# Borsa Ve Yatırım

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/sikca-sorulan-sorular/borsa-ve-yatirim/
- Yayımlanma: 2024-12-15T20:34:16+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

## Mali piyasalar

### Piyasa Kavramları, Çeşitleri ve Özellikleri

İktisadi açıdan piyasa, alıcı ve satıcıların birbirleri ile karşılıklı iletişim 
içinde oldukları ve mübadelenin meydana gel­diği bir yerdir. Piyasa çok sayıda alıcı
ve satıcının bir araya geldiği yerdir ve organize bir yapıya sahip olması durumunda
somut biçimiyle borsa olarak tanımlanır.
Mali Piyasalar, Kurumlar ve Araçları

Bir ülkede fon kullananlar ile fon arz edenler arasında fon akımları düzenleyen 
kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereç­ler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari
kurallardan oluşan yapıya mali piyasa denir.

#### Mali piyasa beş ana unsurdan oluşmaktadır:

 – Tasarruf sahipleri (fon arz edenler)
 – Yatırımcılar (fon talep edenler).  Yatırım
ve finansman araçları.  Yardımcı kuruluşlar.  Hukuki ve idari düzen

### Ekonomi İçerisinde Mali Piyasaların İşlevleri

#### a) Fon açığı / fazlası olan katılımcılar açısından:

Bir mali sistemde her durumda aşağıdaki eşitlik geçerlidir. Bu durumda her mali 
sistemde fon fazlası veren birimler ile fon açığı olan birimler sistemin kullanıcıları
olarak karşı­mıza çıkmaktadır.

Mali sistemin ortaya çıkması ve biçimlenmesi ise borç alanlar (yatırımcılar) ile
borç verenler (tasarruf sahipleri) arasında olanaklar ve ihtiyaçlar arasındaki miktar,
vade ve diğer koşullardaki uyuşmazlıkları gidermeye yönelik olmuştur.

#### b) Mali aracılar açısından

Mali aracılar tamamen bir komisyoncu (agency-broker) gi­bi borçlunun ihraç ettiği
menkul kıymetleri (tahvil, finansman bonosu, hisse senedi vb.) tasarruflarını kullandırmak
isteyen­lere bir komisyon karşılığı pazarlayarak faaliyet gösterebil­dikleri gibi,
bu menkul kıymetleri portföyünde taşıyarak (bro­ker-dealer) ya da fon açığı olanlara
kullandırmak üzere tasar­ruf sahiplerinden fon sağlamak için onların ihtiyaçlarına
uy­gun enstrümanlar üreterek (vadeli-vadesiz mevduat, mevduat seı1ifikası vb.) de
faaliyet gösterebilirler. Buna göre sistemdeki mali aracılar aşağıdaki gibi adlandırılabilirler

– Bankalar – Aracı Kuruluşlar – Yatırım Ortaklıkları – Sosyal Güvenlik Kuruluşları–
Sigorta Şirketleri – Kooperatifler –  Genel Finans Ortaklıkları

### Ekonomide Fon Akımları

Mal ve hizmet karşılığı yapılan ödemeler ve borç alma, borç verme, yatırım gibi 
ekonomik aktiviteler bir ekonomik sistem içinde gerçekleştirilmektedir. Bu aktivitelerden
spot olarak gerçekleştirilen mal ve hizmet alım-satımları “reel sektör”ü belirlerken,
mali varlık ve yükümlülüklerde ki el değişimleri “mali sektör”ü belirlemektedir.

Vadelerine Göre Mali Piyasalar

Mali piyasaları vadelerine göre ikiye ayırmak anlamlı olacaktır. Her ne kadar piyasadaki
faiz oranı makro düzeyde çok etkin de olsa, dar anlamda baktığınızda zaten piyasadaki
tüm tarafların makro oranı kabullendiklerini ve aşağı yukarı tüm işlemlerin benzer
faiz oranlarından gerçekleştiğini görürüz. Buna göre işlemler için mikro düzeyde
vade yapısı önemlidir. Vade yapısına göre piyasayı ikiye ayırıyoruz:

### Sermaye Piyasası

**Para Piyasası: **Kısa Vadeli Fon Arz ve Talebinin Karşılaştığı Piyasa

Bu ayrım ile aslında hemen her ülke ekonomisinde yer alan iki temel piyasayı tanımlamış
olduk Sermaye ve para piyasası. Bu piyasalar kimi zaman kolay olduğu için işlem 
gören enstrümanlara göre tanımlanmaya çalışılırlar ancak doğru ayrım bizim yaptığımız
gibi vade bazlı olmalıdır.

Zira bazı enstrümanlar vadelerine göre her iki piyasada birden olabilecektir. Uzun
vadeli devlet iç borçlanma senedi sermaye piyasası aracı sayılırken, kısa vadeli
borçlanma senetleri yalnızca vadeleri gereği para piyasası enstrümanı ola­rak tanımlanacaktır.
Bu arada kısa vade ve uzun vade ayrımının sorunlu olduğunun farkındayız. Bu o kadar
sorunlu bir mevzudur ki, ünlü iktisatçı Keynes dahi; “Üstat, çalışmaları­nızda ‘
uzun vadede sistem dengeye gelir’ diyorsunuz, ama .nedir bu uzun vade?” sorusunu
biraz Asena vari bir cevap ile; “Uzun vadede siz ve ben ikimiz de ölmüş olacağız”
şeklinde yorumlamıştır. Demek ki uzun vade ve kısa vade ayrımları için ciddi bir
belirsizlik var. Ancak yine de bu aşamada imda­dımıza “resmi görüş” yetişiyor. Her
ne kadar vade kavramı yatırımcıya, piyasaya, enstrümana ve ekonomiye göre göreceli
de olsa resmi görüşe göre ayrım 1 yıl. O halde

1 yıldan kısa vadeli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasa para piyasası, 1 yıldan
uzun vadeli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasa ise sermaye piyasasıdır.

Biraz önce bahsi geçmiş bir tanım vardı: Devlet iç borçlan­ma senetleri. İşte bu
o bizim meşhur DİBS. Hani televizyonda ve gazetelerde vatandaş anlamasın diye kullanılan
ve “her­halde bu çok mühim birşey, ben zorlamayım nasıl olsa anla­mam” dediğimiz
stopaj, eurobond, valör var ya, işte onlardan biri. Ama gördüğümüz gibi çok ciddi
bir şey değil. Hazinenin iç borçlanma amacıyla sattığı borçlanma senedi, yani tahvil
ya da bono.

## Sermaye piyasaları ve İMKB

Piyasayı, alıcı ile satıcının karşılaştıkları, mal dolaşımının gerçekleştirildiği
yerler olarak tanımlamıştık. Buna göre ma­ halle pazarı da İstanbul Menkul Kıymetler
Borsası da birer piyasadır, zira ikisinde de değerli mallar alıcı ve satıcı arasında
el değiştirirler. Bu kısımda piyasa kavramını farklı alt başlıklarda incelemeye 
devam edecek ve genelde sermaye piyasalarını, özelde ise İMKB ‘yi inceleyeceğiz.
Piyasalar iktisadi açıdan reel piyasalar ve mali piyasalar olarak ikiye ayrılır:

**Reel Piyasalar:** Üretilmiş mal ve hizmetler ile bu mal ve hizmetlerin üretiminde
kullanılan üretim faktörlerinin karşılaştıkları piyasalardır. Otomobil piyasası,
pamuk piyasası gibi piyasalar bu kapsamdadır.

**Mali Piyasalar:** İktisadi birimlerin mali ihtiyaçlarının karşılaştığı, mali araçlarını
alınıp satıldığı piyasalardır. Mali araç­lar fiziki mallardan farklı olarak, taşıyıcısına
doğrudan bir hizmet sağlamaz, bir iktisadi birim üzerinde ortaklık veya ala­caklık
gibi haklan temsil eder.

Yatırım ve tasarruf kararlarının farklı birimlerce verildiği ekonomilerde tasarrufların
yatırıma aktarılması mali sistem aracılığı ile olur. Bir ekonomide tasarruf yapanlar
ile fabrika gibi yatırım kararını verenler aynı kişiler değildir. Tasarruf eden 
kesim elindeki fonu bugün tüketmeyip yarına aktararak geleceğini güvence altına 
almak istemektedir. Diğer taraftan, örneğin fabrika yapmak isteyenlerin fon açığı
olup paraya ihtiyaçları vardır. Bunlar fon fazlası olan birimden para almak isterler.
Fon fazlası olan birimler ile fon açığı olan birimlerin farklı olması mali piyasaların
ve sermaye piyasasının temeli­ni oluşturur. Mali sistem, mali piyasalar ve bu piyasalardaki
mali aracı ve araçlar ile fonları fon fazlası olandan (fon arz edenler) fon ihtiyacı
Olan kesime (fon talep edenler) aktarır. Mali piyasalar çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir:

**. Kredi piyasası (dolaylı finansman):** Kısa veya uzun vadeli olabilmektedir.

**. Menkul kıymetler piyasası (doğrudan finansman): **Kendi içinde para ve sermaye
piyasaları olarak ikiye ayrılır.

Ancak para ve sermaye piyasalarının birbirleri ile ilişki içinde olması, ve piyasalardaki
gelişmelerin birbirini etkile­mesi, diğer yandan mali araçlarda vadelerin kısalma
eğilimi her iki piyasa arasında kesin bir ayın yapılmasını güçleştirmektedir. İşte
bu noktada karşımıza borsa çıkmaktadır. Orta ve uzun vadeli fon arz ve talebinin
karşılaştığı piyasa olarak tanımladığımız sermaye piyasaları yoluyla işletmeler 
kaynak toplar­ken, yatırımcılara çeşitli menkul kıymetler satılmaktadır. Söz konusu
menkul kıymetler, likiditenin sağlanması amacıyla, yatırımcılar arasında el değiştirebilmektedirler.
Bu el değiştirmenin gerçekleştiği organize ya da organize olmayan pi­yasalar, “İkincil
Piyasalar” ya da “İkinci El Piyasalar” olarak tanımlanmaktadırlar. Söz konusu, “
Organize İkincil Piyasa­lar”, borsalardır.

