# TCMB Finansal İstikrar Raporu’nu yayımladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/tcmb-finansal-istikrar-raporunu-yayimladi-92604h/
- Yayımlanma: 2022-11-25T13:53:33+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası](https://www.borsatek.com/merkez-bankasi-rezervleri-yilin-en-yuksek-seviyesine-cikti-92341h)(
TCMB) Finansal İstikrar Raporu’nda, bankacılık sektörünün tarihsel olarak en güçlü
seviyesine ulaşan aktif kalitesi göstergelerinin daha da iyileştiği, tahsili gecikmiş
alacak (TGA) oranının yüzde 2,2 ile tarihsel olarak en düşük seviyeye gerilediği
bildirildi.

TCMB’nin Kasım 2022 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu, bankanın internet
sitesinde yayımlandı.

Raporda, gelişmiş ülkelerde resesyon beklentilerinin artması nedeniyle küresel iktisadi
faaliyetin yavaşladığı belirtilerek, ülkelerin iktisadi büyüme ve enflasyon görünümlerindeki
farklılıklara bağlı olarak merkez bankalarının para politikası adımlarında ve iletişimlerinde
ayrışma gözlendiği kaydedildi.

Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil getirilerindeki oynaklık ve fonlama maliyetlerindeki
artışın, gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarına ilişkin riskleri canlı
tuttuğu aktarılan raporda, Türkiye’de emsal ülkelere göre oldukça düşük olan hanehalkı
borçluluğunun, son 10 çeyrek boyunca kesintisiz azalmaya devam ettiği vurgulandı.

Raporda, hanehalkı borçluluğunun büyük ölçüde sabit gelirli kesime ait olmasının
hanehalkının borç ödeme performansına ilişkin göstergeleri daha da güçlendirdiğinin
altı çizilerek, “Hanehalkının finansal varlıklarındaki güçlü artış devam ederken,
varlık kompozisyonunda TL’nin payı TCMB’nin liralaşma stratejisinin yansıması sonucu
artmaktadır. Hanehalkı varlıklarında TL mevduata dönüşümü teşvik eden uygulamaların
desteğiyle finansal sistemde TL mevduatın payı artarken, alternatif ürünler ve yurt
içi sermaye piyasalarında TL lehine gelişen dinamikler yabancı para (YP) mevduat
tercihini azaltmaktadır. Hanehalkının mevduat dışı finansal varlıklara ilgisinin
artması finansal araçların tabana yayılması açısından olumlu bir gelişme olarak 
değerlendirilmektedir.” denildi.

### – “Reel sektörün likidite, kârlılık ve borç ödeme göstergeleri olumlu seyrediyor”

Raporda, reel sektörün finansal varlıklarının, yükümlülüklerine göre daha güçlü 
artışını sürdürdüğü, likidite, kârlılık ve borç ödeme göstergelerinin olumlu seyrettiği
dile getirildi.

Kur ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler ve enflasyonist baskıların, firmaların işletme
sermayesi ihtiyacını ve finansal yükümlülüklerini artırdığı belirtilen raporda, 
firma varlıklarının ise canlı seyreden iktisadi faaliyetin yanı sıra artan ciro 
ve karlılıklarla desteklendiği ifade edildi.

Raporda, reel sektör firmalarının YP borçlarını azaltmaya devam ettiği aktarılarak,
şunlar kaydedildi:

“Kur riski görünümündeki iyileşme de sürmektedir. Diğer taraftan, firmaların yurt
dışı finansmana erişimi ve dış borç yenileme oranındaki yüksek seviye korunmaktadır.
Reel sektör firmalarının kârlılığı, güçlü seyreden iktisadi faaliyet, ihracat ve
stok yeniden değerlemelerinin etkisiyle artmaktadır. Firmaların borç ödeme kabiliyetine
ve likiditesine yönelik göstergelerdeki iyileşme korunmaktadır. Makroihtiyati düzenlemelerin
katkısıyla ihracat ve yatırım oranı daha yüksek olan imalat sektörü firmalarının
kredilerden aldığı pay artmaya devam etmektedir. Uygulanan makroihtiyati politikalar
neticesinde, KOBİ, ihracat ve yatırım kredilerinin ocak-eylül dönemindeki net kullandırımı
önceki yıla kıyasla 65 milyar liradan 878 milyar liraya gelerek 12 kat artış göstermiştir.
Reel sektörün net döviz açık pozisyonu 2022’de 32,7 milyar dolar azalarak son 12
yıldaki en düşük seviye olan 89,1 milyar dolara gerilemiştir.”

### – “TL firma kredilerinin toplam kredilerde sürükleyici”

Raporda, TL firma kredilerinin toplam kredilerde sürükleyici olduğu, Nisan 2022 
ve sonrasında alınan makroihtiyati tedbirlerin kredi büyümesindeki ivmelenmeyi sınırlandırdığı
vurgulandı.

Firmaların yükselen emtia fiyatlarıyla artan işletme sermayesi ve stok finansman
ihtiyacının, TL firma kredisi talebinin güçlü kalmasına neden olduğu belirtilen 
raporda, makroihtiyati politikaların katkısıyla KOBİ, ihracat ve yatırım kredilerinin
büyümesi ve kredilerdeki payının olumlu yönde ayrıştığına işaret edildi.

Raporda, bu gelişmenin, büyüme kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payının
artmasına, istihdamın güçlenmesine ve yapısal cari açığın azaltılmasına katkı verdiği
ifade edilerek, “Kredilerin yatırım, ihracat ve potansiyel büyümeyi destekleyecek
şekilde iktisadi faaliyetle buluşması büyük önem arz etmekte olup, alınan tedbirlerin
etkileri yakından takip edilmektedir.” denildi.

