# TCMB faizi sabit bıraktı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmb-faizi-sabit-birakti-63364h/
- Yayımlanma: 2021-05-06T14:02:24+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık gösterge repo faizinde piyasa
beklentileri doğrultusunda değişikliğe gitmedi. TCMB Para Politikası Kurulu (PPK)
toplantısının ardından yapılan açıklamaya göre, haftalık repo faizi yüzde 19,00 
olarak kaldı. Piyasa beklentileri politika faizinin değiştirilmeyeceği yönündeydi.

TCMB, Mart ayında 100 baz puanlık faiz artırımı beklentisine karşın 200 baz puanlık
artırım kararı ile faiz bugünkü seviye olan yüzde 19,00’a yükseltilmiş, Nisan ayında
ise beklentilere paralel olarak sabit bırakmıştı.

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Banka’nın Genel Kurulu ve “Enflasyon Raporu” sunumunda,
enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar politika faizini,
güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde
oluşturmaya devam edeceklerini söylemişti.

Merkez Bankası Beklenti Anketinde enflasyon beklentisi yıl sonu için yüzde 13,81,
12 ay sonrası için yüzde 11,81 ve 24 ay sonrası için yüzde 9,99 seviyesinde bulunuyor.

TCMB’nin enflasyon beklentisi 2021 yıl sonu için yüzde 12,2, 2022 yıl sonu için 
yüzde 7,5 seviyesinde bulunuyor. TÜİK en son tüketici fiyatlarını yıllık yüzde 17,14
olarak açıkladı.

TCMB’nin bir sonraki toplantısı 17 Haziran’da gerçekleştirilecek.

TCMB kararında şöyle denildi:

“Salgına bağlı olarak 2020 yılında sert daralan küresel ekonomi, destekleyici politikalar
ve aşılama sürecindeki olumlu gelişmelerin etkisiyle toparlanmaya devam etmektedir.
Bu iyileşme sürecinde, özellikle imalât sanayi faaliyeti ve küresel ticaretteki 
ivmelenme belirleyici olmaktadır. Son dönemde emtia fiyatlarında yeniden artış gözlenirken,
yükselen küresel enflasyon beklentilerinin uluslararası finansal piyasalar üzerindeki
etkileri önemini korumaktadır.

Salgının sınırlayıcı etkilerine rağmen yurt içi iktisadi faaliyet güçlü seyretmektedir.
Salgın kısıtlamalarına bağlı olarak iç talep bir miktar ivme kaybederken, dış talep
gücünü korumaktadır. İmalât sanayi faaliyeti kuvvetli bir ivme sergilerken, salgın
kısıtlamalarından olumsuz etkilenen hizmet sektörlerindeki zayıf seyir sürmektedir.

Bununla birlikte, salgının gidişatı ve aşılama sürecine bağlı olarak iktisadi faaliyet
üzerinde her iki yönde riskler bulunmaktadır. Ticari kredilerin yanı sıra bireysel
kredilerde de daha ılımlı bir seyir gözlenmekle birlikte, bu gelişmenin kalıcılığı
makroekonomik istikrar açısından yakından takip edilmektedir. Emtia fiyatlarındaki
yükselişe karşın, ihracattaki güçlü artış eğilimi, altın ithalatındaki belirgin 
gerileme ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın etkisiyle kredilerde gözlenen yavaşlama
cari işlemler dengesinde öngörülen iyileşmeyi desteklemektedir.

Talep ve maliyet unsurları, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve enflasyon beklentilerindeki
yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya
devam etmektedir.

Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkileri gözlenmeye
başlamıştır. Enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler dikkate alınarak,
Nisan Enflasyon
Raporu tahmin patikasındaki belirgin düşüş sağlanana kadar para 
politikasındaki mevcut duruş sürdürülecektir. Bu doğrultuda Kurul, politika faizinin
sabit tutulmasına karar vermiştir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla
kullanmaya devam edecektir. Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler
oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist
etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam
edilecektir.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters
para ikâmesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman
maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal
istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının
sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

 