#### Buna göre, sermaye piyasasında yer alan taraflar:

-Menkul kıymet ihraç edip karşılığında fon talep eden şir­ketler ve kamu kesimi,.
Menkul kıymetleri satın alıp fonlarını değerlendiren birey­sel tasarrufcular ve 
kurumsal tasarrufcular (yatırım ortak­lıkları, yatırım fonları, sosyal güvenlik 
kurumları, sigorta şirketleri),

. Fon arz ve talebinin karşılaşmasına yardımcı olan ve bilgi toplama hizmeti sunan
kuruluşlar (aracı kurumlar, borsalar, takas saklama kurumlan),

. Piyasaya tam ve doğru bilgi akımının ve yayımının sağlan­masına yardımcı olan 
kuruluşlar (bağımsız denetim şirket­leri, derecelendirme kurumları gibi),

. Düzenleyici otorite (Sennaye Piyasası Kurulu), şeklinde sınıflandırılabilir. Daha
önce de belirtildiği üzere, sermaye piyasasında menkul kıymetlerin alınıp satıldığı
piyasalar birinci el ve ikinci el piyasalar diye ikiye ayrılır. Bunlardan ikincil
piyasa, önceden ihraç edilen menkul kıymetlerin el değiştirdiği, alınıp satıldığı
piyasayı ifade eder. İkincil piyasaların temel işlevi likiditenin sağlanması (menkul
kıymetleri satın alanlara istendiği anda nakte çevirme olanağı sağlar) ve hakça 
bir fiyat oluşumunun sağlanmasıdır. Yani daha önce satın almış olduğu menkul kıymeti,
değişen koşullar karşısında elinden çıkarmak isteyen veya daha önce satılmış menkul
kıy­metlerden edinmek isteyen yatırımcıları ikincil piyasalar bir araya getirmektedir.

Öte yandan ikincil piyasalar örgütlenme açısından ise iki­ye ayrılır:

#### a) Menkul kıymet borsaları

Borsalar fiziki mekanda ve önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde menkul kıymet
almak veya satmak isteyen yatırımcıların alım satım emir/erinin eş anlı olarak karşılaştığı
organize piyasalardır. Dünyada New York Borsası, Londra Borsası, Tokyo Borsası bu
tip borsalardır. Ülkemizde ise bu tip bir borsa olan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası
1985 yılında İstanbul’da kurulmuştur.

#### b) Borsa dışı piyasalar (tezgah üstü piyasalar)

     Borsalarda işlem görmeyen menkul kıymetlerin alınıp satıldığı borsalara göre
daha az ayrıntılı kuralları ve az kısıtları olan piyasalardır. Bu piyasalarda fiziksel
bir mekan bulunmamaktadır. iletişim teknolojisinden yararlanılarak aracı kuruluşların
kendi bürolarından alım satım yaptıkları bir sistemdir.
Bu sistemde aracılar menkul
kıymetleri kendi hesaplarına alarak alım satım işlemini gerçekleştirirler. Bu sundukları
hizmet karşılığında alım satım fiyatları arasında bir fark koyarak kazanç sağlarlar.
Ülkemizde bu tip piyasalar bulunmamaktadır. Dünyada en iyi işleyen örneği NASDAQ’dır.

#### Bir menkul kıymetin ikincil piyasasının oluşması için:

. Menkul kıymetin vade yapısı, likidite durumu, pazarlana­bilirliği gibi özellikleri
yatırımcının isteklerine uyması,

. Menkul diğer ihraç eden şirket ile ilgili bilgilerin yatırım­cıya açık olması,
kolaylıkla elde edilebilmesi, Piyasaya sunulan menkul kıymetin yeterli hacimde arz
edilmesi gerekir. Bu özelliklere sahip menkul kıymetlerin hepsi borsa­larda işlem
göremez. Menkul kıymetin borsada işlem görebil­mesi için borsalar tarafından belirlenen
kotasyon şartlarına da uyması gerekir.

### İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)

Türkiye’deki organize menkul kıymet piyasalarının kökle­ri 19.yüzyılın ikinci yarısına
kadar uzanmaktadır. İlk menkul kıymetler piyasası Kırım Savaşı’nı takiben 1866 yılında
Os­manlı İmparatorluğu zamanında kurulmuş olan “Dersaadet Tahvilat Borsası” idi.
Dersaadet Borsası çökmüş Osmanlı ekonomisinden yüksek getiri almayı amaçlayan Avrupalı
ya­tımcılar içinde bir vesile olmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı imparatorluğu çöküntülerinin üzerine kuruluşunu 
takiben 1929 yılında çıkartılan 1447 sayılı “Menkul Kıymetler ve Kambiyo Borsaları
Kanu­nu” ile tecrübesiz sermaye piyasalarının, yeni ismiyle “İstan­bul Menkul Kıymetler
ve Kambiyo Borsası” adı altında orga­nize olması sağlanmıştır.

Borsa, kısa sürede, gelişerek yurt çapında girişimcilerin fon ihtiyaçlarının karşılanmasında
önemli katkıda bulunmuştur. Ancak, 1929 Krizi, 2.Dünya Savaşı’nın patlak vermesi,
henüz emekleyen Türk iş dünyasını olumsuz etkilemiş ve borsanın başarısını gölgede
bırakmıştır. Takip eden yıllardaki endüstri

devrimi süresince, hisse senetlerini halka arz eden anonim şirketlerin sayısı da
sürekli olarak artmıştır. Bu hisseler çoğu bi­reysel, bir kısmı da kurumsal olan
yatırımcılardan yoğun ta­lep görmüştür.

1980’li yılların ilk dönemlerinde sağlıklı sermaye hareket­lerine uygun gerek mevzuat
gerekse kurumların oluşması yö­nünden ,Türk sermaye piyasalarında önemli gelişmeler
oldu. 1981 yılında Sermaye Piyasası Kanunu çıkartıldı. Bir sene sonra 1982 yılında
menkul kıymetler piyasasının idaresinden, kontrolünden ve mevzuatının düzenlenmesinden
sorumlu res­mi kurum olan Sermaye Piyasası Kurulu Ankara’da kuruldu.

Ekim 1983 Türkiye’ de menkul kıymet borsalarının kuruluşunu öngören bir kararname
çıktı. Ekim 1984′ de ise “Menkul Kıymet Borsalarının Kuruluşu ve Çalışma Esasları”
Resmi Gazete’de yayınlandı. Çalışma esaslarına ilişkin mevzuat Olağanüstü Genel 
Kurul toplantılarında kabul edildi ve 1985 sonunda İstanbul Menkul Kıymetler Borsası(
İMKB) resmen kuruldu ve 3 Ocak 1986 yılında faaliyete başladı. Türkiye’ de­ki tek
menkul kıymetler borsasıdır.

İMKB, genel kurulca seçilen be§ üyeden oluşan bir yöne­tim kurulu tarafından yönetilir.
Yönetim kurulunun diğer dört . üyesi, yatırım bankaları, ticari bankalar ve aracı
kurumlar ol­mak üzere borsa üyelerini oluşturan üç ayrı kategorideki ara­cı kuruluşları
temsilen seçilmektedir.

Özerk ve mesleki bir kamu kurumu olarak İMKB yetkili olduğu konu ve alanlarda kendi
yasal düzenlemelerini yapa­bilme avantajına sahiptir. Yapılan alım satım işlemlerinden
oransal olarak alınan borsa payı, kotasyon ücretleri ve mevzu­atta gösterilen diğer
kalemler gelirlerini oluşturmaktadır.

### Sermaye Piyasası Kanunu

2499 nolu Sermaye Piyasası Kanunu 30 Temmuz 1981 tarih ve 17416 sayılı Resmi Gazete’de
yayınlanmış olup, ser­maye piyasası bu tarihe kadar hukuksal bir çerçeveden tama­men
yoksun kalmıştır. Bu kanuna dayanarak yapılan düzenle­meler piyasayı bankerler olayının
etkilerinden kurtarmaya yetişememişse de, zamanla piyasaya arzulanan düzeni getirmiş­tir.
Bu düzen kuruluncaya kadar sermaye piyasası ve menkul kıymetler konusu Türk Ticaret
Kanunu (TTK), Medeni Ka­nun ve Borçlar Kanununun genel hükümleri ve Merkez Bankası
tebliğleri ile düzenlenmekteydi.

Sermaye Piyasası Kanununun konusu, tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak, 
halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılmasını .sağlamak amacıyla;
sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, ta­sarruf sahiplerinin
hak ve yararlarının korunmasını, düzenlemek ve denetlemektir.
Kapsam

. Sermaye piyasası araçları (Menkul kıymetler ve diğer ser­maye piyasası araçları),
Sermaye piyasası araçlarının ihracı, Sermaye piyasası araçlarının halka arzı ve 
satışı, Sermaye piyasası araçlarını ihraç veya halka arz edenler,  Borsalar ve teşkilatlanmış
diğer piyasalar, Sermaye piyasası faaliyetleri, Sermaye piyasası kurumları, Sermaye
Piyasası Kurulu.

