# Şubatta üretici ile market fiyat farkı 4 katı aştı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/subatta-uretici-ile-market-fiyat-farki-4-kati-asti-81498h/
- Yayımlanma: 2022-03-04T08:52:37+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şubat ayında
üretici ve market arasındaki fiyat farklarını ve tarım sektöründe yaşanan son gelişmeleri
değerlendirdi. Şubat ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla
yüzde 306,29 ile kabakta olduğunu belirten Bayraktar, fiyat değişimlerini şöyle 
değerlendirdi:

“Kabaktaki fiyat artışını elma yüzde 287,89, maydanoz yüzde 263,50, kuru soğan yüzde
242,16, domates yüzde 233,02, limon yüzde 223,85, ıspanak yüzde 217,42, portakal
yüzde 213,98, kuru fasulye yüzde 211,95, sivribiber yüzde 205,31, salatalık yüzde
205,09 ve yeşil mercimek yüzde 203,52 ile takip etti.

Şubat ayında kabakta üretici market fiyat farkı yüzde 300’ün üzerindeyken, 11 üründe
fiyat farkı yüzde 200’ün üzerinde gerçekleşti.

Kabak 4,1 kat, elma 3,9 kat, maydanoz 3,6 kat, kuru soğan 3,4 kat, domates 3,3 kat,
limon ve ıspanak 3,2 kat, portakal, kuru fasulye, sivri biber ve salatalık 3,1 kat,
yeşil mercimek ve nohut 3 kat fazlaya tüketiciye satıldı.
Üreticide 4 lira 38 kuruş
olan kabak 17 lira 78 kuruşa, 2 lira olan elma 7 lira 76 kuruşa, 1 lira 29 kuruş
olan maydanoz 4 lira 68 kuruşa, 68 kuruş olan kuru soğan 2 lira 33 kuruşa, 4 lira
44 kuruş olan domates 14 lira 78 kuruşa, 2 lira 25 kuruş olan limon 7 lira 29 kuruşa
tüketiciye satıldı. Şubat ayında markette 42 ürünün 24’ünde fiyat artışı, 18’inde
fiyat azalışı görüldü.”

Şubat ayında markette en fazla artan ürün yüzde 64,58 ile karnabahar olduğunu açıklayan
Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Karnabahardaki fiyat artışını yüzde 39,34 ile marul, yüzde 32,53 ile yeşil soğan,
yüzde 32,06 ile domates, yüzde 26,64 ile portakal, yüzde 23,46 ile ıspanak, yüzde
23,01 ile kabak takip etti.

Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 19,03 ile maydanoz oldu. Maydanozdaki
fiyat düşüşünü yüzde 11,74 ile elma, yüzde 9,72 ile yeşil mercimek, yüzde 8,15 ile
nohut, yüzde 7,64 ile beyaz peynir izledi.

Şubat ayında üreticide 34 ürününün 15’inde fiyat artışı olurken, 9’unda fiyat düşüşü
görüldü. 10 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Üretici fiyatlarında havuç, elma, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek,
pirinç, kuru üzüm, kuru incir, zeytinyağında fiyat değişimi olmadı. Şubat ayında
üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 54,51 ile maydanozda görüldü.

Maydanozdaki fiyat düşüşünü yüzde 34,90 ile patlıcan, yüzde 24,70 ile kabak, yüzde
20,59 ile sivribiber, yüzde 19,71 ile salatalık, yüzde 10,53 ile mandalina, yüzde
6,58 domates izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 75,48 ile maruldu görüldü. Maruldaki fiyat
artışını yüzde 58,63 ile yeşil soğan, yüzde 56,13 ile portakal, yüzde 41 ile karnabahar,
yüzde 23,39 ile beyaz lahana, yüzde 12,50 ile limon takip etti.
Yaptığımız tespitlere
göre, şubat ayında fiyatı en fazla artan ürün, marketlerde karnabahar, üreticilerde
marul olurken, marketlerde ve üreticide fiyatı en fazla düşen ürün maydanoz oldu.

