# TCMB 2020 enflasyon beklentilerini açıkladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmb-2020-enflasyon-beklentilerini-acikladi-50067h/
- Yayımlanma: 2020-01-30T10:52:27+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB), enflasyon beklentilerini değiştirmedi. 
Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal “Enflasyon Raporu 2020-I”  sunumunu gerçekleştirdi.

Uysal enflasyonun 2020 yıl sonunda yüzde 8,2 olarak gerçekleşeceği, 2021 yıl sonunda
yüzde 5,4 olarak tahmin ettiklerini,  orta vadede %5,0 düzeyinde istikrar kazanacağını
tahmin edildiğini söyledi.

Bir önceki beklenti de bu yıl için yüzde 8,2, gelecek yıl için  yüzde 5,4 seviyesinde
bulunuyordu.

Uysal “Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2020 yılı sonunda yüzde 6,2 ile yüzde 10,2
aralığında (orta noktası yüzde 8,2), 2021 yılı sonunda  yüzde 3,0 ile yüzde 7,8 
aralığında (orta noktası yüzde 5,4) gerçekleşeceği  öngörülmektedir.” dedi.

TCMB beklenti anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 10,01, 12 ay sonrası
enflasyon beklentisi yüzde 9,54, 24 ay sonrası enflasyon  beklentisi yüzde 8,51 
olarak belirlenmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) Aralık ayında yıllık enflasyonu  yüzde 11,84 olarak
açıklamıştı.

    Başkan Uysal’ın konuşmasından satırbaşları:

Küresel iktisadi faaliyetteki zayıflama 2019 yılının son  çeyreğinde de devam ederken,
ekonomi politikalarına ilişkin  belirsizlikler son dönemde kısmen azalmakla birlikte
önemini korudu. ABD ve Çin arasındaki ticaret anlaşması, Brexit sürecine ilişkin
belirsizliklerin azalması ve küresel para politikalarının destekleyici  duruşu, 
büyüme görünümünü bir miktar olumlu etkiledi. Bununla birlikte  jeopolitik riskler,
kuraklık ve son günlerde Çin’de baş gösteren  salgın hastalığa ilişkin artan endişeler
küresel büyüme üzerinde aşağı  yönlü riskler olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde,
gelişmiş  ülkelerde büyüme görünümünün bir miktar olumluya dönmesini, gelişmekte
olan ülkelerde ise ülkelere özgü kırılganlıkların büyüme performansı  üzerinde etkili
olmasını bekliyoruz.

Küresel ekonomiye ilişkin belirsizliklerin azalmasının emtia  fiyatları ve büyüme
kanallarıyla küresel enflasyonu artırma olasılığı  bulunuyor. Öte yandan, küresel
faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskler  bu olasılığı zayıflatıyor. Yakın dönemdeki
jeopolitik gelişmeler ve Çin’deki salgın hastalık, petrol fiyatlarındaki oynaklığı
artırarak  her iki yöndeki riskleri canlı tutuyor. Bu çerçevede küresel  enflasyona
ilişkin riskleri dengeli olarak değerlendiriyoruz.

Mevcut küresel finansal koşullar ve küresel ticarete ilişkin  beklentilerdeki kısmi
iyileşme gelişen ülke finansal varlıklarına  yönelik talebi ve risk iştahını destekliyor.
2019 yılının dördüncü  çeyreğinde gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil getirileri
bir miktar  yükseldi (Grafik 1). Buna karşın küresel enflasyondaki zayıf seyir, 
gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını genişleyici  yönde sürdüreceklerine
dair beklentileri güçlendirmektedir. Bu görünüm  altında, GOÜ’lere yönelen portföy
akımlarında bir miktar toparlanma  gözledik

Makroekonomik göstergelerdeki iyileşme ve küresel gelişmelerin  katkısıyla Türkiye’nin
risk primi bir önceki rapor dönemine göre  belirgin ölçüde geriledi. Enflasyon beklentilerindeki
ve ülke risk  primindeki iyileşme uzun vadeli faizlerin düşmesini sağladı. Böylelikle,
kredi faiz oranlarındaki gerileme ve iç talepteki  toparlanmayla kredi büyümesi 
hız kazandı.