Bu kanun hükümlerine tabidir. Ancak halka açık olmayan anonim ortaklıkların halka
arz edilmeyen hisse senedi ihraç­ları bu kanun kapsamı dışındadır.

Bu noktada özetle şunu söyleyebiliriz. Sermaye piyasası faaliyetlerinde patron, 
SPK’dır ve gücünü aldığı kanun da Ser­maye Piyasası Kanunudur. Bu arada SPK’nın 
ülkemizde, her işi hakkıyla yapan ve ciddiyetinden ödün vermeyen sayılı ku­rumlardan
olduğunu da belirtmekte yarar görüyoruz.

### Bazı Temel Kavramlar

Sermaye piyasalarına yatırım yaparken bilgili olmakta yarar var. “Ne var canım iki
senet alıp satıcaz şunun şurasında” deyip hatalar zinciri sonunda, bunalıma girmiş
pek çok tanı­dığım insan var. Yatırım ciddi bir iştir.

İşte bu nedenle, bu piyasada kullanılan bazı temel terimleri tanıtmakta yarar görüyoruz
bu aşamada.

Kayıtlı Sermaye: Anonim ortaklıkların, esas sözleşmele­rinde hüküm bulunmak kaydıyla,
yönetim kurulu kararı ile Türk Ticaret Kanununun sermayenin artırılmasına dair hükümlerine
tabi olmaksızın hisse senedi çıkarabilecekleri azami miktarı gösteren, ticaret sicilinde
tescil edilmiş sermayeleridir

­Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmek isteyen ortaklıklarda yönetim kuruluna; imtiyazlı
veya itibari değerinin üzerinde hisse senedi çıkarılması, pay sahiplerinin yeni 
pay alma haklarının sınırlandırılması veya imtiyazlı hisse senedi sahiplerinin haklarını
kısıtlayıcı nitelikte karar alınması yetkisi verilmek istendiği takdirde, bu yetkilerin
yönetim kuruluna verildiğine dair açık hükümlerin esas sözleşme metninde yer alması
şarttır. Yönetim kurulunun yeni pay alma hakkını kısıtlama yetkisi, pay sahipleri
arasında eşitsizliğe yol açacak şekilde kullanılamaz. (Kayıtlı Sermaye Sistemine
İlişkin Esas­lar Tebliği)

**Çıkarılmış Sermaye**: Kayıtlı sermayeli anonim ortaklıkların satışı yapılmış hisse
senetlerini temsil eden sermayeleridir.

### Sermaye Piyasası Araçları

Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarıdır.

Menkul Kıymetler: Ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblayı temsil eden,
yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde
çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartlan Kurulca belirlenen kıymetli ev­raktır.

Menkul kıymetler olarak; hisse senetleri, hisse senedi türevleri, geçici ilmühaberler,
yeni pay alma kuponları, tahviller, tahvil türevIeri tahvil faiz kuponları hazine
bonolar, katılma intifa senetleri, kar ve zarar ortaklığı belgeleri banka bonoları,
banka garantili bonolar, finansman bonoları, varlığa dayalı menkul kıymetler, gelir
ortaklığı senetleri, tertip halinde çıkarılan ve 2 yıl veya daha uzun süreli ipotekli
borç ve irat senetleri, içtüzüğünde kurucu dışındaki aracı kuruluşlarca serbestçe
alım satımı öngörülen A tipi yatırım fonu katılma bel­geleri sayılabilir.

### Diğer Sermaye Piyasası Araçları:

Menkul kıymetler dı­şında kalan ve şartları Kurulca belirlenen evraktır.

**ihraç: **Sermaye piyasası araçlarının ihraççılar tarafından çıkarılıp, halka arz
edilerek veya halka arz edilmeksizin satı­şıdır .

**Halka Arz**: Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan
halka çağrıda bulunulmasını; halkın bir anonim ortaklığa katılmaya veya kurucu olmaya
davet edilmesini; hisse senetlerinin borsalar veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda
devamlı işlem görmesini; Sermaye Piyasası Kanununa göre halka açık anonim ortaklıkların
sermaye artırımları dolayısıyla paylarının veya hisse senetlerinin satışını ifade
eder.

Aslında tanımını yapmamız gereken pek çok kavram var, ancak tümünü burada sıralarsak
bir sözlük formatına geçebi­liriz endişesiyle, bu aşamada bir kısım terimi sizlerle
paylaştık. Ama emin olun işkence henüz bitmedi, ilerleyen bölümlerde devam edeceğiz.
Hem nasılolsa bu kitaba bulaştınız bir kere, bari zevk almaya çalışın, nasıl olsa
olacak bu iş eninde sonunda…

### İMKB’nin Diğer Gelişmekte Olan Piyasalar Arasındaki Yeri

Son olarak İMKB’nin sürekli kıyaslandığı, diğer gelişmekte olan piyasalar arasındaki
yerinden kısaca bahsetmekte yarar görmekteyiz

İMKB, kurulduğu 1986 yılından bu yana genel olarak başarılı bir performans göstermiş
ve kendi sınıfı içinde dünyanın önemli borsalarından biri haline gelmiştir. Kurulduğu
günden bu yana, Türkiye’nin makroekonomik göstergelerinde ciddi sıkıntılar olmasına
rağmen, gelişmekte olan borsalar arasındaki sıralamada iyi bir yeri olduğu söylenebilir.
Bu yo­rumu daha iyi anlamak için, önce bir borsanın gelişmişlik dü­zeyini gösteren
temel kriterleri saptayalım:

#### Piyasaya kote şirket sayısı – Pazar kapitilizasyonu – İşlem hacmi – Pazar likiditesi

Piyasada işlem görmesi için gerekli şartları yerine getirmiş ve yetkili kurumlarca
işlem görmesi onaylanmış olan şirketler “kote edilmiş” olarak tanımlanmaktadırlar.
İMKB’de’ günü­müzde 400’e yakın işlem gören kote şirket mevcuttur. İMKB’nin diğer
gelişmekte olan piyasalarla kıyaslanabilmesi

açısından daha önce yapılmış bir çalışmayı baz aldığımızda İMKB’nin genel sıralamada
henüz zirveden uzak olduğu söylenebilir. ­

Piyasada işlem gören tüm şirketlerin piyasa değerleri top­lamı pazar ya da piyasa
kapitilizasyonu olarak tanımlanmaktadır. Bu değer genellikle ülkemizde Dolar bazında
hesaplanmaktadır. Söz konusu değeri etkileyen en önemli iki faktör halka açık şirket
sayısı ve şirketlerin piyasa değeridir. Buna göre piyasaya yeni şirketlerin açılması
ya da piyasadaki toplu bir fiyat artışı kapitilizasyonu artıracak, bazı firmaların
kottan çıkması ya da piyasanın genel düşüşü bu değeri azaltacaktır.

## Para piyasaları

Para piyasası, mali piyasanın bir alt piyasasıdır. Vadesinin kısa olması nedeniyle
sermaye piyasasından ayrılmaktadır. Buna göre vadesi 1 yıldan kısa olan fon arz 
ve talebinin kar­şılaştığı piyasalara para piyasası denmektedir.

Bu tanımlar dikkate alındığında piyasaları enstrümanlara göre ayırmanın çok da anlamlı
olmadığı ortaya çıkacaktır. Zi­ra kamunun ihraç ettiği bir borçlanma senedi vadesine
göre sermaye piyasası aracı olabileceği gibi, para piyasası aracı olarak da tanımlanması
mümkün olacaktır.

Ülkemizdeki para piyasası temel olarak üç ayrı piyasada oluşmuştur. Her üçünün de
temel özelliği oldukça kısa vadeli işlemlere konu olmaları ve teminatın genellikle
hazine bonosu olmasıdır.

Söz konusu piyasalarda el değiştiren paranın yerel para olmaması durumunda ise, “
Para Piyasası” tanımı yerine “döviz Piyasası” kullanılacaktır. Döviz piyasası konumuz
olmadığından detaylandırılmayacak olmakla birlikte yine de organize ve tezgah üstü
piyasalarda işlem gördüğünün belirtilmesinde yarar görmekteyiz.

### Para Piyasalarının işleyişi

Para piyasası da tıpkı sermaye piyasası gibi işlemektedir.’ Temel fark, sermaye 
piyasasında enstrümanı ihraç eden bir ihraççı olması bu ihraççıyla doğrudan karşılaşılan
birincil pi­yasayı takiben organize piyasa (Borsa) ya da tezgahüstü piyasa olmasıyken;
para piyasasında ihraççı önemini yitirmekte ve paranın el değiştirdiği, fiili piyasa
önem kazanmaktadır.

Buna göre para piyasasını çok kısa vadeli kaynak kulla­nım-aktarım piyasası olarak
düşünürsek; sistem, oyuncuların karşılaştığı ve teminat karşılığı fonun el değiştirdiği
bir şekil­de işleyecektir.

Piyasa organize olabileceği gibi, tezgahüstü (organize olmayan) bir formatta da 
işleyebilir. Piyasa oyuncuları, göster­ge kur ve fiyatlarla pazara katılır ve karşı
tarafın gösterge kur­larını görürler. Bu kur ve fiyatlar piyasayı oluşturur ve tüm
potansiyel katılımcılara mevcut durum ile ilgili bilgi verirler.

