# Rus uçağını düşürenler Erdoğan’ın düşmanlarıydı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/rus-ucagini-dusurenler-erdoganin-dusmanlariydi-16501h/
- Yayımlanma: 2016-11-07T11:11:18+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Ankara Politikalar Merkezi’nin davetlisi olarak geçen hafta İstanbul’a gelen Rusya
Federasyonu Devlet Başkanlığı’nın resmi düşünce kuruluşu Rusya Stratejik Çalışmalar
Enstitüsü’nün (RISS) Başkanı Leonid Reşetnikov, uçak krizinin perde arkasını anlattı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın çalışma ekibinde olan Reşetnikov doğrudan
Kremlin’e bağlı bir kuruluş olan RISS’ın başkanı. Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’e 
konuştu. RISS Başkanı Reşetnikov, uçak krizinin perde arkasından Moskova ile Ankara
arasındaki Suriye anlaşmasına, pek çok tartışma yaratacak detayı paylaştı.

**RUSYA İLE TÜRKİYE ARASINDA ASKERİ ÇATIŞMA HEDEFLEDİLER **

_**– Moskova’ya göre Türkiye-Rusya ilişkileri şu anda ne durumda? 24 Aralık 2015’
te Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinden önceki seviyeye geri dönebilmiş durumda
mıyız?**_

Türkiye ile ikili ilişkilerimizde yaşadığımız uçak krizi gerçekten de çok ciddiydi.
Bu kriz sırasında Türk-Rus ilişkilerinde büyük bir gerileme oldu. Şimdiki amaç tekrar
eski seviyesine çıkarmak. Bu belki çok hızlı olmayacak ama en azından Rusya eski
seviyeye çıkarmak için samimiyetle çalışacaktır. Burada mesele bir ülkeye sempati
duyup duymamakta değil. Bizim için önemli olan husus Türkiye’nin bir komşumuz olarak
istikrarlı ve güçlü bir ülke olması. Türkiye Rusya için gerçekten de çok önemli 
bir ülke; hem ikili ilişkiler açısından hem de uluslararası arenadaki konumu açısından.
Özellikle de şuna önem veriyoruz. Rusya’nın sınır komşusu ülkelere baktığımızda 
Türkiye neredeyse tek bağımsız ülke. Bu Rusya için çok önemli. İran’dan Finlandiya’ya
kadar uzayan bir coğrafyadan bahsediyorum. Bütün bu coğrafyadaki komşularımız arasında
Türkiye yegâne bağımsız politika izleyen ülkedir. Diğer ülkeler daha çok ABD’nin
kontrolü ya da baskısı altında. Ama dediğim gibi Türkiye farklı. O nedenle de Türkiye
ile nasıl bir ilişki yürütelim sorusunu Washington’ı arayıp sormamıza gerek yok!
Türkiye ile işbirliği yapmadan Ortadoğu’daki, İran Körfezi’ndeki, Kuzey Afrika’daki
sorunları çözmek çok zordur. Buraya Kafkasya ve Karadeniz’deki sorunları da dahil
etmek gerekiyor. Bütün bunlardan dolayı Türkiye ile ilişkileri eski seviyesine çıkarmak
için Moskova elinden geleni yapacaktır. © FOTOĞRAF: DHA WP: Demokratik Suriye Güçleri,
İncirlik’te darbecilerle görüştü

**İNCİRLİK’TEKİ ABD ASKERLERİ KATILDI**

_**– ‘Uçak düşürme kararının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararı olmadığını anladık’
dediniz. Anlıyoruz ki bunlar Erdoğan ile Putin arasında bizzat konuşuldu. Sonuçta
komşu bir ülkenin uçağını vurmanın prensiplerini belirleyen angajman kuralları. 
Siz Rus uçağının Türk pilotlar tarafından düşürülmesi talimatının Ankara’da en üst
düzeyden verilmediğine hükmederken hangi verilere dayanıyorsunuz? Fetullahçı bir
pilot tarafından, Türkiye dışından bir yerden alınan talimatla düşürüldüğüne ilişkin
argümanı satın aldınız mı?**_