Eylül ve Ekim aylarında tek haneye gerileyen tüketici enflasyonu,  yılın son iki
ayında düşük bazın da etkisiyle artış gösterdi ve 2019  yılını yüzde 11,84 ile Ekim
Enflasyon Raporu’nda öngörülen seviyenin  altında tamamladı. Eğilim ve fiyatlama
davranışına ilişkin göstergeler  son çeyrekte enflasyonun ana eğiliminde görece 
ılımlı seyrin  korunduğuna işaret etti. Geçtiğimiz Rapor dönemine kıyasla öne çıkan
önemli bir gelişme enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin genele  yayılarak devam
etmesi ve beklentiler arasındaki uyumun güçlenmesi  oldu.

İktisadi faaliyet ise, Ekim Enflasyon Raporu’yla uyumlu bir  şekilde toparlanma 
eğilimini sürdürdü. Son çeyreğe ilişkin veriler,  büyümenin iç talep kaynaklı olarak
güç kazandığına ve sektörel  yayılımındaki iyileşmenin devam ettiğine işaret ediyor.
Öte yandan  talep kompozisyonundaki değişimle birlikte net ihracatın büyümeye  katkısının
azaldığını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde cari işlemler  dengesinin ılımlı bir seyir
izleyeceğini tahmin ediyoruz. Bununla  birlikte, küresel ekonomiye ilişkin belirsizliklerin
sermaye akımları,  dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla makroekonomik göstergeler
üzerinde oluşturduğu riskleri yakından takip ediyoruz.

  Enflasyonun ana eğilimine dair göstergeleri dikkate alarak  belirlediğimiz parasal
duruş çerçevesinde faiz indirimlerine Aralık ve Ocak aylarında devam ettik. Politika
faiz oranında Aralık ayında  gerçekleştirdiğimiz 200 baz puan indirimin ardından
Ocak ayında da 75  baz puanlık ölçülü bir indirim yaparak bir hafta vadeli repo 
ihale  faiz oranını yüzde 11,25 olarak belirledik. Enflasyon  beklentileri ve ülke
risk primindeki düşüşün de katkısıyla Türk lirası  getiri eğrisi tüm vadelerde geriledi.

Geçtiğimiz yıl genelinde sergilediğimiz sıkı para politikası  duruşu ve buna bağlı
olarak enflasyonun Raporlarımızda paylaştığımız  tahmin patikası ile uyumlu bir 
seyir izlemesi sonucunda, enflasyon  beklentilerinde belirgin bir iyileşme sağladık(
Grafik 5). Temmuz  ayına kıyasla beklenti dağılımının normalleşmesi ve anket  katılımcıları
arasındaki uyumun artması orta vadeli enflasyon  görünümüne ilişkin belirsizliklerin
önemli ölçüde azaldığına işaret  ediyor .

Enflasyon beklentilerindeki düzelmeye ek olarak iktisadi  faaliyetteki toparlanma
ve küresel gelişmelerin katkısıyla gerileyen  ülke risk primi, uzun vadeli faizlerin
düşmesinde belirleyici oldu. Türk lirasının kısa vadeli oynaklığı diğer gelişmekte
olan  ülkeler ortalamasına geriledi.

Bu dönemde yurt içi fonlama koşullarının gevşemesiyle kredi  faizleri belirgin ölçüde
geriledi ve kredi kanalının büyümeye desteği  arttı (Grafik 9 ve Grafik 10). Politika
faizindeki indirimlere ek  olarak döngü karşıtı makro ihtiyati bir araç olarak kullandığımız
zorunlu karşılık adımları kredilerdeki canlanmaya katkıda bulundu.

Kredi arzının ithalat talebi oluşturmayan ve üretim odaklı sektörlere  yönlendirilmesini
teşvik ederek finansal istikrarı desteklemek  amacıyla, geçtiğimiz Aralık ayında
zorunlu karşılık düzenlemesinde 2020 yılı stratejimizle uyumlu bazı değişiklikler
yaptık.

