# Roubini uyardı, Trump ile piyasaların balayı dönemi bitiyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/roubini-uyardi-trump-ile-piyasalarin-balayi-donemi-bitiyor-19627h/
- Yayımlanma: 2017-02-08T04:18:27+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

‘Kriz kâhini’ olarak anılan Nouriel Roubini, Dünya gazetesinde yer alan değerlendirmesinde,
piyasaların Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle başlayan rallide sona gelindiğini
yazdı. İşte Roubini’nin o yazısı:

Donald Trump ABD Başkanı seçildiğinde piyasalar etkili bir ralli yaşadı. Yatırımcıların
ilk başta Trump’ın mali teşvik vaatleriyle, enerji, sağlık hizmetleri ve finansal
hizmetlerdeki serbestleşmesiyle, kurumsal, bireysel, gayri menkul ve sermaye kazanç
vergilerindeki indirim vaatleriyle başı dönmüştü. Fakat Trumponomics gerçekten de
varlık fiyatlarındaki yükselişin sürmesini sağlayabilecek mi?

Şirket ve yatırımcıların Trump’a sevinmesi şaşırtıcı değil. Bu geleneksel cumhuriyetçi
arz yanlı damlama ekonomisi büyük ölçüde şirketlere ve zengin bireylere fayda sağlarken
istihdam yaratmak veya mavi yaka işçilerin gelirlerini artırmak için hiçbir şey 
yapmayacak. Tarafsız Vergi Politikaları Merkezi’ne göre Trump’ın önerdiği vergi 
kesintilerinin neredeyse yarısı gelir piramidinin en yüksek yüzde birlik kısmına
fayda sağlayacak.

**Mali teşvik beklentisi uzun vadeli faizleri yükseltti**

Fakat kurumsal sektörün hayvani ruhu yakında çok temel bir korkuya kapılacak: piyasalar
zaten coşkusunu yitiriyor ve Trump’un yatırımcılarla balayı sona yaklaşıyor olabilir.
Bunun birçok nedeni var. Birincisi mali teşvik beklentisi hisse fiyatlarını yükseltmiş
olabilir ama aynı zamanda uzun vadeli faizleri de yükseltti. Bu yükseliş sermaye
harcamalarına ve faiz duyarlı gayri menkul gibi sektörlere zarar veriyor. Bir yandan
güçlenen dolar daha fazla mavi yaka işin sonunu getirecek – ki mavi yakalılar genelde
Trump seçmenleri. Başkan klima üreticisi Carrier’i kabadayılıkla ve tatlı dille 
zorlayarak Indiana’da bin işi ‘kurtarmış’ olabilir. Fakat ABD dolarının seçimden
beri yükselişi zamanla neredeyse 400 bin işe malolabilir.

Dahası Trump’ın mali teşvik paketi piyasaların mevcut fiyatlamasının öngördüğünden
çok daha büyük birşey olabilir. Başkanı Ronald Reagan ve George W. Bush’da da görüldüğü
gibi cumhuriyetçiler kurumlar vergisi, gelir vergisi ve diğer vergilerde kesintiye
gitme cazibesine nadiren kapılmıyorlar – bu kesintilerden dolayı yaşanan gelir kayıplarını
kapatacak bir yol ya da harcamaları kesme isteği olmasa bile… Eğer Trump döneminde
de böyle olursa mali açıklar faiz oranlarını ve doları daha da yükselterek ekonomiye
uzun vadede zarar verecektir.

**Enflasyon görünümü endişelendiriyor**

Yatırımcıların iştahının kesilmesinin bir diğer nedeni de enflasyon görünümü. ABD
ekonomisinin zaten tam istihdama yaklaştığı bir dönemde Trump’ın mali teşvikleri
büyümeden çok enfl asyonu ateşler. Enflasyon da Janet Yellen’in güvercin Merkez 
Bankası’na beklenenden daha hızlı ve erken faiz artırtır. Bu da uzun vadeli faiz
oranlarını ve doların değerini daha da yükseltir.