### – “Tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 2,2 ile tarihi düşük seviyede”

Raporda, bireysel kredi büyümesinin, haziranda konut kredileri kredi/değer oranı
ve ihtiyaç kredi vadelerine yönelik sıkılaştırıcı önlemlerin katkısıyla ılımlı seyrettiği
bildirildi.

Parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini artırmak amacıyla uygulamaya alınan TL
ticari kredi faiz oranlarına göre menkul kıymet tesis edilmesine yönelik düzenleme
sonrasında politika faiz oranı ile TL ticari kredi faiz oranı arasındaki makasın
kapandığına işaret edilen raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Bankacılık sektörünün tarihsel olarak en güçlü seviyesine ulaşan aktif kalitesi
göstergeleri daha da iyileşmektedir. Nominal kredi büyümesinin yanı sıra tahsili
gecikmiş alacak (TGA) ilavelerindeki ılımlı seyrin katkısıyla TGA oranındaki azalış
eğilimi devam etmekte olup, söz konusu iyileşme kredi türlerinin geneline yaygın
olarak görülmektedir. Bireysel ve firma TGA tahsilatlarının TGA bakiyesine oranı
geçmiş dönem ortalamasının üzerindedir. Güçlenen hanehalkı ve reel sektör bilançoları
sayesinde, bankalar başta olmak üzere finansal kesimin aktif kalitesi iyileşmeye
devam ederek sektörün TGA oranı yüzde 2,2 ile tarihsel olarak en düşük seviyesine
ulaşmıştır.”

Raporda, yakın izlemede bulunan kredi oranındaki iyileşmenin devam ettiği aktarılarak,“
Yakın izlemedeki kredilerin önemli bir kısmının gecikmesi olmayan kredilerden oluşması
ve bankaların ihtiyatlılık gereği salgın döneminden itibaren tüm kredi sınıfları
için yüksek oranlarda karşılık ayırmaları aktif kalitesine ilişkin riskleri sınırlamaktadır.”
denildi.

### – “TL kredi büyümesi, TL mevduat büyümesinin gerisinde”

Raporda, bankacılık sektörünün YP dış borcu azalmaya devam ederken güçlü YP likidite
tamponlarının korunmasının likidite şoklarına karşı bankaların dayanıklılığını artırdığı
belirtildi.

Küresel finansal koşullardaki sıkılaşma ve jeopolitik riskler nedeniyle dış borç
maliyetlerinin yükseldiğine işaret edilen raporda, buna karşın bankaların güçlü 
bir borç geri ödeme ve yenileme performansı sergilediği vurgulandı.

Raporda, azalan dış borca karşın bankaların döviz likiditelerini yüksek düzeyde 
tuttuğu aktarılarak, “Bu durum olası şoklara karşı sistemin direncini güçlü kılmaktadır.
Bilançolardaki liralaşma ile TL mevduatta gerçekleşen güçlü büyüme genel likidite
görünümünü desteklerken, TL kredi büyümesi TL mevduat büyümesinin gerisinde seyretmektedir.”
denildi.

Bankaların faiz riskinin sınırlı düzeyde olduğu, bilanço yapılarının faiz şoklarını
yönetebilecek yüksek kapasiteye sahip bulunduğu ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

“Bankaların TL aktiflerinin ortalama vadesi bankaların sabit faizli uzun vadeli 
menkul kıymetlere yönelmesi ile son aylarda bir miktar yukarı yönlü hareketlenmiştir.
Bankaların değişken faizli kredi artışı sürerken, değişken faizli TL menkul kıymetlerin
bilançodaki payı son rapor döneminde azalış göstermiştir. Kredilere ve mevduata 
ilişkin devreye alınan menkul kıymet düzenlemelerinin bilançoya etkisi sınırlıdır.
Bankalar ağırlıklı olarak uzun YP pozisyona sahip iken, uzun pozisyon fazlası taşıyan
bankaların sayısı artmakta ve aktif büyüklüğü payları yüksek seyretmektedir.”

### – “Bankaların likidite şoklarına karşı dayanıklı yapısı korunuyor”

Raporda, bankacılıkta sektör geneline yaygın güçlü kârlılık performansının sermaye
yeterliliğini desteklediği belirtilerek, sektörün güçlü kârlılık performansında,
kredi mevduat faiz marjı, TÜFE’ye endeksli menkul kıymet getirileri ile kredi büyümesinden
gelen hacim etkisinin belirleyici olduğu ifade edildi.

Aktif kalitesi görünümünün olumlu seyretmesinin kârlılığı desteklediği aktarılan
raporda, bankaların ihtiyatlılık gereği serbest karşılıklarını artırmalarının ise
kârlılığı sınırladığı bildirildi.

Raporda, bankaların dış borçları azalırken, güçlü yabancı para likidite tamponları
ile likidite şoklarına karşı dayanıklı yapısının korunduğu vurgulandı.

Bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranlarının düzenleme etkilerinden arındırıldığında
dahi yasal sınırların üzerinde kalmaya devam ettiği vurgulanan raporda, “Öte yandan,
bankaların yasal sınırların üzerinde tuttukları fazla sermaye yıl sonuna göre artış
göstermiştir. Sermaye tamponları bankaların beklenmeyen kayıpları karşılayabilmesi
ve stres dönemlerinde ekonominin ihtiyaç duyduğu finansmanın sürdürülmesi açısından
önem arz etmektedir.” değerlendirmeleri yapıldı.
 