Ancak katılımcılar fon alım ya da satımına karar verdikle­rinde, karşı taraflara
konvansiyonel yollarla (Telefon-faks gi­bi) bilgi geçer ve işlemi gerçekleştirirler.
İşlemin gerçekleş­mesi esnasında her ne kadar gösterge kurlar önemli olsa da ta­raflar,
işlemin büyüklüğü, piyasadaki belirsizlikler ve ahlaklı ticaret gibi konular nedeniyle
nihai kur (firm rate) genellikle farklı olur ve gerçek kur ya da fiyatıdır.

Piyasa katılımcıları bir taraftan kendi durumlarını, ihtiyaç­larını, maliyetlerini
ve projeksiyonlarını alarak fiyatlama yap­maya hazırlanırken, diğer yandan da piyasadaki
diğer oyun­cuların durumlarını dikkate alırlar, sistemin ne derece paraya ihtiyacı
olduğunu tespit etmeye çalışırlar.

Para piyasası bir telekomünikasyon piyasası olduğundan, genellikle şekli bir borsa
olmayacaktır. Zira sistemin üyeleri tarafından kabul edilmiş her katılımcı sisteme
girer ve çıkar.
Ülkemizdeki Para Piyasaları

Ülkemizde temel olarak üç para piyasası vardır: Bankalararası Piyasa – Merkez Bankası
Piyasası – Takasbank Piyasası

### TCMB Para Piyasası

Bu sistemlerden en organize olanı ve en yüksek işlem hacmine sahip olanı TCMB Para
Piyasasıdır. Bu piyasada katılımcılar işlemlerini Merkez Bankası üzerinden gerçekleştirmektedirler.
Bu durumda Merkez Bankası sistemin kurucusu, işletmecisi, denetleyicisi ve garantörüdür.
Piyasa katılımcıları Merkez Bankası’nda teminat tutmak kaydıyla ondan borç alabilir
ya da para satabilirler. Söz konu­su borçlanma ya da kaynak satışı Merkez Bankası’na
yapılıyor gibi görünür. Oysa Merkez Bankası topladığı kaynakları makul bir kar eklemesiyle
birlikte fon ihtiyacı olan diğer arcılara satmaktadır. Dolayısıyla aslında kurumlar
birbirlerin­den borçlanmaktadırlar ancak tüm işlemlerin aracısı Merkez Bankası olduğundan
tek muhatap o gibi görünür.

Bu sistemin iyi tarafı, kimin kimden para aldığının belli ol­maması; MB’nin tüm 
taraflar için garantör olması ve oldukça organize olmasıdır. Ancak detaylı düşünüldüğünde,
Merkez Bankası’nın tüm taraflara garantör olmasının çok riskli bir iş olacağı farkedilecektir.
Dolayısıyla Merkez Bankası kefalet konusunda hassas olacak ve her katılımcıyı aynı
kefeye koymayacaktır. Katılımcılar Merkez Bankasının açtığı limit kadar borçlanabilecek
ve istediği teminatı yatıracaklardır.

Oldukça organize, büyük, garantili ve düzenli olan bu piyasa sistem katılımcıları
tarafından, yaygın olarak kullanılmakla birlikte limit problemleri ve maliyet yüksekliği
nedeniyle farklı piyasaları da gündeme getirmiştir.
Takasbank Para Piyasası

Merkez Bankası Para Piyasası birtakım dezavantajlarına rağmen oldukça yaygın bir
biçimde kullanılan bir piyasadır. İşlem hacmi büyüdükçe güçlü kurumlar daha da büyük
mon­tanları el değiştirmeye başlamış ve piyasa bazı küçük oyuncu­lar için fazla 
büyük kalmıştır.

İMKB’ de işlem gören hisselerin büyük bölümünün fiziki olarak saklandığı ve aynı
oranda paranın da el değiştirdiği TAKASBANK A.Ş. benzer bir piyasayı, bankalara 
göre küçük olan aracı kurumlar için düşünmüş ve hayata geçirmiştir: Takasbank Para
Piyasası.

Söz konusu piyasa hem atıl fonu bulunan aracı kurumların bu fonu satmasına, hem 
de MB’ den borçlanamayan aracı ku­rumların borçlanmasına hizmet etmektedir. Yakın
dönemde hacmi oldukça genişleyen Takasbank Para Piyasası, bankala­rın da ilgisini
çekmiş ve daha çok katılımcıya hizmet verir hale gelmiştir

TCMB Piyasasına benzer şekilde ve benzer ilkelerle çalışan piyasa, yine tarafların
kimliğini saklı tutarak tek muhatap görünür ve teminat esasına dayanır. Oluşan faiz
oranı kimi zaman TCMB Piyasasından farklılık gösterse de ciddi bir fark beklenmemelidir.

### Bankalararası Para Piyasası

Bazı durumlarda piyasa kat.ılımcıları Merkez Bankası Para Piyasası’ndan borçlanmakta
güçlük çekerler. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin bankanın MB nezdindeki
borçlanma limiti dolmuş olabilir ya da, yeterli teminatı olmayabilir. Bir diğer 
neden de maliyetin yükselmesi olarak karşımıza çıkabilir. Bu ve bunun gibi nedenlerden
ötürü söz konusu sistemi kullanamayan katılımcılar, diğer piyasa katılımcıları ile
doğrudan irtibata geçebilir ve işlem yapabilirler.

Buna göre, bankalara kendi aralarında, güvene ya da karşı tarafın kabul edeceği 
bir teminata (genellikle hazine bonosu) dayalı olarak borçlanırlar. Ancak bu sistemin
garantörü yok­tur. Dolayısıyla yine sistem katılımcıları birbirlerinin riskini analiz
ederler ve gayri resmi limitler tanırlar. Bu limitler doğ­rultusunda işlemler yürütülür
ve borçlanma sürdürülür.

Borçlanmanın repo şeklinde yapıldığı da görülür. Bu durumda direkt borçlanma yerine
tarafların karşı tarafın bonolarını teminat kabul ederek müşteri repo yapan banka
konumunda hareket ettikleri gözlemlenecektir.

Piyasada taraflar çift taraflı kotasyon verirler. Organize olmayan bir sistemdir.
Kotasyondaki alış-satış arasındaki fark karı ifade edecektir. İşlem yapmak için 
en iyi fiyat veren olmak ya da en iyi karşı tarafı saptamak gerekir. Market Maker,
alım ve satımında da en iyi fiyat veren olmaya çalışır, spreadi küçültür.

### Para Piyasası Enstrümanları ve Risk

Para piyasasına özgün enstrümanlar olduğunu söylemek güçtür. Ancak, kısa vadeli 
fon, arz ve talebinin karşılaştığı piyasalar olduğu dikkate alındığında ortaklık
ilişkisi ifade eden bir takım enstrümanların kullanılmadığını söyleyebiliriz. Buna
göre para piyasasında doğrudan borçlanma kullanılmakta, bunu kolaylaştırmak için
de hazine bonosu ve repo işlemleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Öte yandan, sıklıkla
kullanılmamakla birlikte hisse senetleri de türe v enstrüman ya da teminat olarak
kullanılabilmektedir.

Para piyasası, tanımı gereği kısa vadeyi ifade ettiğinden kı­sa vadeli faiz dalgalanmalarına.
karşı riski de yüksektir. Katı­lımcının bilançosunun iki tarafı da dikkate alındığında
aktifindeki hangi kalemi bu piyasadan fonladığı incelenerek risk düzeyi tespit edilebilir.
Örneğin bilançodaki bir duran varlığı ya da uzun vadeli bir bonoyu, repo ile fonlamak
ciddi bir fi­nansal risk anlamına gelecektir. Dolayısıyla hangi piyasanın tercih
edileceği (Sermaye Piyasası – Para Piyasası) şirketten şirkete ve beklentilere göre
değişecektir.

## Sermaye ve para piyasası araçları

### Menkul Kıymetler

Ortaklılık ve alacaklılık sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı
olarak kullanılan, dönemsel gelir geti­ren, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı
olan ve şartları Ku­rulca belirlenen kıymetli evraklara Menkul Kıymet denir.

Menkul kıymet olarak; hisse senetleri, hisse senedi türev­leri, geçici ilmühaberler,
yeni pay alma kuponlar, hazine bonoları, katılma intifa senetleri kar ve zarar ortaklığı
belgeleri” banka bonoları, banka garantili bonolar, finansman bonoları, varlığa 
dayalı menkul kıymetler, gelir ortaklığı senetleri, ter­tip halinde çıkarılan ve
2 yıl veya daha uzun süreli ipotekli borç ve irat senetleri, iç tüzüğünde kurucu
dışındaki aracı kuruluşlarca serbestçe alım satımı öngörülen A tipi yatırım fonu
katılma belgelerini sayabiliriz.

### Menkul Kıymet Özellikleri

Ortaklık veya alacaklılık sağlar, Belli bir meblağı temsil eder, Yatırım aracı olarak
kullanılırlar, Dönemsel gelir getirir, Misli nitelikte, seri halinde çıkarılır, 
ibareleri aynıdır, Şartları Kurulca belirlenir, Kıymetli evrak özelliğindedir.

### Menkul Kıymet Çeşitleri ve Tanımları

Hisse Senedi, Kara İştirakli Tahvil, Tahvil, Kar ve Zarar Ortaklığı Belgeleri (KOB),
Katılma İntifa Senetleri (KİS), Yatırım Fonu Katılma Belgeleri, Hisse Senedi İle
Değiştirilebilir Tahvil, ipotekli Borç ve İrat Senetleri, Banka Bonoları, Banka 
Garantili Bonolar, Finansman Bonoları, Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler, Hazine Bonoları,
Gelir Ortaklığı Senetleri

**Hisse Senedi: **Bir anonim şirketin sermayesinin birbirine eşit paylardan bir 
parçasını temsil eden ve kanuni şekil şartla­rına uygun olarak düzenlenen, hukuken
kıymetli evrak hük­münde bir belgedir.