Üçüncüsü, aşırı gevşek mali politikalarla birlikte sıkı para politikalarının uygulandığı
istenmeyen politika karışımı mali şartları daha da sıkılaştırarak mavi yaka işçi
gelirlerini ve istihdam görünümünü daha da zedeler. Zaten korumacı olan Trump yönetimi
böyle bir durumda bu işçilere destek sağlamak için ek korumacı önlemler almak zorunda
kalacak. Bu da ekonomik büyümeyi daha da zedeler ve kurumsal karları düşürür.

**Ticarette dişe diş mücadele büyümeyi engelleyecek**

Eğer Trump korumacılık meselesini abartırsa şüphesiz ticaret savaşlarını başlatmış
olacak. ABD’nin ticaret ortaklarının ise ABD ithalat kısıtlamalarına kendi gümrük
vergileri ve ABD ihracatına yeni kısıtlarıyla cevap vermekten başka bir şansı olmayacak.
Bu dişe diş mücadele küresel ekonomik büyümeyi engelleyecek, dünyanın her yerinde
ekonomileri ve borsaları kötüleştirecek. Hatırlamak lazım; Amerika’da 1930’da yürürlüğe
giren Smoot-Hawleyy Gümrük Yasası küresel bir ticaret savaşını ardından da Büyük
Buhran’ı tetiklemişti.

Dördüncüsü, Trump’ın hamleleri gösteriyor ki bu hükümetin ekonomik müdaheleciliği
geleneksel korumacılığın da ötesine geçecek. Trump şimdiden şirketlerin yurtdışı
operasyonlarında gözü olduğunu ithalat prelevmanlarıyla, fahiş fiyatlamalarla ve
göçmen sınırlandırmalarıyla (yetenekli insan kaynağını bulmayı zorlaştırıyor) tehdit
ederek gösterdi.

**Phelps’e göre Nazi Almanyası’na benziyor**

Nobelli ekonomist Edmund S. Phelps Trump’ın kurumsal sektöre doğrudan müdahelesini
şirketçi Nazi Almanya’sına ve Faşist italyasına benzetti. Tabii bir önceki ABD Başkanı
Barack Obama kurumsal sektöre Trump gibi davransaydı muhtemelen komünist damgası
yerdi. Fakat nedendir bilinmez Trump aynı şeyi yaptığında kurumsal Amerika’nın sesi
çıkmıyor.

Beşincisi, Trump ABD’nin müttefiklerini sorguluyor, ABD’nin Rusya gibi ebedi düşmanlarıyla
yakınlaşıyor ve Çin gibi önemli küresel güçlerle dikleşiyor. Kararsız dış politikaları
dünya liderlerini, çok uluslu şirketleri ve küresel piyasaları genel olarak ürkütüyor.

Son olarak Trump sadece işleri daha da kötüleştiren hasar kontrolü yöntemleri kullanıyor.
Örneğin danışmanları ve Trump şimdiden doları zayıflatmak için sözlü açıklamalar
yaptı. Fakat konuşmakla olmaz, bu gibi sözlü faliyetlerin dolar üzerindeki etkisi
sadece geçici olur. 
Yani Trump daha radikal ve aykırı bir yaklaşım sergileyebilir.
Seçim kampanyası süresince Fed’i fazla güvercin olmakla ve ‘düzmece bir ekonomi’
yaratmakla suçladı. Ama şimdi özel sektöre kredi akıtabilmek için Fed yönetim kuruluna
Yellen’dan daha da güvercin ve daha az bağımsız üyeler atamak isteyebilir.

Eğer bu da olmazsa Trump tek taraflı olarak doları düşürecek müdahelelerde bulunabilir
ya da sermaye kontrolleri getirerek doları güçlendiren sermaye akışlarını sınırlandırabilir.
Piyasalar şimdiden farkına varmaya başladı; eğer korumacılık ve pervasız politik
para politikaları ticaret savaşlarına, kur savaşlarına ve sermaye kontrolü savaşlarına
neden olursa tam bir panik havası eser.

Elbette teşvik beklentisi, düşük vergiler ve serbestleşme yine de ekonomiyi ve piyasaları
kısa vadede coşturur. Fakat Trump’ın göreve başlamasından beri finans piyasalarındaki
kararsızlığın da işaret ettiği üzere, başkanın tutarsız, dengesiz ve yıkıcı politikaları
uzun vadede ABD ekonomisinin ve küresel ekonominin büyümesinde ciddi kayıplara neden
olacak.
