# TCMB Finansal İstikrar Raporu yayımlandı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmb-finansal-istikrar-raporu-yayimlandi-64527h/
- Yayımlanma: 2021-05-28T14:13:25+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu yayımlandı. Koronavirüs
salgınına karşı küresel ölçekteki kapanma önlemlerinin kademeli şekilde gevşetilmesi,
salgın boyunca alınan ve çoğunluğu hâlen devam eden ekonomik ve finansal destekleyici
tedbirler ve takip eden dönemde aşı konusundaki gelişmelerin katkısına işaret edilen
raporda, 2020 yılı ikinci yarısından itibaren küresel iktisadi faaliyette toparlanma
eğilimi başladığı hatırlatıldı. Bu doğrultuda 2020 yılı Ekim ayından bu yana gelişmekte
olan ülke (GOÜ) hisse senedi piyasaları ve zaman zaman dalgalanma göstermekle birlikte
tahvil piyasalarına portföy girişi yaşandığı belirtildi.

Gelişmiş ülkeler ile Türkiye ve emsal ülkeler başta olmak üzere GOÜ borsaları karantina
önlemlerinin azaltılmaya başladığı Mayıs 2020’den bu yana olumlu performans sergilemiştir.
Diğer yandan, salgının ve salgın döneminde sağlanan mali desteklerin etkisi ile 
artan reel sektör ve kamu sektörünün yüksek borçluluğu hem gelişmiş ülkelerde hem
GOÜ’lerde birer kırılganlık unsuru olarak ön plana çıktığının altı çizildi.

Raporda yer alan diğer ayrıntılar şöyle:

– Tedbirlerin süresi, tedbirlerden çıkışın zamanlaması ile bu sürecin yaratacağı
ödünleşimlerin yönetilmesi ve aşılama konusunda ülkeler arasındaki farklılıklar 
küresel büyüme görünümü üzerinde belirleyici olacaktır. Önümüzdeki dönemde ekonomik
büyümede ülkeler arasındaki farklılaşma ve gelişmiş ülke para politikalarına dair
belirsizlikler GOÜ’lere yönelik sermaye akımlarında oynaklığa neden olabilecektir.

– Yurt içi iktisadi faaliyet 2020 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren iç talepte
daha belirgin olmak üzere, güçlü bir toparlanma kaydetmiştir.

– Kredilerdeki ivmelenme iç talep kanalıyla ithalatı artırmıştır. Öte yandan, 2020
yılı ikinci yarısında ihracatta görülen artış eğilimi, küresel büyüme görünümünün
kademeli şekilde iyileşmesi ve önemli ticaret ortaklarımızın bulunduğu Avrupa ülkelerinde
salgın kaynaklı kısıtlamaların daha ziyade hizmetler sektörüyle sınırlı kalmasıyla
2021 yılı Ocak-Nisan dönemi itibarıyla devam etmiştir. Sanayi üretimindeki güçlü
seyre karşın, salgının yayılımının devam etmesi başta turizm olmak üzere hizmet 
sektöründeki toparlanmayı sınırlamaktadır.

– Güçlü seyreden iç talebin yanı sıra ithalat fiyatlarındaki artış da dış dengeyi
olumsuz etkilemektedir. Buna karşın, ihracattaki güçlü artış eğilimi, altın ithalatındaki
belirgin gerileme ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın etkisiyle kredilerde gözlenen
yavaşlama cari işlemler hesabında öngörülen iyileşmeyi desteklemektedir. İstihdamı
korumaya yönelik tedbirler salgının işgücü piyasası üzerindeki olumsuz etkilerini
sınırlandırırken, işgücüne katılım oranındaki yükselme eğilimi son aylarda işsizlik
oranını artırıcı etki yapmaktadır.

– Uluslararası emtia fiyatlarındaki artışların yanı sıra talep ve maliyet unsurları,
bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler,
fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir.

– 2020 yılı son çeyreğinden itibaren sıkılaştırılan para politikası ve salgına yönelik
tedbirler kapsamında gerçekleştirilen kredi kampanyalarının son bulması ile birlikte
kredi büyümesi son Rapor döneminden itibaren düşüş eğilimine girmiştir. 2020 yılı
Eylül ayı ile karşılaştırıldığında 2021 yılı Nisan ayı itibarıyla kur etkisinden
arındırılmış yıllık (KEA) toplam kredi büyümesi yüzde 25’ten yüzde 13’e, KEA ticari
kredi büyümesi de yüzde 19’dan yüzde 8’e gerilemiştir. Bireysel kredi büyüme oranı
ise 2020 yılı Eylül ayında yüzde 50’yi aşmış ve 2021 yılı Nisan ayında yüzde 34 
seviyesinde gerçekleşmiştir. Kredi büyümesine ilişkin yakın dönem eğilimler göz 
önünde bulundurulduğunda, mevcut sıkı parasal duruşun krediler üzerindeki yavaşlatıcı
etkisinin önümüzdeki dönemde belirginleşmesi ve yaz aylarında baz etkilerinin de
devreye girmesiyle yıllık kredi büyüme oranlarının gerilemeye devam etmesi beklenmektedir.

