# SPK Başkanı: Ya KOBO ya BOBO diyeceğiz

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/spk-baskani-ya-kobo-ya-bobo-diyecegiz-6166h/
- Yayımlanma: 2015-05-06T14:21:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

SPK Başkanı Ertaş, Borsa İstanbul’a kote olan bazı şirketlerin kotasyondan ayrılabileceğini
belirtti.

KOTEDER, SPK ve YÖİKK ev sahipliğinde Yatırım Ortamını Birlikte İyileştirmek, Payları
Borsada İşlem Gören Şirketlerin Kurumsal Yönetim Konfersansı’nda konuşan SPK Başkanı
Vahdettin Ertaş, Borsa İstanbul kotundan çıkan şirket sayısının 6’ya ulaşabileceğini
dile getirdi.

Ertaş, borsa kotundan çıkışı AB düzenlemesine paralel olarak düzenlediklerini söyledi.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş, bağımsız yönetim kurulu
üye bulundurma zorunluluğunu getirdiklerini belirterek, “Bakıyoruz, üniversiteden
arkadaşım, kulüpten arkadaşım, hısım akraba gibi gerekçelerle seçilen bağımsız yönetim
kurulu üyelerinden bir fayda gelmez, bu amaçların hiçbirine hizmet etmez” dedi.

Kurumsal Yönetim Konferansı, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK)
2014 – 2015 Eylem Planı kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ev sahipliğinde,
Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği (KOTEDER) iş birliği ile İstanbul’da 
gerçekleştirildi.

Ertaş, açılış konuşmasında, YOİKK’in, 11 Aralık 2001 tarihli Bakanlar Kurulu Prensip
Kararı ile kabul edilen “Türkiye’de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Reform Programı”
çerçevesinde oluşturulduğunu anımsatarak, Türkiye’deki yatırımlarla ilgili düzenlemeleri
rasyonel hale getirmek, yatırım ortamının rekabet gücünü artıracak gerekli düzenlemeleri
tespit ederek politika önerileri geliştirmek, ve işletme dönemi de dahil olmak üzere
yatırımın her safhasında, ulusal ve uluslararası yatırımcıların karşılaştığı idari
engellere çözüm üretmek amacını taşıdığını söyledi.

Finansal krizin üzerinden 7 yıl geçtiğini, ancak krizin neden çıktığı ve nasıl çözüleceğine
dair tartışmaların halen devam ettiğini dile getiren Ertaş, bir yandan istikrarlı
bir ekonomik büyüme ve istihdam artışı hedeflenirken, diğer taraftan da borçluluk
düzeyini aşağıya çeken politikaların benimsendiğini anlattı.

Ertaş, ekonomik büyüme ve istihdam artışının şüphesiz yeterli yatırımın varlığı 
bağlı olduğunu, tasarrufların reel ekonomiye uzun dönemli yatırım olarak aktarımında
sermaye piyasalarının daha etkin kullanılmasının bugünün koşullarında kaçınılmaz
bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, kurumsal yönetimin de bu çerçeve içinde önemli
bir bileşen olduğunu aktardı.

Kurumsal yönetimin kısaca; açıklık, şeffaflık, şirket için prosedürlerin belirli
ve yazılı olması ve karar süreçlerinde tüm paydaşların çıkarlarının dikkate alınmasını
öngören bir dizi ilkeler bütünü olduğunu anlatan Ertaş, şunları kaydetti:

“Neden kurumsal yönetim? Batıda yapılan birçok akademik araştırma kurumsal yönetim
ilkelerini tam ve sürekli uygulayan şirketlerin; hem bankalardan hem de sermaye 
piyasalarından daha kolay ve daha ucuz kaynak bulabildiğini, hisse senetlerinin 
borsa performanslarının ilkelere uymayan şirketlere göre daha yüksek olduğunu, nitelikli
kişileri istihdam etme fırsatı sağladığını, yatırımcı güveninin artmasına katkı 
sağladığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle kurumsal yönetim ilkelerinin (KYİ) etkin
ve tutarlı şekilde uygulanması, günümüz koşullarında vazgeçilmez bir zorunluluktur.”

Ertaş, 2008 krizinin neden ortaya çıktığı sorusuna verilen cevaplardan birisinin,
ülkelerin, şirketlerin ve bireylerin aşırı borçluluğu yanında “kurumsal yönetim 
alanında yaşanan zafiyetler” olduğunu belirtti.