Şubat ayında, üretici fiyatlarında marul, yeşil soğan, portakal, karnabahar, beyaz
lahana, limon fiyat artışında ilk sıraları aldılar.”

Bayraktar, şubat ayında yaşanan fiyat değişimlerinin sebeplerini ise şöyle değerlendirdi:

“Üreticide fiyat artışının en fazla görüldüğü marul, örtü altı üretimden sağlanmakta
olup, fiyatta özellikle son bir ayda görülen fide fiyatlarındaki yüzde 70’e varan
artışlarının yanı sıra arzın düşük oluşu etkili olmuştur. Yeşil soğanda da arzdaki
azalma fiyatların yükselmesine neden olmuştur.

Portakal ve limonda piyasada hareketlilik yaşanmaktadır. Talep artışının yanı sıra
ürün arzındaki azalma fiyatların artmasına neden olmuştur.

Kış sebzelerinden; karnabahar, beyaz lahana, pırasada hasadın sonuna gelinmesiyle
ürün arzı azalmıştır. Bu durum fiyatları yukarı yönlü etkilemektedir.

Kuru soğanda piyasalar biraz hareketlenmiş olmasına rağmen fiyatlarda çok az bir
artış görülmüştür. Kuru soğanda bu sezon rekolte yüksektir. Sandıklı bölgesinde 
ise kuru soğanda alıcı bulunmadığından soğan tarlada kalmıştır.
Fiyatı düşen ürünlere
baktığımızda, en fazla düşüş maydanozda görülmüştür. Maydanoz, patlıcan, sivri biber,
kabak, salatalık ve domateste ocak ayındaki olumsuz hava koşulları nedeniyle fiyatlar
fazla artmıştır. Fiyatlardaki aşırı yükseliş talepte düşüşe neden olmuştur. Şubat
ayında görülen talepteki azalmayla birlikte ürünlerin fiyatları da düşmüştür. Bununla
birlikte Şubat ayı sonunda başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ne yazık ki tüm dünyayı
etkiledi. Rusya-Ukrayna savaşı ülkemizde de özellikle yaş meyve sebze fiyatlarını
aşağıya çekti. Bu ülkelere yaş meyve sebze ihracatı yapılamaması nedeniyle ürünler
iç piyasaya yönlenmiş ve artan arz miktarıyla birlikte üretici fiyatları düşmüştür.

Mandalinada ise hasadın sonuna gelinmesi fiyatları bir miktar etkilemiştir.”

### “Tarımda milli seferberlik ilan edilmeli”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Bayraktar, açıklamasına tarım
sektöründe yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek devam etti:

“Uluslararası bir kriz ve pandemi döneminden geçtiğimiz bu günlerde yurtiçi ürün
fiyatları artarken, tüketimin karşılanabilmesi için, çok fazla yükselen dünya fiyatlarından,
artan miktarlarda tarımsal ürün ithalatı yapmamız kaçınılmaz hale geldi. Yüksek 
fiyattan yapılan ithalat ve yurtiçi ürün fiyatlarının artması da, zaten yüksek seyreden
gıda enflasyonunu daha da artırdı.

Üretimi artırmaktan başka çaremiz yoktur. Üretimi artırmak için tarım sektöründe
pozitif ayrımcılık istiyoruz. Tarım sektörünün yapısal sorunları, plansız üretim,
üretimde yaşanan kuraklık ve diğer doğal afetler başta olmak üzere büyük riskler
ve üreticilerin gelir garantisinin olmaması, aşırı artan gübre, mazot, zirai alet,
ilaç, tohum, işçilik maliyetleri, bitkisel ve hayvansal ürün ithalatı üretimi zorlaştırıyor.

Üretimi artırmak için üreticinin desteklenmesi, maliyetlerin düşürülmesi, yapısal
sorunlarının çözülmesi, ithalatın önlenmesi önemlidir. Gıda enflasyonunu önlemek
için üreticinin içinde olmadığı hiçbir plan, program ve önlem işe yaramaz. Bunu 
iyi görmek zorundayız.

Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda dünya fiyatları aşırı yükseliyor. (Örneğin,
TMO’nun ekmeklik buğday ihalesinde ilk teklifler 7bin TL/tona (500 dolar/tona) dayanmıştır.)
Bu ürünlerde arz sorunumuz var. Stoklarımız bittiğinde ne yapacağız? Ekmeği kaç 
liradan yiyeceğiz? Ayçiçeği yağını kaç liradan tüketeceğiz? Buradan sesleniyorum,
vakit kaybetmeden tarımda milli seferberlik ilan edilmeli, elimizde ne varsa ne 
yoksa bitkisel ve hayvansal üretim için kullanmalıyız. Bu ülkede ekilmedik bir karış
arazi bırakmamalıyız. Türk tarımı kullanamadığı potansiyeline erişmek zorundadır.
Üretebildiğimiz kadar güçlü olduğumuzu unutmayalım.”

### “Ukrayna krizi yaş sebze ve meyve fiyatlarını olumsuz etkiliyor”

Bayraktar, yaş sebze ve meyve üretici fiyatlarının Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan
kriz nedeniyle olumsuz yönde etkilendiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şubat ayında üretici fiyat değişimi son 5 gün için değerlendirildiğinde;
Üretici
fiyatlarında 34 ürünün 13’ünde düşüş yaşandığı görüldü. Yaş sebze ve meyve fiyatlarında
görülen bu düşüş yüzde 50’lere vardı. Kabakta yüzde 50, domateste yüzde 30, sivri
biberde yüzde 28, maydanozda yüzde 19, limonda yüzde 16, patateste yüzde 11 oranında
düşüş yaşandı.

Kabak başta olmak üzere domates, sivri biber, maydanoz, limon, patlıcan, patates
gibi yaş sebze ve meyvelerdeki fiyat düşüşlerinde, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle
önemli ihracat merkezimiz olan bu ülkelere ürün gönderilememesi etkili oldu. Ürünler
ihracata gönderilemeyince iç piyasaya yönlendirildi. İç piyasadaki arzın artmasıyla
birlikte üretici fiyatları düştü.

Rusya, Ukrayna ve Belarus yaş sebze ve meyve ihracatımızda önemli ülkelerdir. Savaş
çıkınca kapıların kapanmasıyla tırlar yolda kaldı. Bu ülkelerle olan ihracatımız
tıkandı. Yaş sebze ve meyve ihracatının düşmesi üretimimizi düşürür. Üreticinin 
üretimi bırakması birkaç ay sonra yaş sebze ve meyve fiyatlarının aşırı bir şekilde
artmasına neden olur. Acil olarak alternatif pazarlara yönelmeli, ihracatın açılması
için gereken tedbirler alınmalıdır.”

### “Gübre fiyatlarındaki düşüş bir yıllık artışa göre yetersiz kaldı”

Gübre fiyatlarının şubat ayında çeşitlerine göre bir önceki aya göre ortalama yüzde
11 ile 27 arasında gerilediğini belirten Bayraktar, konuya ilişkin değerlendirmesini
şöyle sürdürdü:
“Geçen yılın Şubat ayına göre son bir yılda, amonyum sülfat gübresi
yüzde 274, üre gübresi yüzde 203, DAP gübresi yüzde 186, kalsiyum amonyum nitrat
gübresi yüzde 165, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 146 oranında arttı.İlkbaharda özellikle
buğday ve arpada üst gübre olarak kullanılan ve kasım ayında tavan yapan üre fiyatı,
dünya üre fiyatlarında ve dolarda görülen kısmi düşüş ile ocak ayında gerilemeye
başladı.Bu gerileme şubat ayında da devam etti. Şubat ayında ortalama üre gübresi
fiyatları bir önceki aya göre yüzde 23 düşerken, aslında yıllık bazda yüzde 203 
oranında arttı.