**Kara iştirakli Tahvil:** Maktu bir faiz oranı yerine, bilanço . karından pay veren
tahvil çeşididir. Türleri; hem faiz hem kar payı veren, ya faiz ya da kar payı veren,
yalnızca kar payı ve­ren olarak 3 çeşittir.

**Tahvil:** Devlet ve de anonim şirketlerin ödünç para bul­mak için itibari kıymetleri
eşit ve ibareleri ayni olmak üzere çıkardıkları vadesi bir yıldan uzun olan borç
senetlerine tah­vil denir. Türleri; Primli Tahviller, Başabaş Tahviller. ikrami­yeli
Tahviller, Rüçhan Haklı Tahviller, Paraya Çevrilme Ko­laylığı olan Tahviller, Vadeden
Önce itfa Edilebilen Tahvil­ler, Garantili-Garantisiz Tahviller, Sabit ve Değişken
Faizli Tahviller, Endeksli Tahviller, Nama-Hamiline Yazılı Tahvil­ler olmak üzere
9 çeşittir.

**Kar ve Zarar Ortaklığı Belgeleri: **Anonim ortaklıklarının kar ve zarar ortak 
olmak üzere iştigal sahalarına giren tüm fa­aliyetlerin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını
karşılamak için yurt içinde ve yurt dışında satılmak üzere çıkardıkları kı ymetlerdir.

** Katılma İntifa Senedi (KİS)**: Ortaklıkların nakit karşılığı satılmak üzere, 
ortaklık haklarına sahip olmaksızın, kardan payalma, tasviye bakiyesinden yararlanma,
yeni payalma gi­bi haklar sağlayan menkul kıymetlerdir.

**Yatırım Fonu Katılma Belgeleri:** Türkiye’de kurulmuş olan yatırım fonlarının 
birbirine eşit bir payını temsil eden menkul kıymetlerdir.

**Hisse Senedi ile Değiştirilebilir Tahvil:** Sahibine belli bir süre içinde tahvillerini
aynı ortaklığın çıkaracağı hisse senet­leri ile belli fiyatlar üzerinden değiştirme
hakkı veren tahvil­lerdir .

**Banka Bonoları:** Kalkınma ve yatırım bankalarının borç­lu sıfatıyla düzenleyip
Kurulca kayda alınmasına müteakip ihraç ettiği emre veya hamiline yazılı kıymetli
evraktır.

**Banka Garantili Bonolar:** Kalkınma ve yatırım bankalarından kredi kullanan anonim
ortaklıkların, bu kredilerin te­minatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip alacaklı
bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca
kendi garantisi altında ve Kurulca kayda alın­masını müteakip ihraç edilen kıymetli
evraktır.

**Finansman Bonosu:** ihraççıların borçlu sıfatıyla düzenle­yip Kurul kaydına alınmak
suretiyle ihraç ederek sattıkları emre veya hamiline yazılı menkul kıymet niteliğindeki
kıy­metli evraktır.

**Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler:** İhraççıların kendi tica­ri işlemlerinden doğmuş
doğrudan veya temellük edilmiş ala­caklar karşılığında ihraç edilen kıymetli evraktır.

**Hazine Bonosu:** Vadesi 1 yıldan az olan Devlet iç borçlanma senetleridir.

**Gelir Ortaklığı Senedi (GOS):** Belli bir kamu altyapı tesi­sinin belli bir süre
içindeki gelirinin belli bir oranındaki bölü­müne karşılık gösterilen kamu ortaklığı
idaresi tarafından çı­karılan bir menkul kıymettir.

Menkul kıymet olarak pek çok enstrümanı sıralanmış ol­makla birlikte, biz pratikte
ağırlıklı olarak: kullanılan Hisse se­netleriyle tahvil ve bonoları detaylı olarak
inceleyeceğiz. Bu inceleme esnasında, bir türev enstrüman olarak yaratılan, re­po
enstrümanıyla da ilgileneceğiz. Zira saymış olduğumuz di­ğer enstrümanların ‘büyük
çoğunluğu geçmişte kullanılmış, bugün ise sadece mevzuatta yer alan ürünler.

### Hisse Senetleri

Hisse senedi; bir anonim şirketin sermayesinin birbirine eşit paylarından bir parçasını
temsil eden ve kanuni şekil şart­larına uygun olarak düzenlenen hukuken kıymetli
evrak hükmünde bir belgedir. TTK’nın hisse senetleri ile ilgili 399 ye devamı maddeleri
içinde hisse senetleri tanımlanmamış sadece nitelik ve özellikleri belirlenmiştir.
Geniş ve bilimsel bir tanımlama şöyle yapılabilir: Hisse senedi sermayesi paylara
bölünmüş ve karşılığında kıymetli evrak niteliğinde hisse senedi çıkarabilen anonim
ortaklık veya sermayesi paylara bölünmüş komandit ortaklıkların, kanuni şekillere
uygun olarak düzenledikleri belgeler olup, sermayesinin belli bir oranını temsil
ve sahiplerine o oranda ortaklık hakkı sağlayan senetlerdir.

### Hisse Senedi Türleri

Hisse senetleri TTK’nın 409. maddesine göre hamiline ve­ya nam”a yazılı olmak üzere
ikiye ayrılırlar. Bu ayrımın dışında hisse senetleri çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir.

#### Hamiline ve Nam’a Yazılı Hisse Senetleri ayrımı

Bu ayırımın önemi hisse senetlerinin devir işlemlerinde ortaya çıkmaktadır. Hamiline
yazılı hisselerde devir işlemi testimle tamamlanırken, nam’ a yazılı hisselerin 
devir işlemlerinde ayrı kaynaklar nedeniyle devir ciro edilmiş senedin devir alana
teslimi ve şirketi pay defterine kaydedilmesi ile mümkün olmaktadır.

#### Adi ve İmtiyazlı Hisse Senetleri

Hisse senetleri, ana sözleşmede aksine bir hüküm yok­sa sahiplerine eşit haklar 
sağlarlar. Bu tip hisse senetlerine adi hisse senetleri denir. Bir kısım hisse senetleri
ise adi hisse senetlerine nazaran kara iştirak ve genel kurulda oy kullanma bakımından
TTK’nın 401. maddesine dayanıla­rak ana sözleşme ile sahiplerine imtiyazlı haklar
tanıyabi­lir. Esas sözleşme ile imtiyazlı hisselere kardan belli oran­da özel temettü
dağıtımı öngörülebilir, rüçhan hakkı kulla­nımında, oy hakkında, tasfiye sonucuna
katılmada, organ üyeliklerinde aday göstermede tesislerden yararlanmada  bazı ayrıcalıklar
tanınabilir.

#### Bedelli ve Bedelsiz Hisse Senetleri

Yeni taahhüt veya ödeme yolu ile çıkarılan, diğer bir deyişle bedelli artırıma konu
olan hisseler ya kuruluş aşa­masında çıkarılırlar ya da sermaye artırımlarında rüçhan
hakkı kullanımıyla eski ortaklar tarafından veya halka arz yolu ile üçüncü kişiler
tarafından satın alınırlar. Yedek akçe, dağıtılmamış kar, yeniden değerleme değer
artış fonu gayrimenkul satış kazançları veya iştirakleri de­ğer artışlarının sermayeye
eklenmesi nedeniyle çıkarılacak hisse senetleri için yeni bir ödeme veya yeni bir
taahhüde gerek yoktur. Bu durumda yeni hisse senetleri eskisinin uzantısı olduğundan,
bedelsiz hisse senetlerini edinme hakkı eski ortaklara yani pay sahiplerine aittir.

#### Primli ve Primsiz Hisse Senetleri

 Türk hukuk sisteminde nominal değeri bulunmayan his­se senedi ihracı söz konusu
değildir. Öte yandan TTK 286. maddeye göre de nominal (itibari) değerinden aşağı
bir be­delle de hisse senedi ihraç edilemez. Üzerine yazılı değer ile ihraç edilen
hisse senetlerine primsiz, nominal değerin­den yüksek bedelle ihraç edilen hisse
senetlerine primli hisse senedi denir. Primli hisse senedi ihracı için ya esas sözleşmede
hüküm bulunmalı ya da genel kurul tarafından karar alınmalıdır. Kayıtlı Sermaye 
Sisteminde ise, esas sözleşme ile yetki verilmiş olmak üzere, yönetim kurulu karan
ile primli hisse ihraç edilebilir. Primli hisse ihraç edilmesi halinde oluşacak 
emisyon primleri vergiye tabi olmaktadır.

#### Kurucu ve İntifa Hisse Senetleri

Kurucu hisse senetleri, belli bir sermaye payını temsil et­mediği gibi şirketin 
yönetimine katılma hakkını da vermez. Bu durumda, kuruluş hizmeti karşılığı olmak
üzere, ana sözleşme hükümleri gereğince, şirket karının bir kısmını iştirak hakkı
temin etmek üzere ve daima kurucuların adlarına yazılı olmak şartıyla ihraç edilir.(
TTK m.402) İntifa hisse senetleri, şirket genel kurulunun alacağı kararla bazı kimselere
çeşitli hizmetler ve alacak karşılığı olarak kuruluştan sonra verilen ve sermaye
payını temsil etmeyen hisse senetleridir.

