# Suriye’ye girip, Hatay’ı kaybedebiliriz

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/suriyeye-girip-hatayi-kaybedebiliriz-9826h/
- Yayımlanma: 2016-02-12T11:21:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

TBMM, 2003’te Türk askerinin ABD ile birlikte Kuzey Irak’a girmesine izin veren 
tezkereyi reddetmiş ve bu Türk dış politikası açısından bir dönüm noktası olarak
kabul edilmişti. Suriye’ye girme tartışmalarını, 2003’te Dışişleri Bakanı sıfatıyla
tezkere sürecini yöneten Yaşar Yakış, Zaman Gazetesi’ne verdiği söyleşide, “Erdoğan,
yeni Irak şekillenirken masada olmayı öngörüyordu. Amerikalılar bize o pozisyonu
asla vermediler… 1 Mart öncesinde Beyaz Saray’da üst perdede ağırlanmıştı” ifadesini
kullandı.

Yaşar Yakış’ın Zaman Gazetesi’nde yayınlanan söyleşisi şöyle:

**ERDOĞAN’IN 1 MART TUTUMU:**1 Mart tezkeresi sürecinde AK Parti genel başkanı sıfatı
taşıyan Tayyip Erdoğan, milletvekillerini etkileyecek bir girişimde bulunmadı. Ancak
oylamadan önce parti içi bir anket yaptı. Milletvekillerinden isimli veya isimsiz
şekilde reylerini sordurdu. Anketin sonucu tezkerenin Meclis’ten kolayca geçeceği
yönündeydi. Nitekim oylamada da kabul oyu fazlaydı; 264 ‘evet’e karşı 250 hayır 
oyu vardı. Çoğunluk sağlanamadığı için tezkere geçmedi. Meclis Başkanı Arınç, ilk
sonucu ‘geçti’ diye verdi. Hatta ABD büyükelçisi sefarete koşup ‘tezkere geçti’ 
bilgisini vermiş.

**ABDULLAH GÜL’ÜN TAVRI:** Abdullah Gül’ün tereddütleri vardı. Ancak tezkereyi Meclis’e
sevk eden hükümetin başbakanı olarak olumsuz oy verdiğini tahmin etmiyorum. Dürüstlük
bunu gerektirir. Ancak Gül oylama öncesinde vekilleri kendi hissiyatlarıyla baş 
başa bıraktı. Herhangi bir yönlendirmede bulunmadı.

**ANKARA’NIN WASHINGTON’DAN TALEPLERİ:** Amerikalılardan iki önemli talebimiz vardı:
Birincisi Iraklı Türkmenlerin Saddam sonrasında yazılacak Anayasa’ya nüfusunun asli
unsuru olarak girmesiydi. İkincisi de Irak’ta konuşlanan PKK ile mücadele konusuydu.
Müzakereler sırasında ciddi pürüzler yaşanıyordu, Amerikalılar Türkmenlerin asli
unsur görülemeyeceğini söylüyorlardı. PKK konusunda da net değillerdi. Ankara’ya
tatmin edici vaatlerde bulunmadılar. Bugün yeni Irak’a baktığınızda; Türkmenler 
ile PKK varlığının 2003’te masaya oturduğumuzda bize söylenen çerçevede şekillendirildiğini
görüyoruz. Yani Türkiye Irak’a asker gönderseydi de karşılığında talep ettiklerini
elde edemeyecekti.

**BEYAZ SARAY’IN ERDOĞAN’A TEVECCÜHÜ:** Erdoğan, yeni Irak şekillenirken masada 
olmayı öngörüyordu. Amerikalılar bize o pozisyonu asla vermediler… 1 Mart öncesinde
Beyaz Saray’da üst perdede ağırlanmıştı. Amerikalılar o dönemde çok itibar gösterdiler
ona. Irak müdahalesini tasarlayan ekipten olan dönemin savunma bakan yardımcısı 
Paul Wolfowitz ile bizzat görüşmüştü. Erdoğan’ın özel danışmanı Cüneyd Zapsu da 
devredeydi.