Sonbaharda taban gübresi kullanamayan veya yetersiz kullanan üreticilerimiz, düşen
bu fiyatlardan da memnun değildir.

Üreticilerimiz, hala üst gübre fiyatlarının yüksekliğinden dolayı yeterince gübre
kullanamayacak.
Diğer yandan birçok üreticimiz önünü göremediği için, borçlanarak
da olsa yüksek fiyatlardan gübresini indirimlerden önceden aldı.

Dolayısıyla zamanında yapılmayan indirimler yüzünden üreticilerimiz, haksız yere
mağdur oldu.

Üreticilerimiz Tarım Kredi Kooperatiflerinden, tonu 12 bin liradan üre gübresi aldı.
Daha sonra bu gübrenin fiyatı yüzde 30 indirilerek, tonu 9 bin 200 liradan satışa
sunuldu.

İndirimden kısa bir süre önce üreticilerimizin pahalı gübre alması mağduriyet yarattı.

Bu mağduriyetin giderilmesi için Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından yapılan bu
indirimin, ya ödemelere yansıtılarak aradaki farkın geri ödenmesi ya da iade talebinde
bulunanlara yaptıkları ödemelerin geri iadesinin yapılması gerekiyor.

Şurası bir gerçektir ki; üre gübre fiyatları dünyada yüzde 5 düşerken, döviz kurunun
da artmadığı bir ortamda, Türkiye’de ortalama yüzde 23 oranında düşmüştür.

Dünyada fiyat artışına rağmen kalsiyum amonyum nitrat gübresinin ortalama yüzde 
27 düşüş göstermesi, üretici ve ithalatçı firmaların piyasayı nasıl kendi lehlerine
yönettiklerini de ortaya koymuştur.

Bu konuda gerekli denetimlerin yapılıp üreticinin sırtından haksız kazanç sağlamanın
önüne geçilmesi, gübre fiyatlarının daha da aşağıya çekilmesi gerekiyor.

Firmalar tarafından yapılan fiyat indirimi uygulamaları bunun mümkün olabildiğini
ortaya koyuyor.
Son iki ayda gübre fiyatlarında görülen düşüş, üreticilerimiz için
yeterli değildir.

Üreticilerimizin önümüzdeki aylarda yeterli gübre kullanabilmeleri için gübre fiyatları
biran önce makul seviyelere çekilmeli, verilen destekler artırılmalıdır.

Gelecek aylarda gübre kullanması gereken üreticilerimizin, acil nakit desteğine 
de ihtiyacı vardır.
Özellikle 2021 yılı destek ödemeleri daha fazla geciktirilmeden
bir an önce çiftçilerimize verilmelidir.Fiyatların düşüşe devam etmemesi halinde,
özellikle yurtiçinde fabrikalarda işlenerek, katma değer yaratılarak ihraç edilen
ve istihdam sağlayan başta buğday olmak üzere diğer ürünlerde de yeterince gübre
kullanamayacak üreticilerimiz, ürünlerinde verim ve kalite kaybı yaşayacaktır. Dolayısıyla
üretim düşecektir.”

### “Üreticimizin kullandığı mazot fiyatı son bir yılda yüzde 164 oranında arttı”

“Tarımsal üretimde mazot kullanımının arttığı bir sürece girmekteyiz” diyen Bayraktar,
açıklamasına şöyle devam etti:
“Üreticimizin kullandığı mazot fiyatı son bir yılda
yüzde 164 oranında arttı. Mazot temin edemeyen çiftçi tarımsal faaliyetlerini sürdüremeyecek
tarımsal üretim düşecektir. Üreticilerimize verilen mazot desteği de bu artış karşısında
yetersiz kaldı.Mazot destekleri yapılan bu artış oranı kadar bir oranda artışla 
mutlaka revize edilerek çiftçilerimize biran önce verilmelidir. Ayrıca 2021 mazot
destekleri geciktirilmeden bir an önce ödenmelidir.”