### Hisse Senetlerinin Yatırımcılara Sağladığı Haklar

Hisse senedi şirket sermayesinin belirli bir kısmını temsil eder ve sahibine her
türlü ortaklık haklarından yararlanma imkanı verir.

#### Bu haklar;

Şirket karından payalma hakkı, Şirket yönetimine katılma hakkı, Oy kullanma hakkı,
Rüçhan hakkı, Tasfiyeden payalma hakkı Şirketin faaliyetleri hakkında bilgi edinme
hakkı olarak sayılabilir.

### Hisse Senedi Şekil Şartları

‘Türk Ticaret Kanununun 413. madde hükmüne göre nam’ a ve hamiline yazılı hisse 
senetlerinde bulunması gerekli husus­lar şunlardır:

. Şirketin Ünvanı, Esas Sermaye Miktar, Şirketin Tescil Tarihi, Senedin Türü (Nam’a,
Hamiline, Adi kurucu vs.), Senedin itibari değeri.

Ancak kanunun önerdiği bu şekil şartlarından başka seçimlik olarak aşağıdaki bilgiler
de hisse senetlerine eklenebilir:

. Senedin ihraç tarihi, Esas sözleşmenin bazı önemli ve ikili maddeleri, Senedin
ihtiva ettiği pay adedi, Önceki sermaye artırımına ait bilgiler, Kuponlara ilişkin
bilgiler, Kuruluşu veya sermaye artırımını Onaylayan mahkeme ka­rarının tarih ve
numarası, Senedin tertip, gurup ve serisi.

SPK 23.06.1989 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, Se­ri I, No V Tebliği ile halka
açık şirketlere geniş kapsamlı bir hisse senedi standardı getirmiş ve kullanılacak
kağıdın niteli­ği, baskıda kullanılacak renk ve desenler, boyutlar, kupon boyutları,
sayıları ve dizilerini, kuponların numaralandırılması Ve kullanım esasları, hisse
senetlerinin içeriği gibi konularda standart düzenleme yapmış bulunmaktadır.

Hisse senetlerinin şekil şartlarından bu kadar bahsettikten sonra belki biraz hakaret
gibi olacak ama, bahsettiğimiz şekil şartları yakın gelecekte önemini yitirecek.
Önemini yitirecek diyoruz çünkü, SPK artık bu 4isselerin kaydi olarak yaratıl­ması
ve saklanmasını istiyor. Buna göre tüm hisse senetleri “Merkezi Kayıt Kuruluşu” 
tarafından hazırlanacak ve Takas­bank’a devredilecek. Bu arada da işlem sonuçlarına
göre he­sap bazında izlenecek. Yani artık hisse almak, eve götürmek, katlayıp saklamak
yok. Bunları sandıktan çıkarıp üzerindeki toza üflemek hiç yok. Kısacası artık hisse
fetişizmi yok, “Be­nim, hisselerimi almam, onlara dokunmam lazım” yok.
Hisse Senedi
Fiyat Tanımlamaları

Hisse senedi fiyat kavramındaki başlıca tanımlamalar no­minal fiyat, ihraç fiyatı,
piyasa fiyatı ve borsa fiyatıdır.

**Nominal (itibari) Fiyat:** Pay senedinin yazılı olan fiyatı­dır. Toplam sermayenin
miktarını belirleyebilmek ve bunun­la ikili muhasebe kayıtlarını yapabilmek için
pay senedini} ilk çıkarılışı sırasında ortaklık yönetimi tarafından verilen, de­ğerdir.
Uygulamada en sık görülen pay senedi nominal fiyatı 1000 TL’dir. Minimum 500 TL 
olabilir. 100 TL ve katlarında farkla arta bilir.

İhraç Fiyatı: Hisse senetlerinin şirket tarafından çıkar dışı aşamasında satışa 
sunulduğu fiyattır. Halka arz fiyatı da denilebilir.

**Piyasa Fiyatı:** Bir pay senedinin sermaye piyasasında alıp satıldığı fiyat, o
pay senedinin piyasa fiyatı olarak tanım­lanır. Arz ve talep koşullarına göre oluşan
fiyattır. Halka açık olup, borsada işlem senetler için geçerlidir.

**Borsa Fiyatı: **Borsada işlem görmeye başlayan hisse senetlerinin, borsadaki arz
ve talep koşullarına göre oluşan fiyattır.

### Hisse Senedinin Değer Tanımlamaları

Hisse senedi değer tanımlamaları, hisse senedi verimliliği­nin saptanmasında kullanılan
ölçümlerde ve analizlerde ele alınan tanımlanmalardır.

**Defter Değeri: **Bir işletmenin öz sermaye toplamının pay senedi sayısına bölünmesiyle
belirlenir. Burada öz sermaye ile, ödenmiş sermaye, ihtiyatlar toplamı, dağıtılmamış
kar­lar, yeniden değerleme değer artış fonları ve bu türdeki diğer fonlarla karşılıklar
kastedilmektedir. İşletmenin öz sermayesi ödenmiş sermayesinden yüksekse, defter
değeri nominal de­ğerden yüksek, aksi durumda ise nominal değerden düşük olacaktır.

**Tasfiye Değeri (Likiditasyon Değeri): **Şirket varlığının belli bir süre içinde
zorunlu satışı ile sağlanabilecek değerden tüm borçlar ödendikten sonra kalan miktarın,
hisse senedi sa­yısına bölünmesi sonucu bulunan değerdir.Tasfiye değeri pi­yasa 
değerinin araştırılmasında önemlidir. Çünkü şirketin his­se senetlerinin piyasa 
değeri için, tasfiye değeri alt sınırı oluşturacaktır .

**İşleyen Teşebbüs Değeri:** Burada, işletmenin bir bütün olarak çalışır durumda
devredilmesi halinde bulacağı değer söz konusudur. Tasfiye değeri, piyasa değeri
için alt sınırı oluştururken, işleyen teşebbüs değeri de üst sının oluşturacaktır.

**Net Aktif Değeri:** Hisse senedinin belirli bir faaliyet dönemi sonunda (genellikle
bir yıl) düzenlenen bilançodaki net aktif tutarı ile tanımlanmasıdır.

**Alternatif Gelir Değeri**: Ortaklar tarafından oluşturulan sermayenin, şirket 
içinde şirket sermayesi şeklinde kullanılmayıp, başka bir yatırım alanında değerlendirilmiş
olması halinde, hisse senetlerine yatırılan sermaye miktarı ile elde edilebilecek
alternatif gelirden bir hisseye düşen gelir tutarının açıklar.

**Gerçek Değer: **Bir pay senedinin gerçek değeri, o pay senedinin ait olduğu işletmenin
varlıkları, karlılık durumu, dağıtılan’ kar payları, sermaye yapısı gibi değişkenlerin
belirle­diği değer olarak tanımlanır. Gerçek değer, bir anlamda yatı­rımcıların,
işletmenin gelecekte gelir yaratma potansiyelini ve kendilerinin bu hisse senedinden
bekledikleri kazanç oranını göz önüne alarak işletmenin pay senedine biçtikleri 
mevcut koşullar altında söz konusu hisse senedi için normal bulduk­ları değerdir.

### Tahvil ve Bonolar

Kamu kesimi kurum ve kuruluşlara özel kanunla kısa, va­deli nakit ihtiyacını karşılamak,
yatırımların finansmanını sağlamak gibi amaçlarla menkul kıymet ihraç yetkisi tanın­mıştır.

Hazine tarafından ihraç edilen menkul kıymetler de vade yapısına göre Hazine Bonosu
veya Devlet Tahvili (HB/DT) olarak adlandırılırlar.

**Hazine Bonosu: **Bir yıldan daha kısa vadelerde ihraç edi­len menkul kıymetlerdir.

**Devlet Tahvili:** Bir yıl veya daha uzun vadeli olarak ihraç edilen menkul kıymetlerdir.

ihraç edilen menkul kıymetlerin kupürleri min. 5 milyon TL nominal olarak düzenlenmektedir.
Yapılacak işlemlerde nominal tutar belirlenirken 5 milyon TL. nominal ve/veya katlan
olmasına dikkat edilmelidir.

Hazine bonoları nominal değer üzerinden belirli bir faiz oranı ile iskonto edilerek
satışa sunulmaktadır. Devlet tahvil­leri ise hem iskontolu hem kupon ödemeli olarak
ihraç edile­bilir. Kupon vadeleri her 3 ayda bir öden1eli ve senede bir ku­pon ödemeli
olarak düzenlenebilir. Bunun dışında enflasyona (TÜFE) endeksli tahviller de ihraç
edilmektedir.

Özel sektörün. ihraç ettiği borçlanma senetlerine ise “Fi­nansman Bonosu” denmektedir.

### Repo İşlemleri

Sermaye Piyasası Kurulunca “Menkul kıymetleri geri alma veya geri satma taahhüdü
ile alım satımı” yetki belgesi almış aracı kurumlarca daha önce ihraç edilmiş olan
sermaye piya­sası araçlarının yazılı bir çerçeve anlaşması uyarınca, kendi aralarında
veya gerçek ve tüzel kişiler ile belirli bir vade ve belirli bir fiyattan geri alma
satma taahhüdü ile alış-satış iş­lemlerine Repo/Ters Repo denmektedir. Repo işlemleri
ban­kalar ve A tipi aracı kurumlar tarafından yapılabilmektedir.

