# Sağlık çalışanları isyanda: Açlık sınırının altında çalışıyoruz

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/saglik-calisanlari-isyanda-aclik-sinirinin-altinda-calisiyoruz-76915h/
- Yayımlanma: 2021-12-15T13:10:10+03:00
- Yazar: Selim Soydan

1 Aralık’ta TBMM’ye gelen düzenleme pratisyen hekimlere 2 bin 500 TL, uzman hekimlere
ise 5 bin TL ek gösterge zammı içeriyordu.

Pratisyen hekimlerin emeklilik ek göstergesinin 13 binden 33 bine, uzman hekimlerin
ise 17 binden 40 bine çıkarılması öngörülen yasa tasarısı, hekimlerin emeklilik 
hakları açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de güncel maaşlarında
herhangi bir değişikliğe yol açmayacaktı.

Tasarı hekimlerin hastanelerin döner sermayesinden hali hazırda aldıkları “sabit
ek ödeme” ücretinin, emekliliğe yansıyacak şekilde merkezi sağlık bütçesinden karşılanmasını
içeriyordu.

Yasa tasarısının sadece hekimlerin bir kısmını kapsayacak şekilde hazırlanmış olması,
son iki hafta içerisinde tüm Türkiye’de sağlık çalışanları tarafından protesto edildi.

Sağlık çalışanları, tasarının tüm çalışanları ve hekimleri kapsayacak şekilde genişletilmesini
talep eden iş bırakmalar gerçekleştirdi.

Bu tepkiler üzerine yasa tasarısı TBMM’de komisyona geri çekildi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, “Söz konusu çalışma, sadece doktorları değil
bütün sağlık personelini gözeten, bununla da sınırlı kalmayıp tüm kamu personelimizi
kapsayacak şekilde enflasyon farkının üzerinde bir sosyal refah düzenlemesi olarak
yapılacaktır” açıklamasında bulundu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES),
Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Genel Sağlık-İş) 
ile Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası ise bugün Türkiye
genelinde grev kararı aldı.

Türkiye ekonomisinin de sağlık sistemi gibi “iflas ettiğini” belirten örgütler, 
grevin gerekçesine dair şu açıklamada bulundu:

“Bizler tasarının yeterli olmadığını, bütüncül olmadığını, tüm sağlık çalışanlarını,
tüm hekimleri kapsamadığını belirtirken bu teklif bile bize fazla görülmüş; ne zaman
tekrar Meclis’e getirileceği, varsa eksiklerin yasa tasarısına eklenerek neden tamamlanmadığı
gibi sorular havada bırakılarak usule aykırı bir şekilde geri çekilmiştir.”

Açıklamaya göre hastanelerde acil hastalar, diyaliz hastaları, gebeler, çocuk aciller,
kanser hastaları, yoğun bakım hastalarının bakımı aksamayacak. Covid-19 hastalığı
ve hastalık şüphesi ile başvuranların poliklinik ve klinik tedavilerine devam edilecek.

Türkiye’de sağlık çalışanlarının maaşı, merkezi sağlık bütçesi ve hastanelerin döner
sermayesi olmak üzere iki farklı kaynaktan karşılanıyor.

Ancak sadece merkezi sağlık bütçesinden karşılanan, “çıplak maaş” emekliliğe yansıyor.

Hastanelerin döner sermayesinden ödenen maaş ise kendi içerisinde bir “sabit ek 
ödeme” ve “performans sistemine bağlı ödeme” olarak ikiye ayrılıyor.

Yani hastanelerin döner sermayesinin bir kısmı sağlık çalışanlarına performansa 
bakılmaksızın sabit ek ödeme olarak ayrılırken, bir kısmı o ayki performansına dayalı
olarak ödeniyor.

Fakat bu ödemeler, sağlık çalışanlarının emekliliğine yansımıyor ve her ay değişkenlik
gösteriyor.

**BBC Türkçe**‘ye konuşan sağlık uzmanlarına göre bu çoklu ve karmaşık ödeme sistemi,
birçok sorunu da beraberinde getiriyor.

Temel itiraz, sağlık çalışanlarının emekliliğini ve diğer özlük haklarını belirleyen“
çıplak maaşın” çok düşük olduğu yönünde.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Deniz Erdoğdu, şu anda Türkiye’de
bir hekim maaşının yoksulluk sınırının altında olduğunu ifade ediyor:

“Günümüzde kıdemli bir hekimin maaşı, 5 bin TL çıplak maaş ve döner sermayeden gelen
5 bin TL sabit ek ödeme ile birlikte ortalama 10 bin TL oluyor ki bu yoksulluk sınırının
altında bir maaş.

“Ek olarak yine döner sermayeden performansa dayalı olarak ücret alabiliyorsunuz
ancak bu miktar çok değişken ve salgın sürecinde oldukça düştü. Ayrıca bu üç kalemden
sadece 5 bin TL çıplak maaş emekliliğe yansıyor.”

Türkiye’de yeni mezun ya da asistan hekimlerin maaşı ise 4 bin 900 çıplak maaş ve
2 bin 500 TL sabit ek ödeme olmak üzere ortalama 7 bin 500 TL civarında seyrediyor.

Türkiye’de sağlık çalışanları, sağlıkta performans sistemi sebebiyle o ay döner 
sermayeden alacakları payın ne kadar olacağını bilmiyor.