### “Tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarında da gerekli indirim yapılmalı!”

Bayraktar, tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarında da indirim yapılması
gerektiğini vurguladı:
“Bilindiği üzere, 01 Ocak 2022 tarihinden itibaren geçerli
olmak üzere diğer abone gruplarının yanı sıra tek zamanlı tarımsal sulama abone 
grubunda elektrik tarifesine yüzde 94,8’lik zam gelmişti.Bu zam, zaten sürekli artan
tarımsal üretim maliyetlerini daha da artırmıştı.28 Şubat’ta Cumhurbaşkanımız tarafından
yapılan açıklamada; meskenler ile tarımsal sulamada kullanılan elektriğin KDV’sinin
yüzde 18’den yüzde 8’e düşürüldüğü bildirildi.Bu vergi indirimi sayesinde elektrik
faturası tutarlarında bir miktar düşüş olacaksa da söz konusu indirim tarımsal sulamada
kullanılan elektriğe yapılan zamdan kaynaklanan maliyet artışları yanında çok küçük
kalacaktır.Çiftçilerimizin giderek bozulan bütçelerinde yeterli iyileşme sağlamayacaktır.
Üreticilerimiz, Devletimizin önümüzdeki günlerde bu doğrultuda yeniden bir fiyat
değerlendirmesi yapmasını ve çalışmanın sonucunda tarımsal sulama tarifesinde daha
kapsamlı indirime gidilmesini dört gözle bekliyor.Ayrıca, KDV oranlarının belirtildiği
listede yer alan ve hali hazırda yüzde 8 KDV uygulamasına tabi olan; zirai ilaçlar
ile zirai traktörler, biçerdöverler ve çeşitli tarım makinalarındaki KDV oranları
yüzde 1’e düşürülmelidir.”

