# Sıfır faizle kredi bir fantezi mi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/sifir-faizle-kredi-bir-fantezi-mi-27936h/
- Yayımlanma: 2017-10-11T06:57:24+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Hürriyet yazarı Uğur Gürses, Türkiye Varlık Fonu’nun sıfır faizle kredi vereceği
iddialarını dile getirdiği yazısında yapılamayan neydi ki Varlık Fonu onu yapacak
sorusunu soruyor

İşte Gürses’in o yazısı

Türkiye Varlık Fonu (TVF) kurulalı, yönetim kurulu atanalı bir yıl oldu.

İlk açıklamalar, bu fonun neden kurulduğuna yanıt veremiyordu. Kamunun deneyimli
kurumları; Hazine ve Özelleştirme İdaresi’nin yapamayacağı ne vardı ki koşa koşa
varlık fonu kurulmuştu.

Bir yılı aşan bir dönemde “Ne yapacaksınız? Nasıl yapacaksınız?” sorusunun yanıtını
fonun başındaki kişiler de bilmiyordu.

Hatta öyle ki; TVF’na danışman olarak atanan firmalar yurtdışında çeşitli finansal
kurumları dolaşıp zemin yokluyordu. Öyle olmuş ki; gezilen kurumlardan birinin, 
zemin yoklamaya gelen danışmana “bu sorduğunuzu Türk Hazinesi epeydir yapıyor” diyerek
ders verdiği anlatılıyor finans kulislerinde.

Varlık Fonu kuruluşunun birinci yılı dolmadan atanan başkan görevden alındı. Nedenini
bilmiyoruz.

Şimdi yeniden, TVF başkanlığını görevini vekaleten yürüten Borsa İstanbul Yönetim
Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, atıl arsa ve araziler ile uzun vadeli alacakların
nakde çevrileceğini, fona devredilen varlıkların değerine göre yurtdışından finansman
sağlanacağını anlatıyor.

Böylelikle Türkiye’nin nitelikli yatırımlarına yüzde sıfıra kadar inen maliyetlerde
finansman olanağı sunulacağını anlatıyor.

Soru şu; arsa ve arazileri satma konusunda Maliye Bakanlığı’nın, ya da devredilirse
Özelleştirme İdaresi’nin uzmanlığı yok muydu?

Buradan gelecek kaynağı Hazine’ye koyup ne hedefleniyorsa o iş yapılamaz mıydı?

İkincisi, bu arsa ve arazilerden gelecek kaynağın dişe dokunur bir kaynak olması
mümkün mü?

Üçüncüsü, eğer kamu arsa-arazi satarak sıfır faizle bugünden kim olduğunu bilmediğimiz“
nitelikli yatırımcılara” sıfır faizli kredi verecekse bu bir gelir ya da servet 
transferi olacaktır. Oysa kamu kaynaklarıyla yapılacak gelir ya da servet transferinin
sosyal amaçlarla toplumun dezavantajlı kesimlerine yapılmasının ötesine geçilirse
apaçık dolaylı olarak vergi ödeyenlerin cebinden alıp müteahhitlere transfer anlamına
gelir.

Öte yandan, en azından görünüşte kamuya açık ihalelerle nitelikli yatırım yapan 
kuruluşlara zaten kamu cebinden geleceğe dönük mali taahhütler veriliyor.

Köprü ve otoyollardan geçiş garantisi, havalimanı yolcu garantisi gibi.

Bunlara yenisinin; yani sıfır faizli kredi vermek sözleşme koşullarının mevcut işi
yürüten müteahhit lehine çevrilmesi demek.

Oysa bu sözleşme koşullarının değiştirilmesi gibi etkisi olan bir durum; “teşviklerin”
verileceğini baştan bilselerdi ihalelere girecek onlarca müteahhit olacaktı belki
de. Yapılacak işin ihalesi sonrasında kısa bir süre içinde; sözleşme koşullarının
değiştirilmesi, ilave garanti verilmesi, ilave avantajlı kredi olanakları sağlanması
normal koşullarda literatürde “endişe sebebi” olarak değerlendiriliyor.

Eğer kamu idaresi arsa-arazi satabiliyorsa en iyi yapacağı şey; kamu borcunun azaltılmasıdır.
Hani siyasetçilerin en çok arzu ettiği düşük faiz için, yatırımlar için faydası 
olacak bir tercih bu.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in durumun farkında olduğu, ama kabinenin yürüttüğü
bir sürecin dışında kalamadığı görülüyor. Nitekim fonda mucizevi bir değnek olmadığını,
zamanla mesafe kat edileceğini söyleyip; olmayacağını görülmesi için zamana bırakıyor.

Oysa Varlık Fonu’nun başındaki yöneticiler, siyasetçilerin gördüğü rüyaya “renkli
hikayeler” taşıyor.

Hep aynı soruyu sormak zorundayız; mevcut kurum ve kurallar çerçevesinde yapılamayan
ne var ki; Varlık Fonu bunu yapacak? Bankadan kredi alamayacak şirketlere kredi,
hem de sıfır faizli kredi vermeyi mi?

Varlık Fonu’nun yurtdışından fon sağlama hikâyesi ise gerçekten ‘hikâye’. İçine 
konulan kamu bankalarının devir süreçleri bile hukuken tartışmalı. Hele ki yöneticilerinden
birinin tutuklu olduğu, eski genel müdürünün tutuklama kararı verildiği bir kamu
bankasının Varlık Fonu portföyünde olması, bu fona borç verebilecek yabancı fonları
uzak tutabilecek bir unsur.

Yabancı kurumsal yatırımcılar, “akbaba fonlar” dışında yapacakları yatırımların 
potansiyel hukuksal ve kurumsal risklerini dikkate alırlar.

Bu yüzden, akşamdan sabaha kurulan ve ne yapacağı bilinmeyen bir fonun “sıfır faizle”
kredi kullandırma fantezisi; önünde sonunda orta sınıfın cebine fatura edilen vergilerin
bir takım müteahhitlere kalkınma ambalajı içinde transferi 20 milyona yakın yoksulu
olan bir ülke için adil olmaz.