Türkiye’de Rus-Türk ilişkilerinin gelişmesini istemeyen bazı çevreler var. Bunların
arasında genellikle ya Amerika ile bağlantılı ya Gülen örgütüyle bağlantılı olanlar
var. Şunu söyleyebiliriz; bize göre Rus uçağının düşürülmesinde etkin olanlar öncelikle
Erdoğan düşmanıydı ve aynı zamanda Amerika ile bağlantılıydı. Elimizde öyle bilgiler
var ki İncirlik’te görev yapan Amerikalı askerler bu olayın gerçekleşmesine katılmışlardır.
Amaç da Rusya ile Türkiye’yi karşı karşıya getirmekti. Son 10-15 yıl içinde elde
edilen başarıları yok etmekti amaç. Çünkü onların hesaplarına göre Rusya buna mutlaka
askeri olarak cevap verecekti. Rusya’dan bunu beklediler. Ama hesapları tutmadı.
Bizim hiç tepki vermememiz mümkün değildi elbette. Kaldı ki televizyonda da pilotumuzun
öldürülmesini ve cesedine karşı yapılan saygısızlığı da izledik. Dolayısıyla Rusya’nın
buna tepki vermemesi mümkün değildi. İlk günlerde tabii Türk Cumhurbaşkanı’nın bu
süreçteki rolü de belli değildi. Dolayısıyla süreç ekonomik yaptırımlarla başladı.
Bunlar şüphesiz ağır yaptırımlar, ilişkilerimizi olumsuz etkileyen yaptırımlardı.
Ancak şüphesiz ağır da olsa ilişkilerimize zarar da verse bu ekonomik yaptırımlar
Rusya’nın askeri olarak yanıt vermesinden daha iyiydi. Şimdi ekonomik yaptırımlar
yavaş yavaş kaldırılacak, dolayısıyla ticari ilişkilerin eski seviyeye çıkarılması
mümkün. Para kaybı şüphesiz ilişkiler açısından en minimum zarara yol açmış oldu.
Türk ortaklarımızı şu konuda uyarmak isterim. Yeni provokasyonlar gelebilir. Çünkü
Türkiye ile Rusya’nın yeniden ilişkileri düzeltmeye çalışması Batı’da pek çok kimseyi
rahatsız etmektedir. Bundan dolayı yeni bir provokasyon ihtimalinin olmayacağını
söylemek mümkün değil.

**TÜRK TARAFI KAPALI KAPILAR ARKASINDA ‘BİZ DÜŞÜRMEDİK’ DEDİ**

_**– ‘İlk günlerde Sayın Erdoğan’ın bu konuyla ilgili nerede durduğunu bilmiyorduk’
dediniz. Kapalı kapılar ardında aylar süren bir diplomatik trafik yaşandı. İşadamları,
başka devlet başkanları gibi arka kanallar devreye girdi. Erdoğan hangi noktada ‘
Biz bu kararın arkasında değiliz, bir komplo söz konusu’ diye Rusya’ya bildirdi.
Eğer bu kapalı kapılar ardında size bildirildiyse Türk tarafı bunun bir komplo olduğuna
yönelik tespitini neden kamuoyuna açıklamadı?**_

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Rus yetkililerine hangi noktada bu açıklamayı yaptığına 
dair kesin bir tarih vermek mümkün değil. Ama bunun konuşulduğu dönemde artık kalkışma
hazırlıkları da yapılmaya başlanmıştı. Dolayısıyla birçok kimse herhangi bir açıklama
yapmaktan çekiniyordu. Ama bu arada kapalı kapılar arkasında çok görüşme yapıldı.
Kapalı kapılar arkasında Türk tarafı durumu anlatmaya çalıştı. Gerek İstanbul’da
gerek Moskova’da gerekse üçüncü ülkelerde görüşmeler yapılıyordu. Bu görüşmeler 
çerçevesinde Erdoğan ve Putin olayın nasıl ve neden yaşandığını öğrenmekle görevlendirildi.
Kapalı kapılar ardında yapılan bu görüşmeler neticesinde Rusya olayın gerçek yüzünü
gördükten sonra krizden çıkma konusunda bir karar alındı. Taraflar buna karar verdikten
sonra kalkışma teşebbüsüyle karşı karşıya kaldık. Türkiye ile Rusya’nın anlaşmak
üzere olduğunu anlayan güçler kalkışmayı planlamaya başladı ve Erdoğan’ı öldürmek
istediler.
 