Tüketici enflasyonu 2019 yılının son çeyreğinde, bir önceki çeyrek  sonuna kıyasla,
2,58 puan artarak yüzde 11,84’e yükseldi ve yılı Ekim Enflasyon Raporu tahmininin
altında tamamladı. Böylelikle  tüketici enflasyonu bir önceki yıl sonuna kıyasla
8,5 puan gerilemiş  oldu. Bu düşüşte birikimli döviz kuru etkilerinin zayıflaması
ana  belirleyici olurken, ılımlı talep koşulları ile işlenmemiş gıda ve  ithalat
fiyat gelişmeleri enflasyondaki düşüşe destek veren diğer  unsurlar olarak öne çıktı.
Çekirdek göstergelerden B endeksinin yıllık  enflasyonu da öngörülere kıyasla bir
miktar daha düşük gerçekleşti

Yılın son çeyreğinde ise, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak  döviz kuru ve uluslararası
petrol fiyatlarında artış gözlendi. Maliyet  unsurlarına ek olarak düşük bazın da
etkisiyle yılın son iki ayında  hem tüketici enflasyonu hem de çekirdek göstergelerin
yıllık  enflasyonu yükseldi. Enflasyondaki artış, baz etkisinin güçlü olduğu  temel
mal ve enerji gruplarında daha belirgin oldu. Gıda enflasyonu  işlenmemiş gıda kaynaklı
olarak yükselirken, hizmet enflasyonu yataya  yakın bir seyir izledi (Grafik 13).
Bu dönemde eğilim ve fiyatlama  davranışına ilişkin göstergeler ılımlı seyretti.

İktisadi faaliyet, 2019 yılı üçüncü çeyreğinde Ekim Enflasyon Raporu’yla uyumlu 
bir şekilde toparlanmaya devam etti. Bu dönemde, Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla mevsim
ve takvim etkilerinden arındırılmış  olarak bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4,
bir önceki yılın aynı  dönemine göre ise yüzde 0,9 oranında arttı. Üçüncü çeyrekte
büyümenin  temel belirleyicisi yurt içi talep oldu (Grafik 15). Tüketim  harcamaları
artmaya devam ederken, toplam yatırımlarda düşüş  eğiliminin durduğunu ancak zayıf
düzeyin korunduğunu görüyoruz.

İhracattaki artışa rağmen ithalattaki toparlanmayla net ihracat uzun  bir aradan
sonra yıllık ve dönemlik büyümeye negatif katkı verdi.

Yılın son çeyreğinden itibaren iktisadi faaliyetin güç kazandığı  ve toparlanmanın
sektörel yayılımının genişlemeye devam ettiği  görülüyor. Bu dönemde risk primi,
döviz kuru oynaklığı ve  belirsizliklerdeki azalmayla birlikte finansal koşullardaki
iyileşme  yurt içi talebi belirgin ölçüde destekledi. İmalat sanayi firmalarının
yatırım eğilimlerinde küçük ve orta ölçekli firmaları da kapsayan bir  iyileşme 
görülürken, işgücü piyasasında da toparlanma sinyalleri  gözlendi . Nitekim Ekim
döneminde üçüncü çeyreğe kıyasla  tarım dışı istihdam arttı ve işsizlik oranları
geriledi .

Yurt içi talep güç kazanırken, küresel büyüme görünümündeki  zayıflama dış talebi
kısmen yavaşlatıyor. Buna rağmen rekabet gücü  kazanımları, pazar çeşitlendirme 
esnekliği ve turizmdeki güçlü seyir,  mal ve hizmet ihracatındaki artışı destekliyor.
Ancak, yurt içi talebe  bağlı olarak ithalatta gözlenen toparlanmayla birlikte net
ihracatın  büyümeye katkısı azalmaya devam ediyor. Bu doğrultuda  yıllıklandırılmış
cari işlemler dengesinde de düşüş gözleniyor.

Finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte 2020 yılında iktisadi  faaliyetin potansiyel
düzeyine yakınsamaya devam etmesini bekliyoruz.
Çıktı açığının mevcut düzeyleri 
dikkate alındığında, öngörülen  toparlanma eğilimi altında toplam talep koşullarının
enflasyonist  olmayacağını tahmin ediyoruz. Yatırım ve istihdam eğilimlerindeki 
iyileşmeyle yurt içi talebin kademeli olarak güçlenmeye devam etmesini  bekliyoruz.
2019 yılında belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler  dengesinin önümüzdeki
dönemde ılımlı bir seyir izleyeceğini  öngörüyoruz.

Tahminlerimize geçmeden önce kısaca temel varsayımlarımızı  aktaracağım.

Uluslararası ham petrol fiyatlarına ilişkin gerçekleşmeler, Ekim Enflasyon Raporu
varsayımlarının üzerinde kalırken, ABD doları  cinsinden ithalat fiyatları öngörülerle
uyumlu seyretmiştir. Petrol  üretimine ilişkin güçlü öngörülerin yanı sıra yakın
dönemde Çin’de baş  gösteren salgın hastalık petrol fiyatlarını aşağı yönlü etkilese
de  jeopolitik gelişmeler fiyatlardaki oynaklığı artırmakta ve yukarı  yönlü riskleri
canlı tutmaktadır. Küresel büyüme görünümündeki kısmi  iyileşme de dikkate alınarak,
Ekim Enflasyon Raporunda yer alan ham  petrol fiyatları varsayımı 2020 yılı için
ortalama 57,7 ABD dolarından 60 ABD dolarına yükseltilmiştir (Grafik 20). 2020 yılına
ilişkin ABD  doları cinsinden ithalat fiyatları yıllık ortalama artış oranı  varsayımı
ise yukarı yönlü güncellenmiştir (Grafik 21). Bununla  birlikte 2020 yılı için Ekim
Enflasyon Raporu’nda yüzde 11 olan gıda  enflasyon varsayımımızı koruyoruz.

Tahminlerimizi üretirken, makroekonomik politikaların orta vadeli  bir perspektifle
enflasyonu düşürmeye odaklı olarak koordineli şekilde  belirlendiği bir görünümü
esas alıyoruz. Bu bağlamda, Yeni Ekonomi
Programı çerçevesinde maliye politikasının
ekonomideki dengelenme  sürecine katkı verecek şekilde oluşturulmaya devam edeceğini
ve kamu  kontrolündeki yönetilen/yönlendirilen fiyat ve ücret ayarlamalarının  büyük
ölçüde enflasyondaki düşüş sürecini destekleyecek şekilde  belirleneceğini varsaydık.
Enflasyondaki düşüşün devamını  önceliklendiren güçlü politika koordinasyonu, risk
primi ve  belirsizlik algılamalarındaki iyileşmenin devam etmesi açısından  kritik
önem taşımakta.

    3. Enflasyon ve Para Politikası Görünümü

Şimdi sizlere, çizmiş olduğum çerçeve dâhilinde ürettiğimiz  enflasyon ve çıktı 
açığı tahminlerimizi sunacağım.

Enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir para politikası duruşu ve  güçlü politika 
koordinasyonu altında, enflasyonun kademeli olarak  hedeflere yakınsayacağı öngörülmektedir.
Bu çerçevede, enflasyonun 2020 yıl sonunda yüzde 8,2 olarak gerçekleşeceği, 2021
yıl sonunda  yüzde 5,4’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar
kazanacağı tahmin edilmektedir. Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2020  yılı sonunda
yüzde 6,2 ile yüzde 10,2 aralığında (orta noktası yüzde 8,2), 2021 yılı sonunda 
ise yüzde 3,0 ile yüzde 7,8 aralığında (orta  noktası yüzde 5,4) gerçekleşeceği 
öngörülmektedir.