Başta finans sektörü olmak üzere, şirketlerin risklerini yeterince değerlendirmediklerini
ve ortaklarına bu konuda şeffaf olmadıklarını gösteren pek çok rapor yayımlandığını
belirten Ertaş, “Özellikle şirketlerin risk yönetim politikaları, üst düzey yöneticilerin
ücretlendirilmesi, yönetim kurullarının başarısızlıkları, krizin ortaya çıkmasında
önemli olan faktörlerden sadece birkaçıdır. Yapılan araştırmalar, sermaye piyasalarına
ve şirketler kesimine güvenin azaldığını ortaya koymaktadır” dedi.

**“Bir şirkette yönetim kurulu fırtınalı bir okyanusta gemisini yürüten kaptana 
benzer”**

Küresel ölçekte yatırımcı güvenini sağlayabilmek için tüm ülkelerin, tüm finansal
kuruluşların kurumsal yönetim ilkelerini benimseme ve uygulama konusunda daha ileri
adımlar atmalarına ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Ertaş, bu adımların kapsayıcı,
sürdürülebilir ve dengeli büyüme hedefi için son derece önemli olduğunu dile getirdi.

Ertaş, bunu başaran ülkeler ve şirketlerin sermaye piyasalarından daha kolay ve 
daha düşük maliyetle kaynak sağlayacağını, diğerlerinin ise yarışta geride kalacağını
söyledi.

Son dönemde global risk algısında bir değişim yaşandığını, Fed’in faiz politikaları
ile birlikte tasarrufların ABD piyasalarına yöneldiğini ifade eden Ertaş, “Böyle
bir konjonktürde şirketlerimizin küresel yarışta yer alabilmeleri ve finans kaynaklarına
kolay ve düşük maliyetle erişebilmelerinin olmazsa olmaz şartı kurumsal yönetim 
ilkelerini bünyelerine taşımalarıdır” dedi.

Türkiye’deki yatırım ortamının hiç şüphesiz rekabet etme gücünü belirleyen temel
unsur olduğuna dikkati çeken Ertaş, Dünya Ekonomi Forumu’nun 2014-2015 dönemi Küresel
Rekabetçilik Endeksi hesaplamalarına göre Türkiye’nin 144 ülke arasında 45. sırada
bulunduğunu ve sağlanan ekonomik ve siyasi istikrarla birlikte Türkiye’nin son 4
yılda 16 basamak yükseldiği bilgisini paylaştı.

Vahdettin Ertaş, Türkiye’nin genel rekabet ivmesinin pozitif olmakla birlikte, gelinen
noktayı yeterli görmeyip daha yüksek sıralara ulaşmak için kurumsal yönetim ilkelerinin
kritik öneme sahip olduğuna işaret etti.

Kurumsal yönetim ilkelerinin sadece borsaya kote şirketler için değil aile şirketleri
ve kamu yönetimini kapsayan bir anlayışa dönüştüğünü belirten Ertaş, şunları kaydetti:

“Bu anlayışla SPK olarak uluslararası normlar, ilkeler ve ülkemizin bu konudaki 
tecrübelerini de dikkate alarak kurumsal yönetim mevzuatımızı yeniledik, zorunlu
ve gönüllü ilkeleri belirledik. Bizim beklentimiz bu ilkeleri SPK istedi diye değil
şirketlerimizin bunun faydasına inanarak kendiliğinden bu aksiyonu almalarıdır. 
Bu anlayış daha şeffaf ve daha dürüst bir finansal raporlama sürecini başlatacaktır.
SPK olarak en önemli yol alma ihtiyacımız yönetim kurullarının yapılanmasıdır. Bir
şirkette yönetim kurulu fırtınalı bir okyanusta gemisini yürüten kaptana benzer.
Yönetim kurulları hem şirketlerin performansını hem de ülke ekonomisinin geleceği
için son derece önemlidir.”

Bağımsız yönetim kurulu üye bulundurma zorunluluğu kuralını getirdiklerini anımsatan
Ertaş, “Bakıyoruz, üniversiteden arkadaşım, kulüpten arkadaşım, hısım akraba gibi
gerekçelerle seçilen bağımsız yönetim kurulu üyelerinden bir fayda gelmez, bu amaçların
hiçbirine hizmet etmez” dedi.