_**– Kalkışma dediğiniz 15 Temmuz darbe girişimi, doğru mu? Yani siz diyorsunuz 
ki ‘Bizim uçağımızın düşürülmesiyle 15 Temmuz darbe girişimi arasında birebir ve
net bir bağlantı var’. Öyle mi?**_

Biz öyle bir kanıya vardık ama sizleri bilemiyorum. Rus tarafı olarak biz bu görüşe
sahibiz. Biz kendi elimizdeki bilgilerle Türkiye’nin bize verdiklerini karşılaştırarak
böyle bir sonuca vardık.

_**– Eğer 15 Temmuz’u planlayan odaklar Türkiye ile Rusya arasında askeri bir çatışma
çıkarabilselerdi krizi oradan devam ettireceklerdi, 15 Temmuz’a gerek kalmayacak
mıydı? Bu mudur analiziniz?**_

Belki de kalmazdı. Ama şurası kesin Türk-Rus çatışmasını çıkarmaya çalışmanın arkasında
da yine Erdoğan’ı iktidardan uzaklaştırmak vardı. Her iki koşulda da hedef buydu
bizce. Beni doğru anlayın lütfen. Ben ne Erdoğan taraftarıyım ne de karşıtıyım. 
O sizin Cumhurbaşkanınız. Ama objektif olarak şunu söyleyebiliyoruz; her şey onu
ortadan kaldırmak, devirmek için yapıldı. Süreçler öyle gelişti.

**RUSYA’DA GÜLEN’İN GİZLİ ARKADAŞ ÇEVRESİNİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞTILAR**

_**– Rusya kendi topraklarındaki Gülen okullarını henüz AK Parti ile Cemaat arasındaki
ilişkilerin çok iyi olduğu dönemde kapatmaya başladı. Bildiğim kadarıyla okulların
büyük bölümü 2006-2008 döneminde kapatıldı. Hatta bundan duyulan rahatsızlığı Ankara
üst düzey görüşmelerde dile getiriyordu o süreçte. Türkiye’nin tepkisine rağmen 
neden kapattınız okulları?**_

Bu yapıya baktığımızda klasik Sünni İslam’dan daha farklı bir yapıya sahip olduğunu
gördük. Biz bu tür yapıların Rusya’da faaliyet göstermesini istemiyoruz. Çünkü Rusya
Federasyonu’ndaki Müslümanların ve diğer dinlerin temsilcilerinin aşırı olmayan 
bir çerçevede faaliyet göstermesini isteriz. İkincisi de bu yapının iki ayrı şekilde
faaliyet gösterdiğini tespit ettik. Bir taraftan legal olarak yani okullar ve sivil
toplum kuruluşları açıyorlardı, diğer taraftan da illegal bir örgütlenme içindeydiler.
Yani Rusya Federasyonu’ndan bilim adamlarını, siyasetçileri, işadamlarını aralarına
katarak bir yapılanmaya gitmeye çalışıyorlardı. Böyle bir faaliyet hangi ülkenin
hoşuna gider?

_**– Muhalifleri mi örgütlüyorlardı? Onu mu demek istiyorsunuz?**_

Muhalifler değil ama önde gelen entelektüeller, kendi alanında söz sahibi olan kimseleri
besleyerek —yani gizli olarak para vererek- kendi taraflarına çekip onlardan istifade
ediyorlardı. Yani Fetullah Gülen’in gizli arkadaş çevresi oluşturuluyordu, aynı 
bir tarikat gibi. Bizlere de geliyorlardı. Enstitüye gelip bizimle bağlantı kurmaya
da çalıştılar. İstanbul’a, Avrupa’ya davet ettiler.