Repo işlemlerinde vade serbestçe belirlenir. Piyasa koşul­larına göre bazı durumlarda
kısa vadeler, bazı durumlarda uzun vadeler tercih edilir. Ancak, repo işlemi yapan
yatırım­cılar, genellikle ellerinde bulunan ve ne zaman kullanılacağı önceden belli
olmayan paralarını çok kısa vadelerde değerlen­dirirler. En çok kullanılan vade 
DIN (overnight) yani gecelik repodur. DIN repo, reponun yapıldığı günden başlamak
üzere takip eden ilk iş günü vadesi sona eren repolara denmektedir. Dolayısı ile
cuma günleri yapılan DIN repolarda vade 3 gün, herhangi bir resmi tatil öncesinde
yapılan DIN repolarda vade tatil süresine göre arada geçen gün sayısı kadardır.

Günümüzde repo işlemleri İMKB aracılığıyla da yapıl­maktadır. İMKB bünyesinde oluşturulan
repo piyasasında -bankalar/aracı kurumlar birbirleriyle işlem yapmaktadır. Bu piyasada
müşteriler işlem yapamamaktadır. İMKB repo piya­sasında yapılan işlemler hergün 
09.30-14.00 saatleri arasın­da olmaktadır.

### Yatırım Fonları

Yatırımcılardan, katılma belgeleri karşılığı toplanan paralarla belge sahipleri 
adına riskin dağıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre hareket ederek
menkul kıymetlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla kurulan mal varlığıdır. Ya­tırım
fonları, bankalar, aracı kurumlar ve sigorta şirketleri ta­rafından kurulabilir.
Kuruluşta asgari fon tutarı 100 milyar en az olamaz. (Bu tutar her yıl ilan edilen
yeniden değer­ katsayısı oranı dikkate alınarak belirlenir)

Yatırım fonları kurulurken, fonun çalışma şeklini, yatırım yapılacak kıymetlerin
niteliği ve asgari-azami miktarlarını  gösteren kuralları içeren içtüzük hazırlanır
ve kurucu tarafın­dan tahsis edilecek fon tutarı kadar avans ile içtüzükte belirti­len
hükümler çerçevesinde bir portföy oluşturulur. Oluşturu­lan portföy paylara bölünerek
payları temsil eden katılma bel­geleri halka satışa sunulur. Satıştan elde edilen
tutarlar ile ku­rucu tarafından tahsis edilen avans geri ödenir. Avansın tama­mı
geri ödendikten sonra, mal varlığı ve hesaplarının takibi açısından fon, kurucudan
bağımsız bir tüzel kişilik olarak iş­levine devam eder. Kurucunun yatırım fonundan
elde edeceği gelir sadece fon toplam değeri üzerinden alınacak yönetim ücretidir.
Yönetim ücretinin oranı yatırım fonu içtüzüğünde belirtilir.

Yukarıdaki bilgi çerçevesinde; katılma belgelerinin satı­şından elde edilen nakit
kurucu açıs1ndan hiçbir zaman kaynak teşkil etmez. Çünkü katılma belgesi karşılığında
fona ge­lecek nakit karşılığında bir menkul kıymet alınarak değerlen­dirilmek zorundadır.

Bu böyle görünse de fona yapılacak hisse alım-satım iş­lemleri, kurumun yatırım 
şirketinden yapılacağına ve bu yatırım şirketi de işlemlerden komisyon alacağına
göre aslında alım-satım işlemleri üzerinden yatırımcı gizli bir bedel daha öder.
Ayrıca fondan her an bazı çıkışlar olabileceğinden fonun minik bir kısmı nakit olarak
tutulursa herhalde bu mali­ etsiz kaynak, fonu işleten kurumun şubelerinden birinde
yatacaktır.

### Kaç Çeşit Yatırım Fonu Vardır?

Yatırım fonları, içtüzüklerinde belirtilmek koşuluyla aşa­ğıdaki tür1erde kurulabilir.

i) Fon portföyünün en az % 51 ‘ini devamlı olarak

a) Kamu ve/veya özel sektör borçlanma araçlarına ya­tırmış fonlar “TAHVİL VE BONO
FONU”,

b) Özelleştirme kapsamına alınanlar dahil Türkiye’ de kurulmuş ortaklıkların hisse
senetlerine yatırmış fon­lar “HİSSE SENEDİ FONU”,

c) Belirli bir sektörü oluşturan ortaklıkların, menkul kıymetlerine yatırmış fonlar“
SEKTÖR FONU”,

d) İştiraklerce çıkarılmış menkul kıymetlere yatırmış fonlar “İŞTİRAK FONU”,

e) Belli bir topluluğun menkul kıymetlerine yatıran fonlar “GRUP FONU”,

f) Yabancı özel ve kamu sektörü menkul kıymetlerine yatırmış fonlar “YABANCI MENKUL
KIYMETLER FONU”

g) Ulusal ve uluslararası borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler
ile bu madenlere dayalı ser­maye piyasası araçlarına yatırmış fonlar “ALTIN VE DİĞER
KİYMETLİ MADENLER FONU”,

i) Portföyünün tamamı;

h) Hisse senetleri, borçlanma senetleri, altın ve diğer kıymetli madenler ile bunlara
dayalı sermaye piyasa­sı araçlarından en az ikisinden oluşan ve her birinin değeri
fon portföy değerinin % 20’sinden az olmayan fonlar “KARMA FON”,

ı) Vadesine 90 günden az kal.mı.ş sermaye piyasası  araçlarından oluşan fonlar “
LIKIT FON”,  

j) Portföy sınırlamaları itibariyle yukarıdaki türlerden herhangi birine girmeyen
fonlar “DEGIŞKEN FON” ,

   iii) Portföyünün en az % 80’1 devamlı olarak;

k) Kurul tarafından uygun görülen bir endeksin değeri ile fonun birim pay değeri
arasındaki korelasyon kat­sayısı en az %90 olacak şekilde, endeks kapsamında­ki 
menkul kıymetlerin tümünden ya da örnekleme yoluyla seçilen bir kısmından oluşan
fonlar “EN­DEK S FON”” olarak adlandırılır.

Fon içtüzüklerinde belirtilmek suretiyle, portföy değerinin aylık ağırlıklı ortalama
bazda en az % 25’ini, devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan
Kamu İktisadi Teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine
yatırmış fonlar; A tipi, diğerleri B tipi olarak ad­landırılır ve bu tipler fon 
türleri ile birlikte belirtilir.

Katılma belgeleri önceden belirlenmiş kişi veya kuruluşla­ra tahsis edilmiş fonlar“
ÖZEL FON” olarak adlandırılır.
Eurobond

Bir ülkenin dış borçlanmasında kullandığı enstrümanlar olan Eurobondlar ülkemizde
son dönemde yüksek talep gören bir enstrüman durumuna gelmiştir.

Eurobond; ülkenin dış borçlanmasında kullandığı, genellikle Euro ve Dolar cinsinden
ihraç edilen ve uzun vadeli borçlanma senetleridir. Tanım olarak hazine bonosu ve
devlet tahvilleri ile benzerdir. Ancak, daha önce de belirtildiği üzere iç borçlanmaya
yönelik olan bu kağıtlar DİBS (Devlet İç Borç­lanma Senedi) olarak tanımlanmakta
iken, Eurobondlar dışborç statüsündedirler.

Eurobondlar ülkemizde nominal değerleri üzerinden ihraç edilmekte ve vadelerinde,
sahibine yine nominal değer üze­rinden geri dönüşleri olmaktadır. Ancak vade boyunca
genel­likle yılda 1 ya da 2 kere olmak üzere kupon ödemeleri ol­maktadır. Dolayısıyla
bu kağıtların satış fiyatlarını ya da ve­rimlerini hesaplamak gerektiğinde, vade
sonunda alınacak it­fa değerinin yanısıra vadeye dek alınacak kupon ödemeleri de
dikkate alınmalı ve tüm bu nakit akışları bugüne indirgenme­lidir .

Eurobondların fiyatlandırılması esnasında, tanımları gereği vadelerine dek pek çok
kupon ödemesi yapacaklarından ve bugünkü değerlerinin bulunması esnasında tüm kupon
ödemelerinin bugünkü değere iskontolanması gerektiğinden, he­sap yükü oldukça fazladır.
Bu nedenle bu kağıtların bugünkü değerleri ya da verimleri hesaplanırken bankanın
kurulu siste­minden ya da finansal hesap makinelerinden yararlanmak akılcı olacaktır.

Mevduat

Mevduat, bir gerçek veya tüzel kişinin sahip olduğu hazır bir satın alma gücünün
kullanılmayarak vadeli veya vadesiz olarak bankaya bırakılmasıdır. Türkiye’ de sadece
ticaret ban­kaları mevduat toplamaya yetkilidir. Bankalar Kanununa gö­re, yazılı
ya da sözlü olarak veya bir ivaz karşılığında istenildiğinde ya da belirli bir vadede
iade edilmek üzere para kabu­lü mevduat sayılır.

###  Mevduat türleri:

Tasarruf mevduatı resmi kuruluşlar mevduatı, Ticari kuruluşlar mevduatı, Bankalararası
mevduat, Diğer kuruluşlar mevduatı.

Mevduat hesabı açılışında hesaba yatırılacak tutan sınırla­yan bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bankalar maliyetleri ile ilgili olarak belirleyecekleri bir tutardan düşük ortalaması
bulunan vadesiz hesaplardan masraf talep edebilir, tespit edecekleri bakiyenin altında
bulunan vadesiz mevduat hesaplarına faiz tahakkuk  ettirmeyebilirler. vadeli mevduat
hesabı açıla­bilmesi için bir alt sınır getirebilir.