20 yıldan uzun süredir yoğun bakım hemşireliği yapan Türk Yoğun Bakım Hemşireleri
Derneği Başkanı Ebru Kıraner, net maaşını hiçbir zaman bilmediğini şöyle anlatıyor:

“Hiçbir ay elimize ne kadar geçeceğini net olarak bilmiyoruz, çünkü maaşlarımızı
bölük pörçük ettiler. Döner sermaye performans ödemesi o ay 100 lira da yatabilir,
hiç de yatmayabilir.

“Sadece 4 bin TL’ye yakın temel maaşımız emekliliğimize yansıyor. Yarın öbür gün
emekli olduğumuzda da yine yoksul emekliler olacağız.” 

**BBC Türkçe**‘yekonuşan uzmanlar, sağlık çalışanları arasında adil ve çalışma barışını
koruyan bir ödeme sisteminin olmadığını söylüyor.

Çünkü döner sermaye sistemindeki performansa dayalı ödeme, sağlık çalışanları arasında
adaletsiz maaş dağılımına sebep oluyor.

Her hastanenin aylık gelirinin birbirinden farklı olduğu düşünüldüğünde; aynı branşa
ve kıdeme mensup iki sağlık çalışanının döner sermayeden aldığı pay bile hastaneden
hastaneye farklılık gösteriyor.

Öte yandan aynı hastanede aynı branşta hizmet veren iki hekim, o ay baktıkları hasta
ya da girdikleri ameliyat sayısına göre döner sermayeden farklı pay alıyor. 

Hekim dışı sağlık çalışanları ise döner sermayeden hekimlere göre oldukça düşük 
katsayıda pay alıyor.

Hemşire Duygu Yılmaz, bu ay 5 bin 600 TL maaş aldığını ancak bunun sadece 3 bin 
800 TL’lik esas maaş kısmının emekliliğe yansıdığını söylüyor:

“Hekimlerin döner sermayeden aldığı pay çok büyük olduğu biz diğer sağlık çalışanları
olarak döner sermayeden hiçbir şekilde para alamıyoruz. Sadece esas maaş üzerine
1.500 – 2.000 TL arasında bir sabit ek ödeme alabiliyoruz.

“O da bizim emekliliğimize yansımadığı için resmen açlık sınırındayız. Ben bu ay
esas maaşımın dışında döner sermayeden bin 800 lira sabit ek ödeme aldım, başka 
hiçbir şey yok.”

Sağlık Çalışanları Hak ve Mücadele Derneği Örgütlenme Sekteri Yılmaz, kamu çalışanları
içerisinde en düşük maaşı sağlık çalışanlarının aldığını söylüyor:

“Derneğimizde bin 500 üyemiz var, hepsi geçinemediği için kredi çekiyor. Artık krediler
üst üste biniyor. ‘Çocuğuma beş kuruş para veremiyorum’ diyen arkadaşlarımız var.
Bu kadar iş yüküne ve nöbetlere karşı aldığımız maaş en fazla 4 bin 500 TL.”

Kıraner özel sektörde çalışan sağlık çalışanlarının asgari ücretle çalıştığını söyleyerek,
yurt dışına gitme talebindeki artışı şöyle anlatıyor:

“Özel sektörde çalışan hemşireler, 24 saat nöbet tuttuklarını söylüyorlar ki bu 
haftalık 40 saat çalışma süresini çok üstüne tekabül eder. Fazla mesailerini ise
ücret olarak değil, ileride bir tarihte belki izin hakkı olarak alıyorlar.

“Biz kamuda 20 küsur yıldır çalışan hemşireler bile şu anda yoksulluk sınırının 
altında maaş alıyoruz. Bu kişilerin ise açlık sınırına gelebilmek için ekstra para
kazanmaları gerekiyor.

“Görüştüğümüz bir 500 hemşirenin yüzde 83’ü, yurt dışına yerleşme planını gerçekleştirmek
üzere harekete geçmiş vaziyette. Yani KPSS’ye hazırlanmayı bırakıp dil kursuna yazılmış,
Almanca çalışmaya başlamış. Bu çok acı, çok büyük bir kayıp. Uzun vadede, nitelikli
ve kalifiye elemanları kaybedeceğiz. 

Erdoğdu, 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında giren bu sistemin çeşitli
sorunlara yol açtığını ifade ediyor:

“Bu sistem sebebiyle hem hekimler ve diğer sağlık çalışanları arasında hem branşlar
arasında hem de hastaneler arasında eşitsiz uygulamalar yaşanıyor. Polikliniklerde
kısa sürede çok sayıda hasta baktığınızda, yaptığınız işlem sayısı kadar hizmet 
puanı topluyorsunuz ve ona göre döner sermayeden alacağınız pay belli oluyor.

“Bunun sakıncası görülünce, döner sermaye içerisinde sabit ek ödeme sistemi geliştirdiler
ve döner sermayenin bir kısmını sabit ve garantili bir şekilde herkese vermeye başladılar.
Bu da hekimlere kıdeme göre 2 bin 500 TL ve 5 bin TL olarak ödeniyor.”

Sağlık çalışanları arasında tartışmalara sebep olarak geri çekilen yasa tasarısı,
döner sermayelerden karşılanan sabit ek ödeme bütçesinin merkezi sağlık sisteminden
karşılanmasını ve böylece hekimlerin emekliliğe yansıyan maaşlarının artırılmasını
hedefliyordu.

Greve giden sağlık meslek örgütlerinin talepleri arasında ek göstergelerin 3600’
den 7200’e kadar kademeli olarak yükseltilmesi de bulunuyor.

Hekimler ayrıca emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir temel ücret talebinde bulunarak,
sağlıkta şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri, sağlıklı çalışma ortamları
istiyor.
