# Soylu: Türkiye bir operasyona tabi tutuluyor, hedef Türkiye

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/soylu-turkiye-bir-operasyona-tabi-tutuluyor-hedef-turkiye-64269h/
- Yayımlanma: 2021-05-24T23:28:12+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Habertürk’te Açık ve Net Özel’e konuk olan Soylu, Kübra Par moderatörlüğünde; gazeteciler
Merdan Yanardağ, İsmail Saymaz, Veyis Ateş ve Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtladı.

Soylu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde: 

-Bir organize suç şüphelisinin, suçlusunun, yıllarca Türkiye’de herkesin bildiği,
tanıdığı, hayatının nereden geldiği belli olan bu ismin iftiraları, iddiaları saçmadır.
Bu iddialarla muhatap değiliz, bunu doğru bulmuyoruz. Birinci ve ikinci videoda 
dikkat ederseniz şahsımla alakalı hiçbir şey yok. Hepimiz eski Türkiye’yi biliyoruz.
Bir delinin her türlü sapkınlığın içerisinde olan kişinin söylediği ipe sapa gelmez
sözler olarak görmedim. İstihbaratımızda binlerce elemanımız var. Terör örgütleriyle
diğer organize suç çeteleriyle nasıl mücadele ettiğimizi biliyoruz. Bazen en büyük
uyuşturucu kaçakçılığını onlar vasıtasıyla öğreniyoruz.

-Baktım ki, bir eleman bir spikerlik yapıyor. Bir sözcülük ortaya koyuyor. İddiaları
ve iftiraları tamamen boş olsa da devlete laf ediyor, Türkiye’ye güya kendi adına
vesayet ortaya koymaya çalışıyor güya, tırnak içinde. Ve herkese ipiniz elimde diyor
ve Türkiye’de bir sessizlik hakim. Neticede terörle mücadele etmişiz, Türkiye’de
suç çeteleriyle mücadele etmişiz darbe vurmuşuz. Uyuşturucu ile mücadele ediyoruz,
etmişiz. En önemli yakalamaları, operasyonlar yapmış sonuç elde etmişiz. FETÖ ile
mücadele ediyoruz. DEAŞ yanı başımızda. Türkiye bunlarla mücadele ederken sanki 
birileri Türkiye’nin sahayı temizlemesinden ya ürkerek ya da son kaleyi kaptırmamak
için bir hamleye gidiyorum.

-Yıl 2005. Ben Başbakan Yardımcısıyım. AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu. Başbakan
Davutoğlu. 7 Haziran seçimleri öncesi MYK toplantısında ‘Biz HDP ile anayasa yapabiliriz’
diye bir cümle çıktı ağzından. Hepimiz baktık. Seçim geçtikten sonra AK Parti çoğunluğu
elde edemedi, tek başına iktidar kurabilme kabiliyeti oluşmadı. Ya CHP ile ya diğer
siyasal partilerle biraraya gelecek. Bugünkü gibi hatırlıyorum. İlk MKYK toplantısında
bugün Deva Partisi’nin başkanı Ali Babacan, “Bu işlere bakmamalıyız, şu anda ekonomiyi
ayakta tutmalıyız” dedi.

-Dedim ki, “Bizim sorumluluğumuz bugün demokrasiyi ayakta tutmak ve hükümeti kimin
kurabileceğine ait çabalarımızı gerçekleştirebilmek”. Bu seçim tamamlanmamıştır,
kampanya devam etmektedir, dedim. Kasım’da da seçim oldu. Sayın Davutoğlu ve ekibi
CHP’yle AK Parti’nin iktidarı için canhıraş mücadele verdiler. Bir kısım arkadaşlarımız
bunun doğru olmayacağını, Türk siyasetinin doğasına aykırı olduğunu, Türkiye’yi 
başka bir tarafa doğru getirebileceğini ortaya koydu.

-Büyük bir mücadele başladı. Bir taraftan HDP ile anayasa yapabilme kabiliyeti ortaya
koyan birisi. Dert Recep Tayyip Erdoğan. Onu külliyede enterne edip, hareketsiz 
halde bırakan, ABD’nin Avrupa üzerinden uyguladığı politikayı Türkiye’de hakim kılmak.
Bunun doğru olmadığını söyledik. Tartışmalar o kadar şiddetli oluyordu ki, bir ara
sayın Davutoğlu’nun tam anlamıyla dengesi kayboldu, ‘Hepinizin odalarında neler 
konuştuğunu dinletiyorum ve biliyorum’ dedi. 7 Haziran 2015-1 Kasım 2015 arasındaki
süreci anlatıyorum. 