_**– Enstitünüzün (RISS) Gülen teşkilatlarıyla ortak hiçbir çalışması oldu mu?**_

Bizim iki-üç tane önemli uzmanımız onların bazı faaliyetlerine birkaç kez katıldı.
Ama o faaliyetlerde satır arasını iyi okuyabildikleri için işin arkasında başka 
şeylerin olduklarını tespit edince kestiler. Şunu gördük; Gülen, Türkiye’de büyük
bir ağ kurmuş, çok insan ona biat etmiş.

_**– Orta Asya’daki diğer ülkelerde CIA ajanlarının örtülü bir biçimde faaliyet 
göstermek için Gülen okullarını paravan olarak kullandığına dair türlü rivayet var.
ABD ile Gülen teşkilatı arasında Türkiye’yi de aşan başka türlü bir ilişki olduğunu
düşünüyor musunuz?**_

Eski bir Rus istihbaratçı olarak size şunu söyleyeyim; Amerikalılar her imkândan
ve yöntemden aktif olarak istifade eder. Amerikalılar eğer bir şey lazımsa DEAŞ’ı
da kullanır, Gülen’i de kullanır. Bunlar Amerikan istihbaratının geleneksel metotlarıdır.
Gülen’i kullanmış olmaları şüphesiz mümkün çünkü kendisi Amerika’da yaşıyor ve büyük
ölçüde onlara bağımlı. Ona orada yaşama ve çalışma fırsatı verdiler. Dolayısıyla
da Gülen Amerika’ya borçludur.

**DİNDE RADİKALİZM ZARARLI İYİ SİYASETÇİ ORTAYI BULMALI**

_**– Fetullah Gülen’in Sünni İslam’ın klasik bir temsilcisi olmadığını tespit ettiğinizi
söylediniz. Son dönemde yaşananlara bakınca Türkiye’deki seküler yapının tehdit 
altında olduğunu düşünüyor musunuz?**_

Ben Türkiye uzmanı değilim ama her şeyin radikalliğine karşıyım. Kendim aslında 
dindar bir insanım ama dinde radikalizme karşıyım. Hem soldaki hem de sağdaki radikalizm
zararlıdır. İyi bir siyasetçinin amacı ortayı bulmak olmalıdır. Şüphesiz Mustafa
Kemal büyük bir liderdi ama onun yaptığı her şeyi kutsal olarak değerlendirmek de
yanlış olur. Türkiye’nin nüfusunun büyük bir bölümünü dindar olarak görüyoruz. Ama
Mustafa Kemal’in kurduğu her şeyi yıkmak da yanlış olur. Ortayı bulmak lazım.

ESAD YENİ SURİYE SEÇİMLERİNE KATILABİLMELİ

_**– Ankara ile Moskova son 4 yılda Suriye konusunda iki farklı ucu temsil etti.
Rusya tüm gücüyle Esad rejiminin arkasında durdu. Batı’yla Esad’lı geçiş formüllerini
müzakere ediyorsunuz uzun bir süredir. Türk hükümetiyle bu hususta anlaşabildiniz
mi, en son durum nedir?**_

En başta şunu hatırlatmak isterim; bizim Türkiye ile ortak görüşümüz Suriye’nin 
sınır bütünlüğü korunmalıdır. Suriye tek bir parça olarak kalmalı. ABD Suriye’nin
parçalanma ihtimaline, üçe veya daha fazla parçaya bölünmesi ihtimaline de bakıyor.
Bu noktada Rusya ile Türkiye aynı görüşe sahip. Biz ilk olarak Suriye’deki teröristleri
ortadan kaldırılmasını sonra da Suriye’nin seçimlere gitmesini savunuyoruz. Seçim
Suriye halkının olacak ancak Esad’ın da bu seçime katılma hakkı olmalı. Türkiye 
ile şöyle anlaştık; başta teröristleri yok edeceğiz, Esad’ın kaderini de daha sonra
görüşeceğiz.

