# TCMB faizlerde beklentilerin üzerinde bir artışa gitmeli!

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmb-faizlerde-beklentilerin-uzerinde-bir-artisa-gitmeli-541yy/
- Yayımlanma: 2016-11-23T12:38:00+03:00
- Yazar: Fatih KERESTECİ

Dün için planlanan Ekonomi Koodinasyon Kurulu (EKK) toplantısının iptali ile gözler
artık yarın düzenlenecek olan TCMB’nin Kasım ayı olağan Para Politikası Kurulu (
PPK) toplantısına çevrildi. Hatırlanacağı üzere, Cuma günkü EKK toplantısı sonrasında
yapılan açıklamada fiyat istikrarını tesis etmek için TCMB’nin tedbirler alacağına
vurgu yapılmıştı. Pekiyi, bu tedbirler neler olabilir? Akla gelen ilk tedbir tabii
ki faizlerde artırıma gidilmesi… Ancak, bu çok da kolay değil. Ekonominin belirgin
bir şekilde ivme yitirdiği bir dönemde TCMB’nin hatırı sayılır oranda faiz artırımına
gitmesi oldukça riskli görünüyor. Aksi de çok riskli zira faiz oranlarının sabit
kalması, Türk Lirası’nı açığa satmanın göreceli olarak ucuz kalacağı anlamına gelecektir
ki spekülatörleri son dönemdeki işlemlerini sürdürmeye teşvik edecektir. Açıkçası
TCMB zor bir karar ile karşı karşıya… TCMB’nin birkaç farklı konuda karar alabileceğini
tahmin ediyorum. Öncelikle, 1 hafta vadeli repo faizini 25 baz puan yukarı çekmek
suretiyle sadeleştirmeyi sona erdirip simetrik ve dar bir faiz koridoru arzusuna
ulaşmış olabilir (%7.25-%8.25). Zorunlu karşılık oranlarında indirime gitmek suretiyle
bankacılık sektörü üzerinden reel sektörü destekleyebilir. Karar metninde söylemini
sertleştirerek faiz artırımlarına devam edeceğinin sinyalini verebilir. Bunlar TCMB’nin
karşı karşıya kaldığı kısıtlar çerçevesinde atmasını tahmin ettiğimiz adımlar… Halbuki,
beklemiyor olsak bile daha radikal adımlar atılması gerektiği kanaatindeyiz zira
sınırlı adımların piyasaları sakinleştirmede yetersiz kalması TCMB’yi ilerleyen 
dönemlerde daha da zor durumlarda bırakabilir. Öncelikle, TCMB’nin şu hususları 
dikkate alarak karar vermesinde yarar görüyoruz:

a)    Yüksek faiz oranlarının ekonomik faaliyetleri daha da zayıflatabileceği tezi
şu aşamada Türkiye için geçerli değil zira döviz kurlarının yüksek seyri ve yüksek
volatilitesi şu an daha belirleyici. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in belirttiği
üzere döviz kuru en az faiz kadar önemli bir barometredir. Dün TÜİK ve TCMB’nin 
işbirliği ile hazırlanan tüketici güven endeksi açıklandı. Buna göre, tüketici güveni
Kasım’da 68.9 ile Temmuz’dan bu yana en düşük düzeye geriledi. Bunun temel sebebi
TL’deki belirgin değer kaybı. Halbuki bu dönemde mevduat ile kredi faizlerinde bir
miktar gevşeme olduğuna ilişkin açıklamalar duyuyoruz ve kredi hacminin de büyüdüğünü
gözlemliyoruz. Ama tüketici güveni düşmüş!

b)    Yüksek kur üzerinden enflasyona geçişkenlik dikkate alınmalı ve eskiden yapılmış
çalışmalardan bağımsız bir şekilde irdelenmeli zira daralmış olan kar marjları nedeniyle
fiyat koyucuların maliyet artışını fiyatlara yansıtmak dışında başka bir şansları
bulunmuyor. Mesela, benzin ve motorine dün geceden geçerli olmak üzere ortalama %
3 zam yapıldı. Bu zammın sadece benzin ve motorin ile sınırlı kalması da beklenmemeli
zira bu ürünlerin girdi olarak dahil olduğu birçok ürün ve hizmetin fiyatı da artabilir.
Bunlar karşımıza yüksek enflasyon olarak gelecektir. Mesela, kurlardaki yükselişin
sürmesi halinde, düşük baz etkisinden dolayı, 2017’nin ilk çeyreğinde yıllık TÜFE
enflasyonu çift hanelere yaklaşabilir. Dahası, Pazartesi günü açıklanan beklenti
anketi sonuçlarına göre 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon tahmini %7.87. TCMB’nin
son enflasyon raporundaki tahmininin 1.4 puan üzeri. 24 ay sonrasına ilişkin tahminlerde
bu fark 2.3 puana kadar çıkıyor. Ortada belirgin bir “güven açığı” var!