Enflasyon, Ekim Enflasyon Raporunu takip eden dönemde  tahminlerimizle uyumlu gerçekleşti.
Enflasyondaki düşüşün  sürekliliğini sağlamaya odaklı parasal duruşun ve makro politika
koordinasyonunun sürdürüleceği bir çerçeve altında 2020 ve 2021 yıl  sonu enflasyon
tahminlerinde değişiklik yapmadık. Yıl sonu enflasyon  tahminini yüzde 8,2 olarak
koruduk. Akaryakıt ürünlerindeki eşel mobil  uygulamasının da katkısıyla petrol 
fiyatlarına ilişkin varsayımlardaki  yukarı yönlü güncellemenin yıl sonu enflasyon
tahminine etkisinin 0,1  puan ile sınırlı kalacağını öngörüyoruz. Bir önceki Rapor
tahminlerine  göre bir miktar daha yukarıda seyretmesi beklenen çıktı açığındaki
güncelleme tüketici enflasyonu tahminini 0,1 puan  birim işgücü  maliyetlerindeki
artış ise 0,2 puan yükseltiyor. Diğer taraftan, 2019  yılının son çeyreğine ilişkin
gerçekleşmenin ve yıl genelinde  enflasyon ana eğiliminde beklenen iyileşmenin yıl
sonu enflasyon  tahminini düşürücü etkisini 0,2 puan olarak hesaplıyoruz. Ayrıca,
son  dönemde gerçekleştirilen bazı vergi ayarlamalarının yıl sonu  enflasyonuna 
0,2 puan aşağı yönlü etki yapacağını tahmin ediyoruz.

Temkinli parasal duruş ve bekleyişlerdeki iyileşmenin sürmesiyle  enflasyondaki 
düşüş eğiliminin devam edeceğini öngörüyoruz. Bu  çerçevede, 2021 yılı enflasyon
tahminimizi de yüzde 5,4 olarak sabit  tuttuk.

Paylaştığımız bu tahminleri, küresel finansal koşulların ılımlı  seyredeceği ve 
son dönemde ülke risk priminde görülen kademeli  iyileşmenin önümüzdeki dönemde 
devam edeceği bir çerçevede elde ettik.
Finansal koşullardaki iyileşme ekonomideki
toparlanmayı desteklemekte.Bu çerçevede, toplam talep koşullarının enflasyonist 
olmayacağı bir  görünüm öngörüyoruz.

Konuşmamı yılın ilk Enflasyon Raporu olması nedeniyle 2020  yılındaki para politikasına
dair kısa bir değerlendirmeyle  sonlandırmak istiyorum.

Enflasyon tahminlerimizden az önce ayrıntıyla bahsettim. Ana  eğilime yönelik takip
ettiğimiz çok sayıda gösterge, enflasyonda  hedeflenen düşüş patikası ile uyumlu
bir seyre işaret ediyor.
Enflasyonun bir süre için mevcut seviyelerde yatay seyrettikten
sonra  enflasyon beklentilerinde genele yayılan iyileşmenin sürmesi ve  temkinli
parasal duruşun da etkisiyle yıl sonu tahminimize doğru  kademeli olarak gerileyeceğini
değerlendiriyoruz.

Buradan para politikası duruşumuza geçecek olursak, bildiğiniz  gibi enflasyon görünümündeki
iyileşmeyle oluşan manevra alanını Temmuz  ayından itibaren güçlü faiz indirimleri
yaparak kullandık. Bunun ve  zorunlu karşılık düzenlemeleri gibi diğer destekleyici
politikaların  finansal koşullar ve iktisadi faaliyet üzerindeki yansımalarını  
görmeye başladık. Geldiğimiz noktada, mevcut politika duruşumuzun  hedeflenen dezenflasyon
patikasıyla uyumlu olduğunu değerlendiriyoruz.

Ocak ayı PPK karar metninde de ifade ettiğimiz gibi, enflasyondaki  düşüşün hedeflenen
patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para  politikasındaki temkinli duruşun
sürdürülmesi gerekiyor. Dolayısıyla,  önümüzdeki dönemde atabileceğimiz politika
adımlarını ve parasal  duruşu, ana eğilime dair göstergeleri dikkate alarak, enflasyondaki
düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirleyeceğiz.