**PYD TERÖRİST DEĞİL**

_**– Türkiye’ye göre PYD/YPG de Suriye’deki terörist gruplar arasında. PYD’nin Moskova’da
da bir temsilciliği var. Rusya, Türkiye ile anlaşırken PYD’yi de terör örgütü ilan
etmeyi kabul etti mi?**_

Biz onları terörist olarak kabul etmiyoruz ama onların bağımsız bir devlet kurmalarını
da desteklemiyoruz. Evet, bu temsilcilik var Moskova’da ama Rus Dışişleri tarafından
resmi temsilcilik olarak kabul edilmiyor. Bunu toplumsal bir kurum olarak görüyoruz.
Suriye’nin özerkliklere bölünmesine karşıyız. Özerklikler Suriye’nin parçalanmasına
yol açar. Kürtler Suriye’de ancak kültürel özerkliğe sahip olabilir.

**KÜRTLERİN ÖZERKLİĞİNE DE BAĞIMSIZ DEVLETE DE KARŞIYIZ**

_**– Kültürel özerklikle kastettiğiniz tam olarak nedir? Suriye’de Irak’taki Bölgesel
Kürdistan Yönetimi gibi bir yapıya karşı olduğunuz anlamına mı geliyor?**_

Ben şahsen bir ülkenin parçalanmasına karşıyım. Irak da neredeyse parçalanmış durumda.
Onlar kendilerini özerk olarak adlandırsa da fiiliyatta neredeyse bağımsız hareket
ediyorlar. Dolayısıyla Kürtler Suriye’de de özerklik elde ederse bu neredeyse bağımsız
bir devlet olacaktır. Haritalarla oynayıp Ortadoğu’yu tamamen değiştirmemeliyiz.
Kürtlerin olduğu her yerde dillerini yaşatmalarına ve kültürel olarak gelişmelerine
imkân tanınmalıdır ama devlet kurmalarına biz karşıyız. Tarihin kaderi böyle. Ne
yapalım bugün; Irak’tan sonra İran, Suriye ve Türkiye’yi mi parçalayalım? Ermenistan’da
da Kürtler var.

**KÜRTLER KADERİNE KÜSMELİ**

_**– Rusya’ya göre PKK ile PYD arasında net bir bağ var mı?**_

Bende böyle bir bilgi yok. Bildiğim şu; Amerika onlarla aktif çalışmakta, silah 
ve para vermekte. Amerika’nın danışmanları orada görev yapıyor. Bizim orada danışmanlarımız
yok. Biraz önce söylediğim; 4 ülkede birden bu tür özerkliklerin kurulması gerçekçi
değil. Kürtler bir anlamda kaderine küsmeli. Dünyayı biz değiştiremeyiz. Bazıları
dünyayı değiştirmek istiyor ama bu yeni savaşlara yol açar. Amaç her ülkede Kürtleri
eşit haklara sahip vatandaş haline getirmek olmalı. Rusya’da 100 etnik grup var.
Hepsine bağımsızlık mı vereceğiz? Kürtler eğer bir yerde baskı görüyorsa buna karşı
çıkmalıyız ama devlet kurmalarına karşıyız.

**KİMDİR?**

Emekli Korgeneral Leonid Reşetnikov, Kharkov Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Doktorasını
1974’te Bulgaristan’da Sofya Üniversitesi’nde vermiş. Sırpça, Bulgarca, Yunancayı
akıcı konuşuyor. 1976-2009 yılları arasında (33 yıl) Rusya Dış İstihbarat Servisi’nde(
SVR) görev yaptı. 2009’de kurumdan emekli olduğunda SVR’nin Enformasyon ve Analiz
Ofisi’nin başındaydı ve yönetim kurulu üyesiydi. Yaş haddinden emekli oldu. Rusya’da
2000’li yıllarda Gülen dosyasını birebir takip eden isimlerden biri. SVR’den emekli
olduğundan beri Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı’nın resmi düşünce kuruluşu ‘
Rusya Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (RISS) başkanlığını yürütüyor.

 

 