-Ben partinin teşkilat başkanıydım. ‘Hepinizin odalarında neler konuştuğunu tek 
tek biliyorum’ diyordu MYK üyelerine söyledi bunu. Koalisyon tartışmaları yaşandığı
zamanlar. ‘Hepinizin neler söylediğinizi biliyorum’ dedi. Biz donduk, arkadaşlarımızla
birbirimize baktık. Bunun Türkçe ne anlama geldiği apaçık ortada. Daha sonra çeşitli
dedikodular çıktı, fiziki takibin yapıldığı yönünde ama karineye ulaşamadık.

-Sayın Cumhurbaşkanımızla bugün gibi hatırlıyorum Külliye’de birlikte olduk. ‘CHP
ile iktidar hazırlığı sözkonusu, genel gidişat bu’ dedim. ‘Sen ne düşünüyorsun’ 
dedi. Dedim ki, ‘Rahmetli Erbakan 1974’de yaptı üzerinden darbe geçti. Yarım yamalak
da olsa Refahyol ‘a ancak geldi. 1994’de SHP ile beraber yaptık, veladdalin amin!
Türk siyasetinin doğasına uygun bir doğa değil. Vatandaş iki tarafı birbirini denetlesin
diye, birbiriyle uzlaşsınlar diye değil, tam tersi birbirini kontrol etsinler diye
1800’lerin sonundan itibaren bir siyasal sistem kuruldu. Bunu getirip dışarıdan 
angaje edilmemiş. Doğal bir serüven bu. Bu serüven ne zaman bozulmuşsa sıkıntı meydana
geldi. Sayın Cumhurbaşkanımıza ‘ben bunun yanlış olacağını düşünüyorum’ dedim. ‘
Haklısın’ dedi.

-1 Kasım seçimlerinden sonra bu mücadele devam etti. Ahmet Davutoğlu’nun etkili 
olduğu think thang kuruluşlarından birisine bugün HDP’nin eş başkanlarından Mithat
Sancar geldi. Bir şey söyledi orada. Özeti şu; Apo içeriden çıkacak. İki, Suriye’de,
Kuzey Suriye’de bir devlet kurulacak, başına geçecek. Üçü, Türkiye’de özerk bir 
anayasa yapılacak, kendine ait bir anayasa yapılacak. Ki biz bunu daha sonra CHP,
İYİ Parti, HDP’nin kendi içerisinde o şeyi gördük. Yukarıdan aşağıya bir değerlendirme
yaptık.

-Sayın Cumhurbaşkanımızın külliyeye nasıl sıkıştırılmak istendiğini hep beraber 
gördük. Hakikaten bu meselelerin hangi siyasal sonuçlar doğurduğunu da bütün Türkiye
gördü. Ben teşkilat başkanıydım. Sayın Davutoğlu ile çalıştım da. O dönem de çok
iyi olmadığımız süreçler yaşadık. Biz 6-7 arkadaş biraraya geldik, ‘bu mesele tehlikeyi
bir noktaya gidiyor’ dedik. ‘Bunun geri dönüşü olmayacak’ dedik.

-CHP ile kurulacak koalisyon 1 Kasım’dan sonra butlan oldu. Bir Recep Tayyip Erdoğan
varlığı var. Siyaset bilgisi var, Türkiye’de yaptıkları var. Bir de dışarının eliyle
onun sıkıştırılmaya çalışıldığı bir süreç var.

-Burada ortaya çıkan süreç tam anlamıyla, biz arkadaşımızla mücadele başlattık, 
3-4 arkadaşımız ve o zaman da büyüklerimiz vardı. İsimlerini vermeyeyim. Sayın Davutoğlu’nun
partinin içerisinde, partinin genel kuruluş kodlarını, yürüyüşünü, vizyonunu, sayın
Cumhurbaşkanımızın vizyonuna uygun hareket etmediği kanaatini bir vesileyle gördük.

-Bir MKY öncesinde imzalar toplandı. Bunda benim de dahlim var. Arkadaşlarımızın
da dahlim var. Ben burada olduğum için söylüyorum. Netice itibariyle HDP, Kuzey 
Suriye veya Apo veya başka bir şey meselesini kendi siyasal anlayışımızdan uzaklaştırmık
olduk. Yıl 2015 ve 2016. Sonra Binali Bey genel başkan oldu.