Burada şirketlere düşen görevin, yöneticilik deneyimine sahip, bilgisi ve profesyonel
deneyimleri elverişli, nitelikli kişileri seçmeleri gerektiğini dile getiren Ertaş,
bu şartın küresel rekabet ve şirket performansı için oldukça önemli olduğunu söyledi.

Ertaş, yönetim kurulu başkanı ile genel müdürlük görevinin de birbirinden ayrıştırılması
gerektiğini, bu yolla yönetim kurullarının bağımsızlığı ve şirket performansının
artırılmasının sağlanacağını kaydetti.

**Ya KOBO diyeceğiz ya da BOBO**

Vahdettin Ertaş, payları BIST ulusal, ikinci ulusal ve kurumsal ürünler pazarında
işlem gören şirketlerin yönetim kurullarında kadın üye oranı için yüzde 25’ten az
olmamak kaydıyla bir hedef oran ve hedef zaman belirlenmesi ve bu hedeflere ulaşmak
için politika oluşturulması istendiğini anımsatarak, “Kota düzenlerimizin üzerinden
iki genel kurul dönemi geçmiş olmasına rağmen kadın yönetim kurulu üye oranlarımızda
ve sayımızda artış henüz yeterli düzeye ulaşmış değil” diye konuştu.

Şirketlerde “yatırımcı ilişkileri bölümünün” son derece önemli olduğunu anlatan 
Ertaş, her halka açık şirketin böyle bir departmanı oluşturması ya da bu konuda 
bilgili ve tecrübeli kişilerin istihdam edilmesi gerektiğini ifade etti.

Ertaş, OECD’nin finansal istikrar bakımından temel 12 uluslararası standarttan birisi
olarak kurumsal yönetim ilkelerini belirlediğini, bu ilkelerin statik olmayıp değişen
ekonomik şartlara ve edinilen tecrübelere göre zaman zaman revize edildiğini söyledi.

SPK’nın OECD kurumsal yönetim ilkelerinin gözden geçirilmesi çalışma grubunda olduğunu
ve iki hafta önce yeni ilkelerinin taslağını açıkladıklarını anlatan Ertaş, kasım
ayında G20’de başkanlar düzeyinde bu ilkeleri dünyaya duyuracaklarını ve ilkelerin
ismini de “İstanbul İlkeleri” olarak koymak için çalıştıklarını aktardı.

Dünyanın önde gelen ekonomilerinden biri olma hedefi yolundaki Türkiye’nin şirket
kültürünü geliştirmek, asırlık küresel ölçekte şirket oluşturmak için kurumsal yönetim
prensiplerinin uygulanması ve yaygınlaştırılması gerektiğini dile getiren Ertaş,“
Kısaca ya ‘küçük olsun benim olsun (KOBO)’ ya da ‘büyük olsun bizim olsun (BOBO)’
seçeneklerinden birini seçeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

**Erkarakaş: Halka açılmalar özendirilmeli**

Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği (KOTEDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nalan
Erkarakaş ise KOTEDER olarak üke kalkınmasında itici gücün özel girişime dayalı 
halka açık anonim ortaklıklar olduğu fikrinden yola çıkarak, halka açılmaların özendirilmesi,
Türkiye’deki yatırım ortamının finansmanında krediye bağımlılığın azaltılması ve
şirketlere uzun dönemde değer yaratma ve büyümenin yolunun sermaye piyasalarından
geçtiğinin anlatılmasının amaçları olduğunu söyledi.

Tüm bunların yanı sıra halihazırda halka açık şirketlerin mevzuat ve uygulamada 
yaşadıkları sorunların çözümünde kendilerine destek olduklarını ifade eden Erkarakaş,
şirketlerle birlikte yerli ve yabancı fonların, tasarrufların öncelikli adreslerini
oluşturacak sermaye piyasası oluşturmalarına katkıda bulunduklarını kaydetti.

Konferansta “Kurumsal Yönetim ve Borsa Şirketleri, Genel Kurullar ve Yatırımcı Hakları
Yönetim Kurulları, Kamuyu Aydınlatma Yükümlülükleri” ile “Türkiye’de Kurumsal yönetim
Uygulamaları: Fırsatlar ve Zorluklar” konulu iki faklı oturum gerçekleştirildi. 
