlü müdahaleden çok daha fazlasına
ihtiyaç duyuyor” diyor.

2- BEKLER-GÖR POLİTİKASI

TCMB’nin geçmiş dönemde faiz adımları öncesi gerek volatiliteyi sınırlamak gerekse
bankacıların değimiyle ‘gelişmeleri izliyorum’ mesajı vermek adına dönem dönem zorunlu
karşılıkları kullanarak piyasaya döviz genişletici önlemler alıyor. Bu önlemler 
genellikle faiz artışı öncesi atılıyor ve sözlü müdahaleler ile birlikte genellikte
peyder pey yapılıyor.
Mayıs ayında TL’de yaşanan sert değer kayıpları döneminde 
TCMB 4-5 farklı zorunlu karşılık ve NDF adımıyla 10 milyar dolar likidite serbest
bırakmış bunun yanında sözlü müdahale ve sadeleştirme de gerçekleştirmişti. Banka
bu pazartesi günü de benzer bir zorunlu karşılık adımıyla yaklaşık 2.2 milyar dolar
dövizi serbest bıraktı.

4- GÜÇLÜ PARA POLİTİKASI TEPKİSİ

Yatırımcılar TL’deki güven eksikliği kaynaklı satış baskının ortadan kalkması için
ise en kuvvetli adımın TCMB’nin politika faizinde bir artış olduğu görüşünde. Bankacılara
göre faiz artışı ile birlikte verilecek bağımsızlık mesajı atılacak adımın büyüklüğünden
bile değerli de olabilir.

BETAM Direktörü Profesör Doktor Seyfettin Gürsel, bugün yayımlanan söyleşisinde “
Eğer cumhurbaşkanı para politikasının mevcut koşulların gereklerine uygun bir şekilde
yürütüleceğini açıkça ilan eder TCMB de bununu aldığı kararlarla ispatlarsa TL’de
kayıp durur” dedi.

Başta yabancılar olmak üzere yatırımcıların TL’deki sert kayıplara karşın bankanın
politik gerekçelerle faizleri sabit tutmak istediği düşüncesi TL’deki değer kaybının
katlanarak artmasına neden oluyor.

Bu endişe son enflasyon raporunda Çetinkaya’ya sorulduğunda ise “Hangi sebeple olursa
olsun sizle paylaştığımız enflasyon tahmin patikasından belirgin ve kalıcı bir sapma
olacağı kanısı kurulda oluşursa gerekli adımlar atılır, bunun karşılığı ilave bir
parasal sıkılaştırmaysa bu gerçekleştirilir” demiş ve “gerekiyorsa ilave sıkılaştırmayı
da kurul tereddüt etmeden gerçekleştirir” sözleriyle bankanın araç bağımsızlığını
savunmuştu.

Yatırımcıların artan risk algısı nedeniyle artık Türkiye’den daha fazla reel faiz
istediğine dikkat çeken Jackson, “Enflasyonunun yüzde 16’ya yaklaştığı bir yerde
faiz oranları da yüzde 20’nin üzerinde olması gerekiyor. Şuanda yüzde 17.75’te” 
dedi.

5- ALIŞILAGELMİŞİN DIŞINDAKİ PARA POLİTİKASI

TCMB daha sıkı bir para politikası bileşimi için PPK kararına ise mecbur değil. 
Bankanın bir kaç gün içinde PPK’yı toplamadan TL fonlama politikasını farklılaştırarak
300 baz puana ulaşan sıkılaştırma adımı atması da mümkün.

Banka faiz koridorunun en üst bandından fonlama yaparak ortalama fonlama maliyetinin
yüzde 17.75 seviyesindeki politika faizinin 300 baz puan üzerinde yüzde 20.75’te
oluşturulabilecek bir para politikası bileşimine de sahip.

Bu adımın TL’ye ilk etkisi neredeyse politika faizi artışı kadar kuvvetli görülüyor.
Çünkü teknik olarak atılacak adım bir üzeri kapalı da olsa bir faiz artışı. Ancak
kısa süre önce tamamlanan sadeleşme adımından vazgeçmek anlamına geleceği için bu
adım bankanın planlarına bugün için tam olarak uymuyor. Uzun dönem etkileri de düşünüldüğünde
piyasa üstü kapalı bir faiz adımı beklemiyor.

6- DOĞRUDAN DÖVİZ MÜDAHALESİ

Bu ihtimale de TCMB’nin söylemleri ve nispeten düşük net rezervleri göz önüne alındığında
ihtimal verilmiyor. Bankacılar TCMB’nin net rezervlerini 20 milyar dolar olarak 
hesaplarken bankanın toplam 100 milyar dolar rezervi bulunuyor.

TCMB’nin de dile getirdiği üzere uluslararası merkez bankacılığında artık doğrudan
döviz müdahalesi kabul görmeyen bir politika aracı. Gelişmekte olan merkez bankaları
net rezervlere etkisi sıfır olan NDF gibi uygulamalara yönelmeyi tercih ediyor.

7- SERMAYE KONTROLLERİ

Bazı yabancı bankaların notlarında bir ihtimal olarak gösterilse de sermaye kontrolü
hem siyasiler hem de Merkez Bankası yetkilileri tarafından böyle bir kararın “değerlendirmeye
dahi alınmadığı” bir çok kez dile getirildi.
Piyasa dostu olmayan adımlar olarak
da nitelendirilen sermaye kontrolü, dalgalı döviz sisteminden ve kambiyo rejiminde
geriye gidiş yetkililer ve siyasiler tarafından uygulanabilir bir politika olarak
görülmüyor, konunun değerlendirmeye dahi alınmadığına dikkat çekiliyor.