-Bugün bir Kuzey Suriye’de bir devlet kurulmaya çalışılıyor. Suriye’nin içerisinde
ABD’nin üsleri 6’dan 14’e çıktı. 2020 ve 2021’de. Bir taraftan bütün bunlar sağlanırken
Türkiye’ye karşı bir ekonomik saldırı var. Bunu hep berebar yaşadık. Türkiye dağılsın,
ekonomik olarak küçülsün, hareket kabiliyeti olmasın. Bizim istediğimiz bir anayasası
olsun. Türkiye, Suriye, Lübnan, Irak gibi ülkelerin konumuna düşsün. 17-25, 6-7 
Ekim, 15 Temmuz. Bütün süreçlerin içerisinde Türkiye bir operasyona tabi tutuluyor.
Dikkat ederseniz Türkiye’nin faizi 4-4,5’tu. Bugün 20 seviyelerinde. Burada Türkiye’nin
üzerine getirilmeye çalışılan tam da budur. 

-Burada hedef Türkiye. Çok basit bir operasyon var; Türkiye’de bugün siyasal istikrarı
nasıl sağlıyor? İçeride bir problem gözükmüyor. Dün Cudi’de, Cudi Tenis Turnuvası
yapıldı. Kimle sağlıyor? MHP ile Meclis’teki işbirliği ile. Tartışılmayacak siyasi
üstünlük var. Başkanlık hükümet sistemi var. Siyasi istikrarsızlık yok. Peki ne 
yapmak lazım? Terörden bir şey yapılıyor mu? Hepimiz terörü unuttuk. Sultanahmet,
Dolmabahçe, Ankara saldırıları, Gaziantep’e kadar DEAŞ, PKK her şey. Her gün bir
bombanın patladığı, İstanbul’da kapanmayı göze alan alışveriş merkezleri vardı.

-Burada öznelikle benim alakam yok. Ben olayın tamamen fotoğrafını görüp, eski Türkiye’nin
sol kalıntılarını süpürmeye geldiği andan itibaren birileri devreye girdiler. Özel
Harp ne zaman kuruldu? Parasını kim verdi? Bunu rahmetli Ecevit söyledi. 6-7 Eylül
olaylarını kontrgerilla örgütledi. Paşa kitapta ‘biz yaptık’ diyor. Sabri Yirmibeşoğlu.
Bugünün işi mi? Erhan Tuncel ile Sedat Peker’i kim ortak yapar? Bu sorunun cevabını
bana verir. Erhan Tuncel kim? Sedat Peker’e Erhan Tuncel’i kim emanet eder?

-Bireylerden değil bir sistemden bahsediyorum. Erhan Tuncel yıllardan beri bu ülkenin
en önemli meselelerinden birisi olan Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi gözükmüyor
mu? Hangi anlayış emanet eder? Bu kadar cürümün içerisinde olan bir kişi tecavüz
etmiş bir kıza. Karakola gidiyor, emniyette teşhis ediyor ‘budur’ diyor. Dosya orada
kapanıyor. Benim iddiam yok, belge var. Ben bir iddianın sahibi değilim. Tecavüzden
dolayı karakola götürülüyor. Netice itibariyle orada herşey kapanıyor. Oradaki iki
kişi, ‘Biz Bilecik’ten aldık’ diyor. Neyi alıyor? Silah ruhsatlarını. ‘Bilecik’e
hiç gitmedik’ diyor. Bilecik’te kim var? Veli Küçük var. Doğru mu? Meselenin hangi
iklimde oluştuğunu ifade etmek için anlatıyorum bunu.

-Genellemek çok yanlış bir şey olur. AK Parti siyasi hayatı içerisinde 2002’ye kadar
eğer varsa, 2002’deki notları çok açık bir şekilde gösterebilirse arkadaşlar. O 
zamanın manşetlerinde ‘Türkiye’yi mafya teslim aldı’ başlığı var. Türkiye mafyaya
teslim oldu. Ben AK Parti’de değilim o dönem. AK Parti’nin ilk meselesi budur. Avukatlar,
iş adamları ve Türkiye’deki herkes bilir. AK Parti Türkiye’de ilk kez ekonomiyi 
sıçratmadı, mafyayı bitirdi. 