c)    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın serzenişinin aksine döviz mevduatlarındaki 
erime döviz kurunun rekor kırdığı 4-11 Kasım haftasında da devam etmiş. TCMB verilerine
göre bankalardaki toplam döviz mevduatlarında yaklaşık 3.5 milyar dolarlık bir azalma
olmuş. Bu rakam 15 Temmuz’a göre 17 milyar dolara işaret ediyor. Bankalar, doğal
olarak, DTH’lerdeki azalma karşısında TCMB’de döviz cinsinden tuttukları zorunlu
karşılıkları geri çekiyor ve bu da rezervlerde erimeye neden oluyor. Buradaki kritik
soru, yurtiçi yerleşikler döviz satmasına rağmen kur neden hâlâ yukarı gidiyor. 
Demek ki yurtdışı kaynaklı döviz talebi çok fazla ya da umulmadık bir şey oluyor:
Bankacılık sisteminden yurtdışı bankalara ya da yastıkaltına para çıkışı yaşanıyor.
Bu çok ciddi bir risk! Kurdaki yükselişin kalıcı olabileceği inanışı oluşursa bir
de bugüne kadar döviz satanların döviz talebini görebiliriz. TCMB bunun önüne geçmek
için faiz artırarak TL’nin cazibesini iyileştirmeli. Bu ortamda bir de dolarizasyon
eğilimi ile baş edemeyebiliriz.

d)    TCMB’nin en son verilerine göre finans dışı kesimin net döviz pozisyonu 210.5
milyar dolar açığa işaret ediyor. Son bir ayda USDTRY kurundaki %10’luk artış 70
milyar TL’nin üzerinde bir kambiyo zararına işaret ediyor. Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin
hafta sonunda işaret ettiği bunun muhasebe zararı olduğu, vadesi gelmediği için 
gerçek olmadığı argümanı bankacılık sektörünün çok güçlü olduğu ya da yurtdışı borçlanma
imkanlarının sınırsız olduğu ekonomilerde geçerli olabilir. Halbuki, Türk şirketlerinin
şu an itibariyle bu tarz bir imkanı bulunmamaktadır. Böyle olunca da muhasebesel
dahi olsa bilançolarda yazılacak kambiyo zararları şirketlerin finansal yapısını
zayıflatıp kredi bulma imkanını daha da zorlaştıracaktır. Bu da reel sektörde önemli
bir riski beraberinde getirebilir ki şu an itibariyle güçlü gibi görünen bankacılık
sektörüne de ciddi bir kredi riski olarak yansır.

e)    TL’deki değer kaybının yurtdışı kaynaklı olduğu ne yazık ki doğru bir analiz
değil, eksik! Hastaya doğru teşhisi koymazsanız uygulayacağınız tedavi de kaçınılmaz
olarak başarısız olur. Hangi kıstasa ya da vadeye göre bakarsanız bakın Türk Lirası
en kötü performans kaydeden birkaç para birimi içerisinde yer alıyor. Hiç şüphesiz
bunu TCMB’nin tek başına aşma yetisi yok çünkü kur istikrarı sadece finansal ya 
da ekonomik değil, sosyal, siyasal, diplomatik istikrarı da gerektirir. Ancak, bu
noktada, bahsettiğimiz riskleri azaltmak adına TCMB’nin elinde kuvvetli bir silah
bulunuyor.

Döviz kurlarındaki yükseliş yangına benzer. Zamanında önlem alırsanız geniş bir 
alana yayılmadan durdurabilirsiniz. Geç kalırsanız maalesef tüm ormanı dahi kaybedebilirsiniz.
TCMB Başkanı Çetinkaya ve ekibi önemi bir sınavdan geçiyor. Sadece kendilerinin 
değil TCMB’nin de kredibilitesi ve reputasyonu açısından önemli bir yol ayrımındalar.
Ben faizlerde piyasa tahminlerinin üzerinde bir artırıma gitmeleri gerektiğine inanıyorum
ve dilim döndükçe de sebebini açıklamaya çalıştım. Bu şekilde uzun vadeli faizlerin
gerilediğini dahi görebiliriz. TCMB’den faiz artışı bekleyen tüm analistler gibi
nihayetinde eleştirileceğimin de farkındayım. Olsun, niyetimiz temiz, ülkenin menfaati
için… Güzel bir vecize ile yazımızı bitirelim: Dost değildir sana doğrusun diyen,
dost odur ki sana doğrusunu diyen!