– Mevcut Rapor döneminde reel sektörün yabancı para (YP) açık pozisyonundaki gerileme
YP mevduatlardaki artış ve YP borçlarda devam eden düşüş kaynaklı olarak devam etmiştir.
Sektörün net YP açık pozisyon tutarı 2021 yılı Şubat ayı itibarıyla bir önceki yılın
aynı dönemine göre 15 milyar ABD doları azalarak 155 milyar ABD doları seviyesinde
gerçekleşmiştir. Sektörün kısa vadeli döviz pozisyonu fazlası ise 2020 yılı başından
bu yana hızlı şekilde artarak 2021 yılı Şubat ayında yaklaşık 26 milyar ABD doları
seviyesine ulaşmış, kısa vadeli YP varlıkların kısa vadeli yükümlülükleri karşılama
oranı yüzde 127 seviyesine çıkmıştır. YP pozisyonuna ilişkin söz konusu göstergelerde
süregelen iyileşme reel sektör firmalarının mali bünyelerinin kur gelişmelerine 
karşı dayanıklılığını artırmaktadır.

– Aynı dönemde, salgın kaynaklı olarak artan finansman ihtiyacının bankacılık sektörü
tarafından TL cinsi olarak etkin bir şekilde karşılanması ve kur artışının YP borç
stoku üzerindeki etkisi ile reel sektör finansal borçlarının GSYİH’ye oranı yüzde
57’den yüzde 63’e yükselmiştir. Buna karşın, Türkiye’de reel sektör borçluluk oranı
2020 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla GOÜ, G20 ve dünya ortalamalarının gerisinde 
seyretmeye devam etmiştir.

– Salgın dönemine özgü uygun koşullu kredi kampanyalarının akabinde kredi koşullarının
sıkılaşması ve azalan ihtiyati nakit ve nakit benzeri varlık tutma tercihinin belirleyici
etkileriyle hanehalkı finansal varlık ve yükümlülüklerinin büyümesi mevcut Rapor
döneminde yavaşlamıştır. Söz konusu dönemde yükümlülük büyümesine en büyük katkı
görece güçlü bir artış sergileyen ihtiyaç kredisi ve bireysel kredi kartı hareketlerinden
gelirken varlık kalemi üzerinde tasarruf mevduatı, hisse senedi ve kıymetli maden
tercihleri belirleyici olmuştur. 10 yıllık ortalaması yüzde 47 seviyesinde bulunan
hanehalkı finansal kaldıraç oranının son yıllarda gösterdiği kademeli düşüş eğilimi
salgın döneminde sona ermiş, kaldıraç oranı mevcut Rapor döneminde yüzde 36 seviyesinde
yatay bir seyir izlemiştir. Diğer taraftan, Türkiye’de yüzde 18 civarında olan hanehalkı
borcunun GSYİH’ye oranı, yüzde 51 seviyesindeki GOÜ ortalamasının altında seyretmeye
devam etmektedir.

– Salgının firmaların nakit akışı ve hanehalkının borç ödeme kapasitesi kanalıyla
bankacılık sektörü aktif kalitesi görünümü üzerindeki olası etkileri, alınan kapsamlı
politika tedbirleriyle sınırlandırılmıştır.

– Kredi taksitlerinin ötelenmesi, TGA ve yakın izlemedeki krediler için gecikme 
sürelerinin belirlenen bir dönem için uzatılması, KGF teminatlı krediler gibi tedbir
ve uygulamalar sonucu TGA bakiyesi yataya yakın seyretmiş, kredi bakiyesi kuvvetli
bir şekilde artmış ve sektörün TGA oranı 2021 yılı Mart ayı itibarıyla yüzde 3,8
seviyesine gerilemiştir. Diğer taraftan, gerek gecikme süreleriyle ilgili düzenleme
gerekse döviz kurundaki yükselişe bağlı olarak yakın izlemedeki kredi bakiyesi 2020
yılı ikinci çeyreğinden itibaren artmaya başlamış, söz konusu kredilerin toplam 
canlı krediler içindeki payı ılımlı bir artışla 2020 yılı Mart ayındaki yüzde 10,9
seviyesinden 2021 yılı Mart ayı itibarıyla yüzde 11,1’e yükselmiştir.

– Yapılandırılan veya yakın izlemede sınıflandırılan kredilerin takip hesaplarına
intikalinin tarihsel ortalamalarıyla uyumlu şekilde hareket edeceği, BDDK’nın kredilerin
sınıflandırılmasına esneklik sağlayan uygulamasının sonlanması halinde iktisadi 
faaliyetin güçlü seyriyle beraber TGA oranındaki yükselmenin sınırlı olacağı beklenmektedir.
Sektörün ihtiyatlı bir yaklaşımla karşılık ayırmaya devam etmesi sayesinde aktif
kalitesindeki olası bozulmanın yönetilebilir seviyelerde kalabileceği öngörülmektedir.