-Özne seçilmemin sebebi şu; bir, ben hükümetin bir üyesiyim. AK Parti’nin yöneticiliğini
de yaptım. Yalın kılıç mücadelemize devam ediyoruz. Terörle mücadelemize devam ediyoruz.
Türkiye’de 15 Temmuz civarında 5550 kişi terör örgütüne katılıyordu. Şu anda, 12
kişi, üçü veya dördü yurt dışında. Bu katılmıyor demektir. Türkiye’de organize suç
örgütleri açısından, ben Ankara’dan geliyorum, İzmirliler söylesinler, 355 suç şebekesini
çökerttik, 393 uyuşturucu çetesi çökerttik. Eğer siz buna yalan derseniz ben herşeyi
kabul edeceğim. Okulların önünde uyuşturucu çeteleri çocuklarımıza uyuşturucu satıyorlardı.
Banzai içen çocuklar zombi gibi her tarafta duruyorladı. Bana İstanbul’da üç örneği
göstersinler, Ankara’da göstersinler. AK Parti iktidarı dedi ki, ‘Bunu yapmakla 
sen mükellefsin’ . Ortaya konulan iradeyle bunu sağladık. Bu bir başarı mı? Bana
göre başarı. Bu topyekün bir başarı. Sadece benim başarım değil. Bir de FETÖ ile
mücadele yapıyoruz. Bizim üzerimizde FETÖ ile ilgili az gidiyorlardan tam tersi 
sert gidiyor diye eleştirenler var mı, yok mu? Her gün bir DEAŞ operasyonu yapılıyor
mu? Türkiye’nin içinde istikrarsızlık sağlayamayacaklarsa, hükümetin uyguladığı 
politikalar ve aynı zamanda İçişleri Bakanlığı’nın müktesebatı. Benim İçişleri Bakanlığımı
teslim aldığında 6500-7000 kişi kalmıştı. Kaymakamların üçte biri gitmişti. FETÖ’den
dolayı gitmişti. Hiçbir mazeret ortaya koymadan Türkiye’de operasyonları yürüten,
çocukları rahat rahat sokağa çıkartan bir anlayış. Ben açık söyleyeyim, bu operasyonun
Türkiye’nin üzerine gelen operasyon olarak gördüm, bizim de kendimizi ifade edeceğimizi
anladım ve ortaya çıktım.

-Gerek organize suç örgütlerinin mensupları, liderleri, gerekse bu konularda iktidarı
ve siyaseti istismar etmek isteyenler yanaşırlar, kendi meşguliyet alanlarını, sivil
toplum örgütlerini, iş alemini oluşturmaya çalışırlar. Amaçları nedir? Sedat Peker’in
korumaya mı ihtiyacı var? Amacı ne? Tam da bahsettiğimiz. ‘Ben akademisyenleri kan
banyosunda yıkayacağım’. Adam benim herşeyime küfrediyor, takipsizlikle övünüyor.
Hangi partiyse, sadece AK Parti ile ilişkisi yok ki. CHP’li Gürsel Tekin’in attığı
tweeti sen de biliyorsun, ben de biliyorum. Bütün bunların tamamı organize suç mensuplarının
birtakım yerel zafiyetlerden istifade ederek meşruiyet sağlamalarıdır.

-16 Ocak 2015. DHKP/C’nin Sedat Peker’e, ilgili kişiye tehdit. 26 Ocak 2015 ‘ben
koruma istemiyorum’, daha sonra ‘ben istiyorum’ diyor. Tekrar komisyon toplanıyor,
istihbarat ve terör biraraya geliyor ve kendisine koruma veriliyor. İstanbul Emniyet
Müdürü Selami Altınok, Terörden sorumlu da zannediyorum Mustafa Çalışkan. Şimdi 
şu adam, Nurettin Demir. Biz nelerle uğraşıyoruz. Nurettin Demir Kadıköy eski ilçe
emniyet müdürü. Kardeşi Nurten Demir, 1992’de DHKP/C’den öldürdü, diğer kardeşi 
DHKP/C ile iltisaklı. Sanal tehditle, kurgu bir tehditle, ben İçişleri Bakanıyım.
İstanbul’da her dönem kimlere koruma verildiğini bilemeyebilirim. Yakın koruma, 
tehditlere yönelik korumalar, il emniyet tehditleri belirler. Bu riskli bir iştir.
Benim dönemimde koruma 5 bine düştü. Bunun yüzde 40’ı da hakim ve savcılardır.

-Nurettin Demir 93-99 DHKP/C. 2015’de Kadıköy İlçe Emniyet müdürü kardeşinden kalan
DHKP/C mirasıyla kurgu üretir. Silsile-i meratip böyle başlamış. Bu kişi FETÖ’den
ceza yemiş. Kadıköy’de herkes bilir ki bir kişi bunun aleyhinde bir şey söylesin.
Ben bir önceki Kadıköy İlçe Emniyet Müdürünü görevden aldım. Sorumluluk bana mı 
ait? Hayır. Benim telefonum 27 yıldır aynı. Bataklık Operasyonu’nun ilk ihbarı şahsıma
geldi. İstihbarat, terördeki arkadaşlar bilir ki, benim ihbar hattım geniştir. Operasyon
doğru çıktı ve Bataklık Operasyonu başladı.