**ABD’YE BAAS UYARISI:** Verdiğimiz son mesaj şuydu: ‘Türk hükümeti ABD’nin Irak’a
girmesini istemez. Ancak siz müdahalede kararlısınız, bari ülkeyi ayakta tutan Baas
yapısını dağıtmayın. Devlet çökerse sonrasını yürütemezsiniz.’ dedik. Tam tersine
Baas’ı dağıttılar, Irak’ın hali ortada, bölünmenin eşiğinde. Ancak Irak’tan çıkardıkları
dersle Suriye’de Baas’a vurmadılar. Hatta şimdi Esed’li geçişe yeşil ışık yaktılar.

**KABİNE TEK SES DEĞİLDİ, BÖLÜNMÜŞTÜ**

Parti tabanında ABD ile birlikte hareket etme hissiyatı vardı. Ama bu tam anlamıyla‘
Irak’a asker gönderelim’ duruşu değildi. Kabinede Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır,
Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen’in karşı çıkışlarına şahit oldum. Irak’a
asker göndermenin sakıncalı olacağını söylüyorlardı. Bakanlar, vekiller kamuoyundaki‘
Irak’a asker göndermeme’ hissiyatının farkındaydı.

**TEZKERENİN GEÇMEMESİ HATA MIYDI?:**

Hata değildi. Tezkerenin çıkmaması ülkeye menfaat getirmedi. Ancak çıksa da hükümet
öngördüğü kazanımları elde edemeyecekti. Masada olmayacaktık. Ayrıca Türkmenlerle
ilgili bilgilerimizin eksik olduğunu gördük. Nüfusları bildiğimizden düşük çıktı.
Aralarında Şii-Sünni bölünmüşlüğü vardı. Oysa Iraklı Kürtler, Kürt davası etrafında
tek vücut olmuşlardı.

**TÜRKİYE SURİYE’YE GİRERSE**

Girdiğimizde Suriye’den başarılı çıkmamız çok zor. ABD, Rusya cepheye inmeden önce
bile Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt kuşağını bölme girişimine müsaade etmedi.
Uçuşa yasak alan, güvenli bölge taleplerini geri çevirdi. Zira iç savaş ortamında
Suriye içinde böylesi bir alan oluşturmak, güvenliğini sağlamak mümkün gözükmüyor.
Bugün uçağı Türkiye tarafından düşürülmüş Rusya sahada. Onlar Türkiye’nin tek taraflı
müdahalesine katiyetle karşı duracaktır. Dahası o bölgeyi Ruslar, Şam’ın rızasını
alarak kurdu.

**RUSYA İLE ÇATIŞMA İHTİMALİ VAR**

Çatışma pek tabii mümkün. Uçağı düşürülen Ruslar Ankara’ya ağır bir karşılık vermek
için Türk askerinin Suriye’ye girmesini bekliyor. Rusya, Esed rejimine arka çıkmanın
ötesinde Ortadoğu’da kalıcı olmak istiyor. Bu noktada Türkiye’yi bölgeden soyutlamaya
çalışır. Kendi sınırlarına itmeye çabalar. Ruslar önce Suriye’ye, ardından Ortadoğu’ya
yerleşecek. IŞİD ile mücadele bahanesi Moskova’ya aradığı fırsatı verdi. Rusya Suriye’nin
geleceğini şekillendirmede başat aktör olmayı garantilemiş durumda…

TSK Suriye’ye girse bile bir müddet sonra geri çıkmak zorunda kalacak. Dünya müdahaleyi
kabullenmez. Sınırı tek taraflı yeniden düzenlemesine de izin vermez. Dahası eğer
Türk askeri cephede bozguna uğrarsa Suriye, Hatay’ın kendisine ait olduğu konusunu
yeniden gündeme getirebilir. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabiliriz!

 