– Bankacılık sektörünün kısa ve uzun vadeli likidite pozisyonları güçlü görünümlerini
korumaktadır. Likidite karşılama oranları (LKO) yasal alt limitlerin oldukça üstünde
olup, sektörün kredi/mevduat (K/M) oranı 2021 yılı Nisan ayı itibarıyla yüzde 100
seviyesinde dengeli bir seyir izlemektedir. Sektörün TL ve YP K/M oranları sırasıyla
yüzde 150 ve yüzde 55 olup, mevcut YP likidite fazlası ve TL likidite ihtiyacı yurt
içi ve yurt dışı takas piyasaları ile etkin bir şekilde yönetilmektedir.

– Mevcut Rapor döneminde küresel ve yurt içi gelişmelere bağlı olarak artan risk
primine karşın bankalar yurt dışı borçlanma piyasasında sendikasyon kredilerini 
önceki yılın aynı dönemine göre benzer maliyetlerle ve yüzde 100’ün üzerinde yenilemektedir.
Firmaların yatırım iştahının seyri ve mudinin YP mevduat tercihi ise bankaların 
yurt dışından borçlanma ihtiyaçlarını azaltan unsurlar olmuştur.

– Bankacılık sektörünün küresel şoklara karşı yeterli tampon bulunduran YP likit
aktif portföyleri 2021 yılı Mart ayı itibarıyla kısa vadeli YP cinsi yurt dışı borcun
yüzde 81’ini karşılayabilmektedir.
Bankaların kur takası pozisyonlarıyla birlikte
likit aktiflerinin kısa vadeli borcun tamamını karşılayabildiği görülmektedir.

– Bankacılık sektörü kârlılığında mevcut Rapor döneminde görülen gerilemede, net
ücret ve komisyon gelirleri ile artan fonlama maliyetleri üzerinden net faiz gelirlerindeki
düşüş etkili olmuştur.

– Aktif-pasif vade farkı ve 2020 yılında kullandırılan düşük faizli krediler kaynaklı
olarak net faiz gelirlerinde görülen düşüş, güçlü kredi büyümesi kaynaklı hacim 
etkisiyle bir miktar dengelenmiştir.

– 2021 yılı ilk çeyreğinde net ücret ve komisyon gelirleri kârlılığı desteklerken,
önümüzdeki dönemde kredilerdeki yeniden fiyatlama sürecinin devamıyla birlikte net
faiz marjı kanalından gelen kârlılığı sınırlayıcı etkinin hafifleyeceği öngörülmektedir.
Karşılık gelişmeleri, düşük seyreden operasyonel giderler büyümesi ve sermaye piyasası
işlemleri dönem kârlılığına olumlu katkıda bulunmuştur.

– Geçtiğimiz Rapor döneminde ihtiyatlı bir yaklaşımla ayrılan karşılıklar sektörün
risk yönetim kapasitesini desteklerken, mevcut Rapor döneminde kredi karşılık giderlerindeki
azalış da kârlılığa olumlu yansımıştır.

– Bankacılık sektörü sermaye yapısı güçlü görünümünü korumaktadır. Sermaye yeterlilik
rasyosu (SYR) mevcut Rapor döneminde 143 baz puan gerileyerek yüzde 18 düzeyinde
gerçekleşmiştir. SYR hesaplanmasına ilişkin kullanılabilecek salgın dönemi imkânlarının
BDDK tarafından 30
Haziran 2021 tarihine kadar uzatılması genel olarak SYR’yi desteklerken,
kredi riskine esas tutarın hesaplanmasına ilişkin imkânda kullanılabilecek döviz
kurunda yapılan güncelleme SYR’yi düşürücü yönde etkilemiştir. Kârlılık mevcut Rapor
döneminde azalsa da özkaynaklara olumlu katkı sağlamaya devam etmiştir.

– Finansal İstikrar Raporunun alt bölümlerinde yer alan temel göstergeler kullanılarak
hesaplanan Makrofinansal Görünüm Endeksi, 2020 yılı ilk yarısında küresel salgının
olumsuz etkileri sonucunda geriledikten sonra izleyen dönemde kademeli şekilde toparlanarak
2021 yılı ilk çeyreği itibarıyla tarihsel ortalamasının üzerine çıkmıştır.

– Son iki çeyrek itibarıyla krediler ve bankacılık sistemi bilanço sağlamlık göstergeleri
ile firma kesimi ve hanehalkı finansal gelişmeleri daha destekleyici bir konumda
olmuştur. Küresel finansal koşullar bu dönemde olumsuz yönde gelişirken, yurt içi
makroekonomik ortam iktisadi faaliyette kaydedilen güçlü seyir ile bir miktar iyileşirken
enflasyon ve cari dengeye yönelik riskler önemini korumuştur. Yılın geri kalanında
sıkı parasal duruşun etkilerinin belirginleşmesiyle cari dengede ve enflasyon görünümünde
beklenen iyileşme makrofinansal istikrarı destekleyecektir. Fiyatlar genel düzeyinde
sağlanacak istikrar, ülke risk primlerinde düşüş, ters para ikamesinin başlaması,
döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak
gerilemesi yoluyla önümüzdeki dönemde makroekonomik ve finansal istikrarı olumlu
etkileyecektir. “