-Sultanbeyli Emniyet Müdürü’nün Nejad Daş’la birlikte para taşıma işi bana geldi.
Burada Nurettin Demir sahte ihbar gönderiyor. Aynı sahte ihbar kiminle oldu? CHP
İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun korumalarını aldım. Tehdit yoktu. Sizin tehdidiniz
yok. Herhangi bir rapor yok, korumanız olması gerekir mi? Hayır. Sonra ne oldu? 
Mesela Kaftancıoğlu’na tehdit nereden gelebilir?

-Bunu takip eden, hedef gösterildiği zaman konuya müdahale eden devletin kurumları
var. Kaftancıoğlu’nun korumasını aldım, 15 gün sonra Kaftancıoğlu DHKP/C tehdit 
etti. Niye tehdit etsin? Bir sektör oluşmuş. 2017’de Özgür Taşdemir. Bütün sistematiği,
iki yerde kumarhanesi var. Bu kumarhaneler sebebiyle, DHKP/C baskını sebebiyle, 
bu tehdidi yenilediler. DHKP/C’nin kurgu tehdidi üzerine bir tehdit daha yenilediler.
Ben bunu 2018’in ortalarında öğrendim. Sedat Peker’in polis koruması olduğunu öğrendim.
Canan Kaftancıoğlu’nun da koruması olduğunu bilmiyorum. Ama şunu söyleyeyim; Pervin
Buldan’a korumayı ben verdim. O günün eş başkanı Sezai Temelli, ona da korumayı 
ben verdim.

-Öğrendiğimde ne oldu? Başında ben bu korumayı verir miydim? Vermezdim. Öğrendiğimde
2018’in ortalarından sonra İstihbarat Başkanı ‘Bir operasyondayız, biraz sabredin’
dedi. ‘Biz bunları dinliyoruz, bir iş üstündeler, ne olursunuz sabredin’ dedi. Netice
itibariyle biraz sabrettik, sonra da aldık onları. Özel korumalarda yurt dışına 
gidildiğinde devlet sağlar. Bu tip yakın korumalarda yurt dışına gidildiğinde kendisi
izin alır gider. Koruma yurt dışına çıkmak üzere kendi ilinden izin alır. Diyanet
İşleri Başkanı yurtdışına gidiyorsa devlet tarafından karşılanan bir işle birlikte
gider.

-Bizim arkadaşlarımız ‘biraz daha bunun takip edilmesi gerekir, alırsak başka bir
şey anlaşılır’ dedi. Orada sadece koruma üzerinden bir takip. Aynı zamanda eğer 
biz buna durum değişikliği sözkonusu edersek başka bir şey düşünülmeye başlar.

-Bu konuyla ilgili soruşturma açtık, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığımızın
başkanlığında. Emniyet Teftiş Başkan Yardımcımızla. Bu koruma işinde eksik, aksak
nedir bunların tamamına bakacak. Burada kimin bir istismarı, imtiyazı varsa, kurgusu
varsa hesabı sorulacak.

-Bu konuyla ilgili herhangi bilgim yok. Ben her kriminal olayı biliyor değilim. 
Kaçmam da, söylerim. Organize suç örgütü mensupları her yere sızıp veya hırsızlar.
Benim adımı kullanan en az 30 kişi hapse girdi. Hakikaten bir kısmı geçmişte tanıyor.
Kimiyle siyasette, kimiyle başka bir yoldan. Rize’de çay kaçakçılığından dolayı 
adam öldürüyor. Öldüren bunlar. Mahkeme toplanıyor. Olay ortadan kalkıyor. 1998-
2000. Meselenin nasıl devletin içine sirayet ettiğine anlatmak için ifade etmeye
çalışıyorum. Ben bu ülkenin evladıyım. Bugün İçişleri Bakanıyım, yarın değilim. 
Ben bunları ifade etmezsem sorumlu hissederim kendimi.

-AK Parti örgütleriyle Sedat Peker arasında bir ilişki var demeyi kabul etmem. Bir
organize suç örgütü liderinin ipe sapa gelmez iddiaları kabul edersek İçişleri Bakanı’nı
da yargılarız.