### “Zeytinlik alanların yok olmasının önünü açan bu uygulamadan mutlaka vazgeçilmelidir”

Bayraktar, 1 Mart 2022’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Maden Yönetmeliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” hakkında da değerlendirme yaptı:
Maden Yönetmeliğinin
115’inci maddesine eklenen fıkra ile zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetlerine
izin verilmesi, madencilik faaliyetleri için zeytinliklerin taşınması, taşınan, 
yok edilen zeytinlik alan kadar alanın zeytinlik olarak tesis edilmesine izin verilmiştir.
Yapılan bu yönetmelik değişikliği “3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin
Aşılattırılması Hakkında Kanun” ve ilgili yönetmeliği ile örtüşmemektedir.Uzun yıllardır
zeytinlik alanlarıyla ilgili yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılmıştır. Ancak bu
yönde bir düzenleme olmamıştı. Maden yönetmeliğine eklenen fıkra ile madencilik 
faaliyetleri için zeytinlik alanların kullanılmasına izin verilmesi sektörümüz ve
ülkemiz için büyük bir kayıp olacaktır. Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine
açılmasının ardından bahçenin yeniden tesis edilmesi, üretimin ekonomik değer kazanması
için geçecek süre, ekosistemin yeniden sağlanması kolay olamayacaktır. Zeytinlik
alanların yok olmasının önünü açan bu uygulamadan mutlaka vazgeçilmelidir.Dünyada
ve ülkemizde zeytin yetiştiriciliği Akdeniz ikliminin hakim olduğu sınırlı bir alanda
yapılmaktadır. -7 dereceye kadar dayanıklı olduğu halde kış sıcaklıklarının -4 ve-
5 derecenin altına düştüğü alanlarda yetiştiricilik oldukça risklidir. Bu nedenledir
ki zeytinlikler ülkemizde Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde
yayılım göstermiştir. Görüldüğü üzere zeytin yetiştiriciliği sınırlı bir alanda 
yapılabilmektedir.Ülkemiz zeytinciliği büyük bir gelişme içerisindedir. Ülkemiz 
zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyada 4. sırada gelmektedir. Zeytin üretimimizi
artırarak dünyadaki yerimizi daha üst sıralara taşımamız mümkünken, bu düzenleme
ile önemli bir tarım, sanayi, ticaret ve istihdam alanı olan zeytincilik sektörü
büyük ölçüde zarar görecektir. Nitekim, zeytinin yağlık ve sofralık olarak işlendiği,
yan ürünlerinin değerlendirildiği ve ticari faaliyetler hesaba katıldığında yaklaşık
10 milyon kişi bu sektörden ekmek yemektedir. Bu durumda geçimini zeytinliklerden
sağlayan başta üreticilerimiz olmak üzere bu sektörden geçimini sağlayanlar mağdur
olacaklardır. Sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olan zeytin ve zeytinyağı 
üretimimizin azalması sadece üreticilerimizi ve sektörü değil, tüm halkımızı olumsuz
etkileyecek, iç tüketimi zora sokacaktır.Yeni hayata geçirilmeye çalışılan bu yasal
düzenlemenin ülkemizin zeytinciliğine önemli zararlar vereceği öngörülmektedir. 
Oysa, sağlıklı gıdanın vazgeçilmez ürünlerinin başında zeytin gelmektedir.İçinde
bulunduğumuz pandemi sürecinde sağlıklı beslenmenin ve gıda üretiminin ne derece
önemli olduğunu bir kez daha gördük. Tüm dünya kendi tarımını korumaya ve daha fazla
destekleyerek, üretimini artırmaya odaklandı. Hatta gıda milliyetçiliği yapıldı 
ve tarım ürünlerinde ihracat kısıtlamasına gidildi. Şimdi ise Rusya-Ukrayna savaşı
devam etmektedir. Bu vahim durum tarımsal ithalat ve ihracatımızı etkilemektedir.
Tüm dünya gibi bizim de tarımsal üretimimizi korumamız, insanlarımızın gıda güvenliğini
sağlamamız, sağlıklı beslenmesini ve yeterli gıdaya ulaşmasını güvence altına almamız
gerekmektedir. Zeytin üretimimizi önemli derecede etkileyecek bu uygulama anlaşılır
gibi değildir.Kamu yararı için yapılacağı ön planda tutulan bu uygulamanın arka 
planda yapacağı etki çok çok daha büyüktür. Zeytinciliğimizin geleceğinin ve sektöre
yapılan büyük yatırımların heba olmaması açısından hangi amaçla olursa olsun zeytinliklerin
tahrip edilmesi önlenmeli, zeytinlikler korunmalıdır.” 

  |

**ÜRETİCİ FİYATLARINDA DEĞİŞİM**

  |  
 |

ÜRÜNLER

  |

24 Şubat 2022

  |

28 Şubat 2022

  |    |  
 |    |

Ay Sonu üretici Fiyatı (TL/kg)

  |

Ay Sonu üretici Fiyatı (TL/kg)

  |

Değişim (Yüzde)

  |  
 |

Salatalık

  |

5,85

  |

5,73

  |

-2,14

  |  
 |

Portakal

  |

2,50

  |

2,42

  |

-3,20

  |  
 |

Pırasa

  |

3,04

  |

2,86

  |

-5,88

  |  
 |

Beyaz lahana

  |

2,40

  |

2,23

  |

-6,94

  |  
 |

Mandalina

  |

4,63

  |

4,25

  |

-8,21

  |  
 |

Ispanak

  |

3,67

  |

3,33

  |

-9,09

  |  
 |

Patates

  |

3,29

  |

2,92

  |

-11,25

  |  
 |

Patlıcan

  |

8,00

  |

6,88

  |

-14,06

  |  
 |

Limon

  |

2,67

  |

2,25

  |

-15,73

  |  
 |

Maydanoz (adet)

  |

1,59

  |

1,29

  |

-18,90

  |  
 |

Sivribiber

  |

9,38

  |

6,75

  |

-28,00

  |  
 |

Domates

  |

6,31

  |

4,44

  |

-29,70

  |  
 |

Kabak

  |

8,67

  |

4,38

  |

-49,52

  |