Bankalar mevduat hesabı açılışlarında ve hesap kullanılac­ak yapılacak diğer bankacılık
işlemlerinde, vergi kimlik numarası, Türk uyruklu gerçek kişiler için nüfus hüviyet
cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport, yabancı uyruklu kişiler için kendi ülke pasaportu
veya ikamet tezkeresi, ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler için tescile dair 
belgelerinin bir örneği ile tüzel kişi adına hareket eden kişinin temsile yetkili
olduğuna dair belge ve imza sirküleri fotokopisini talep ederler. Mevduat hesabı
açılışında damga vergisine tabi sözleşme/taahhütname imzalanması, banka tarafından
verilen hesap cüzdanlarında ise banka şube ismi ve genelde iki yetkili imzasının
bulun­ması gereklidir. imzalanan sözleşme veya taahhütname ile banka hesap cüzdanlarında
bulunan açıklamalardan bilgi edi­nilmesi yararlı olacaktır.

iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin ortak kullan­ması amacıyla bankalarda
açtırdıkları hesaplara “müşterek hesap” adı verilir. Müşterek hesaplar vadeli veya
vadesiz olabilir ve verilecek yazılı talimata göre müşterek imza ile veya münferiden
kullanılabilir.

 Bankalarda işlem yapacak gerçek kişilerin tasarruf ehliyetine sahip olması (reşit
olması, mümeyyiz olması, mahcur ol­maması) ile mümkündür. Reşit veya mümeyyiz olmayan
ya da mahcur olan bir gerçek kişi ile yapılacak her türlü işlem kanuni temsilcisinin
icazeti olmadıkça hukuki değildir. Bu kimseler, ancak kanuni temsilcileri olan veli,
vasi veya kay­yum aracılığı ile tasarruf ta bulunabilirler. Bankalarda tüzel ki­şiler
adına yapılacak işlemler ise tüzel kişiler adına hareket edebilecek iradi temsilci(
vekil, ticari mümessil, ticari vekil) gerçek kişilerce yapılır.
Vade

**Vadesiz Mevduat:** istenildiği anda geri çekebilmek amacı ile açılmış hesaplardır.

**Vadeli Mevduat: **Belirli bir süre sonunda geri çekilmek şartıyla açılmış, bir
günden daha uzun vadeli mevduat hesap­larıdır. Vadeli mevduat süreleri TC Merkez
Bankasınca belir­lenmektedir. Bankalarca 1 aya kadar, 3 aya kadar, 6 aya kadar ve
1 yıla kadar vadeli mevduat hesabı açılabilir.

**ihbarlı Mevduat:** Çekileceği tarihten 7 gün önce yazılı bir ihbar ile bankadan
geri alınabilecek mevduattır.

**Kırık Vadeli Mevduat: **Tasarruf sahibi 1 ay, 3 ay, 6 ay ve 1 yıl gibi sabit vadeler
veya ihtiyacına göre bir yıla kadar olar vade dilimlerinde tanınmış olan kırık vade
imkanından fayda. lanıp, ara mevduat grubunda da istediği tarihte vadesi dolaca}
şekilde hesap açtırabilir. Kırık vadeli TL mevduat hesapları nın vadesi 7 günden
az olamaz.

Vadeli hesapların vadesi sonunda yenilenmesi (temdit edilmesi) müşterinin talimatı
veya hesap cüzdanı ile müraca­at edilmesi halinde yapılır. Hesabın aynı veya farklı
bir vade yeniden açılması anlamındaki yenilemede, yenileme tari­hinde banka tarafından
uygulanan faiz oranı geçerli olacaktır. Müşteri talimat veya talebinin bulunmaması
halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonundan itibaren vadesiz
mevduat faizi uygulanabilir.

**TL hesaplarındaki vadeler;**

1 aya kadar vadeli olan hesaplar: 7 – 30
3 aya kadar vadeli olan hesaplar: 31 – 
906 aya kadar vadeli olan hesaplar: 91 – 1801 yıla kadar vadeli olan hesaplar: 181–
364 gün olarak hesaplanır.

**Diğer taraftan, döviz tevdiat hesaplarında kırık vade uygulaması 28 günden başlar
ve vadeler;**

1 aya kadar vadeli olan hesaplar: 28 – 31
3 aya kadar vadeli olan hesaplar: 32 –
916 aya kadar vadeli olan hesaplar: 92 – 1811 yıla kadar vadeli olan hesaplar: 182–
364 gün olarak hesaplanır.

### Faiz

Resmi mevduat hariç, mevduata uygulanacak faiz oranları banka ile müşteri arasında
serbestçe belirlenir. Ancak, banka­lar müşterilerine verebilecekleri azami faiz 
oranlarını ilan ta­rihinden önce TC Merkez Bankası’na bildirmek ve uygulaya­cakları
azami mevduat faiz oranlarını tüm şubelerde müşteri­lerinin görebileceği şekilde
ilan etmek zorundadırlar.

**Valör: **Faiz hesabına esas teşkil eden tarihe valör tarihi de­nir. Paranın bankaya
yatırıldığı günü takip eden ilk işgünüdür. Vadeli hesaplar, vadelerinde çekilmeden
yenilendikleri tak­dirde önceki hesabın vade sonu tarihi yeni hesabın valör tari­hi
olmaktadır. Döviz tevdiat hesaplarında efektif teslimatı ile hesap açılırsa paranın
bankaya yatırıldığı günü takip eden ilk işgünü valör olarak verilmekte, travellers,
eurocheque ve banka çekleri ile açılacak hesaplarda ise valör tarihleri 7-15 gün
arasında değişebilmektedir. Muhabirlerden alınan ödeme emirleri ve yurtdışı temsilcilikler
vasıtasıyla gelen havaleler­ de valör tarihleri bankadan bankaya değişiklik göstermektedir.

**Vade: **Hesap açılışında, valör tarihi ile hesabın kapatılma­sı için tespit edilen
tarih arasındaki süredir. Vade sonu hesa­bın kapatıldığı (paranın çekileceği) tarihtir.
Vadenin ay veya yıl olarak belirlenmesi halinde vade sonu, vadenin son buldu­ğu 
ayda valör tarihine karşılık gelen gündür. O ayda valör ta­rihine karşılık gelen
gün yoksa, ayın son günü vade sonudur.

**Gün sayısı: **Faiz gün esasına göre hesaplanır. Faiz hesabı­na esas gün sayısına
valör tarihi dahil edilirken vadenin son günü dahil edilmez.

Bankaların müşterilerine ödeyecekleri mevduat faizleri­ üzerinden Bakanlar Kurulunca
tespit edilecek oranlar üzerin­den gelir vergisi ve fon kesintisi ( stopaj) yapılır.
Gelir vergisi oranlan:

**TL mevduatlar için:**

Vadesiz ve ihbarlı hesaplarda, %16
3 aya kadar (3 ay dahil) vadeli hesaplarda, %
166 aya kadar (6 ay dahil) vadeli hesaplarda, %141 yıla kadar vadeli hesaplarda,%
1 O .1 yıl ve daha uzun vadeli hesaplarda, 0/06 olarak tespit edilmiş, ve bu tutarlar
üzerinden ayrıca %10 fon kesintisi yapılmaktadır.

**Döviz mevduatlar için:**

1 yıla kadar vadeli hesaplar için, %18
1 yıldan uzun vadeli hesaplar için, % 16

gelir vergisi ve bu tutar1ar üzerinden % 1 O fon kesintisi yapılmaktadır.  

### Döviz

Türk Parasını Koruma Kanununda dövizin tanımı şu şekil­de yapılmıştır: “Efektif 
dahil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev’i hesap, belge ve vasıta”

Konvertible döviz ise diğer ülke paralarına çevrilebilen dö­vizlerdir. Bu tür dövizler,
değer işlem, ticari hacim ve istikrar bakımından uluslararası geçerliliğe sahiptirler.
Bir ülke para­sının diğer ülke parasına serbestçe dönüştürebilmesine kon­vertibilite
denir. Ancak ülke koşullan gereği bir ülkede kon­vertibil olarak kabul edilen bazı
yabancı paralar diğer bir ül­ke için konvertibil olmayabilir.

Türkiye’de TCMB tarafından döviz ve efektif fiyatlan ayrı ayrı belirtilen yabancı
paralar konvertibile olarak kabul edi­lir. Bu dövizler TC MB tarafından günlük olarak
ilan edilir. Şimdi de döviz ile ilgili çeşitli terimleri gözden geçirelim:

**Parite (çapraz kur): **Yabancı paraların birbirlerine olan oranıdır. İlan edilen
günlük kur listelerinde “Diğer Dövizlerin Dolara Olan Pariteleri” ya da “Çapraz 
Kurlar” başlığı altında bu oranlar verilir.

**Evalüasyon:** Dönem sonlarında döviz hesaplarının belirle­nen kurlara göre TL’ye‘
dönüştürülerek dönem sonu gerçek değerlerinin saptanması işlemidir.

**Arbitraj**: Çeşitli ülkelerdeki yasalarda kote edilen bir para­nın/malın değeri,
muhtelif nedenlerle başka bir piyasada daha düşük olabilir. Bu kur/fiyat farklılıklarından
yararlanarak ka­zanç sağlama işine arbitraj denir.

**Libor: **Londra para piyasasında yürütülen işlemlerde, bi­rinci sınıf bankaların
birbirlerine borç vermek için kullandığı orandır.
